İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/499 E. 2024/747 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/499
Karar No
2024/747
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/499 Esas KARAR NO : 2024/747 DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/09/2014 KARAR TARİHİ : 09/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İsveç ülkesi merkezli faaliyet göstermekte olan davacı şirketin davalı şirket ile 18.01.2010 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzaladığını, işbu sözleşmeye davalı şirketin ... ve ... markalı ürünlerinin İsveç, Danimarka, Norveç ve Finlandiya bölgesindeki satışı için (bakım ve servis hizmetlerinde de yetkili olmak üzere) davacı şirketi münhasır distribütörü olarak atadığını, davacı şirketin anlaşma koşullarına göre hareket ettiğini ve ürünlerin satışını arttırdığını, davalının sebepsiz ve bildirimsiz olarak mal satışını durdurduğunu, davacıyı zarara uğrattığını, sözleşmeye göre ürün tedarikinin davalının asli edim borcu olduğunu, davalının bu borcuna aykırı hareket ederek, davacıyı iş yapamaz konuma getirdiğini, zarara uğrattığını, ayrıca davalı ürünlerinden en çok satılan model olan ... modelinin karbon filamentindeki hata nedeniyle davacı şirketin müşterisine ya yeni ürün verdiğim ya da para iadesi yapüğı bu nedenle büyük zarara uğradığını, davacı şirketin 2014 yılı sonuna kadar kaybedeceği satış rakamı ortalama olarak toplam 529.662 Euro olduğunu, bunu ortalama %40'ının kar olduğunu, ortalama olarak davacı şirketin 211.000 Euro kar kaybma uğradığını, davacı şirketin pazarda yıllar içinde oluşturduğu güvenin davalının beklenmedik davranışıyla alt üst olduğunu, davacı şirketin menfaatlerinin zarar gördüğünü, bu itibar kaybının telafi edilmesinin mümkün olmadığı gibi davacı şirketin yıkımına neden olduğunu, bu sebeplerle davacı şirket lehine 100.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini, işbu yargılama sürecinde davalının malvarlığını 3. Kişilere devretme ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın para alacağına ilişlin olduğu için ÎİK 257. Md uyarınca ihtiyati haciz talep etme gereği doğduğunu belirterek, öncelikle davalı şirketin banka hesaplarına ve taşınmaz mallarına ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini, davalı şirketin sözleşmeye aykırı davranışı sebebiyle davacı şirketin uğradığı maddi zararın fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacı şirket lehine 150.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. 12/02/2018 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek istediği maddi tazminatı 677.327,69 TL'ye yükseltmiştir. Davalı cevap dilekçesi vermemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir. Taraflar arasında 18/01/2010 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmeye göre davacının davalı tarafından üretilen ürünlerin pazarlama ve satılması hususunda tarafların bir takım yükümlülükler üstlendiği anlaşılmaktadır. İş bu sözleşmenin 25.6. maddesine göre sözleşmenin bitim süresi 30/04/2011 tarihi olup, aynı madde hükümlerine göre iki yıl süre ile uzatılması söz konusudur. Nitekim taraflar arasındaki sözleşme 2013 yılına kadar uzatılarak sürdürülmüştür. Sözleşme süresinin bitiminden sonra davalının davacıya sipariş ettiği ürünleri göndermemesi üzerine davacı şirketin ihtarname gönderdiği, davalının ihtara cevap vermediği gibi ürün de göndermemesi üzerine davacının iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davacı, taraflar arasındaki sözleşmenin süresinin bitmesine rağmen davalının sözleşmenin devam edeceği yönünde kendisine güven verdiği ve verdiği siparişlerin karşılanacağı yönünde kendisinde haklı bir güven oluşturduğunu ve bu güvenin boşa çıkmasından dolayı zarara uğradığını ileri sürmüş ise de davacı bir Avrupa şirketi olup, basiretli bir tacir gibi hareket etmek zorunda olduğunu bilecek durumdadır. Nitekim bu husustaki ilişkisini basiretli bir tacir gibi davranarak yazılı sözleşme haline getirmiştir. Sözleşmenin süresinin de 1 + 2 yıl olduğunu bilmektedir. Sözleşme süresinin bittiği tarihi dikkate alarak sözleşmenin süresinin uzatılıp uzatılmayacağı hususunda görüşmeler yaparak bu görüşmelere göre hareket etmek durumundadır. Davacı davalının sözleşmenin devam edeceği yönünde kendisine güven verdiği ve verdiği siparişlerin karşılanacağı yönünde kendisinde haklı bir güven oluşturduğunu iddia etmiş ise de bu yönde ikna edici deliller ortaya koymuş değildir. Taraflar arasındaki sözleşmesel yükümlülüklerin süresi ve boyutu dikkate alındığında bu ilişkilerin sözleşmenin bitmesinden bir süre daha devam etmesi hayatın olağan akışına uygundur ve bu hususlar davacıya siparişlerinin karşılanacağı yönünde kendisinde haklı bir güven oluşturmasına tek başına yeterli kabul edilmez. Dolayısı ile davacının davacının kendi müşterileriyle yaptığı sözleşmede kararlaştırdığı cezai şart miktarını ve ürünleri tedarik için oluşturduğu servis, depo vs giderlerini zarar olarak ve yoksun kaldığı kar miktarını davalıdan talep hakkı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Yine davacı ürün iadesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmüş ise de bu hususta yeterli ve inandırıcı deliller sunmadığından bu talebi de yerinde görülmemiştir. Diğer yandan davacı vekili manevi tazminat talebinde de bulunmuş ise de eldeki davada manevi tazminat koşullarının gerçekleşmediği sonucuna varılarak bu talebin de reddine karar verilmiştir. Mahkememizce verilen anılan karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 11/12/2019 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile yerinde görülmüş; ancak istinaf kararının temyizi üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 24/02/2022 tarih ve .... Esas ... Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Yüksek mahkeme bozma ilamında "... HMK 25. maddesi gereğince kanunda öngörülen istisnalar dışında hakimin iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağı ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamayacağı hükmü uyarınca mahkemece tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde bir inceleme ve değerlendirme yapılıp varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının savunmasını aşar şekilde değerlendirme yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmediğinden hükmün bozulması." gerekçesine yer verilmiştir. Mahkememizce usul ve yasaya uygun olan bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir. Davada davalının cevap dilekçesi vermediği, bu nedenle davalının münkir addedildiği, buna göre davalının ancak davanın genel sebeplerle reddi gerektiği yönündeki beyanlarının araştırılabileceği görülerek bu kapsamda inceleme ve araştırma yapılmıştır. Bozma ilamında işaret edilen hususlar gözetilerek bilirkişilerden yeniden rapor aldırılması yoluna gidilmiştir. Mahkemece toplanan tüm deliller, aldırılan ve genel olarak birbirleri ile uyumlu bilirkişi raporları (Özellikle son olarak alınan ve tüm raporları bağdaşlaştırıcı nitelikteki 12/06/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporu) ve tüm dosya kapsamı uyarınca; davacı şirket ile davalı arasında 18/01/2010 tarihli distribitörlük sözleşmesi bulunduğu, sözleşme süresinin 30/04/2011 tarihi olup, taraflar arasında 2013 yılına kadar 2 yıl süre ile uzatılarak sürdürüldüğü, bu tarihten sonra davacının sipariş ettiği ürünlerin davalı tarafından gönderilmemesi üzerine davacı tarafça maddi ve manevi tazminat istemi ile işbu davanın açıldığı, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemeleri ile davacının gerek kendi defterleri gerekse de davalı defter ve kayıtları uyarınca davalıya borçlu olduğu, davacının kendi kayıtlarına göre 2014 yılı sonu itibariyle davalıya 111.001,06-Euro borcunun bulunduğu, davalı kayıtlarına göre ise davalı borcunun 137.295,06-Euro olduğu, her iki ihtimalde dahi davacının ödemediği fatura bedelleri sabitken davalının davacıya mal göndermemesinin hukuki ve ticari anlamda haklı nedene dayalı olduğu, bu nedenle davacının kendi ödeme edimini yerine getirmeksizin davalının mal göndermediğinden bahisle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunamayacağı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Maddi tazminat yönünden; -Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 11.139,51-TL'nin yatıran tarafa iadesine, -Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 100.826,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Manevi tazminat yönünden; -Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 2.134,00-TL'nin yatıran tarafa iadesine, -Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 32,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi ile birlikte yatıran tarafa geri verilmesine, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/10/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/499, K. 2024/747, T. 09.10.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-499-e-2024-747-k-a235f5df61d7