Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2010/461 E. 2013/637 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2010/461
Karar No
2013/637
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/236 Esas KARAR NO:2025/746 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2019/359 Esas - 2022/687 Karar TARİHİ:06/10/2022 DAVA:İtirazın İptali BİRLEŞEN İSTANBUL 5.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2014/157 ESAS - 2014/201 KARAR SAYILI DOSYASI DAVA:İtirazın İptali KARAR TARİHİ:02/05/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin akaryakıt sektöründe faaliyet gösterdiğini, faaliyet çerçevesinde bizzat belirlediği noktalarda kendi marka ve logosu altında, BP standartlarında kurulacak veya kurulu akaryakıt istasyonlarında akaryakıt satış faaliyetini gerçekleştirmek için öncelikle istasyonların kurulu bulunduğu kurulacak gayrimenkuller üzerinde, kira anlaşması veya intifa hakkı tesisi ile kullanım hakkına sahip olduğunu, gayrimenkul malikleri ile müvekkili şirket arasında akdedilen işbu anlaşmalar neticesinde, müvekkili şirketin kullanım hakkına sahip bulunduğu gayrimenkuller üzerinde kurulu veya kurulacak akaryakıt istasyonlarının işleticiliği/bayiliği malik veya malikle bağlantılı gerçek veya tüzel kişilere verebildiği gibi malikle hiç bağlantısı olmayan 3.kişilere tevdi edilebildiğini, bu kapsamda dava dışı ....A.Ş ile müvekkili şirket arasında Hatay ili, İskenderun ilçesi, ...mevkiinde kain ve tapu sicilinde 6243 parselde kayıtlı bulunan gayrimenkulün müvekkili şirkete 15 yıl süreyle kiralanmasına ilişkin 28.09.2004 tarihli kira sözleşmesi akdedildiğini ve tapuya şerh edildiğini, kira bedelinin tamamı müvekkili şirket tarafından peşin olarak ödendiğini, daha sonra söz konusu taşınmazın davalı şirket tarafından satın alındığını, kira sözleşmesi nedeniyle müvekkili şirketin kullanım hakkına sahip olduğu gayrimenkul üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunun işletmeciliği/bayiliğinin BP marka ve logosu altında faaliyette bulunmak üzere akdedilen bayilik anlaşması ve ekleri gereğince davalıya tevdi edildiğini, müvekkili şirketin tesislerde kalıcı nitelikte yatırımlar yaptığını, rekabet kurulunun resmi internet sitesinde 12/03/2009 tarihinde gerçekleştirdiği akaryakıt sektörü ile ilgili genel bildirim ile bayilik sözleşmesi ile bağlantılı kredi sözleşmeleri, ekipman sözleşmelerinin uzun süreli kira sözleşmeleri ya da uzun süreli intifa hakkı tanınması gibi şahsi ya da ayni hakların da rekabet yasağı kapsamında değerlendirilebileceğini, 18/09/2005 tarihinden önce yapılmış olan ve süresi 5 yılı aşan sözleşmelerin rekabet kurulu tarafından uygulanan azami hadde indirme ilkesi gereğince 18/09/2010 tarihine kadar tebliğde yer alan muafiyetten yararlanabileceği, bu tarihten sonra muafiyet koşullarının ortadan kalkacağı, 18/09/2005 tarihinden sonra yapılan sözleşmelerin süreleri ne olursa olsun, yapıldıkları tarihten itibaren ilk 5 yıllık süre boyunca muafiyetten yararlanılabileceğine, 5 yılı aşan süreler bakımından tebliğde belirtilen muafiyet koşullarının ortadan kalkacağının bildirildiğini, İskenderun 3. Noterliğinin 19/07/2010 tarih ve ...yevmiye numaralı ve 11/10/2010 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameleri ile bayilik anlaşması ve protokollerin 18/09/2010 tarihinden sonra davalı tarafça müvekkiline kullandırılmayarak sonlandırıldığını, davalının kiraya vereni bulunduğu gayrimenkul üzerinden müvekkili şirket lehine tesis edilen hukuksal tasarruf hakkı için ödenen peşin kira bedelinin geçersiz kılınan süresine (işlememiş süre) tekabül eden kısmı olan 891.542,10 TL'sinin denkleştirici adalet ilkesine göre tahsili, sabit yatırımların işlememiş süreye isabet eden kısmı olan 233.483,90 TL.nin 18.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesi, aksi halde davalı hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılacağı hususu davalıya ihtar edildiğini, davalı borçlunun ihtara rağmen borcu ödemekten imtina etmesi üzerine ... sayılı dosyasından davalı aleyhine ipoteğin para verilmesi yoluyla takip başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu belirterek, davalının ... sayılı dosyasındaki itirazın iptaline, takebin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacı tarafından açılan takibe karşı yetki itirazında bulunduklarını, davalının ikamet adresinin İskenderun ilçesinde olduğunu, tebligatın İskenderun'da yapıldığını, ipotek konusu taşınmazın İskenderun adresinde olduğunu, yetkili icra dairesinin ve mahkemenin İskenderun İcra Müdürlüğü ve Mahkemeleri olduğunu belirterek yetki itirazında bulunduklarını, davacı tarafından açılan davada talep edilen alacak haklarının zamanaşımına uğradığını, sebepsiz zenginleşme nedeni ile açılacak davalarda zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğunu, 18/09/2010 tarihinde sona eren sözleşmeden dolayı en geç 18/09/2012 tarihinde davanın açılması gerektiğini, BK.nın 158.maddesindeki 60 günlük ek sürenin de davanın esastan reddedilmiş olması nedeniyle bu davada uygulama imkanın bulunmadığını, dava konusu ipoteğin kaldırılması için İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/461 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, bu davada yapılan yargılama sonucunda; 19/12/2013 tarihinde davanın kabulü ile ipoteğin kaldırılmasına karar verildiğini, kararın tebliğ aşamasında olduğunu, bu kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, icra takibi ve daha sonra açılan işbu dava ile müvekkili şirketten talep edilen işlememiş döneme tekabül eden güncel kira bedelinin ipotek konusu olmadığını, kira sözleşmesi ile müvekkilinden önceki maliklere ödenen bedelin 28/09/2004 tarihinde yapılan kira sözleşmesi ile ödendiğini, oysa davaya konu ipoteğin 02/11/2007 tarihinde davacı şirket ile davalı şirket arasında yapılan bayilik sözleşmesinden dolayı verildiğini, buna göre davacı tarafından talep edilen kira bedelinin ipoteğin konusu olmadığının açık olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşmenin yasada belirtildiği şekilde kira sözleşmesi olmadığını, taraflar arasındaki yapılan sözleşmenin bayilik sözleşmesinin eki niteliğinde olduğunu, kira sözleşmesinin rekabet kurulunun 2002/2 sayılı dikey anlaşmalarına ilişkin grup muafiyet tebliğinde yer alan hakların kullanılması ve bunun sonucunda uzun süreli bayilik sözleşmelerinin bayiler lehine 5 yıl ile sınırlandırılması neticesinde bayilik sözleşmesinin sona erdiğini, bayilik sözleşmesinin eki niteliğinde olan uzun süreli intifa hakkının da kira sözleşmesi ile sona erdiğini, yasal bir hakkın kullanımından dolayı sona eren kira sözleşmesinden kaynaklı bayiden bir hak talep edilemeyeceğini, kira şerhinin hiçbir çekince ileri sürülmeden kaldırıldığını, bu nedenle davacının güncel kira bedeli adı altında talepte bulunma hakkının bulunmadığını, davacının bayilik sözleşmesi gereği yapmak zorunda olduğu yatırımların istenemez nitelikte olduğunu, sözleşme süresinin 5 yıl olduğunu ve 02/05/2010 tarihinde sona erdiğini, bu nedenle 233.483,90 TL bedelin de müvekkilinden talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili ... A.Ş. nin ... sayılı kanun ile ilgili mevzuat kapsamında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun tanzim ettiği "Dağıtıcı Lisansı" kapsamında akaryakıt sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, bu faaliyet çerçevesinde bizzat belirlediği noktalarda kendi marka ve logosu altında BP standartlarında kurulacak veya kurulu akaryakıt istasyonlarında akaryakıt faaliyeti gerçekleştirmek için öncelikle istasyonların kurulu bulunduğu gayrimenkuller üzerinde kira anlaşması veya intifa hakkı tesisi ile kullanım hakkına sahip olduklarını, gayrimenkul malikleri ile müvekkili şirket arasında akdedilen işbu anlaşmalar neticesinde müvekkili şirketin kullanım hakkına sahip bulunduğu gayrimenkuller üzerinde kurulu veya kurulacak akaryakıt istasyonlarının işleticiliği/bayiliğinin, malik veya malikle bağlantılı gerçek veya tüzel kişilere verebildiği gibi malikle hiç bir bağlantısı olmayan 3. Kişilere de tevdii edebildiğini, bu kapsamda dava dışı ... A.Ş. ile müvekkil şirket arasında Hatay ili, İskenderun ilçesi, ... mevkiinde kain tapu sicilinde 6243 parselde kayıtlı bulunan gayrimenkulün müvekkil şirkete 15 yıl süreyle kiralanmasına ilişkin 28/09/2004 tarihli kira sözleşmesi akdedildiğini ve tapuya şerh edildiğini, kira bedelinin tamamının müvekkili şirket tarafından peşin olarak ödendiğini, daha sonra söz konusu taşınmazın kaydındaki kira şerhi ile birlikte davalı şirket tarafından satın alındığını, bu kira sözleşmesi gereğince müvekkil şirketin kullanım hakkına sahip olduğu gayrimenkul üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunun işleticiliğinin, BP marka ve logosu altında faaliyette bulunmak üzere akdedilen Bayilik Anlaşması ve ekleri gereğince davalıya tevdi edildiğini, müvekkilinin kira hakkı süresince ürünlerinin satışının yapılacağı inancıyla akaryakıt istasyonunun faaliyetinin geliştirilmesi ve iyileştirilmesi amacıyla önemli değere sahip kalıcı nitelikte yatırımlar yapıldığını ve demirbaşlar sağlandığını, davalının göndermiş olduğu İskenderun 3. Noterliğinin 23/12/2010 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde söz konusu yatırım ve demirbaş bedelinin 50.582,71 TL + KDV kısmının kabul ettiğini ancak bu tutarın ödemediğini, rekabet kurulunun 12/03/2009 tarihinde akaryakıt sektörü ile aldığı karar ile 18/09/2005 tarihinden önce yapılmış olan ve süresi 5 yılı aşan sözleşmelerin rekabet kurulu tarafından uygulanan azami hadde indirme ilkesi gereğince 18/09/2010 tarihine kadar tebliğde yer alan muafiyetten yararlanabileceği, bu tarihten sonra muafiyet koşullarının ortadan kalkacağı,18/09/2005 tarihinden sonra yapılan sözleşmelerin süreleri ne olursa olsun, yapıldıkları tarihten itibaren ilk 5 yıllık süre boyunca muafiyetten yararlanılabileceğine, 5 yılı aşan süreler bakımından tebliğde belirtilen muafiyet koşullarının ortadan kalkacağının bildirildiğini, İskenderun 3. Noterliğinin 19/07/2010 tarih ve ... yevmiye numaralı ve 11/10/2010 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameleri ile bayilik anlaşması ve protokollerin 18/09/2010 tarihinden sonra davalı tarafça müvekkiline kullandırılmayarak sonlandırıldığını, davalının kiraya vereni bulunduğu gayrimenkul üzerinden müvekkili şirket lehine tesis edilen hukuksal tasarruf hakkı için ödenen peşin kira bedelinin geçersiz kılınan süresine (işlememiş süre) tekabül eden kısmı olan 891.542,10 TL'sinin denkleştirici adalet ilkesine göre tahsili ve sabit yatırımların işlememiş süreye isabet eden kısmı olan 233.483,90 TL.nin 18.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesi, aksi halde davalı hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılacağı hususunun davalıya ihtar edildiğini, davalının ihtara rağmen borcu ödemekten imtina etmesi üzerine ... sayılı dosyasından davalı aleyhine takip başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz etmesi sebebiyle takibin durduğunu, davalı tarafın yetki itirazının yerinde olmadığını, bayilik sözleşmesinin 24.maddesi ile kira sözleşmesinin 9.maddesinde yetkili icra dairelerinin ve mahkemelerinin İstanbul icra daireleri ve mahkemeleri olduğunun belirlendiğini, davalı tarafın derdestlik itirazının yerinde olmadığını, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/162 Esas - 2010/577 Karar sayılı kararının davacının temyiz itirazları reddedilmek sureti ile kesinleşmiş olduğunu, sadece vekalet ücreti yönünden bozulduğunu, bozma üzerine İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/148 Esas - 2013/186 Karar sayılı dosyasında davanın esası ve harca ilişkin olarak verilen karar kesinleşmiş olduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, ... başlatılan takip yönünden de davalının derdestlik itirazının yerinde olmadığını, o dosyada ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip açıldığını, ipoteğin 1.500.000 TL limitli olduğunu, ipotek bedelinin davaya ve takibe konu alacağı karşılamadığının açık olduğunu ve her iki takibinde tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla açıldığını, davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığını, davaya konu alacakların daha önce İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/162 esas sayılı dosyasına konu edildiğini, bu davanın erken ikame edildiği gerekçesi ile ret edildiğini, bu kararın temyiz edilmesi neticesinde temyiz taleplerinin reddine karar verildiğini ve ilamın 04/03/2013 tarihinde tebliğ edildiğini, karar düzeltme süresinin 19/03/2013 tarihinde dolduğunu, BK'nın 158.maddesinde belirtilen 60 günlük ek sürenin ise 19/05/2013 tarihinde dolduğunu, ... takibin bu tarihten daha önce 18/04/2013 tarihinde başlatıldığından zamanaşımı süresinin kesildiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalı vekili sunduğu cevap dilekçesi ile; davacı tarafından açılan takibe karşı yetki itirazında bulunduklarını, davalının ikamet adresinin İskenderun ilçesinde olduğunu, tebligatın İskenderun'da yapıldığını, ipotek konusu taşınmazın İskenderun adresinde olduğunu, yetkili icra daire ve mahkemelerinin İskenderun İcra ve Mahkemeleri olduğunu, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, sebepsiz zenginleşme nedeni ile açılacak davalarda zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğunu, sözleşmenin 18/09/2010 tarihinde sona erdiğini, davanın 2 yıl süre geçtikten sonra açıldığını, BK.nın 158. maddesinde 60 günlük ek sürenin davanın esastan reddedilmiş olması nedeni ile uygulama yerinin bulunmadığını, icra takibinin 14/05/2015 tarihinde 60 günlük süre dolduktan sonra açıldığını, davacının taleplerinin aynı olduğu ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başka bir takip daha yaptığını, onunla ilgili itirazın iptali davasının da devam ettiğini, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, yapılan kira sözleşmesinin yasada belirtildiği şekilde kira sözleşmesi olmadığını, bayilik sözleşmesinin eki niteliğinde olduğunu, kira sözleşmesinin rekabet kurulu kararına dayanılarak sonlandırıldığını, kira şerhinin, hiçbir itirazı kayıt ileri sürülmeden kaldırıldığını, kira bedelinin her defasında farklı hesaplandığının, tesisat ve yatırımların davacı tarafından yapılması gerektiğini, bu nedenle 233.483,90 TL bedelin müvekkilinden istenemeyeceğini, 4054 sayılı Rekabetin Korunması hakkındaki Kanunun 56.maddesi gereğince davacının iade veya bedel isteme hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 14/05/2014 tarih ve 2019/359 Esas - 2022/687 Karar sayılı kararında;"....Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket ile dava dışı ... şirketi arasında akdedilen 28.09.2004 tarihli kira sözleşmesi ile, dava dışı ... şirketine ait olan ve üzerinde akaryakıt satış ve servis istasyonu bulunan taşınmaz, davacı şirkete 15 yıllık süre için kiralandığı, davacı şirket ile dava dışı ... şirketi arasında kira sözleşmesinin kurulmasından sonra kiralanan taşınmazın davalı şirkete devredildiği, sözleşmenin 2.maddesine göre; 15 yıllık kira süresinin, sözleşmenin tapuya şerh edildiği tarihte işlemeye başlayacağı, sözleşmenin 3.maddesine göre; 15 yıllık kira bedelinin, net 500.000 USD olduğu, sözleşmenin tapuya şerh verilmesini takiben peşin olarak, ödeme günü ilan olunan TC Merkez Bankası USD döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak olan TL karşılığı olarak ve fatura karşılığında ödeneceğinin, sözleşmenin 7. maddesine göre kiracının ihtiyarı dışında, herhangi bir resmi makamın karar ve müdahalesi veya kamulaştırma gibi sebeplerle ve sair sebeplerle, kiracının esas gaye ve maksadı olan mecurda akaryakıt satış ve servisinin yapılmaması, bu kabil ticaretin devamına mani herhangi bir halin zuhur etmesi hallerinde kiracının işbu kira sözleşmesini feshetme hakkına sahip olacağının, Kiracının fesih hakkını kullanması halinde kiralayanın 15 yıllık süre için kendisine ödenecek olan peşin kiranın işlememiş bölümünü kiracıya derhal iade edeceğinin düzenlendiği ve kira sözleşmesinin 01.10.2004 tarihinde tapuya 15 yıl süreli olarak şerh edildiği, buna göre şerhin süresinin 01.10.2019 tarihinde sona ereceği, dolayısıyla kira sözleşmesinin süresinin de 01.10.2019 tarihinde sona ereceği anlaşılmıştır.Davacı şirket ile davalı şirket arasında, 02.05.2005 tarihli İşleticilik Sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmenin konusunun, davalı Şirkete ait taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun davalı şirket tarafından, davacının bayisi olarak işletilmesi ve davacının ürettiği akaryakıtların burada satılmasına ilişkin olduğu, bu sözleşme bayilik sözleşmesi niteliğinde olduğu, sözleşmenin 12. maddesine göre işbu sözleşmenin süresinin imza tarihi olan 02.05.2005 tarihinden itibaren 5 yıl olduğunun düzenlendiği, buna göre sözleşmenin süresinin 02.05.2010 tarihinde sona ereceği, sözleşmenin 3/a maddesine göre satış yerinde halen mevcut ve davalının malı olan veya davacı tarafından davalıya verilmiş bulunan ve görülen lüzum üzerine davalı tarafından satın alınacak veya davacı tarafından verilecek pompa, kompresör ve sair teçhizat, alat ve edevat satış yerinde münhasıran davacının mallarının satılmasında kullanılacağının, sözleşmenin 3/c maddesine göre bu sözleşmenin feshi veya herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, davalının kendisine iareten verilen teçhizat, alat ve edevatı aynen davacıya kullanılır ve sağlam bir şekilde derhal iade ve teslim edeceğinin düzenlendiği ve taraflar arasındaki İşleticilik Sözleşmesinin 5 yıllık normal süresinin 02.05.2010 tarihinde sona erdiği anlaşılmıştır.Davalı şirket gönderdiği 19.07.2010 tarihli ihtarname ile, sözleşmenin süresinin sona ermesi ile birlikte akdi ilişkinin 20.05.2010 tarihi itibariyle sona erdiğini, bu nedenle de kira sözleşmesi şerhinin terkin edilmesi gerektiğini bildirdiği, Rekabet Kurulunun 12.03.2009 tarihli Genel Duyurusu gereği, taraflar arasında akdi ilişkinin 5 yıllık süresinin dolmuş olması ve yeni bir 5 yıllık sözleşmenin taraflar arasında akdedilememesi nedeniyle bayilik akdi ilişkisinin ve kira sözleşmesi şerhinin 18.09.2010 tarihi itibariyle geçersiz hale geldiği, davacının kira şerhini terkin ettirdiği, kira sözleşmesinin 7. maddesine göre; kiracının ihtiyarı dışında, herhangi bir resmi makamın karar ve müdahalesi veya kamulaştırma gibi sebeplerle ve sair sebeplerle, kiracının esas gaye ve maksadı olan mecurda akaryakıt satış ve servisinin yapılmaması, bu kabil ticaretin devapmfla mani herhangi bir halin zuhur etmesi hallerinde kiracı, işbu kira sözleşmesini feshetme hakkına sahip olacağının düzenlendiği. kiracının fesih hakkını kullanması halinde kiralayan, 15 yıllık süre için kendisine ödenecek olan peşin kiranın işlememiş bölümünü kiracıya derhal iade edeceğinin düzenlendiği görülmüştür.Davacı şirket, kira sözleşmesinin öngörülen süreden önce 18.09.2010 tarihinde sona ermesi sebebiyle işlememiş kira süresine ilişkin olarak fazladan ödediği kira bedellerinin ve yaptığı kalıcı yatırımların bedelinin tahsili amacıyla davalı aleyhine biri ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla diğeri haciz yoluyla iki ayrı takip başlattığı, davalının itirazı üzerine takiplerin durduğu, asıl ve birleşen davaların bu takiplere itirazların iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Davada uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunun 254. maddesi uyarınca, kira sözleşmesinin kurulmasından sonra taşınmaz kiraya veren tarafından bir başkasına devredilir ve yeni malik sözleşmeyi feshi ihbar etmez ise sözleşmeyi kabul etmiş sayılacağı, dava konusu kira sözleşmesinin bir taşınmaz kirası olduğu ve davalının feshi ihbarı bulunmadığı, sözleşmenin tapuya şerh edilmiş olduğu dikkate alınarak kira ilişkisinden kaynaklanan hakların taşınmazı sonradan devralan davalıya karşı ileri sürülebileceği kanaatine varılmıştır. Asıl davada; davacı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine davalının itirazının iptalini talep etmiştir. İcra takibine konu ipoteğin, yargılama sırasında İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/461 E., 2013/637 K. sayılı kararı ile kaldırılmasına karar verildiği ve kararın 01.03.2018 tarihinde kesinleştiği, tapudan 16.05.2016 tarihinde terkin edildiği anlaşıldığından bu davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla asıl davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve tarafların davada haklılık durumlarına göre yargılama giderlerinden sorumlu tutulmuşlardır.Birleşen davada; davacı işlememiş döneme ait kira bedeli ve kalıcı yatırım bedeli için yapılan genel haciz yoluyla icra takibine, davalının itirazının iptalini talep etmiştir. Sözleşmenin 2.,3. ve 7. maddelerine göre; davacının işlememiş döneme ait kira bedelini talep edebileceği kabul edilmiştir.Taraflar kira sözleşmesinde onbeş yıllık kira bedeli olarak stopaj ve KDV gibi vergiler davacıya ait olmak üzere 28.09.2004 - 01.10.2019 tarihleri arası 15 yıl 2 gün için 500.000 USD kararlaştırmışlardır. Yıllık kira bedeli 33.296,84 USD dir. Davacının iadesini talep edebileceği tutar bilirkişilerce 18.09.2010-01.10.2019 tarihleri arasındaki işlememiş kira süresi kalan süre ile orantılı olarak yapılan hesaba göre; 28.09.2004 tarihinden 01.10.2019 tarihine kadar 500.000 USD kira tutarı ödenmiş ise, 18.09.2010-01.10.2019 tarihleri arasındaki işlememiş kira süresine karşılık 301.039,96 USD kira bedeli hesaplanmıştır. Birleşen dava yönünden kira sözleşmesinin kalan süresiyle orantılı olarak fazladan ödenen kira bedeli tutarının 301.039,96 USD olarak iadesinin talep edilebileceği, döviz kuruna göre karşılığının 450.325,68 TL olduğu ve 15.05.2013 takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan bu miktar alacaklı olduğu, Davacının 01.10.2010 tarihli ihtarname ile kira bedelinin iadesi için davalıya 7 günlük süre verdiği, buna göre ihtarnamenin tebliğ tarihi 06.10.2010 tarihinden itibaren 7 günlük sürenin geçmesiyle 14.10.2010 tarihinde davalı temerrüde düştüğü ve bilirkişilerce yapılan hesaba göre faiz tutarının 84.333,25 USD olduğu ve döviz kuruna göre 126.154,11 TL faiz alacağı olduğu kabul edilmiştir. Davacı kalıcı yatırım bedelinin tahsilini talep etmiştir. Sözleşme, tarafların ticari defter ve belgeleri, ihtarnameler ve bilirkişi raporlarına göre; davacı tarafından davalının kabulünde olan 50.852,71 TL'lik demirbaş bedelinin iadesinin talep edilebileceği, bu miktarın KDV dahil 60.006,20 TL olduğu, takip tarihi itibariyle işlemiş faiz miktarının da 20.813,93 TL olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir.Davacının İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/162 E. numarası ile 10.03.2010 tarihinde açmış olduğu dava davacının talepleri yönünden reddedilmiştir. 12.11.2012 tarihli Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2012/12829 E., 2012/16464 K. sayılı bozma ilamında davacının temyiz itirazları reddedilmiştir. Karar davacı vekili Av. ...'a 19.02.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. davacı vekili Av. ..'ın vekalet ilişkisinin 28 Aralık 2012 tarihi itibarıyla sona erdiğine dair 20.02.2013 tarihli dilekçesine kadar söz konusu vekile tebligat yapılmamasını gerektirici bir belge dosyada bulunmadığından kararın vekalet ücreti dışındaki davacının talepleri yönünden 07.03.2013 tarihinde kesinleştiği sonucuna varılmıştır. Davacının 13.04.2013 tarihli ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibi ile birlikte Borçlar Kanunun 158. maddesinde (818 sayılı BK.nın 137. maddesi) tanınan 60 günlük ek süre kesilmiştir. Takip ipoteğe ilişkin olduğundan Medeni Kanunun 864. maddesi gereği asıl davanın devam ettiği süre boyunca zamanaşımı süresi işlemediğinden asıl ve birleşen dava bakımından davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/461 E., 2013/637 K. sayılı kararında davacının sebepsiz zenginleşmeden doğan alacağı ile ilgili her hangi bir değerlendirme yapılmadığından bu dava açısından kesin hüküm oluşturmayacağı bu nedenle davalının kesin hüküm itirazını yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle asıl davaya konu... sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takibe konu edilen ipoteğin İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/12/2013 tarih ve 2010/461 Esas - 2013/637 Karar sayılı ilamı ile ipoteğin kaldırılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleşmiş olduğu ve tapudan terkin edildiği anlaşıldığından asıl dava konusuz kalmış olmakla karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden ise davacının işlememiş döneme ait kira bedeli olarak 450.325,68 TL, kalıcı yatırım bedeli olarak 60.006,20 TL olmak üzere toplam 510.331,88 TL asıl alacak, kira bedeli için 126.154,11 TL kalıcı yatırım bedeli için 20.813,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 146.968,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 657.299,92 TL alacağı olduğu anlaşıldığından bu miktar için davalının yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın likit olmaması, yargılamayı gerektirmesi nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin ve davacının icra takibi yapmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötü niyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. ..."gerekçesi ile,''1-Asıl davanın konusuz kalması nedeniyle asıl davada karar verilmesine yer olmadığına,2-Birleşen davanın KISMEN KABULÜ İLE; ... Sayılı dosyasında davalının, 450.325,68 TL işlememiş döneme ait kira bedeli ve 60.006,20 TL kalıcı yatırım bedeli olmak üzere toplam 510.331,88 TL asıl alacak ve 126.154,11 TL kira bedeli için, 20.813,93 TL kalıcı yatırım bedeli için işlemiş faiz olmak üzere toplam 146.968,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 657.299,92 TL alacak için yaptığı itirazın iptaline, asıl alacak 510.331,88 TL ye takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,3-Davacının icra inkar tazminatı ve davalının kötü niyet tazminat taleplerinin reddine,4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince asıl davada alınması gereken 80,70 TL harçtan peşin alınan 19.111,05 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 19.030,35 TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince birleşen davada alınması gereken 44.900,16 TL harçtan peşin alınan 19.254,40 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 25.645,76 TL harcın davalıdan tahsiline, 6-Davacı tarafından asıl davada yatırılan 24,30 TL başvurma harcı ile 80,70 TL ilam harcı olmak üzere toplam 105 TL. nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı tarafından birleşen davada yatırılan 25,20 TL başvurma harcı ve 19.254,40 TL peşin harç toplamı olan 19.279,60 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Karar tarihinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince asıl dava için 90.302,99 TL, birleşen dava için 90.302,99 TL olmak üzere toplam 180.605,98 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Karar tarihinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince asıl dava için 119.756,95 TL, birleşen dava için 121.062,30 TL olmak üzere toplam 240.819,25 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında 3 ayrı bilirkişi heyetinden 6 adet rapor düzenlendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kira iade bedeli ve sabit yatırım alacağının eksik hesaplandığını, kararın hukuka aykırı olduğunu,Kira bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre iadesi gerekmekte iken, hükme esas alınan 06.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda bu ilkenin gözetilmediğini, ayrıca USD cinsinden olan kira iade bedelinin takip tarihi yerine sözleşmenin sona erdirildiği 18.09.2010 tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevrilmesi kira iade bedelinin eksik belirlenmesine yol açtığını,06.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda sözleşmenin fesih tarihi olan 18.09.2010 tarihindeki 1,4959 USD kuru üzerinden kira iade bedelinin 450.325,68 TL olduğu belirtilmiş ise de, birleşen davaya konu icra takip tarihi 15.05.2013, bu tarihteki kur da 1,8261 USD olduğunu, 20.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda 301.168,2 USD olarak hesaplanan kira iade bedelinin 15.05.2013 takip tarihi itibariyle TL karşılığının 547.765,84 TL olduğu tespit edilmiş olup bu tespit karşısında hükme esas alınan bilirkişi raporunda kira iade bedelinin eksik belirlendiğinin ortada olduğunu,Hukuken geçersiz sözleşmelerin sebepsiz iktisap kurallarına göre tasfiyesinde denkleştirici adalet ilkesinin uygulanması gerektiğini, davalının iade yükümlülüğünün kusursuz sorumluluğa dayandığını,Yargıtay da bu konuda oluşturduğu emsal nitelikteki kararlarında iade edilecek tutarın denkleştirici adalet ilkesi uyarınca güncellenmesi gerektiğini kabul ettiğini, (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2015/5936 K. 2016/1131 T. 29.1.2016) Davalı tarafın iyi niyetli ya da kötü niyetli olmasına ya da dava konusu olayda kusurunun bulunup bulunmadığında bakılmaksızın, taraflar arasındaki hukuki ilişki sebepsiz zenginleşme koşulları uyarınca tasfiye edilirken, hakkaniyet ve adaletin gereği olan denkleştirci adalet ilkesinin uygulanmasının zorunlu olduğunu, aksi takdirde tam bir iadeden bahsedilemeyeceğini, (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2019/1742 K. 2019/9306 T. 26.11.2019) Bilirkişiler tarafından denkleştirici adalet ilkesi gözetilmeden düzenlenen raporun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın davanın reddine dair kısmının kaldırılarak tüm taleplerimiz yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Davalının iade etmekle yükümlü olduğu kira bedeline KDV ilave edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu,Yerel Mahkeme kararıyla kira sözleşmesi uyarınca müvekkilinin işlememiş döneme ait kira bedelini talep edebileceğinin sabit olduğunu, yargıtay kararlarında da söz konusu tutara KDV ilave edilmesi gerektiğinin kabul gördüğünü, (Yargıtay 19. Hukuk Dairesİ E. 2014/20338 K. 2015/15891 T. 1.12.2015) Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere, müvekkili şirket tarafından akaryakıt istasyonun faaliyetinin geliştirilmesi ve iyileştirilmesi amacıyla kalıcı değere sahip yapılan yatırım ve sağlanan demirbaşların değerinin KDV dahil 233.483,90 TL olduğu konusunda tereddüt bulunmadığını, sabit yatırımların KDV dahil toplam tutarı olan 233.483,90 TL'nin hükme esas alınması ve bu tutara faiz işletilmesi gerektiğinden yerel mahkeme kararının sabit yatırım talebinin kısmen reddine dair kısmının kaldırılarak birleşen davanın tüm taleplerimiz yönünden kabulünü talep ettiklerini, sabit yatırım alacağı için temerrüt tarihinin hatalı belirtildiğini, dava konusu kira sözleşmesinin özel şartlar 7. maddesinde kira sözleşmesinin sona ermesi halinde kalan döneme isabet eden kira bedelinin derhal iade edileceğinin düzenlendiğini, bedelin iade edilme tarihi sözleşme ile kararlaştırıldığından davalı taraf sözleşmenin sona erdiği 18.9.2010 tarihinde temerrüde düştüğünü, müvekkili şirketin Kadıköy 29. Noterliği'nden keşide ettiği 01.10.2010 tarih ve .. yevmiye nolu ihtar ile davalıdan kira bedeli iade alacağı ile sabit yatırım alacağının ödenmesinin talep edildiğini, davalı açısından en geç ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün geçtikten sonra yani 13.10.2010 itibariyle temerrüt gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiğini,Yerel Mahkeme kararıyla müvekkili şirketin davalıdan kira iade bedeli ve sabit yatırım alacağı olduğu sabit olmasına rağmen icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, "Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Örneğin, Hukuk Genel Kurulunun bir kararında belirtildiği ve diğer bazı kararlarda da benimsendiği üzere, “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” alacak likiddir. Yargıtay’ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü kanımca çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır." (Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Ankara Üniversitesi, Hukuk Fakültesi Medenî Usul ve İcra İflâs Hukuku Anabilim Dalı, Öğretim Üyesi, TBB Dergisi, Araştırma ve Raporlar, İcra İnkar Tazminatı) Yerel Mahkeme'nin, asıl davada davanın konusuz kalmasına karar vermiş olmasına karşılık davalı yararına vekalet ücretine hükmetmesinin de açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, asıl davada davalı vekili lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden de kararın kaldırılması gerektiğini,İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, asıl davada aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesine, birleşen davanın reddine dair kısmın kaldırılmasını, asıl dava yönünden davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin kaldırılmasını, birleşen davanın tüm talepler yönünden kabulüne, davalının takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Asıl dava ile ilgili istinaf nedenleri; yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, ipotekten dolayı daha önce açılan ipoteğin fekki davasının kesinleştiğini ve ipoteğin kaldırıldığını, davacı tarafın mahkeme kararı var iken ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yaptığını ve bu ipoteğin bir mahkeme kararı ile kaldırılmış ise yapılan takipten dolayı istenen tüm alacak kalemleri için açılan davanın da reddi gerekeceğini, ortada paraya çevrilebilecek takibi yapılacak bir ipoteğin kalmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerekirken karar verilmesine yer olmadığına karar vermesinin ve aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Birleşen dava ile ilgili istinaf nedenleri; yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, asıl davada ileri sürdükleri itirazların bu dava içinde geçerli olduğunu,Davacı tarafından yapılan ... Sayılı dosyasında yine ilamsız takiplerde ödeme emrinin gönderildiğini, 891.542, 10 TL. işlememiş döneme tekabül eden güncel kira bedelinin istendiğini, ipotek yolu ile takipte istenen kira bedelinin aynı olduğunu, ipoteğin kaldırılmış olup, borçlu olmadığımıza dair mahkeme kararının kesinleşmiş olduğundan bu takibe yönelik taleplerinde aynı sebepten dolayı kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, yerel mahkemeye sunulan Yargıtay kararlarının tamamında ipoteğin fekki davasının bir menfi tespit davası olduğu ve aynı hükümlere tabi olduğunun tartışmasız olduğunu,İcra ve İflâs Kanunu‟nun 150. maddesine göre, “Borçlu veya üçüncü şahıs ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabilirler. Ancak, rehin hakkı itiraz konusu yapılamaz. İpoteğin iptali hakkında dava açılması halinde 72 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır.."İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/461 E. 2013/637 K. Sayılı ilamı ile verilen ipoteğin fekki kararı aynı zamanda bir menfi tespit davası kararı olduğunu, mahkemenin borçlu olmadıklarını tespit ettiklerini ve ipoteği kaldırdıklarını, bu karar ile bir anlamda davacı ... AŞ. 'ye ipotek kapsamında kalan hiçbir borcun olmadığının tespit edildiğini, bu tespit kararına rağmen yerel mahkeme, ipotekten dolayı konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verdiğini ancak ilamsız yapılan takipten dolayı açılan itirazın iptali davasında davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, bu kabul kararının asıl davanın reddi kararı ile çeliştiğini, ipotek kapsamında kalan borç için menfi tespit - ipoteğin fekki davasına göre davanın konusuz kaldığına hükmeden mahkeme, aynı davada birleşen dava için kabul kararı verdiğini, kabul edilen dava ile konusuz kaldığına karar verilen davanın konusunun aynı olduğunu, talep edilen alacak kalemlerinin de aynı olduğunu,Yerel Mahkeme bu konuda kesin hüküm olduğuna dair yapılan itirazlarda ise ; ''...İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/461 E., 2013/637 K. sayılı kararında davacının sebepsiz zenginleşmeden doğan alacağı ile ilgili her hangi bir değerlendirme yapılmadığından bu dava açısından kesin hüküm oluşturmayacağı bu nedenle davalının kesin hüküm itirazını yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.'' diyerek red kararı verdiğini,Yapılan her iki takibin konusunun aynı olduğunu, İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/461 E., 2013/637 K. sayılı kararının bir menfi tespit kararı olduğunu, bu menfi tespit kararı ortada iken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi İİY.150 maddesi ile İİY.nın 72 maddesine aykırı olduğunu,Yerel mahkemenin zamanaşımı itirazımıza yönelik gerekçesi de ayrıca bir çelişki meydana getirdiğini, gerekçeli kararın kesin hükümle ilgili değerlendirme kısmının bir üstünde yer alan bu gerekçe de ise ; ''...Davacının İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/162 E. numarası ile 10.03.2010 tarihinde açmış olduğu dava davacının talepleri yönünden reddedilmiştir. 12.11.2012 tarihli Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2012/12829 E., 2012/16464 K. sayılı bozma ilamında davacının temyiz itirazları reddedilmiştir.Karar davacı vekili Av. ...'a 19.02.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. davacı vekili Av. ...'ın vekalet ilişkisinin 28 Aralık 2012 tarihi itibarıyla sona erdiğine dair 20.02.2013 tarihli dilekçesine kadar söz konusu vekile tebligat yapılmamasını gerektirici bir belge dosyada bulunmadığından kararın vekalet ücreti dışındaki davacının talepleri yönünden 07.03.2013 tarihinde kesinleştiği sonucuna varılmıştır.Davacının 13.04.2013 tarihli ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibi ile birlikte Borçlar Kanunun 158. maddesinde (818 sayılı BK.nın 137. maddesi) tanınan 60 günlük ek süre kesilmiştir. Takip ipoteğe ilişkin olduğundan Medeni Kanunun 864. maddesi gereği asıl davanın devam ettiği süre boyunca zamanaşımı süresi işlemediğinden asıl ve birleşen dava bakımından davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.'' denilerek, sebepsiz zenginleşmeye konu ve kısmen kabul edilen alacağın ipotekle ilgili takip yapıldığından dolayı zamanaşımı süresinin kesildiğine dair bir değerlendirme yapıldığını, zamanaşımı yönünden, kabul edilen alacağı ipotek kapsamında kabul etmekte ve ipotekten dolayı zamanaşımına uğramayacağını kabul edip, menfi tespit ile kaldırılan ipotek kapsamında değil de sebepsiz zenginleşme yönünden davayı kabul ederek kesin hükmün varlığını ise ret ettiğini,Dosyaya sunulan 06.02.2022 tarihli Prof Dr. ... tarafından verilen hukuki uzman görüşü adlı raporda bu durum ipoteğin fekki davasının hukuki niteliği ortaya konulmak suretiyle bütün yönleriyle açıklandığını ancak kararda hiç göz önüne alınmadığını, son bilirkişi heyetinin raporu ve değerlendirmelerine göre karar verildiğini,İleri sürerek asıl davada takip konusu ipoteğin mahkeme kararıyl terkin edilmiş olduğundan ve bu konuda kesin hüküm varlığı nedeniyle davanın reddine, davalı şirket aleyhine verilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin tümden reddine , ipoteğin fekki davasından karar verildikten sonra davacı tarafından icra takibi başlatılmış olduğundan davalı şirket lehine %40 tan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini, birleşen davada verilen kısmen kabul kararının da BK.82. maddesindeki zamanaşımı süresi ile Borçlar kanunun 158. maddesindeki 60 günlük ek süre geçirildikten sonra icra takibi yapıldığından ve yine ayrıca kesin hüküm varlığı nedeniyle de işbu davanın da tamamen reddine, davacının kötüniyeti sabit olduğundan lehlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl dava, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik ve kira sözleşmesinden kaynaklı işlememiş döneme tekabül eden güncel kira bedeli asıl alacağı + temerrüt faizi+ kalıcı yatırım bedeli + temerrüt faizi olmak üzere toplam 1.582.363,13 TL. Alacağın tahsili talebiyle 18/04/2013 tarihinde ... sayılı dosyası ile başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Birleşen dava ise, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik ve kira sözleşmesinden kaynaklı işlememiş döneme tekabül eden güncel kira bedeli asıl alacağı + temerrüt faizi+ kalıcı yatırım bedeli + temerrüt faizi olmak üzere toplam 1.594.229,95 TL. Alacağın tahsili talebiyle 15/05/2013 tarihinde ... sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, 1-Asıl davanın konusuz kalması nedeniyle asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, 2-Birleşen davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut olayda, dava dışı ....A.Ş. ile davacı şirket arasında Hatay ili, İskenderun ilçesi, ... mevkiinde kain ve tapu sicilinde ... parselde kayıtlı bulunan gayrimenkulün davacı şirkete 15 yıl süreyle stopaj ve KDV gibi vergiler davacı ....'ye ait olmak üzere net 500.000USD bedel karşılığında kiralanmasına ilişkin 28.09.2004 tarihli kira sözleşmesi akdedildiği ve 01/10/2004 tarihinde tapuya şerh edildiği, kira bedelinin tamamının davacı şirket tarafından peşin olarak ödendiği, daha sonra söz konusu taşınmazın davalı şirket tarafından 01/04/2005 tarihinde satın alındığı ve kiralanan taşınmaz davalı Kimaş şirketine devredilmiştir. Daha sonra davacı Şirket ile davalı Şirket arasında bayilik sözleşmesi niteliğinde olan 02.05.2005 tarihli, 5 yıl süreli “İşleticilik Sözleşmesi” imzalandığı, söz konusu sözleşme ile davacı, kiralanan taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt satış yeri ve müştemilatının işleticiliğini davalıya tevdii ettiği, davalı adına kayıtlı taşınmaz üzerine davacı lehine 02/11/2007 tarih ve ...yevmiye nolu resmi senet ile 1.500.000,00 TL. Miktarlı ipotek konulduğu ve aynı tarihte ipoteğin tapuya kayıt edilmiştir. Rekabet kurulu kararı uyarınca Bayilik anlaşması ve Protokollerin,18.9.2010 tarihinde sonlandırıldığı anlaşılmıştır.Davacı taraf asıl ve birleşen dava ile ; taraf şirketler arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmenin ve işletmenin kurulu olduğu taşınmaz üzerine davacı lehine tesis edilen intifa hakkının Rekabet Kurulu kararı gereğince kararlaştırılan süreden önce hükümsüz hale geldiği iddiasına dayalı olarak davacı tarafından davalı tarafa ödenmiş olan intifa bedelinden intifanın geçersiz kalan süresi yönünden ödenen bedelin denkleştirme ilkesi uyarınca güncelleştirilmiş tutarın davalıdan tahsili, istasyon için davacı tarafından yapılan kalıcı yatırımların bakiye işlememiş süreye ilişkin ve denkleştirici adelet ilkesi uyarınca güncelleştirilmiş tutarının davalıdan tahsilini talep etmektedir.Davacı tarafından davalı hakkında İstanbul 2 ATM. Nin 2010/162 Esas sayılı dosyası ile 09/03/2010 tarihinde taraflar arasındaki akaryakıt bayilik ve kira sözleşmesinden kaynaklı işlememiş döneme tekabül eden güncelleştirilmiş kira bedeli asıl alacağı +işlememiş döneme tekabül eden güncelleştirilmiş kalıcı yatırım bedeli olmak üzere toplam:1.043.946,00 TL. Alacağın tahsili talebiyle alacak davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucu 10/11/2010 tarih ve 2010/162 Esas - 2010/577 Karar sayılı kararı ile; Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin tüm hükümlerinin başlangıçtaki koşullarla uygulanmaya devam ettiği, Rekabet Kurumunun, rekabet yasağı ve “intifa hakkı” kira akdine ilişkin süre yönünden getirdiği kısıtlamaya dayanarak tarafların sözleşmenin koşullarını değiştirici mahiyette bir irade açıklaması ya da fiili uygulaması olmaksızın bireysel olarak tüm taahhütlerini yerine getirdiği aşamada, sebepsiz iktisap oluşturacak şekilde edimler arasındaki dengenin davacı aleyhine bozulduğundan bahsedilemeyeceği, davacının sebepsiz iktisap kurallarına dayanarak bu aşamada dava açmakta hukuki bir menfaati bulunmadığı gerekçeleriyle erken açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş ve Yargıtay 19 HD. Nin 12/11/2012 Tarih ve 2012/12829 Esas - 2012/16464 Karar sayılı kararı ile;1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin temyizi, lehlerine eksik vekalet ücreti takdir edilmesine ilişkindir. Her ne kadar mahkemece hukuki yarar yokluğundan, dolayısıyla dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki akdin feshedilmediği ve geçerli olduğu gerekçesine dayanılarak verilen karar uyuşmazlığın esasına ilişkin nihai bir karar olup, buna göre davalı yararına A.A.Ü.T.nin 3.kısmına göre hesaplanacak nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmolunması isabetsizdir. SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, karar verilmiş, bozma kararı üzerine dosya mahkemelerin birleşmesi üzerine İstanbul 18 ATM.nin 2013/148 Esas sırasına kayıt edildiği, mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulması sonucu 08/07/2013 Tarih ve 2013/148 Esas - 2013/186 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiş ve Yargıtay 19 HD. Nin 16.10.2014 Tarih ve 2014/13011 Esas - 2014/15274 Karar sayılı kararı ile hükmün ONANMASINA, karar verildiği ve onama kararı üzerine hükmün 29/12/2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. ... tarafından ... A.Ş. hakkında 10/11/2010 tarihinde İstanbul 19 ATM. Nin 2011/292 Esas Esas sayılı dosyası ile; Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 18.09.2010 tarihi itibarıyle sona erdiği, taraflar arasındaki cari hesap ekstrelerine göre müvekkili şirketin, davalı şirketten 48.437,12 TL alacağının mevcut olduğu, bunun yanında Mersin-İskenderun arası 46 adet nakliye bedeli farkından dolayı da yaklaşık 6.000,00 TL alacağının mevcut olup, bu alacağında davalı tarafından ödenmediği iddiasıyla 48.437,12 TL cari hesap alacağı ile 6.000,00 TL tutarında 46 adet Mersin-İskenderun nakliye bedeli farkı alacağının tahsili talebiyle alacak davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucu 02/04/2012 tarih ve 2011/292 Esas - 2012/55 Karar sayılı kararı ile; ''Davalı şirket kayıtlarında şüpheli alacaklar hesabında 31.12.2010 tarihi itibarıyle 815.739,75 TL davacıdan alacaklı durumda olmasına rağmen davacı şirkete gönderdiği 18.01.2011 tarihli mutabakat mektubuna davacıya 48.437,12 TL tutarında borçlu olduğunu bildirdiği, davacı yanın ise mutabık olduğunu beyan ederek mutabakat mektubunu imzaladığı, ayrıca şüpheli alacaklar hesabının 233.483,90 TL lik kısmını sökülmeyen demirbaş bedelli fatura oluşturmakta olup, davacı vekilince davalı adına keşide edilen İskendurun 3.Noterliğinin 28.10.2010 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iadesi gereken demirbaş ve emtiaların teslimi için taraflarına yetkili bir kimsenin müracaat etmediği,demirbaş ve diğer emtiaların ... İstasyonunda hazır bekletildiği, yaklaşan kış koşulları nedeniyle bunları korumakta zoruluk çektikleri gibi, çirkin bir görüntü arz ettiklerini, bu nedenle bu emtiaların derhal teslim alınması aksi halde bu malların yediemin deposuna verileceğinin ihtar edildiği görülmekle, bu bedel ile ayrıca 617.872,04 TL tutarında işlememiş süreye ilişkin kira alacağına ilişkin kesinleşmiş bir karar dosyada mevcut olmayıp, İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/162 esas ve 2010/577 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere davacının işlememiş süreye ilişkin kira alacağına ve yatırım bedellerine dayanan davasının erken açıldığından bahisle rededildiği anlaşılmakla, davalı adına tahakkuk etmiş bir alacak olarak değerlendirilmeyeceği bu haliyle takas mahsuba konu olamayacağı ayrı bir dava konusu olduğu, infaz sırasında değerlendirilebileceği, yine davacının nakliye bedeli olarak istenen 6.000 TL lik talebini 2.4.2012 tarihli oturumda atiye bıraktığını beyan ettiği ancak davalı vekilince atiye bırakmaya muvafakat edilmediği anlaşılmakla, davacı tarafından nakliye bedeli olarak istenen 6.000,00 TL nin ispata muhtaç olduğu anlaşılmakla, davacının davalıdan dava tarihi itibarıyle 48.437,12 TL tutarında alacak talebinde bulunabileceği,'' gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 48.437,12 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, fazla ilişkin talebin reddine, karar verilmiş ve verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19 HD.nin 19.02.2013 Tarih ve 2012/17230 Esas - 2013/3152 Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, karar verildiği anlaşılmıştır.Davalı ... tarafından İşkenderun 3.Noterliği aracılığıyla davacı ...'e gönderilen 19.07.2010 tarih ve ... Yevmiye nolu İhtarname ile; “Aramızda aktetmiş olduğumuz 20.05.2005 tarih ve ... yevmiye nolu işleticilik anlaşması bu beş yılın dolması ile yine 20.05.2010 tarihi itibariyle sona ermiş bulunmaktadır. Aramızda yazılı başkaca bir anlaşma yapılmadığı halde, tarafların iyi niyet sonucunda halen bir bayilik sözleşmesi varmışçasına ticari ilişkiler devam ettirilmektedir.Yeni şartlarla yeni bir bayilik anlaşması yapılmamıştır. ...7 gün içinde yeni bir bayilik sözleşmesi yapılmak üzere tarafımızı bilgilendirmeniz, ....28.09.2004 tarih ve ... yevmiye nolu ve tapuya şerh edilmiş olan 15 yıl süreli kira sözleşmesinin de, bayilik sözeleşmesinin sona erme tarihi olan 20.05.2010 tarihi itibariyle yasal olarak hükümsüz hale geldiği ve tapuda buna bağlı olarak kalan süre için terkinin tarafınızdan yapılması, aksi halde bu hükümsüz kalan süre için terkin işlemlerinin yapılması için dava açacaklarının...,” İhtar edildiği anlaşılmıştır. Davacı ... tarafından Kadıköy 29. Noterliği aracılığıyla davalı Kimaş'a gönderilen 01.10.2010 tarih ve ... Yevmiye nolu İhtarname ile; “....Rekabet Kurulunun anılan duyurusu kapsamında müvekkili ile muhatap arasında akdedilmiş bayilik sözleşmesi ile kira sözleşmesinin 18.09.2010 tarihinden sonra geçersiz hale olup; muhatap bu geçersizlik nedeniyle işlememiş kira süresine tekabül eden 748.111,00 TL. Kira bedeli iade alacağı ile akaryakıt İstasyonunda gerçekleştirilen ve bayiye faydalı yatırım olarak terkedilen mütemmim cüz niteliğindeki yatırımların işlememiş süreye tekabül eden 295.834,00 miktarın ve sona eren bayilik sözleşmesi nedeniyle muaccel hale gelen cari hesap alacağının iş bu ihtarnamenin tebliğini izleyen 7 iş günü içerisinde bildirilen hesaba ödenmesi, söz konusu ödemelerin yapılması halinde İstanbul 2 ATM.nin 2010/162 Esas sayılı dosya nezdinde ikame edilmiş olunan ''sebepsiz zenginleşme '' istemli davanın takip edilmeceği,” İhtar edilmiş, iş bu ihtarnamenin tebliğ şerhine göre muhataba 06/10/2010 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Davalı ... tarafından İskenderun 3.Noterliği aracılığıyla davacı ...'e gönderilen 11/10/2010 tarih ve ... Yevmiye nolu cevabi ( Kadıköy 29. Noterliğinden gönderilen 01.10.2010 tarih ve ... Yevmiye nolu ihtara cevap ) ihtarname ile; “...Kira sözleşmesinden kaynaklı kendilerine değil daha önceki maliklere 500.000 USD ödeme yapıldığını, bu bedelin kendilerinden istenmesinin yasal olmadığını, bu nedenle bu ödemeyi yapmayacaklarını, haklarında İstanbul 2 ATM. De açılmış dava konusunun istendiğini, yargıya taşınan bir bedeli isteme hakları olmadığını, mütemmim cüz niteliğindeki sabit yatırımların işlememiş süreye tekabül eden istenen bedelin fahiş olduğu, neye göre tayin ve tespit edildiğinin belli olmadığını, yine ihtarnamenin b.4. Maddesinde talep edilen demirbaşlar sökülmüş ve petrolde beklediğini, tarafınızca bunları alacak imzaya yetkili kimsenin gönderilmediğini, bu mallar hazır olup tarafınızca imzaya ve malları teslim almaya yetkili biri gönderildiğinde demirbaşların teslime hazır olduğunu, aksi taktirde meydana gelecek zarardan sorumlu olmadığını, yine ihtarnamenin b.3. Maddesinde muaccel hale gelmiş cari hesap alacağını talep ettiğini ancak cari hesapları incelendiğinde ...'nin değil şirketlerinin ...'den alacaklı olduğunu, ihtarnamenin 4.c. Maddesinde bu ödemelerin yapılması ile birlikte taşınmaz üzerinde bulunan intifa-kira şerhinin kaldırılacağını bildirmektesiniz, kira şerhinin hiç bir şart ileri sürülmeksizin kaldırılması gerektiğini, yukarıda sayılan tüm alacaklar yargıya taşınmış olup , bu konuda yargının karar vereceğini, ayrıca tarafınıza 2007 tarihli 1.500.000,00 TL. Bedelli teminat ipoteği verilmiş, bu ipoteğin hala durduğunu, yani varsa bir alacağınız ipotekten temin edildiği, bu nedenlerle; 1-) ihtarnamenin tebliğinden itibaren ivedi olarak kira şerhinin terkin edilmesini, 2-) İstanbul 2 ATM. Kararı olmadan hiç bir nam altında ödeme yapılmayacağını, 3-) İskenderun 2 AHM.'nin 2010/375 E. Sayılı dosyası ile tapudaki kira şerhinin terkini için ayrıca dava açıldığını, duruşmasının 08/11/2010 olduğunu, 4-) Ellerinde bulunan ve iadesi gereken demirbaşları hazır ettiğini, teslim almaya yetkili bir elamanın gelmesi halinde teslim etmeye hazır olduğunu, 5-) Ellerinde bulunan 5 adet çekin iadesini, 6-) Cari hesaptan kaynaklı alacaklarının 7 gün içinde ödenmesi,'' ihtaren bildirilmiştir. Davalı Kimaş tarafından İskenderun 3.Noterliği aracılığıyla davacı ...'e gönderilen 23.12.2010 tarih ve ... Yevmiye nolu İhtarname ile; “Sayın Muhatap, Müvekkil şirkete göndermiş olduğunuz 08.12.2010 tarih ve ... nolu ve toplam 233.483,90 TL. meblağlı faturayı 21.12.2010 tarihinde almış bulunmaktayız. işbu faturaya yasal süresi içinde itiraz ediyor ve ekte iade ediyoruz. Fatura ekinde gönderilen hesap dökümünde belirtilen demirbaşların bir kısmı tarafınızca yetkili kılınan şahıslara tutanak karşılığı teslim edilmiştir. Diğer hesapların çoğu işçilik ile ilgili talepler olup, 2000 yılında: ... Petrol ile yapılan sözleşmenin eki olup, tarafımızdan istenemez. Ayrıca bu kalemlerle ilgili talepler BK. 63, 64 ve 63 maddeleri gereği tarafınızdan istenemeyecek taleplerdir, Kaldı ki aradan geçen zamanda bu talepleriniz zamanaşımına uğradığı gibi, talep edilen bu malların çoğunun mali değeri kalmamıştır. Bu talepleriniz içinde demirbaş olan ve tarafınızca kabul edilen emtialar aşağıda sıralandığı belirtilerek toplam değerinin 50.852,71 TL. Olduğu,'' ihtaren bildirilmiştir.Davacı ... Petrol tarafından Beyoğlu 17. Noterliği aracılığıyla ...'a gönderilen 06.03.2012 tarih ve ... Yevmiye nolu İhtarname ile; “Anılan duyuru kapsamında müvekkil ile muhatap arasında akdedilmiş bayilik sözleşmesi ile kira sözleşmesinin 18.09.2010 tarihinden sonra geçersiz kılınmış olup; muhatap bu geçersizlik nedeniyle aşağıda yer verilen zenginleşme tutarlarının müvekkil şirkete iade etmekle yükümlüdür... ... Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplanmış güncelleştirilmiş miktar olan 891.542,10 TL'nin ve, İstasyondaki ticari faaliyetin geliştirilmesi için, müvekkil tarafından gerçekleştirilen kalıcı yatırımların (...malzeme, teçhizat, demirbaş), güncel miktarı olan 233.483,90 TL'nin muhatap tarafından müvekkil şirkete 18.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesi gerekmektedir... ... muhatabın yukarıda yer alan toplam borcu 1.125,026,00 TL borcunun iş bu ihtarnamenin tebliğini izleyen 3 (üç) gün içinde 18.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesi,” İhtar edilmiştir. Asıl davaya konu ... sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 891.542,10 TL işlememiş döneme tekabül eden güncel kira bedeli, 362.411,86 TL faiz, 233.493,90 TL kalıcı yatırım bedeli, 94.915,27 TL kalıcı yatırım bedeli faizi olmak üzere toplam 1.582.363,13 TL alacak için 18/04/2013 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı, bu takibe dayanak ipoteğin Hatay İli, İskenderun İlçesi, ...Mah. 6243 parsel numaralı taşınmaz üzerindeki 1.500.000 TL bedelli ipotek olduğu, davalı tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu ve süresi içerisinde 20/12/2013 tarihinde İstanbul 9 ATM. 2014/1132 Esas ( kapatılan İstanbul 34 ATM. Nin 2013/342 esas ) sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açılmıştır.Davacı tarafından aynı alacakla ilgili davalı hakkında ... sayılı dosyası ile; 891.542,10 TL işlememiş döneme tekabül eden güncel kira bedeli, 371.815,80 TL faiz, 233.493,90 TL kalıcı yatırım bedeli, 97.378,15 TL kalıcı yatırım bedeli faizi olmak üzere toplam 1.594.229,95 TL alacak için 15/05/2013 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu ve süresi içerisinde 14/05/2014 tarihinde İstanbul 5 ATM. 2014/157 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığı, mahkemece yapılan inceleme sonucunda 15/07/2014 tarih ve 2014/157 Esas - 2014/201 Karar sayılı birleştirme kararı ile dosyanın kapatılan İstanbul 34 ATM. Nin 2013/342 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği ve dosyanın İstanbul 9 ATM. 2014/1132 Esas ( kapatılan İstanbul 34 ATM. Nin 2013/342 esas ) sayılı dosyası içerisine gönderildiği anlaşılmıştır.İstanbul 9 ATM. 2014/1132 Esas sayılı dosyasında mahkemece yapılan değerlendirme sonucu 11/03/2015 Tarih ve 2014/1132 Esas - 2015/199 Karar sayılı kararı ile; Eldeki dosyada uyuşmazlık kira ilişkisinden kaynaklandığından anılan yasa maddesindeki göreve ilişkin düzenleme gereğince ihtilafın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesi görevli bulunduğundan mahkemenin görevsizliğine,dosyanın görevli istanbul Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiş ve dosyanın İstanbul 10 SHM. Tevzi edilmesi üzerine bu mahkemenin 2015/618 Esas sırasına kaydedilip yargılamaya devam olunduğu, bu mahkemece yapılan yargılama sırasında Bilirkişiler ..., ... ve ...'den kök ve ek raporlar alındığı, bu mahkemece yapılan değerlendirme sonucu 13/12/2018 tarih ve 2015/618 Esas - 2018/ 1032 Karar sayılı kararı ile karşı görevsizlik kararı vererek dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiş, kararın istinaf edilmeden kesinleşmesi üzerine görev uyuşmazlığının giderilmesi için mahkemece dosyanın İstanbul BAM 37 HD. Ne gönderildiği, bu dairece yapılan inceleme sonucu 19/06/2019 Tarih ve 2019/401 Esas - 2019/1569 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince; İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmesi üzerine dosyanın İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıdaki esas sırasına kayıt edilerek bu esas üzerinden yargılama yargılamaya devam olunmuştur.Davalı ... tarafından davacı ...'ye karşı 10/12/2010 tarihinde İskenderun 1 AHM.'nin 2010/461 Esas sayılı dosyası ile; Hatay ili İskenderun ilçesi ... Mah. Mevkiinde kain ve Tapu Sicili'nde 6243 parsel sayıda kayıtlı 4640,68 m² mesahalı taşınmaz üzerinde davalı şirket lehine ve cari hesabın teminatı olarak verilen 02/11/2007 tarih ve ... yevmiye nolu 1.500.000,00 Tl meblağlı ipoteğin kaldırılması talepli ipoteğin fekki davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 19/12/2013 Tarih ve 2010/461 Esas - 2013/637 Karar sayılı kararı ile; ''...İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/04/2010 tarih ve 2011/92 esas 2012/55 kararı, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/07/2013 tarih ve 2013/148 esas 2013/186 karar sayılı ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Dava, davacı ile davalı şirket arasında imzalanan bayilik sözleşmesi kapsamında teminat olarak verilen ipoteğin taraflar arasındaki sözleşmenin bitimi nedeniyle fekki istemine ilişkindir. İstanbul 19. Asliye Ticaret MAhkemesinin 2011/92 esas sayılı dosyasında davacı....Şti. Tarafından davalı ... A..Ş. aleyhine alacak davası açıldığı dosyada verilen 02/04/2012 tarihli nihai kararda davacının davalıdan 48.437,12 TL alacaklı olduğunun hükme bağlandığı, yine davalı şirket tarafından davacı şirket aleyhine açılan İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/07/2013 tarih ve 2013/148 esas 2013/186 karar sayılı dava dosyasında davanın reddine dair verilen esas hükmün Yargıtay onamasından geçerek kesinleşmiş olduğu, bu durumda davalı şirketin davacıdan her hangi bir alacağının bulunmadığı anlaşıldığından davanın kabulü ile taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin teminatı olarak verilen ipoteğin fekkine karar vermek gerektiği,''gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile; Hatay ili, İskenderun ilçesi, ... Mahallesi, 6243 parsel sayıda kayıtlı 6.440,68 m² mesihalı taşınmaz üzerinde davalı şirket lehine verilen 02/11/2007 tarih ve ... yevmiye numaralı 1.500.000 TL meblağlı ipoteğin kaldırılmasına, karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19 HD. 05.11.2015 Tarih ve 2015/595 Esas - 2015/14116 Karar sayılı kararı ile; ''Süresinde verilmeyen temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir,'' gerekçesi ile davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, karar verilmiş ve kararın kesinleşerek İskenderun Tapu Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta; taşınmaz üzerindeki ipoteğin 16/05/2016 tarih ve 7210 yevmiye ile terkin edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.Yargılama aşamasında mahkemece 3 ayrı heyetten kök ve ek rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir. İpoteğin fekki davası aynı zamanda menfi tespit hükmü içermekte olup mahkemece, ipotek akit tablosu da incelenerek İskenderun 1 AHM.'nin 2010/461 Esas sayılı dosyasından verilen ipoteğin fekki kararının eldeki davaya (davaya konu alacağa) etkisinin olup olmadığının ipotek akit tablosunun muhtevası ve icra takip tarihleri ve dava tarihleri de gözetilerek istinaf denetimine elverişli olarak tartışılıp değerlendirilmemesi yerinde görülmemiştir.İİK. 45 Maddesinde; '' Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir,'' hükmü düzenlenmiştir.Somut olayda, Asıl davaya konu... sayılı dosyası ile davacı tarafından davalı aleyhinde toplam 1.582.363,13 TL alacak için 18/04/2013 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı halde aynı alacakla ilgili davacı tarafından davalı hakkında ... sayılı dosyası ile de toplam: 1.594.229,95 TL alacak için 15/05/2013 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış olup bu durumda mahkemece İİK. 45 Maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak birleşen davaya konu icra takibi yapılmasının usul ve yasaya uygun olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılmaması yerinde görülmemiştir.Mahkemenin kabulüne yönelik inceleme yapıldığında;Davacı yan, bayilik sözleşmesinin 15 yıl süreceği düşüncesiyle yapılan ve Rekabet Kurumu kararı gereğince sözleşmenin süresinden önce 18.09.2010 tarihinde feshinden sonra davalı uhdesinde kalan kalıcı yatırım bedellerinden kalan sözleşme süresine tekabül eden bakiye bedelin tahsilini istemiş, dava dilekçesine ekli dilekçe ile kalıcı yatırım bedellerinin nelere ilişkin olduğu belirtilmiştir.Davacı, dava konusu istasyona yapmış olduğu kalıcı yatırım bedellerinin koşulları olması halinde sebepsiz zenginleşme nedeniyle bakiye süreye tekabül eden kısmını isteyebilir(Yargıtay 19 HD 17/10/2019 tarih 2018/2253 E., 2019/4818 K. sayılı emsal kararı).Davalı Kimaş tarafından İskenderun 3.Noterliği aracılığıyla davacı ...'e gönderilen 23.12.2010 tarih ve... Yevmiye nolu İhtarname ile; “Sayın Muhatap, Müvekkil şirkete göndermiş olduğunuz 08.12.2010 tarih ve ... nolu ve toplam 233.483,90 TL. meblağlı faturayı 21.12.2010 tarihinde almış bulunmaktayız. işbu faturaya yasal süresi içinde itiraz ediyor ve ekte iade ediyoruz. Fatura ekinde gönderilen hesap dökümünde belirtilen demirbaşların bir kısmı tarafınızca yetkili kılınan şahıslara tutanak karşılığı teslim edilmiştir.Diğer hesapların çoğu işçilik ile ilgili talepler olup, 2000 yılında: ... Petrol ile yapılan sözleşmenin eki olup, tarafımızdan istenemeyeceği belirtilmiş olup hal böyle olunca, davalı tarafından dava tarihinden önce teslim edilen demirbaşlar dışında davacı yanca iddia edilen kalıcı yatırımların neler olduğu tespit edilip davacı tarafça kalıcı yatırım bedelinin talep edilebilmesi için, bu yatırımların davalının istasyonunun bulunduğu taşınmazın değerinde bir artış/fayda sağlaması, davalının kalıcı nitelikteki bu yatırımları kullanarak ticari faaliyetinin devam ettiğinin sabit olmasına bağlıdır. İstasyonun faaliyete geçmesi için zaruri olmayan giderlerin geri istenmesi mümkün değildir.Ne var ki, istasyonun işletilmesi için zorunlu olup halen davalıya fayda sağlayan (akaryakıt tankı, tank havuzu, hizmet binası, kanopi-tonoz, vb.) sabit yatırım bedelleri davacı tarafından talep edilebilir. Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulaması bu yöndedir.Bu durumda mahkemece, taşınmaz üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak davacı tarafından yapılan yatırımların ( bina gibi ) neler olduğu ve bu yatırımların kullanılmaya devam edilip edilmediği ile ayrıca taşınmaza değer katıp katmadığı yönünde, bilirkişilere inceleme yaptırılarak sabit yatırımların davalıya ekonomik fayda sağlayıp sağlamadığının ve bu yatırımların sözleşme süresi ile kısıtlı olmaksızın akaryakıt istasyonunun faaliyete geçirilmesi için yapılması zorunlu yatırım olup olmadığı konusunda rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor doğrultusunda karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Yargıtay 19. HD'nin 2016/19508 E- 2017/6043 K sayılı, 19.09.2017 tarihli emsal kararında işaret edildiği üzere; Kira sözleşmesinin terkin edildiği tarihten sonra kalan ve kullanılmayan kısmına isabet eden ödemesinin herhangi bir semere uygulanmadan ve güncelleştirme yapılmasızın iadesi gerekmektedir. Somut olayda, dava dışı ....A.Ş. ile davacı şirket arasında Hatay ili, İskenderun ilçesi, ...mevkiinde kain ve tapu sicilinde 6243 parselde kayıtlı bulunan gayrimenkulün davacı şirkete 15 yıl süreyle stopaj ve KDV gibi vergiler davacı ....'ye ait olmak üzere net 500.000USD bedel karşılığında kiralanmasına ilişkin 28.09.2004 tarihli kira sözleşmesi akdedildiği ve 01/10/2004 tarihinde tapuya şerh edildiği, kira bedelinin tamamının davacı şirket tarafından peşin olarak ödendiği, daha sonra söz konusu taşınmazın davalı şirket tarafından 01/04/2005 tarihinde satın alındığı ve kiralanan taşınmaz davalı Kimaş şirketine devredilmiştir. Daha sonra davacı Şirket ile davalı Şirket arasında bayilik sözleşmesi niteliğinde olan 02.05.2005 tarihli, 5 yıl süreli “İşleticilik Sözleşmesi” imzalandığı, sözleşmenin rekabet kurulu kararı ile 18.09.2010 tarihinde sona erdiği, davalı vekili tarafından verilen 05/09/2018 tarihli bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını içerir verilen beyan dilekçesinde; İskenderun 2 AHM.'nin 2010/375 E. Sayılı dosyası ile tapudaki kira şerhinin terkini için 07/10/2010 tarihinde dava açıldığı ve açılan davadan sonra BP tarafından kira şerhi rızaen kaldırıldığından bahisle davanın feragat nedeniyle neticelendiği belirtilmiş olup Yargıtay 19. HD'nin 2016/19508 E- 2017/6043 K sayılı, 19.09.2017 tarihli emsal kararında işaret edildiği üzere; intifanın terkin edildiği tarihten sonra kalan ve intifanın kullanılmayan kısmına isabet eden intifa ödemesinin herhangi bir semere uygulanmadan ve güncelleştirme yapılmasızın iadesi gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, kira şerhinin tapudan hangi tarihte terkin edildiği tespit edilip terkin tarihinden başlamak üzere bakiye ivaz bedelinin kıstelyevm yöntemiyle belirlenmesi gerekirken mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda sözleşmenin rekabet kurulu kararı ile 18.09.2010 tarihinde sona erdiği tarihten itibaren bakiye süre yönünden bedelin hesaplanması yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/10/2022 tarih ve 2019/359 Esas - 2022/687 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2010/461, K. 2013/637, T. 18.09.2010, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2010-461-e-2013-637-k-4bc4f3dbeebe