Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2008/3710 E. 2008/6610 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2008/3710
- Karar No
- 2008/6610
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1936 Esas - 2025/465 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1936 KARAR NO : 2025/465 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 03/06/2022 NUMARASI : 2021/87 Esas 2022/446 Karar DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali) DAVA TARİHİ : 04/02/2021 KARAR TARİHİ : 30/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2025 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle dolayı davanın kısmen kabulüne olarak verilen hükme karşı taraf vekillerice süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile dava dışı asıl kredi borçlusu ... Eğitim Kurumları A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi/lerine istinaden davalı ...'in müşterek müteselsil kefaleti kapsamında dava dışı ... Eğitim Kurumları A.Ş.‘ye davacı bankanın ... şubesi nezdinde esnek hesap kredisi, bussines kart/hesap kredisi, çek karnesi hesap kredisi ile muhtelif başkaca krediler açılarak ve kullandırıldığını, borçluların sözleşme hükümlerini yerine getirmemesi ve biriken borçlarını ödememesi nedeniyle tüm hesaplarının kat edilerek muhataplara Ankara 18.Noterliği’nin 53342 yevmiye numaralı 07/11/2016 tarihli hesap kat ve borcu ödeme ihtarnamesinin muhatapların davacı bankaya bildirilen en son adreslerine gönderildiğini ve ihtarnamenin davalıya 10/11/2016 tarihinde bila tebliğ edildiğini, adres değişikliğini bankaya bildirmeyenlerin son adresine bila tebliğ edilen ihtarnamelerin muhataplara tebliğ edilmiş sayıldığını (Yargıtay 12 HD 2008/3710 E 6610 K 01/04/2008 tarih ) ihtarnamenin Tebligat Kanunu hükümleri çerçevesinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen söz konusu borç ödenmediği gibi borca herhangi bir itirazda da bulunulmadığını, Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2016/22774 E sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamsız takipte toplam 287.847,82 TL nakit ve gayrinakit alacaklarının tahsilinin talep edildiğini, 667 Sayılı K.H.K uyarınca asıl kredi borçlusu şirket hakkında takip açılamadığını, sadece müşterek müteselsil kefil ... için açıldığını, takibe ilişkin ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiğini, davalının vekilleri vasıtası ile 16/02/2020 tarihinde herhangi bir geçerli sebep göstermeden borcun tamamına itiraz ettiğini, temerrüt faiz oranının karşılıklı imzalanmış olan sözleşmenin 11/b maddesi kapsamında belirlendiğini, ilgili yasal düzenleme gereği borçlu her iki firma açısından 28/11/2016 tarihinde Ankara Defterdarlığı Milli Emlak Müdürlüğü'ne başvuru yapıldığını ancak herhangi bir cevap ve/veya ödeme alınamadığını, davalılar hakkında mevcut olan Ankara 5.Ticaret Mahkemesi’nin 2016/482 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararının devamına karar verilmesini, davanın kabulü ile davalı borçlu tarafından Ankara 13.Müdürlüğü’nün 2016/22774 E sayılı dosyasına yapılan tüm itirazların iptali ile takibin takip talebinde yazılı şartlarla devamına, davalının itiraza konu nakit alacağın % 20‘sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'in 24/07/2016 tarihinden bu yana Sincan Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olduğunu, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca davalıya tebligat yapılması gerekirken; Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2008/3710 E.2008/6610 K. sayılı ilamı dayanak gösterilerek, bila tebliğ edilmiş kat ihtarının, hukuka uygun bir kat ihtarı olduğu savının hakkaniyete uygun olmadığını, davacı tarafın kefalete ilişkin beyan ve imzasının bulunduğu sözleşmede davalının adresi yazmamasına karşın, kendi diledikleri adrese kat ihtarını gönderdiklerini, bu ihtarın ise doğal olarak bila tebliği iade edildiğini, 24/07/2016 tarihinden bu yana tutuklu bulunan davalının, borcun kaynağı ve borcun neyi ihtiva ettiğini ödeme emrinden anlaşılmayan, borcun kaynağı olduğu iddia edilen belgelerin ise bir tekinin bile tebliğ edilmediğini, dava konusu icra takibine itiraz etmiş olmasında kötü niyetinin varolduğunu ifade ederek, icra inkar tazminatı talep edilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, davacının takipte dayanmadığı belgeleri, sayın mahkemeniz huzurunda delil olarak sunmasını kabul etmediklerini, takibi başlatan bankanın 670 ve 675 sayılı KHK'lar uyarınca, davalının ortağı olduğu şirketlerden olan alacağını Gelir İdaresi Başkanlığına müracaat yolu ile tahsil etmesi gerekirken, buradaki hak düşürücü süre geçtikten sonra bu KHK'larda öngörülenin aksine, şirketlerin borçlarından kaynaklı olarak, hem kapatılan şirkete hem de şirket ortağı olan davalı aleyhine icra takibi başlattığını, 675 Sayılı KHK'nın 16/3 maddesi ve 16/4 maddesi uyarınca, KHK ile kapatılan şirketin borçlu olarak gösterilmiş olduğu icra takbininin; takip şartı bulunmaması nedeniyle düşmesine, mahkemece ikame edilmiş davanın da reddine karar verilmesini talep ettiklerini, arz ve izah edilen hususlar uyarınca, davacının davasının reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olamamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve kanuni vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dava dışı asıl borçlu ... Eğitim Kurumları A.Ş.nin davalı banka nezdinde kullandığı kredilerden esnek ticari hesap, business kredi kartlarının dönem borcunun ödenmediği, 11/02/2015 tarih ve 8756 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde davalı ...'in, dava dışı ... Eğitim Kurumları A.Ş.'nin şirketi temsile yetkili yöneticisi olduğunun belirlendiği, müteselsil kefil koşullarının bulunduğu, Ankara 18. Noterliğinin 09/11/2016 tarih ve 53342 yevmiye numaralı ihtarnamenin davalıya 09/11/2016 tarihinde ulaştırıldığı ve bir günlük süre tanındığı, davalıya gönderilen ihtarnamenin ise 14/11/2016 tarihinde iade edildiği anlaşılmakla davalı yönünden takip tarihinde temerrüdün oluştuğunun kabulü gerektiği, yıllık akdi faizin %24,24, ticari faizin 30,24 olduğu, söz konusu oranın TCMB tarafından belirlenen oranlarla aynı olduğu, davalı 236.796,44 TL asıl alacak, 5.102,17 TL İşlemiş faiz, 255,11 TL faizin %5 gider vergisi + 508,40 TL masraf olmak üzere toplam 242.661,76TL alacağı bulunduğu, yanısıra davacı bankanın, davalı kefilden boş çek yaprağı için depo talebi isteminde bulunulabileceğinin sözleşme maddelerinde açıkça düzenlendiği, bu kapsamda, davacı bankanın davalı kefilden 19 adet çek yaprakları için 19x1.290,00 TL=24.510,00 TL depo talebinde bulunabileceği, devamına karar verilen 242.661,76 TL alacağın %20'si oranındaki 48.532,35 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi ile nakdi alacağa ilişkin fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 17/01/2022 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde ifade etmiş oldukları husular yönünde bir inceleme ortaya konulmadığını, uyuşmazlık konusu noktasında beyanlarının duruşma tutanağına eksik geçirildiğini, davacı bankanın kredi kat ihtarını usulüne uygun tebliğ etmemekle birlikte, dava konusu örnek no 7 ödeme emrinde, borcun kaynağını göstermesi gereken 4 numaralı bentte de usulüne uygun açıklama yapmadığını, bu hususu tüm dilekçelerinde izah ettiklerini ancak yerel mahkemece itirazlarının değerlendirilmediğini, borcun kaynağı olduğu dava dilekçesinde iddia edilen belgelerin bir tanesi bile ödeme emriyle birlikte davalıya tebliğ edilmediğini, oysa davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olup, davalının itirazının haklı olup olmadığının, takip dayanak belgelerinin kendisine tebliğ edilip edilmediği hususundaki itirazlarının araştırılmadığını, delillerinin toplanmadığını, borcun kaynağı ve borcun neyi ihtiva ettiği ödeme emrinden anlaşılmayan, borcun kaynağı olduğu iddia edilen belgelerin ise bir tekinin bile tebliğ edilmediği, dava konusu icra takibinde itiraz etmiş olmasında kötü niyetin var olduğunu ifade ederek, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; temerrüt tarihinin tespitine yönelik, sözleşme serbestisi ilkesi kapsamında karşılıklı rıza ile imzalanmış olan genel kredi sözleşmesi ile sabit olduğu üzere hesap kat'ı ile birlikte temerrüt oluştuğunu, bu nedenle temerrüt tarihinin hesap kat tarihi olarak dikkate alınması gerektiğini, söz konusu ihtarnamenin tüm muhatapların davacı bankaya bildirmiş oldukları en son adreslerine gönderildiğini, hesap kat'ı ile birlikte temerrüt oluştuğunu, takip tarihine kadar işlemiş akdi ve takip tarihi sonrası işlemiş temerrüt faizi ile faizlerin gider vergisinin hesabına yönelik, temerrüt tarihinin ve asıl alacağın itirazları doğrultusunda belirlenmesi ve hesaplamanın buna göre yapılması durumunda total borç rakamı doğru bir şekilde ortaya çıkacağını, iş bu itirazlarının dikkate alınmadan ve yasal dayanağı olmadan yapılan hatalı hesaplamaların kabulü mümkün olmadığını, kararın bu yönden bozulması/kaldırılması ve hesaplamanın buna göre yapılması gerektiğini, hüküm ile karara bağlanan alacak kalemleri taleplerinden düşük olduğundan hükmün ferileri niteliğindeki alacaklar da eksik hesaplandığını, eksik hesaplanan feri nitelikteki alacaklar yönünden de hükmün bozulması/kaldırılması ve hesaplamanın buna göre yapılması gerektiğini, eksik hesaplanan alacak nedeniyle hüküm fıkrasında karara bağlanan dava masrafları ve vekalet ücreti de eksik olduğunu, davalı vekili tarafından beyan ve iddia olunan hususlar tamamen hukuktan ve gerçeklikten uzak olup reddi gerektiğini bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik olarak 2004 sayılı İİK'nın 67.maddesine göre açılmış itirazın iptali istemlidir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Eğitim Kurumları A.Ş. arasında, 17/04/2015 tarih, 1.000.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi ve 100.000,00 TL tutarlı ... sözleşmesi tanzim edildiği, söz konusu genel kredi ve teminat sözleşmesinin ve 17.04.2015 tarih ve 100.000,00 TL tutarlı ... başvuru formunun davalı ... tarafından müteselsil kefil olarak imzalandığı, 11/02/2015 tarih ve 8756 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nin 85.sayfasında davalı ...'in, dava dışı ... Eğitim Kurumları A.Ş.'nin şirketi temsile yetkili yöneticisi olduğu da dikkate alındığında, kefaletin TBK'nun 583 maddesi uyarınca şekil şartların uygun olup, TBK'nun 584/(3) maddesi uyarınca eş rızası aranmayacağı, müteselsil kefaletin Borçlar Kanunu'nun amir hükümlerine uygun olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamında yer alan Ankara 18. Noterliği'nin 07/11/2016 tarih ve 53342 yevmiye numaralı ihtarnamesi incelendiğinde; davacı banka tarafından dava dışı şirket ile davalı kefil aleyhine ihtarname keşide edilmek suretiyle ihtarnamenin tebliğinden itibaren 24 saat içerisinde ihtarnameye konu 34 adet çek yaprağının 5941 sayılı Çek Yasası gereği Bankaca ödenmesi garanti edilen meblağ olan toplam 43.860,00 TL'nin bankaya depo edilmesi yine ihtarnamenin tebliğinden itibaren 24 saat içerisinde 236.796,45 TL nakit alacağın tahsilinin talep edildiği, ihtarnamenin asıl borçlu şirketin sözleşmede belirtilen adresine 09/11/2016 tarihinde bila tebliğ edildiği ve bu bağlamda İİK 68/b uyarınca tebligatı n yapılmış sayılacağı , davalı müteselsil kefil ...'e ise 14/11/2016 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, bu bağlamda TBK'nun 586. maddesi uyarınca dosyamız davalısı kefile başvuru koşullarının oluştuğu görülmüştür. Ankara 13. İcra Dairesi'nin 2016/22774 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının davacı banka, borçlusunun dava dışı asıl borçlu ... Eğitim Kurumları Anonim Şirketi ile dosyamız davalısı kefil ... olduğu , borçlular aleyhine genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan toplam 243.987,82 TL nakit alacağın tahsili, 43.860,00 TL gayrinakit alacağın deposu amacıyla başlatılan takibe konu borca ve fer'ilerine, davalıların 16/02/2020 tarihinde yasal süresi içerisinde itiraz etmesi üzerine takibin durduğu görülmüştür. Dosya kapsamında yer alan banka bilirkişi ...'den tanzim olunan kök ve ek raporda özetle; davacı ... Bankası A.ş. ile dava dışı asıl borçlu ... Eğitim Kurumları A.ş. arasında imzalanan 17/04/2015 tarih ve 1.000.000,00 TL tutarlı "Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi"nin ve 17/04/2015 tarih ve 100.000,00 TL tutarlı "... Başvuru Formu"nun davalı ... tarafından müteselsil kefil olarak imzalandığı, davalı ...'in kefalet tutarı toplamı 1.000.000,00 TL'ye kadar kendi temerrütünün hukuki sonuçları ile sorumlu olduğu, davalının takip tarihi itibariyle temrrüte düşmüş sayılacağı ve davacı bankanın takip tarihi itibariyle davalı ...'ten toplam 242.153,72 TL alacaklı olup, toplam alacağın 236.796,44 TL'lik asıl alacak kısmının, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 26/3. maddesi uyarınca TCMB tarafından açıklanacak kredi kartı/kredili mevduat işlemlerinde uygulanacak azami gecikme (temerrüt) faiz oranı %30,24 üzerinden (değişen oranların uygulanması kaydıyla) işleyecek faiz ve faizin %5 gider vergisi (BSMV) birlikte ödenmesi gerektiğinin değerlendirildiği, davacı bankanın, dava dışı asıl borçlu ve davalı kefilden boş çek yaprağı için depo talebi isteminde bulunulabileceğinin sözleşme maddelerinde açıkça düzenlendiği, bu kapsamında, davacı bankanın dava dışı asıl borçlu ve davalı kefil ...'ten 34 adet çek yaprakları için 34x1.290,00 TL=43.860,00 TL depo talebinde bulunabileceği görüşünün bildirildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı, istinaf nedenleri ve yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; Davacı tarafça, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden krediler açıldığı ve kullandırıldığı , sözleşmeyi davalı ...'in müşterek ve müteselsil kefil olarak imzaladığı için kefalet limitinden ve temerrütünden sorumlu olduğu , dava dışı asıl borçlu şirketin borcunu süresinde ödememesi üzerine hesabı kat edilerek asıl borçlu şirkete ve kefile ihtarnamenin keşide edildiği, söz konusu ihtarnamede ödenmemiş nakit kredinin ödenmesi ve henüz bankaya iade edilmeyen çek yapraklarının bankaya geri iade edilmesi veya bankada faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesinin davacı tarafça istenilmesine rağmen davalı asıl borçlu şirket ile davalı kefil tarafından ihtarnamenin gereğinin yerine getirilmemesi üzerine aleyhlerinde icra takibine başlanıldığı, davalılar tarafından borca itiraz edilmesi üzerine takip durdurulduğundan bahisle, davalıların itirazının iptali talebiyle eldeki davanın açıldığı, mahkemece davacının davasının kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verildiği hususunda dosyamız kapsamında uyuşmazlık bulunmadığı, Davacı vekilince ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda temerrüt tarihinin yanlış belirlendiği, davalı kefilin hesap kat ihtarı öncesinde vadenin geçmesiyle birlikte temerrüte düştüğü iddiasıyla , ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasının talep edildiği dikkate alındığında , dosyamız kapsamındaki uyuşmazlığın , davalı kefilin temerrüt tarihinin belirlenmesi noktasında toplandığı görülmüştür. Bu bağlamda somut olay irdelendiğinde; davacı banka tarafından dosya kapsamında bir örneği yer alan Ankara 18. Noterliği'nin 07/11/2016 tarih ve 53342 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilmek suretiyle , ihtarnamenin tebliğinden itibaren (24) saat içerisi 243.987,82 TL nakit alacağın tahsili, 43.860,00 TL gayri nakit alacağın bankaya depo edilmesinin talep edildiği, davacı banka alacağı hesabın kat edilmesi ile muaccel olmuş ise de , davacı alacaklının bu ihtarname ile muaccel alacağının ödemesi/deposu için davalılara ihtarnamenin tebliğ tarihini takip eden (24) saat atıfet tanıdığı, kat ihtarının asıl borçlu şirkete 09/11/2016 tarihinde İİK 68/b uyarınca teblig edildiği, davalı müteselsil kefil ...'e ise 14/11/2016 tarihinde bila tebliğ iade olunduğu görülmektedir. 6102 sayılı TTK'nun 7/1 maddesindeki "...ancak kefil ve kefillere taahhüt veya ödeme yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez" hükmüne göre somut olayda kefile tebligat yapılmadığı için kefil temerrüt faizinden sorumlu tutulamaz. Sözleşmedeki müşteri için düzenlenen tebliğ usulü ile İİK 68/b maddesinin kefile uygulanamayacağından somut olayda kefile tebligat yapılmış sayılamayacaktır. Bu durumda bilirkişi tarafından takip tarihi nazara alınarak temerrüt tarihinin belirlendiği ve yine bilirkişinin TCMB belirlediği faiz oranı; çek bedelleri yönünden de taraflar arasındaki sözleşme uyarınca faiz oranlarını belirleyerek hesaplama yaptığı, bilirkişi raporunun yeterli ve denetime elverişli olduğu davalı bankanın uygulanan faiz oranında fazla oranda temerrüt uygulanmasına dair fiili faiz oranına ilişkin belge sunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf bu yöndeki istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin istinaf itirazları değerlendirildiğinde; Davalı vekilince ödeme emrinin ekine borcun kaynağını olan belgelerin eklenip kendisine tebliğ edilmediğini, mahkemece bu hususun araştırılmadığını ve aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talep edilmiş ise de , davalı vekilince esasa ilişkin istinaf itirazı ileri sürülmediği, itirazlarının takip hukukuna ilişkin olup, takip aşamasında şikayet davasına konu edilebileceği, takip ve dava konusunun para alacağına ilişkin olduğundan likit kabul edilerek davacı lehine inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, bu hali ile ilk derece mahkemesi kararında kamu düzenine her hangi bir aykırılık da bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin de istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ...'ten alınması gerekli olan 16.576,22 TL harcın davalı ...'ten alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.30/04/2025 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -