İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/409 E. 2025/357 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/409
- Karar No
- 2025/357
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/409 Esas KARAR NO : 2025/357
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/05/2024 KARAR TARİHİ : 14/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkillerim aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosya ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davacı aleyhine başlatılmış olan bu icra takiplerinin hukuka aykırı olduğunu, zira icra takiplerine dayanak çekler müflis şirket ... Tekstil Gıda Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi tarafından keşide edilerek verilmiş olan çekler olduğu, söz konusu takibe dayanak çeklerin keşidecisi olan şirket hakkında Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyası ile 17/04/2018 tarihinde iflas kararı verildiğini, bu tarihte keşideci / borçlu şirketin iflasının açılmış olduğunu, bu şirkete ilişkin iflas işlemleri hali hazırda devam etmekte olduğunu, davacılar hakkında kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatılabilmesi için takip dayanağı çeklerin usulüne uygun bir şekilde karşılıksızdır işlemi görmüş olması gerektiğini, yapılmış olan karşılıksızdır işleminin hukuken geçerli bir işlem olmadığını, zira çeklerin bankaya ibraz tarihinde söz konusu müflis şirket hakkında verilmiş olan bir iflas kararı bulunduğu, bu durum davaya konu belgelere ilişkin müflis şirket gibi müvekkillerinin borcunun olmadığını, müvekkilleri açısından da söz konusu borcun geçerli olmadığının açıkça ortaya konduğunu, davacı müvekkillerinin de icra takibine konu kıymetli evrak teminat olarak ... Tekstil Gıda Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin borcundan dolayı ciro edilerek davalıların murisine imzalanarak teslim edildiğini, daha sonrasında bu evraka ilişkin borcun kapatılması amacıyla davacı müvekkillerinden ... adına kayıtlı gayrimenkule bizzat davalıların murisinin kendisine tapuda devir ve tescil edildiğini, söz konusu gayrimenkulün devredilmesindeki amacın davalıların murisine olan borcu kapatmak olduğunu, müvekkillerince yapılan devir işleminde borcun kapatılması amaçlandığı için herhangi bir devir bedeli alınmadığını, davalılara karşı müvekkillerinin borçlu olmadığının tespiti için müvekkillerinin Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadıklarının hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas, Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas, Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas, Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas. Sayılı dosyaları ile de müvekkili davalılara karşı davalar açtıklarını, bu davaların bir kısmının halen derdest, bir kısmı ise kesinleşmiş olduğunu, bu nedenle derdestlik ve kesin hüküm itirazında bulunduklarını, söz konusu dosyaların celb edilerek derdestlik ve kesin hüküm yönünden incelenerek itirazlarının kabulü ile davanın reddini, davacı tarafça iş bu dava açılırken eksik harç ödendiğini, öncelikle harcın tamamlanması gerektiğini, gerekirse İcra müdürlüğünden dava tarihi itibari ile güncel dosya hesabının istenmesi ve harcın tamamlattırılmasını, açıklanan nedenlerden dolayı hukuka aykırı davanın reddini istemiştir.
DELİLLER : Bakırköy ... İcra Dairesi dosyası, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası, İstanbul Ticaret sicil müdürlüğü kayıtları, Bakırköy ... Sulh hukuk mahkemesi dosyası, Çorlu .... Sulh Hukuk Mahkemesi dosyası, Elazığ .... Sulh Hukuk Mahkemesi dosyası, Bahçelievler tapu müdürlüğü yazı cevapları, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına konu bonoya ilişkin borçlu bulunmadıklarının tespiti istemine ilişkindir. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir ‘gayeye’ ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Kambiyo senetlerine dayalı davada ise ispat yükü davacı borçludadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve 2003/19-781 E., 2003/768 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Davacılar, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir. 6100 Sayılı HMK m. 201 gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların yazılı delillerle ispatlanması gerekir. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-821 E. 2019/58 K.) Somut olayda; davacılar, icra takibine konu çekin ... Tekstil Gıda Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne borcundan dolayı ciro edilerek davalıların murisine imzalanarak teslim edildiği, borcun kapatılması amacıyla davacılardan ... adına kayıtlı gayrimenkulun davalıların murisi adına tapuda devir ve tescil edildiği ve borcun kapatıldığı, davaya konu ... Bankasının .... Çek nolu, 500.000,00-TL bedelli çekden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir. 6100 Sayılı HMK m. 201 gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların yazılı delillerle ispatlanması gerekir. Yapılan yargılama sonunda, kambiyo senedinin bedelsizliğine ilişkin açılan menfi tespit davasında ispat yükünün davacı borçlularda olduğu, çekin ödeme aracı niteliğinde olması da dikkate alındığında; dava ve takip konusu edilen çekin taşınmaz devri ile ödendiği yolundaki iddianın yazılı delille ispatlanması gerektiği, davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı lehine tedbir uygulanmadığından davalı tarafın İİK 72/4 uyarınca tazminat talebinin reddine, 3-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 1.707,75 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.092,35 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-AAÜT gereğince hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 4.000,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 7-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine, 8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacılar vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/04/2025
Katip ...
Hakim ...