İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/967 E. 2024/68 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/967
- Karar No
- 2024/68
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/967 Esas KARAR NO : 2024/68 DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) DAVA TARİHİ : 22/11/2021 KARAR TARİHİ : 23/01/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILMA TARİHİ : 05/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davalının kredi borçlusuna hayat sigortası yapmamakta kusurlu olduğu iddiasına dayalı kredi bedeli nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile ödenen bedelin iadesi talebine ilişkindir. Davacılar, dava dilekçesi ile özetle; vefat eden kredi borçlusu ...’in mirasçıları olduklarını, müteveffanın davalı bankadan ticari kredi kullandığını, bir kısım ödemeleri yaptıktan sonra vefat ettiğini, müteveffanın diğer bankalardaki kredilerinin hayat sigortası kapsamında ödendiğini fakat davalının hayat sigortası yaptırmadığını, bu nedenle borcu ödemek zorunda kaldıklarını, müteveffanın sigorta yapma yetkisini davalıya verdiğini, davalının ise sadece ferdi kaza sigortası yaptırdığını, işbu sigorta poliçesinde müteveffanın imzasının bulunmadığını, söz konusu sigorta primlerinin müteveffanın hesabından otomatik olarak tahsil edildiğini, miras bırakının vefatı üzerine sigortadan yararlanmak üzere davalıya başvurduklarını fakat davalının sigorta yaptırmaması nedeniyle borcu ödemek zorunda kaldıklarını, açık rızaya rağmen hayat sigortası yaptırmayan davalının kusurlu olduğunu savunarak, bankaya dava konusu kredi borcu nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti ile ödenen kredi taksitlerinin iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı banka cevap dilekçesi ile özetle; davanın istirdat davası olarak açılamayacağını ve paranın iadesinin talep edilemeyeceğini zira cebri icra yoluyla takip sonucu tahsil edilen bir ödemenin mevcut olmadığını, kredilerde sigorta yaptırılmasının sorumluluğunun müşterilere ait olduğunu, dava konusu ticari kredi açısından müşteriyi sigorta yapma ve poliçeyi yenileme konusunda mecbur tutmalarının veya onun yerine sigorta yapmayı taahhüt etmesinin söz konusu olmadığını, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 29. Maddesi kapsamında tüketicisinin açık talebi olmadan kredi ile ilgili sigorta yaptırılamayacağının belirlendiğini, davacının hayat sigortası yaptırılması için açık bir talebinin olmadığını, davalı bankanın kanundan veya sözleşmeden kaynaklı olarak hayat sigortası yaptırma sorumluluğunun olmadığını, davacıların halen devam eden borcu ödemekten kaçınmak amacıyla işbu davayı açtığını, kötü niyetli olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Uyuşmazlık, davacıların murisinin imzaladığı kredi sözleşmesi kapsamında, murisin bankaya kendi lehine hayat sigortası yaptırma yetkisi verip vermediği, davalının kredi çeken lehine sigorta işlemlerini gerçekleştirme hususunda sorumlu olup olmadığı ile mirasçılar tarafından ödenen kredi borcundan dolayı bankaya borcunun olup olmadığı ve ödenen kredi taksitlerinin iadesi istemine ilişkin menfi tespit ve ödenen bedelin iadesi talebine ilişkindir. Davacıların murisi; davalı bankadan 01.02.2019 tarihinde 146.000-TL bedelli, 31.05.2019 tarihinde 46.790,00-TL bedelli, 17.04.2020 tarihinde ise 25.000-TL bedelli kredileri kullanmış, ilk iki kredi 14.07.2022 tarihinde, son kredi ise 30.03.2022 tarihinde kapatılmıştır. Davacıların murisi için banka tarafından 01.02.2019-01.02.2020 tarihli "Esnaf Acil Destek Sigorta Poliçesi (Ferdi Kaza Sigortası)" ile 28.11.2019-28.11.2020 tarihli "Kobi Acil Destek Sigorta Poliçesi (Ferdi Kaza Sigortası)" yaptırılmıştır. Sözleşme Öncesi Bilgilendirme ve Mutabakat Formunun 7.1.maddesinde “Müşterinin Kredi Çerçeve Sözleşmesinde hüküm altında alınan sigortaları yaptırmaması veya süresinde sigortaları yenilememesi halinde, Banka söz konusu sigortayı resen yaptırmaya/yenilemeye yetkilidir. Ancak, bu husus Banka için bir mecburiyet teşkil etmeyecektir.” düzenlemeleri bulunmaktadır. Somut olayda, davacıların murisi davalı bankadan kredi sözleşmeleri kapsamında kredi kullanmış olup, murisin vefatı sonrasında söz konusu kredi borcu, murisin hayat sigortasının bulunmaması nedeniyle davacı mirasçılar tarafından ödenmiştir. Davalı, hayat sigortası yapma yükümlülüğünün bulunmadığı iddiasında bulunmaktadır. Kredi bağlantılı hayat sigortaları, kredi kuruluşu bankanın borçlunun vefatı halinde kredi geri ödemesini alabilmesi yanında borçlunun mirasçılarının mağduriyetinin önlenmesine hizmet etmektedir. Davalının, esnaf olan borçlu muris için resen hayat sigortası yaptırma sorumluluğu bulunmamakla birlikte, davalı bankanın aldığı yetkiye dayanarak muris için iki ayrı ferdi kaza sigortası yaptırdığı görülmektedir. Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliğinin 6.maddesi ile "Kredi ile bağlantılı olarak yapılacak ihtiyari sigortalarda, kredi ilgilisinin menfaatinin sigorta edilmesi, sigorta sözleşmesi ile sunulan teminatların kredi konusu ve kredi kullananın ihtiyaçları ile uyumlu olması esastır." düzenlemesi mevcuttur. Söz konusu maddenin kıyasen işbu olayda değerlendirilmesi mümkündür. Davalı bankanın resen, salt kaza halinde vefat veya yaralanma durumunda borcun ödenmesini garanti eden ferdi kaza sigortasını yaptırıp, her türlü ölüm halinde ödemeyi garanti eden hayat sigortasını yaptırmamasının, kredi kullananın ihtiyaçları ile uyumlu olmadığı değerlendirilmiştir. Dosyada muris tarafından açıkça ferdi kaza sigortası talep edildiğini, hayat sigortası yapılmasının istenmediğini ispata yarar bir delil mevcut değildir. Bu halde bankanın verilen yetkiye dayanarak resen sınırlı nitelikte garanti sağlayan ferdi kaza sigortasını yapması, daha yüksek nitelikte garanti sağlayan hayat sigortasını yaptırmaması, müşterisini de hayat sigortası yapılması yönünde veya hayat sigortası yerine ferdi kaza sigortası yapıldığı yönünde bilgilendirmemesi nedeniyle %50 oranında kusurlu davrandığı kabul edilmiştir. Bu kapsamda, ödenen bedelin bankanın kusur oranı çerçevesinde hesaplanan 89.750,85-TL'sinin davacılara geri ödenmesi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Davacıların, dava konusu kredi sözleşmesi kapsamında 89.750,85-TL yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, Davacılarca davalıya ödenen 89.750,85-TL’nin, 15.000-TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 74.750,85-TL’sinin ise ıslah tarihi olan 22.11.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.130,88.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 256,17.-TL peşin harcın ve 1.276,56 TL ıslah peşin harcının mahsubu ile eksik kalan 4.598,15.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 59,30.-TL başvurma harcı, 256,17.-TL peşin harç ve 1.276,56 TL ıslah harcının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 4-Davacı tarafından dosyada yapılan toplam 2.179,30.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 5-Davalı tarafından dosyada yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad KAYDINA, Dair tarafların yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/01/2024 11:38:32 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır