Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2008/8770 E. 2010/596 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2008/8770
Karar No
2010/596
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/645 KARAR NO : 2024/2175 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01.11.2022 NUMARASI : 2022/255 Esas 2022/842 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 19.12.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 19.12.2024 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.11.2022 tarih ve 2022/255 Esas 2022/842 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, taraflar arasında eczanenin devrine ilişkin olarak sözleşme yapıldığını, sözleşme kapsamında devir bedeli olan 400.000,00-TL'nin davalı tarafa eksiksiz ödediğini, söz konusu bu sözleşmenin şekil noksanlığından kaynaklı olarak geçersiz olduğunu, aksi bir kabul durumunda ise davalının edimini yerine getirmemiş olması sebebiyle davalının davacıdan almış olduğu ödemeleri iade etmesi gerektiğini, bu kapsamda ödenen bedelin iadesi istemi ile yapılan takibe davalı tarafından haksız yere itiraz edildiğini, itirazın iptali davasının süresi içersinde açıldığını, belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın en az % 20'si tutarında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesinin bir yanlışlık değil eksiklik olduğunu, bu nedenle TBK m.158 kapsamındaki ek süre koşullarının gerçekleşemeyeceğini, davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, sebepsiz zenginleşme istemine ilişkin 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının iddiasının aksine davalının sözleşmeden kaynaklanan tüm edimlerini yerine getirdiğini, eczaneyi demirbaşlarıyla beraber teslim ederek davacının yeni kira sözleşmesi yapmasına yardımcı olduğunu, İl Sağlık Müdürlüğü nezdindeki işlemler için gerekli belgeleri teslim ederek birlikte devir başvurusunda bulunduğunu, İl sağlık Müdürlüğü ve Eczacılar odası gibi resmi kurumların tasarruflarının davalının sorumlu tutulamayacağını, bedel iadesi talep etmesinin hukuka hakkaniyete aykırı olduğunu, takip tarihinden önce alacağa faiz talep edilemeyeceğini, belirterek; davanın reddine, % 20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 1 yıllık hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresinin dolmadığını, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü trafından hem taraflar arasındaki devrin muvazaalı olduğu hem de davalı yanca işletilmeye ilişkin hususun muvazaalı olduğu değerlendirilerek devir işlemine yönelik dosyanın işlemden kaldırılarak davacıya eczanenin devrinin yapılamadığı, davalı ile mesul müdür ruhsatının da iptaline karar verildiği, taraflar arasındaki adi yazılı şekilde düzenlenen sözleşme gereği davacının devir bedeli olarak kararlaştırılan 400.00,00-TL'yi davalıya ödemiş olmasına rağmen davalı tarafça edim yükümlülüğü gereği olan eczanenin 14/102019 tarihine kadar devredilmesi hususunun gerçekleştirilemediğini, davalının edim karşılığı olarak aldığı 400,00,00-TL bakımından sebepsiz zenginleştiğini, davacı tarafın işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, bunlarla birlikte davacıya devredilen demirbaş ve malzemeler yönünden davalının mahsup talebi olmadığı, belirtilerek; davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağın varlığının yargılamayı gerektirmesinden bahisle davacı lehine icra inkar tazminatı talebinin reddine, reddedilen faiz yönünden davacının kötüniyetinden bahsedilemediğinden davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı ve davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili; davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, icra takip tarihine kadar işlemiş faizin talep edilebileceiğini, sözleşmede kesin vadenin söz konusu olduğunu, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını ve ayrıca zamanaşımına uğradığını, gösterdikleri tanıkların dinlenmediğini ve bunun hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğunu, davalının kendisine yüklenen edim yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, devir işleminin gerçekleşmediğine yönelik değerlendirmenin eksik değerlendirildiğini, sözleşmesel edimin 14/10/2019 tarihinde devir işleminin tamamlanması ve bu yükümlülüğün doğrudan davalı üzerinde olması yönündeki değerlendirmenin eksik ve yanlış olduğunu, davacının sözleşmeye bağlılık ilkesine aykırı hareket ettiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE :Dava; taraflar arasındaki eczane devrine yönelik yapılan sözleşme kapsamında davacı tarafından ödenen devir bedelinin iadesi amacıyla yapılan takibe vaki itirazın iptali talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulü ile itirazın iptaline ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. 1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2. Dosya kapsamı ve taraf beyanlarından davacı ile davalı arasında davalının işlettiği eczanenin devri konusunda bir anlaşmaya varıldığı ve taraflar arasında devir kapsamı ile koşullarını düzenleyen adi yazılı bir sözleşme düzenlendiği anlaşılmaktadır. 3. Hayatın olağan akışı içinde bir işyerinin devir alınmasının nedeni o işyerinin amacına uygun şekilde işletilmesine yöneliktir. Bir işyerinin devrinde genelde devredilen sadece işyerinin içindeki emtialar, büro malzemeleri, demirbaşlar olmayıp, bunlardan daha çok o işyerinin işletilmesi için gerekli yasal izinler, o işyerinin tanınmışlığı, mevcut ve potansiyel müşteri durumu, işyerinin elde ettiği veya elde etmesi mümkün görülen kazancı, gelecekteki durumu, yatırım olanakları gibi bir işyerinin verimli bir şekilde işletilmesine, kar etmesine etki edebilecek tüm unsurlar devir sırasında gözetilmekte, devir bedeli de bütün bu unsurlar, işyerinin devralana sağlaması mümkün görülen yararlar göz önüne alınarak belirlenmektedir. 4. Somut olayda, devre konu işyerinin bir eczane olması nedeniyle devir konusunun sadece emtia, eşya ve demirbaş olduğunun kabulü mümkün değildir. Taraflar arasında sözleşmede kararlaştırılan devir tarihinin, davalının ruhsatının bitim tarihi olması da göz önüne alınıp, kararlaştırılan devir bedeli ile İl Sağlık Müdürlüğü'nün dosyaya gelen yazısı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının en başından beri eczaneyi devir almaktaki amacının, o yeri eczane olarak işletmek olduğu, bu hususun devri yapan davalı tarafından da bilinmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu açıktır. Aksi yöndeki bu hususa lişkin davalının savunması yerinde değildir. Keza; bu minvalde taraflaraca birlikte yapılan başvuru üzerine, İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün re'sen yaptığı incelemeler ve oda tarafından yapılan raporlamalar neticesinde, taraflar arasındaki devrin muvazaalı olduğu değerlendirilerek, devir işlemine yönelik dosyanın işlemden kaldırılması nedeni ile davacıya eczanenin devrinin yapılamadığı ve hatta davalı ile mesul müdürün ruhsatının da iptaline karar verildiği ve nihayetinde davacının ruhsat alamaması nedeniyle eczaneyi işletemediği anlaşılmıştır. Nitekim, devamında söz konusu iptal işlemin iptaline yönelik idari yargıda açıln bir davanın bulunduğu dosya kapsamına yansımıştır. 5. Bu durumda, söz konu işlemin iptali açılan iptal yargı davasının akıbeti sorulup, araştırılıp gerekiyorsa sonucu da beklenerek, taraflar arasındaki devrin sadece işyerinde bulunan mal, eşya ve büro malzemesinin devrine yönelik değil, bunlardan daha önemlisi işyerinin eczane olarak işletilmesi için gerekli yasal iznin devrine yönelik olduğunun kabulü ile eczanenin bir başkasına devrine ilişkin yasal koşulların neler olduğu konusunun araştırılması, davacının devir adlığı eczaneyi işletmesinin yasal açıdan mümkün olup olmadığı tespit edilmesi bunun mümkün olmadığının anlaşılması halinde de taraflar arasındaki devir sözleşmesinden beklenen amacın gerçekleşmemesi nedeniyle davacıya sözleşme kapsamında devri kararlaştırılıp teslim edilmek suretiyle devredilen emtia, mal ve eşya değeri kadar davalının bedele hak kazanacağı değerlendirilip, tarafların bu yöndeki delilleri toplanarak sözleşmede kararlaştırılan emtia, mal ve eşyanın davacıya teslim edilmek suretiyle devrinin sağlanıp sağlanmadığı üzerinde durulup, bu hususta ispat külfeti üzerinde olan davalının teslim olgusuna ilişkin ilişkin dayandığı tanıkları da dinlenilmek suretiyle teslim edilen emtia, mal ve eşya kalem kalem belirlenerek, devir bedelinden davalının ne kadarını hak ettiğinin devir tarihi itibariyle tespit edilmesi ve buna göre davacının isteminin değerlendirilmesi gerekirken, İDM tarafından yapılan inceleme ve araştırma yetersiz olup eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.(Yargıtay 11. HD'nin 21.01.2010 tarih ve 2008/8770 E. 2010/596 K.) 6. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından tarafların tüm delileri eksiksiz olarak toplanıp tanıkların dinlemesi, İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin 2020/646 E. sayılı dava dosyasının akibeti de araştırılıp kesinleşip kesinleşmediği belirlenmek suretliye dosyaya kazandırılıp gerekiyorsa sonucu da bekletici mesele yapılması, mütekaiben dosyasının içerisisnde eczacı bilirkişinin de olduğu bilirkişi heyetine tevdi ile davacının devir adlığı eczaneyi işletmesinin yasal açıdan mümkün olmadığı tespit edilerek, mümkün olmaması halinde taraflar arasındaki devir sözleşmesinden beklenen amacın gerçekleşmemesi nedeniyle davalı tarafından davacıya teslim edilmek suretiyle devrinin yapıldığı ıspatlanan emtia, mal ve eşyanın değeri gösterir tarafların iddia ve savunmalarını karşılayacak şekilde açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli rapor alınması, varsa rapora yönelik itirazlar giderildikten sonra devir tarihi itibariyle devir bedelinden davalının ne kadarını hak ettiğini belirlenmesi, oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek davacının tüm talepleri hakkında karar infaza elverişli şekilde bir karar verilmesi, gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 7. Kabule göre de; İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra takibine itiraz eden borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Öte yandan, alacağın likit ve belli olması gerekir. Başka bir ifade ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise başka bir ifade ile borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Davacı ile davalı arasında haricen düzenlenen eczane devir sözleşmesi uyarınca, davacı tarafından davalıya devir bedeline karşılık pey del pey ödenmesinden kaynaklanan alacak muayyen (likit) olduğundan, itirazında haksız çıkan davalı aleyhine talebe uygun şekilde icra inkar tazminatınına da hükmedilmesi gerekirken akisi yönde dava konusu alacağın likit olmadığından hareketle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde de hukuki isabet görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.11.2022 tarih ve 2022/255 Esas 2022/842 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2008/8770, K. 2010/596, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2008-8770-e-2010-596-k-093057454b18