Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2011/2546 E. 2011/3384 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2011/2546
Karar No
2011/3384
Karar Tarihi

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 24/04/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ...... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/02/2025 NUMARASI: ... Esas ... Karar DAVACI : ...... VEKİLİ : Av... DAVALI : 1- ...... VEKİLİ : Av... DAVALI : 2- ...... VEKİLİ : Av... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 24/04/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 24/04/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 03.01.2017 günü saat 07:50 sıralarında, dava dışı sigortalı araç sürücüsü ......, idaresindeki ...... plaka sayılı kamyon ile İstanbul caddesini sağ şeridi takiben seyri esnasında, arıza yapması nedeni ile duran müvekkili yönetimindeki ...... plaka sayılı otomobile ve arıza nedeni ile araçtan inen müvekkiline çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını ve malul kaldığını, dava dışı sürücü ...... hakkında, taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma ve ... Karar sayılı dosyasında trafik kazası tespit tutanağına göre sürücünün kusursuz olduğundan bahisle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de verilen kararın hatalı olduğunu, trafik kazası tespit tutanağı incelendiğinde; kaza mahallinde emniyet şeridi ve banketin bulunmadığı, havanın sisli, yolun ise karlı ve buzlu olduğu, mahal şartlarının yerleşim yeri, yolun eğimli, viraj ve köprü altı olduğu duruma göre ve müvekkilinin kullandığı aracın önünde bir aracın daha durmuş olduğu, oluşan arıza nedeni ile müvekkiline ait aracın durduğu, emniyet tedbirlerini almaya fırsat bulamadan kazanın meydana geldiği, sigortalı araç sürücüsü ......'in; havanın sisli, yolun karlı ve buzlu olduğunu dikkate almadan araç kullandığı, eğimli ve dönemeçli yola girerken ve bu yolda ilerlerken hızını azaltmadığı, kullandığı kamyonun teknik özelliği ile görüş mesafesi, karlı ve buzlu olan yolda seyrettiği halde hızını bu şartlara uydurmadığı ve aşırı hızla seyrettiği, kendisini takip eden sürücü, kendisini geçmeye başladığı halde kendisinin de önünde duran araçları geçmeye (sollamaya) başladığı ve karlı ve buzlu olan ve sis nedeni ile görüş mesafesi azalan eğimli ve dönemeçli yolda dönemece girerken ve bu dönemeçli yolda ilerlerken hızını azaltması, aracının hizini, kullandığı kamyonun teknik özelliğine, görüş, yol ve trafik duruma göre ayarlaması, önünde duran iki aracı gördüğünde etkin fren tedbirine başvurmak sureti ile aracını durdurması, kendisini geçen (sollayan) araç olduğu halde onun geçişine izin vermesi ve önünde duran araçları geçmeye (sollamaya) kalkışmaması şeklindeki kazayı önleyici etkin ve etkili tedbire başvurması gerekirken, bu gereklere uymaması nedeni ile karıştığı davaya konu trafik kazasında kusurlu olduğunu, kazaya karışan ve ...... San. ve Tic. A.Ş. Adına kayıtlı olan ...... plaka sayılı kamyonun davalı ...... A.Ş.'nin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalısı olduğu, davalı ...... A.Ş.'nin (...... A.Ş.) Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalısı olduğu, müvekkilinin yaralanmaları nedeniyle Başkent Üniversitesi Konya Uygulama ve Araştırma Merkezi Hastanesinde tedavi gördüğünü, uzunca bir sürede tedavisinin devam ettiğini ve sürekli iş göremez hale geldiğini, 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesine göre açılan belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere müvekkilinin geçici iş göremezlik süresinde uğradığı maddi zararı, sürekli iş göremezliği nedeni ile uğradığı maddi zararı, tedavi ve iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı, kaçınılmaz tedavi giderlerinden doğan maddi zararı olmak üzere 4,00 TL maddi tazminatın, kaza tarihinde geçerli kişi başı poliçe teminat limitleri ile sınırlı olarak temerrüdün oluştuğu 10.11.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...... A.Ş.'den alınarak müvekkiline verilmesine, ZMSS poliçesi kişi başı teminatının tükenmesi halinde müvekkilinin, Sürekli iş göremezliği nedeni ile uğradığı maddi zararı olarak 1,00 TL maddi tazminatın, temerrüdün oluştuğu 10.11.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...... A.Ş.'den alınarak müvekkiline verilmesine, arabuluculuk faaliyeti için yapılan giderler ile sarfına mecbur kalınacak yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...... A.Ş. vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; İşbu dava konusu talepler sigorta tazminatına ilişkin olduğundan İstanbul Anadolu Asliye Ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, müvekkilinin ZMSS sigortacısı olduğunu ve sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ile sınırlı olduğunu, mezkur kaza da davacının asli ve tam kusurlu olduğunu, dava konusu talepleri kabul anlamına gelmemek kaydıyla, başvuran taraf sigortacılık Kanunu ve Trafik Sigortası Genel Şartları gereğince usulü yükümlülüğü olan başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmeksizin dava açtığını, kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının ve davacının maluliyet oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi'ne sevk edilmesi gerektiğini, davacının gelirinin asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiğini, poliçe tanzim tarihi itibariyle geçici iş görmezlik, tedavi gideri ve geçici bakıcı tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, dava konusu kaza nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...... vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, 03.01.2017 tarihinde meydana gelmiş olan dava konusu kazaya karışan ...... plakalı araç ...... poliçe numarası ile 14.07.2016-14.07.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere müvekkili nezdinde Genişletilmiş Kasko Sigorta poliçesi kapsamındaki İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına alındığını, davacının uğranılan maddi zararını öncelikli olarak zorunlu mali mesuliyet sigortasından karşılanması gerekeceği, davanın zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesini düzenleyen ...... A.Ş.'ye yönlendirilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; yargılamaya esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporu ile birlikte davacı vekilinin 11/11/2024 havale tarihli talep artırım dilekçesi de nazara alınarak; Davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 691.982,66 TL, geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 91.783,29 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 22.518,00 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 6.000,00 TL'nin davalı sigorta şirketinden 08/06/2023 temerrüt tarihinden itibaren (poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla), diğer davalı ...... yönünden kaza tarihi olan 13/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Dava konusu kazada ...... plaka sayılı aracın dava dışı ...... San. ve Tic. A. Ş. adına kayıtlı ticari araç olduğundan talep edilen bedellere avans faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Davacı vekili sigorta şirketlerine yönelik taleplerinde ZMMS limitlerinin dolması halinde İMMS limitlerine ilişkin karar verilmesi belirtildiğinden her ne kadar ZMMS limitleri dolmaması nedeniyle sıralı sorumluluk ilkesi gereği ...... yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de; davalı ...... lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Her ne kadar taraflar ceza dosyası kapsamında dava konusu olaya ilişkin uzlaşmış iseler de; Anayasa Mahkemesinin 2023/43 Esas, 2023/141 Karar sayılı 18/10/2023 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan hükmüne göre CMK 253. Maddesini 19. Fıkrasının 5. Cümlesi olan "uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz" bölümü iptal edildiğinden yargılamaya devam olunarak yukarıdaki gerekçeler ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " şeklinde davanın kısmen kabulü ile; davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 276.679,59 TL, Geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 6.739,49 TL,Tedavi masraflarına ilişkin 12.000,00 TL, Bakıcı giderlerine ilişkin zararları için 2.844,00 TL tazminatın davalı ...... firmasından (sigorta limitleri dahilinde) 10.11.2023 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ... sigortacısı ...... firmasına açılan davanın reddine, dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; AYM'nin iptal kararları ile Konya BAM 3. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması dikkate alınarak müvekkilin sürekli iş göremezlik zararının tespitini, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’ne göre tespit edilen %13,1 maluliyet oranı üzerinden PMF-1931 Yaşama Tablosuna göre yapan hesaplamaya itibar edilerek davaların kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı yönetmelik hükümlerine göre belirlenen %4 tüm vücut fonksiyon kaybı oranı üzerinden TRH-2010 Mortalite Tablosuna göre yapılan hesaplamaya itibar edilerek davalı ...... A.Ş. yönünden davanın kısmen kabulüne davalı ...... A.Ş. yönünden ise davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğunu, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma ve ... Karar sayılı dosyasında müştekinin ve zarar görenin ......, şüpheli ve tazminat sorumlusunun ...... olduğunun, ......'in maddi zararları yönünden uzlaşmanın sağlandığını, müvekkili yönünden ise uzlaşmanın söz konusu olmadığının dikkate alındığında, yerel mahkemenin uzlaşmaya ilişkin kabulünde isabet bulunmadığını, davalılar yararına tazminat hesap yöntemi ile miktarları yönünden usuli kazanılmış hak oluşmaması için tazminatın hesaplama yöntemi ile hesaplanan tazminat miktarları yönünden de istinaf ettiklerini beyan ederek Yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Maluliyete ve aktüeryaya itiraz ve Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir. Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları, idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı). Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir. Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır. Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir. Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır. Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında; AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir. Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE Aynı kaza ile ilgili olmak üzere İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır. Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir Bu halde Aym'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve bu genel şartlarla belirlenen Özürlülük ölçütü yönetmeliği ile Engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas 2019/6853 karar sayılı ilamları. Bu halde Söz konusu belirlemenin Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından (çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak) uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan çalışma gücü ve maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. O halde mahkemece, yukarıda verilen hukuksal bilgiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından davacının maluliyeti olup olmadığı, yaralanmasının niteliği, iş güçten kalma süresinin tespiti bakımından Aym' ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından Her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de; Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere; 11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir. Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin "çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir. Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından "11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN YANLIŞ YÖNETMELİĞE GÖRE KARAR VERİLDİĞİ ANLAŞILMAKLA Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREKİR. KEZA AYM 'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak 01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir. Bu halde mahkemece AYM verilen iptal kararı doğrultusunda PMF 1931 'a göre KARAR verilmesi gerekerken TRH 2010 uygulanması yanlış olup itirazlar yerindedir. BU DURUMDA SEÇENEK HESAPLAMALARA GÖRE Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre; Kalıcı iş göremezlik( maluliyet) oranı %13,1 olarak belirlenmiştir. kaza tarihi itibari ile ZMMS poliçesinin sakatlanma klozu poliçe limitinden sorumlu olduğu limit 330.000,00TL ve sağlık gideri klozu poliçe limitinden sorumlu olduğu limit 330.000,00 TL dir ...... plaka plaka sayılı aracın kaza tarihi olan 03.01.2017 tarihi itibari geçerli olan ve Genişletilmiş Kasko Poliçesindeki davalı sigorta şirketinin Artan Mali Sorumluluk Poliçesine göre bedeni ve maddi olay başına ve poliçe döneminde teminat tutarı 250.000,00TL dir. Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre(Pmf1931 göre) : *Davacı için geçici maluliyet( iş göremezlik) tazminatı olarak 6.739,49TL *Davacı için kalıcı maluliyet( iş göremezlik) tazminatı olarak 738.799,83TL *Davacı için geçici bakıcı gideri olarak 2.844,00TL *Davacı için tedavi gideri olarak 12.000,00TL Olmak üzere toplamda 760.383,32TL tazminat hesap edilmiştir. BU HALDE Sigorta sözleşmesinin hiç yapılmamış olması, yapılmış fakat geçersiz hale gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısım için; sırasıyla 13/10/1983 tarih ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre yapılması zorunlu olan mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur" denilmektedir. Buna göre zorunlu mali sorumluluk sigortası ve ihtiyari mali sorumluluk sigortası arasında sıralı sorumluluk ilişkisi kabul edilmiştir. Yukarıda izah edilen sıralı sorumluluk esasına göre, İMMS sigortacısına, ancak zorunlu mali sorumluluk sigortası limitinin üzerinde bir zararın tespiti halinde, limitin üzerinde kalan kısım yönünden başvurulabileceği,gözetilerek TEMİNAT LİMİTLERİNE GÖRE DAVANIN TAM KABULÜ GEREKİRKEN REDDİ İSABETSİZDİR HMK'nin 355. maddesinde, “ İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” 353. maddesinde, “ (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; ... b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1)..., 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemelerini içermektedir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, ilk derece mahkemesinin kararında yukarıda belirtilenler dışında HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden herhangi bir yanlışlığın da bulunmadığı gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve yeniden hüküm tesis edilmesine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle; DAVANIN KABULÜ ile; 1-ZMSS sigortacısı ...... A.Ş yönünden açılan davanın KABULÜ ile Davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 330.000,00 TL, Geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 6.739,49 TL,Tedavi masraflarına ilişkin 12.000,00 TL, Bakıcı giderlerine ilişkin zararları için 2.844,00 TL olmak üzere toplam 351.583,49 TL tazminatın davalı ...... firmasından (sigorta limitleri dahilinde) 10.11.2023 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-... sigortacısı ...... A.Ş aleyhine açılan davanın KABULÜ ile Davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 250.000,00 TL, tazminatın davalı ...... firmasından (İMMS poliçe teminat miktarı ile sınırlı ve sigorta limitleri dahilinde) 10.11.2023 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, İlk Derece Yargılaması Yönünden; 3-Alınması gereken 41.094,16 TL harçtan peşin alınan 2.324,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 38.769,31 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, (Davalı ...... AŞ'nin 22.641,27 TL'sinden, davalı ...... AŞ.nin 16.128,03 TL'sinden sorumlu tutulmasına) 4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 269,85 TL peşin harç, (1.201,00 TL+ 854,00 TL=) ‭2.055‬,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam ‭2.633,1‬0 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (Davalı ...... AŞ'nin 1.537,73 TL'sinden, davalı ...... AŞ.nin 1.095,39 TL'sinden sorumlu tutulmasına) 5-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri 12.500,00 TL bilirkişi ücreti, 5.917,26 TL Selçuk Üniversitesi rapor ücreti, 3.375,00 TL Adli Tıp Kurumu rapor ücreti, ‭1.299,5‬0 TL posta tebligat gideri toplamı olan ‭‭‭‭23.091,76‬ TL'nin yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (Davalı ...... AŞ'nin 13.485,58 TL'sinden, davalı ...... AŞ.nin 9.606,18‬ TL'sinden sorumlu tutulmasına) 6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 94.237,52 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (Davalı ...... AŞ'nin 55.034,71 TL'sinden, davalı ...... AŞ.nin 39.202,81‬ TL'sinden sorumlu tutulmasına) 7-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından; buna göre 3.200,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (Davalı ...... AŞ'nin 1.868,80‬ TL'sinden, davalı ...... AŞ.nin 1.331,20 TL'sinden sorumlu tutulmasına) 8-Davacı tarafından yatırılan ve dosyada bakiye kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, İstinaf Yargılaması Yönünden; 9-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine, 10-Davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 50,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.733,10 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 11-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 12-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 24/04/2025 ...... ...... ...... ......Başkan Üye Üye Katip ... ... ... ... E imza E imza E imza E imza Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2011/2546, K. 2011/3384, T. 10.11.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2011-2546-e-2011-3384-k-fc83890ed8bb