İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/36 E. 2023/1030 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/36
Karar No
2023/1030
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/36 Esas KARAR NO : 2023/1030 DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 12/01/2022 KARAR TARİHİ : 14/11/2023 K.YAZIM TARİHİ : 05/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09.06.2021 tarihinde ... A.Ş. Firması aracılığıyla halı satışı yaptığı ... isimli kişiye teslim edilmek üzere 2 adet ambalajlanmış 2.000.00 TL miktarlı halının kargo firmasına teslim edildiğini, 09.06.2021 tarihinde kargo teslim edildikten sonra 10.06.2021 tarihinde kargonun alıcıya teslim edilmesi için ilgili alıcıya gidildiğini ve ürünün hasarlı olarak kendisine teslim edilmek istenmesi üzerine alıcının cayma hakkını kullanıp hasar tutanağı tutup kargoyu iade ettiğini, ürünün iade edilmesi üzerine .... Kargo isimli firmaya bu üründeki hasardan kaynaklı ürün bedelinin ve ödemesini yaptıkları kargo bedelinin taraflarına ödenmesi hususunda 10.06.2021 tarihinde yazılı olarak müracaatta bulunulmuş ise de bu hususta ilgili bir ödeme yapılmadığını, müvekkili firmanın bu ürünlerin hasarlı olması nedeniyle geri iade almadığını, bu ürünlerin halen ilgili kargo firmasının uhdesinde bulunduğunu, müvekkili şirketin, kargo firmasının kendilerine bu zararın bedelinin ödeneceğinin söylenmiş olmasına rağmen ödeme sağlanmaması üzerine zorunlu olarak Bakırköy Arabuluculuk Merkezi'ne ... Başvuru numarası ile başvuruda bulunduğunu ancak uzlaşma sağlanamaması üzerine iş bu huzurdaki davayı açmak zaruretinin hasıl olduğunu, Ürünün kullanılamaz halde olduğunu, belirterek, müvekkili tarafça açılanan nedenlerle; müvekkili tarafın fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, davalarının kabulüne, ürün bedelinin (2.000 TL) ve kargo bedelinin (311,69TL) taraflarına geri ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin adresinin “... Mah. ... Cad. No:.. ... Ofis K:3, D:5, ... Sariyer” olmakla, işbu huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, İşbu davaya konu alacak talebi davacı tarafından tam ve kesin olarak belirlenebilecek veya belirlenebilmesi objektif olarak beklenebilecek nitelikte olduğundan davacının belirsiz alacak davası ikame etmekte hukuki yararı olmadığını, bu nedenlerle belirsiz alacak şeklinde ikame edilemeyecek işbu davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun md.107/1 ve md.114/1-h hükümleri uyarınca hukuki yarar yokluğu dolayısıyla usulden reddedilmesini talep ettiklerini, Müvekkili şirketin sektöründe öncü bir firma olup mezkur taşımada kendisinden beklenen tüm dikkat ve özeni eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, Taşımaya - ilişkin hükümler uyarınca içeriği doğru beyan edilmeyen kargonun mahiyetinden kaynaklanan zararın göndericiye ait olduğunu, zira TTK 864 gereği göndericinin, gönderdiği kargoya ilişkin tüm bilgileri tam ve eksiksiz olarak taşıyıcıya bildirmek zorunda olup eksik bildirimden kaynaklanan sorumluluğun kendisine ait olduğunu, müvekkili şirketin kendisine taşınmak üzere teslim edilen kargonun içeriğini araştırma (açarak içine bakma, vs.) hak ve yetkisi bulunmadığından içerik konusunda teslim edenin beyanına itibar edileceğinin açık ve tartışmasız ve kanun gereği olduğunu, müvekkili şirket tarafından kargo içeriğinin bilinmesinin mümkün olmayıp davalının tüm bu iddialarının da ispata muhtaç olduğunun açık olduğunu, Ancak davacının, eşyanın mahiyetine uygun ambalajlamayı yapmamasının yanı sıra taşıma hassasiyetine ilişkin taşıyıcıya yönelttiği bir beyanının bulunmadığını, üstelik davacının TTK uyarınca Tacir sıfatını haiz olup basiretli davranmakla yükümlü olduğunu, dolayısıyla göndermek istediği ürünlerin zarara uğramaması hususunda yükümlülüklerini yerine getirmeyen ve basiretli bir tacir gibi davranmayan davacının kendi kusuruyla sebebiyet verdiği zarardan üzerine düşen tüm özeni gösteren davalı Müvekkilinin tam ve tek sorumlu olmasının beklenemeyeceğini, Müvekkili şirketin zarardan sorumlu olduğu varsayılsa dahi yine TTK 886 uyarınca tam tazminata hükmedilebilmesi için zararın meydana gelmesinde taşıyıcının kast ve pervasız davranış kusuru varlığının da ispat edilmesinin gerektiğini, işbu taşımada Müvekkili şirketin kusurlu olduğu kabul edilse dahi ağır kusur ve hile durumunun Mevcut olmadığını, zira mübrez Yargıtay kararlarında ağır kusurun hangi durumlarda oluşacağının belirtilmiş olup, davaya konu olaylarında ağır kusurun oluşmadığının açık ve net olup dosyanın aksi halde kusurun tespiti ve ağırlığı için bilirkişiye tevdini talep ettiklerini, Taşıyanın sorumluluğunun TTK hükümleri uyarınca sınırlandırıldığını, her ne kadar davacının zarara uğradığı ve bundan müvekkili tarafın sorumlu olduğu iddiası haksız ve Mesnetsiz olsa da, ortada bir zarar varsa bunun kesinlikle davacının fahiş tazmin talepleri ile örtüşmediğini, nitekim Ticaret Kanununda kabul edilen sınırlı sorumluluk prensibince gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel çekme hakkı istenebileceğinin ortada olduğunu, davacının talep ettiği tazmin bedelinin ilgili hükümler doğrultusunda açıkça haksız ve mesnetsiz olduğunu, gönderinin tamamının zıyaına karar verilse dahi ancak her kilogram için 8,33 Özel Çekme Hakkı (SDR) hesaplaması karşılığının tazmininin mümkün olup bu hesaplama için de dosyanın Karayolu Taşımacılığı konusunda uzman bir bilirkişiye tevdiinin gerektiğini, Ayrıca taşıma konusu emtianın hiçbir dayanağı olmadan sanki tamamı zayi olmuş gibi tam tazminat talep edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, zira mezkur mal zarar görmüş olsa dahi bu zararın ürünün değerini ne kadar eksilttiğinin yani davacının gerçek zararının ne olduğu hususunun ancak ürün üzerindeki teknik inceleme ile mümkün olduğunu, üstelik sanki söz konusu ürün müvekkili şirketin mülkiyetindeymiş ve davacı o üründen hiçbir şekilde fayda sağlayamayacakmış gibi ürünün tam tazmininin yine hukuka aykırı olacağını zira taşınan ürünün tüm kayıtlar dikkatle incelendiğinde müvekkilinin füili ya da hukuki hakimiyetinde olmadığının görüleceğini, dolayısıyla dosyanın bu yönüyle de zarar tespiti ve nitelendirmesi için konusunda uzman bir bilirkişiye tevdlini talep ettiklerini, Söz konusu davada kargo içeriğine ilişkin sunulan herhangi bir delil ve yine herhangi bir belge bulunmadığını, kargo içeriği ve değeri iddiasının ispata muhtaç olduğunu, Kayıtsız şartsız teslim alınan davaya konu kargo ile ilgili müvekkili tarafa T.T.K.'nun 889. Maddesi uyarınca süresinde ulaşmış yazılı bir bildirimin söz konusu olmadığını, T.TK. 889/1 gereği en geç teslim anında, eğer ki hasar açıkça görülmüyor ise de teslimden itibaren en geç yedi gün içerisinde ziya ve hasarın yazılı bir şekilde taşıyıcıya bildirilmesinin şart olduğunu, aksi halde teslimin sağlıklı yapıldığının kabulünün gerekeceğinin de açıkça ilgili maddede düzenlendiğini, İşbu Uyuşmazlık konusunun, teknik ve uzmanlık gerektiren hususlar içerdiğini, bu sebeple Kara Taşıma Hukuku konusunda uzman bilirkişice incelenmesinin ve değerlendirilmesinin gerektiğini, belirterek, müvekkili tarafça izah olunan ve resen dikkate alınacak hususlar doğrultusunda cevaplarının ve delillerinin kabulüne, öncelikle Yetki İtirazlarının kabulü ile dosyanın İstanbul mahkemelerine gönderilmesine, haksız davanın külliyen reddine, aksi halde dosyanın kusur ve zarar hesaplaması için konusunda uzman bilirkişilere tevdüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Dosyaya sunulan 01/09/2023 tarihli bilirkişiler ... ve ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda: . Davacının Kocaeli'deki müşterisi ...'e 2.000 TL tutarındaki 09.06.2021 tarihli 027947 nolu faturayla 18 m2 makine halısı sattığı, satılan halının davalının taşıması esnasında hasarlanarak ayıplı hale geldiği, Halıların taşıma esnasında hasarlanması nedeniyle davacının 2.000 TL halı bedeli ve 311,69 TL davalının taşıma faturası bedeli olmak üzere toplam 2.311,69 TL zararının oluştuğu, Meydana gelen zararın tam zayi mertebesinde kabul edilmesi halinde davalının 2.311,69 TL tazminatı ödemesi gerektiği; hesaplanan bu miktarın sınırlı sorumluluk limitleri dahilinde kaldığı, Öte yandan, davalının bu miktar tazminatı ödemesi halinde, hasarlı ürünleri kendisi değerlendirebileceği, davacıya iade etme yükümlülüğü kalmayacağı hususları tespit edilmiştir. Dosyada ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya taşınmak üzere teslim edilen halıların zayi olduğu iddiası ile uğranılan zararın tazmini istemli olarak huzurda görülen dava açılmıştır. Davalı vekili tarafından mahkememizin yetkisine itiraz edilmiş ise de 6100 Sayılı HMK'nın 10. maddesinde "Sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde açılabilir." hükmünün düzenlendiği, davacı tarafından dava konusu ürünlerin davalı şirketin Şirinevler şubesine teslim edildiği ve söz konusu adresin mahkememiz yargı sınırları içerisinde kaldığı anlaşıldığından mahkememizin yetkili olduğunun tespiti ile davalının yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda; davacının Kocaeli'ndeki müşterisi ...'e 2.000 TL tutarındaki 09.06.2021 tarihli ... nolu faturayla 18 m2 makine halısı sattığı, satılan halının davalının taşıması esnasında hasarlanarak ayıplı hale geldiği, halıların taşıma esnasında hasarlanması nedeniyle davacının 2.000 TL halı bedeli ve 311,69 TL davalının taşıma faturası bedeli olmak üzere toplam 2.311,69 TL zararının oluştuğu, meydana gelen zararın tam zayi mertebesinde kabul edilmesi halinde davalının 2.311,69 TL tazminatı ödemesi gerektiği; hesaplanan bu miktarın sınırlı sorumluluk limitleri dahilinde kaldığı, öte yandan davalının bu miktar tazminatı ödemesi halinde, hasarlı ürünleri kendisi değerlendirebileceği, davacıya iade etme yükümlülüğü kalmayacağı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Davacı tarafından davalıya taşınmak üzere teslim edilen halıların taşıma sırasında hasar görerek tam zayi olduğu; davalının söz konusu zarardan sorumlu olduğu açıktır. Tekniğine uygun ve denetime elverişli olarak düzenlendiği mahkememizce kabul edilen bilirkişi raporu doğrultusunda açılan davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-AÇILAN DAVANIN KABULÜ ile 2.000,00 TL ürün bedeli, 311,69 TL kargo taşıma bedeli olmak üzere toplam 2.311,69 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 80,70 TL nispi harçtan mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından sarf olunan (2.000,00 TL bilirkişi ücreti + 308,10 TL posta ücreti tebligat, müzekkere masrafından ibaret) 2.308,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 11,50 TL vekalet harcı, 80,70 TL başvurma harcı ve 80,70 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Sarf olunmayan delil/gider avanslarının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, 6-Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı taraf lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/1. maddesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 2.311,69 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca dava değeri karar tarihindeki istinaf sınırı altında kalmakla KESİN olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/11/2023 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı

Atıf: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/36, K. 2023/1030, T. 14.11.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-36-e-2023-1030-k-5bb5c8a4f33b