İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/776 E. 2025/11 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/776
- Karar No
- 2025/11
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/776 Esas KARAR NO : 2025/11 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/08/2023 KARAR TARİHİ : 14/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket .... Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin, davalı/borçlu .... Limited Şirketi'nden işbu alacağın tahsili amacıyla, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosya üzerinden davalı .... Ticaret Limited Şirketi hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı borçlunun, borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz etmiş ve takibi durdurmuş olduğunu, işbu itirazın sadece takibi sürüncemede bırakarak müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla yapılmış olup haksız ve mesnetsiz olduğunu, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu, dava konusu uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanması ve ticari dava olması sebebiyle uyuşmazlıkta görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, yargı çevresi bakımından Küçükçekmece Adliyesi'nde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmadığı için yetkili yer mahkemelerinin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu sebeple huzurdaki davanın yetkili olan Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılmış olduğunu, taraflar arasında alım satımdan kaynaklı ticari ilişki mevcut olduğunu, dava konusu borcun ticari ilişki sürecinde düzenlenen cari hesap sözleşmesinden kaynaklanmakta olduğunu, davalı şirket müvekkili şirket arasında alım satımdan kaynaklı ticari ilişki mevcut olduğunu, alım satım faturaları düzenlenerek karşı tarafa gönderilmiş olduğunu, tarafların faturalarda bedellerin TL ve USD karşılığını göstererek ürünleri fatura etmiş olduklarını, kur farkı ve enflasyon farkının her basiretli tacirin öngördüğü işlemler olduğunu, yabancı para üzerinden yapılan işlemlerde kur farkının dikkate alınacağı teamül olarak yerleşmiş olduğunu, davalı taraf faturaları USD üzerinden aldığından bu durumun farkında olduğunu, faturaların düzenlendiği tarihlerde bu duruma herhangi bir itirazı bulunmadığını, ticari hayatta tarafların sözlü anlaşmaları, karşılıklı icapları, ticari hayatın kendi içindeki kuralları göz önüne alındığında ticari ilişkinin döviz üzerinden belirleneceğinin sadece yazılı sözleşmeye dayanmayacağını, Yargıtayın bu konu üzerinde yaptığı değerlendirmede; taraflar arasında kur farkı alacağını düzenleyen sözleşme olmaması halinde faturalarda türk lirasının döviz karşılığını aramakta olduğunu, cari hesap ekstrelerinde satılan malların döviz karşılığı belirtilmiş olduğunu, davalı ... bu durumu bilmeme gibi bir durumu bulunmadığını, basiretli bir tacirin piyasada hangi ürünün hangi para cinsinden alınıp satıldığını bilmekte olduğunu, bunun üzerinden alım satım faaliyetlerini sürdürmekte olduğunu, Yargıtay kararlarında kur farkı istenmesi için gerekli olan koşullar açıklanmış olup, bir faturada dövizli satış karşılığı Türk Lirasının yazılı olmasının kur farkının talebi için yeterli olduğunu, işbu davaya ve icra takibine konu alacağın likit olduğunu, davalı takip borçlusunun, taraflar arasındaki mal alım satım ilişkisi sebebiyle düzenlenen sevk irsaliyelerini, faturaları ve teslim tutanaklarını ticari defter ve kayıtlarına işlememe ve yargılama sırasında ticari defter ve kayıtlarını mahkememize ibrazdan kaçınma ihtimali bulunduğunu, bu durumda müvekkili şirketin haklı alacağına kavuşmasının daha da güçleşecek ve neredeyse imkansız hale gelecek olduğunu ben nedenle mahkememizce tensip zaptı ile davalı borçluya ait BA BS formlarının ilgili vergi dairesinden celbine ilişkin ara karar tesis edilmesini ve işbu ara kararın yerine getirilmesinin akabinde ön inceleme duruşması beklenmeksizin celse arasında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmak üzere inceleme günü verilmesini talep ediyor olduklarını, dava konusu icra takibinin, davalı borçlunun haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi sonucunda herhangi bir teminata bağlı olmaksızın durdurulmuş olup müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasının engellenmiş olduğunu beyanla; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hak ve alacak talep etme hakları saklı kalmak kaydı ile; davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili .... San. ve Dış Tic. Ltd Şti. aleyhine, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra icra takibi başlatılmış olduğunu, müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığı için ödeme emrine süresi içerisinde itiraz edilmiş olduğunu, müvekkili şirketin böyle bir borcu bulunmamasına rağmen davacı tarafından derdest dava açılmış olduğunu, müvekkili şirket adına takibe ve borca itiraz edilmesi üzerine takibin durmuş ve davacı alacaklı ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından işbu itirazın iptali ve takibin devamı talebiyle huzurdaki davanın ikame edilmiş olduğunu, dava dilekçesinde iddia edilen tüm hususların, maddi gerçeğe aykırı olup, davanın reddi gerektiğini, davacı ve davalı arasında bir ticari ilişki bulunduğunu, ancak dava konusu alacakla ilgili olarak taraflar arasında yapılmış yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davacı tarafın da dilekçesinde yazılı sözleşme bulunmadığı için devamlı basiretli tacir ve teamülden bahsetmekte olduğunu, müvekkili şirketin, davacı şirketten iki çeşit kumaş almış olduğunu, bunlardan birinin pamuklu kumaşlar diğerinin ise polyester içerikli kumaşlar olduğunu, müvekkili şirketin pamuk içerikli olan kumaşları TL olarak almakta olduğunu, davacı tarafın pamuk içerikli kumaşlar için TL anlaşılmış olmasına rağmen pamuk içerikli kumaşarıda dolar kuru üzerinden satmak istemekte olup uyuşmazlığın bu noktada çıkmış olduğunu, müvekkili şirketin davacı ... hiçbir borcu bulunmadığını, bu hususun yapılacak olan bilirkişi incelemesinde de tespit edilecek olduğunu, davacı şirket, müvekkili şirkete kur farkı adı altında faturalar düzenleyip göndermiş ise de müvekkili şirket tarafından söz konusu faturaların kayıtlara alınmamış ve süresi içerisinde de davacı şirkete iade edilmiş olduğunu, müvekkiline ait cari hesaplar incelendiğinde de müvekkilinin bir borcu olmadığının görülmekte olduğunu, müvekkilinin cari hesap ekstrasına göre hesabı sıfırlamış olup müvekkilinin bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında kur farkı ödeneceğine ilişkin yazılı bir anlaşma veya teamül bulunmadığını, davacı şirkete müvekkili şirketin borcu olan meblağı ödemiş ve hiç bir borcu bulunmadığını, bu nedenle icra dosyasına yapmış olduğu itirazın haklı ve yerinde olduğunu, davacı tarafın alacağına delil olarak davacı şirketin cari hesap ekstrasını sunduğunu, bu hesap tablosuna göre davacının kesmiş olduğu kur farkı içerikli faturaların müvekkili tarafından itiraz edilerek iade faturası kesilmiş olduğunu, dava konusu alacak likit olmayıp, ancak yapılacak bir yargılama neticesinde belirlenebilecek olduğunu, bu sebeple %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını beyanla; haksız davanın reddine, davacı ... %20’den az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, taraflar arasında kur farkı talep edilmesi şeklinde bir anlaşma bulunup bulunmadığı, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı hususlarındadır. Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine 32.870,33 USD fiili ödeme tarihi cari hesap, 239,55 USD fiili ödeme tarihi işlemiş faiz olmak üzere toplam 33.109,88 USD fiili ödeme tarihi toplam alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirketin vekili aracılığıyla takibe itiraz ettiği ve takibin durmuş olduğu anlaşıldı. Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, taraflar arasında kur farkı talep edilmesi şeklinde bir anlaşma bulunup bulunmadığı, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı hususlarının tespiti için tarafların Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 18/12/2023 günü saat 14:30'da Mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, Mali Müşavir bilirkişi .... 08/02/2024 tarihli raporunda özetle; taraflar arasında akdedilmiş yazılı bir sözleşmenin varlığına rastlanmamış olduğunu, davacı tarafından 1 adet flash bellek içerisinde şirket kayıtları ibraz edilmiş olduğunu, yapılan incelemede; davacının e-defter mükellefi olduğu, defter beratlarının yasal süresinde Maliye Bakanlığı'na verildiğinin ve sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğunun değerlendirilmiş olduğunu, alacağını tahsil edemediği iddiasıyla davalı hakkında 08/02/2023 tarihinde 32.870,33 USD alacak, 239,55 USD faiz olmak üzere toplamda 33.109,88 USD için İstanbul İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile takibe giriştiğinin, davalının yaptığı itirazla takibin durduğunun anlaşılmış olduğunu, davacı ... kayıtlarında davalının ... nolu Alıcılar hesabında takip edildiğini, tarafların 2022 yılından da önce çalışmaya başladıklarının görülmekte olduğunu, davacı ... defterlerine göre 2022 yılı açılışında 2.267.072,31 TL - 174.692,53 USD davacıya borcu olduğunun, dönem içerisinde davalı adına 7.395.221,77.-TL değerinde fatura düzenlendiğinin, 9.672.689,91.TL değerinde ödeme ve iade fatura alındığının görülmekte olduğunu, bu işlemler içerisinde davalıca düzenlenen iade fatura toplamı 955.031,94.-TL olduğunun hesaplanmakta olduğunu, 2022 yılı BA/BS formlarında davacı ve davalının, KDV HARİÇ 4 adet fatura bedeli olarak 1.233.972,04.-TL mal alış ve satışını beyan ettiklerinin, tarafların MUTABIK olduklarının, 2022 yılı BA/BS formlarında davacı ve davalının, KDV HARİÇ 94 adet fatura bedeli olarak 6.285.501,48.-TL mal alış ve satışını beyan ettiklerinin, tarafların MUTABIK olduklarının görülmekte olduğunu, davalı vekili tarafından dava dosyasına ibraz edilmiş olan hesap ekstresi sayfa sayfa çıktığından asla anlaşılamamış olup; davalı ... da ulaşılamamış olduğunu, dosya içerisinde mevcut delillere ve davacı ... kendi yasal defterlerine göre davacının davalıdan 32.870,33.-USD alacaklı olduğu nun görülmekte olduğunu, davacı ... takip talebinde 32.870,33.-USD alacağı için 239,55.-USD faiz talep etmiş olup davalının temerrüde düşürüldüğüne dair dosya içerisinde bir veri bulunmadığını, TBK. m. 117/I hükmünde; muaccel borcun borçlusunun alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer şeklinde olduğunu, dolayısıyla davacının, söz konusu alacak için faiz talep edemeyecek olup; dava tarihi itibarıyla davalıdan; (33.109,88.-USD *27,0436) 888.932,06.-TL/33.109,88.-USD alacaklı durumda olduğunu SONUÇ OLARAK: davacı tarafından ibraz edilen defter beratlarının süresi içinde Maliye Bakanlığına verilmiş ve sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğunun değerlendirilmiş olduğunu, davacı ... defter ve kayıtlarına göre takip tarihi olan 08.02.2023 tarihinde davalıdan 888.932,06.-TL/33.109,88.-USD alacaklı durumda olduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı görülmüş olup; davalı vekili tarafından davacının satışını yaptığı ürünler için farklı fiyat uygulandığı beyan edilmiş olsa dahi bu yönde yapılan yazılı bir ihtarname ya da itiraza yer verilmemiş olduğunu, yasal süresinde ya da sonrasında faturalara itiraz edildiğine dair bir belge sunulmamış, ödeme yapıldıysa dahi ödeme dekontları ibraz edilmemiş olduğunu, dosyaya davalı tarafından sunulmuş olan hesap ekstresi farklı sayfalarda bir çok sayfada olması sebebi ile anlaşılamamış olup; BA/BS formlarına göre tarafların mutabık olduklarının görülmekte olduğunu, davacının davalıyı temerrüde düşürmediği anlaşıldığından faiz talep edemeyeceğini bildirmiştir. Dosyanın bilirkişiye tevdii ile davalı tarafın beyan ve itirazları ve defterlerde yer alan alacak miktarının ne kadarlık kısmının kur farkından kaynaklandığının tespiti hususlarında ek rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup, kök rapor sunan bilirkişi 15/04/2024 tarihli ek raporunda özetle; kök raporda da belirtildiği üzere; taraflar arasında akdedilmiş yazılı bir sözleşmenin varlığına rastlanmamış olduğunu, alacağını tahsil edemediği iddiasıyla davalı hakkında 08.02.2023 tarihinde 32.870,33.-USD asıl alacak ve 239,55.-USD faiz olmak üzere toplamda 33.109,88.-USD için İstanbul .... İcra Dairesi’nin ... E sayılı dosyası ile takibe giriştiği, davalının yaptığı itirazla takibin durduğu, davacı ... kayıtlarında davalının .... nolu Alıcılar hesabında takip edildiği, tarafların 2022 yılından da önce çalışmaya başladıkları, davacı ... defter ve kayıtlarına göre takip tarihi olan 08.02.2023 tarihinde davalıdan 888.932,06.-TL/33.109,88.-USD alacaklı olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı görülmüş olup; davalı vekili tarafından davacının satışını yaptığı ürünler için farklı fiyat uygulandığı beyan edilmiş olsa dahi bu yönde yapılan yazılı bir ihtarname ya da itiraza yer verilmemiş olduğu, yasal süresinde ya da sonrasında faturalara itiraz edildiğine dair bir belge sunulmamış, ödeme yapıldıysa dahi ödeme dekontları ibraz edilmemiş olduğu, dosyaya davalı tarafından sunulmuş olan hesap ekstresi farklı sayfalarda bir çok sayfada olması sebebi ile anlaşılamamış olup; BA/BS formlarına göre tarafların mutabık oldukları ve davacının davalıyı temerrüde düşürmediği anlaşıldığından faiz talep edemeyeceği mütalaa edilmekte olduğuna ilişkin rapor ibraz edilmiş olduğunu, davalı vekili müvekkilinin defterlerinin incelenmediğini belirterek ek rapor alınmasını talep etmiş ise de hiçbir iletişim bilgisi bırakmamış olduğunu, vekilinin Baro levhasında yada internet üzerinden de iletişim bilgisine ulaşılamadığından inceleme yapılamamış olup, davalı ... ait 2022 yılı defter tasdikleri, davacıya ait muavin ekstreleri var ise ihtarname, yazışma vb belgeleri sunması halinde inceleme yapılabileceğini bildirmiştir. Dosyanın bilirkişiye tevdi ile davacı defterinde davalının borcu olarak görünen tutarların tek tek ayrılırak cari hesaba ve kur farkına ilişkin olan kayıtların ayrı ayrı belirtilmesinin ev davacı vekilinin 14.05.2024 tarihli beyan dilekçesinde belirtmiş olduğu hususlarda ve ekinde yer alan kur farkı faturalarının dayanağı cari hesap alacaklarına konu faturaların USD üzerinden tanzim edilip edilmediğinin tespitinin istenilmesine karar verilmiş olup, kök ve ek rapor sunan bilirkişi 16/04/2024 tarihli 2. ek raporunda özetle; kök raporda da belirtildiği üzere, taraflar arasında akdedilmiş yazılı bir sözleşmenin varlığına rastlanmamış olduğunu, davacı tarafından sunulmuş olan ekstreden de anlaşıldığı kadarıyla taraflar arasındaki ilişkinin tamamının dövizli işlemlere ait hareketlerden oluştuğunu, davacı ... hesaplarında davalı adına keşide edilmiş 2 adet kur farkı faturası olduğunun belirtilmiş olduğunu, davalı tarafından sunulan faturalara göre; davalı adına keşide edilen 19/01/2023 tarihli 625.015,15 TL değerinde kur farkı faturasına istinaden davalının 27/01/2023 tarihinde aynı bedelle YASAL SÜRESİNDE iade faturası keşide etmiş olduğunu, davacı tarafından 2022 yılında da 2 adet kur farkı faturası daha düzenlendiğinin görülmekte olduğunu, iş bu faturalara davalının itiraz ettiğine yönelik belge sunulmamış, davalının sunduğu cari hesap ekstresinde her iki faturanın da kayıtlarına aldığının görülmüş olduğunu, bu durumda teamül oluşup oluşmadığının takdirinin mahkememize ait olduğunu, davacının davalıyı temerrüde düşürmediği anlaşıldığından faiz talep edemeyeceği mütalaa edilmekte olup, kök raporda yer verilen görüş ve kanaatini değiştirecek herhangi bir hususa rastlanılmamış olduğunu, davalının, davacı tarafından düzenlenmiş olan kur farkı faturasına yasal süresinde iade faturası düzenleyerek ittiği ettiğini, 2022 yılında davalı adına 2 adet daha kur farkı faturası keşide edilmiş olduğunu ve davalının iş bu faturaları kaydına alarak itirazda bulunmadığını, mahkememizin teamül oluştuğu yönünde karar vermesi durumunda davacının alacak talebinde haklı olabileceği ve bu durumda davacı ... 32.780,33 USD davalıdan alacaklı durumda olduğunu (888.932,06 TL) bildirmiştir. Dosyanın başka bir SMMM bilirkişisine tevdi ile uyuşmazlık konusu hususlarda ve davacı defterinde yer alan borç kaydının yalnızca kur farkı faturalarından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, taraflar arasındaki kur farkı iddialarına dayanak olan faturaların / ticari işlerin yabancı para üzerinden yapılıp yapılmadığı, faturaların döviz cinsi üzerinden düzenlenip düzenlenmediği, düzenlenen bu faturalara ilişkin ödemelerin hangi şekilde ( çek - yabancı para - TL cinsi ) yapıldığı, dava ve takip tarihiyle alacak miktarı arasında farklılık var ise bu hususun belirtilmesi, varsa ödeme tarihlerine ilişkin kayıtların ayrıntılı olarak dökümünün yapılması, tarafların dosyaya yansıyan beyan ve itirazları doğrultusunda inceleme yapılarak bilirkişi raporu tanziminin istenilmesine karar verilmiş olup, SMMM bilirkişi .... 10/12/2024 tarihli raporunda özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkinin döviz cinsi üzerinden yapılacağına dair herhangi bir sözleşme dosyaya sunulmamış olduğunu, ancak süregelen tüm faturalar USD dövizli olarak düzenlendiğinden taraflar arasındaki ticaretin DÖVİZ üzerinden yapıldığı kanaatine varılmış olduğunu, davacının ticari defterlerinin incelenmiş olduğunu, ödemelerin tamamını Banka yolu ile EFT veya havale yöntemi ile ve TL Türk Lirası olarak gönderdiğinin tespit edilmiş olduğunu, davacının takip tarihi itibariyle (19.01.2023 tarihli hesap ekstresi bakiyesi) davalıdan olan alacağı 625.021,88 TL ve karşılığı 32.870,33 USD alacaklı olduğunun tespit edilmiş olduğunu, davacının icra takibinde 239,55 USD faiz talep etmiş olduğunu, ancak davacı tarafından davalının temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir borç ödeme ihbarnamesine dosya kapsamında rastlanmadığından davacının işlemiş faiz talep edemeyeceği kanaati hasıl olmuş olduğunu, davacı takipte alacağını 19.01.2023 tarihli cari hesap ekstresine dayandırdığından davalının takipteki alacağının 19.01.2023 tarihinde 625.021,88 TL ve karşılığı 32.870,33 USD tutarında davacının davalıdan alacaklı olduğu şeklinde kayıtlı olduğunun tespit edilmiş olduğunu, 27.01.2023 tarihinde davalı tarafın davacının düzenlediği kur farkı faturasını yeniden davacıya iade etmiş, böylelikle davacının ticari defter kayıtlarında davalının TL borç bakiyesinin 27.01.2023 tarihinde 6,73 TL davalı davacıya borçlu olarak kayıtlı olduğu ve dava tarihi olan 08.07.2023 tarihinde de davalının davacıya 6,73 TL borçlu olduğu kayıtlı olduğunun görülmüş olduğunu, taraflar arasındaki Ticari ilişkinin dövizli USD olduğu tespit edildiğinden Döviz hesapları baz alındığında davacının 08.02.2023 icra takip tarihi itibariyle 32.870,33 USD alacaklı olduğunun tespit edilmiş olduğunu, bu tutarın dava tarihi olan 08.07.2023 tarihinde de aynı olduğunun ve değişmediğinin davacının takip tarihinde ve dava tarihinde davalıdan 32.870,33 USD alacaklı olduğunun tespit edilmiş olduğunu, TCMB Döviz alış kuru baz alınarak yapılan hesaplamaya göre davacının davalıdan olan takip ve dava tarihi itibariyle alacak tutarının; davacının takip tarihindeki alacağı( 32.870,33 USD X 18.8092) = 32.870,33USD/618.264,61 TL, davacının dava tarihindeki alacağı (32.870,33 USD X 26.9545) = 32.870,33USD/886.351,73 TL şeklinde hesaplanmış olduğunu bildirmiştir. Dava, kur farkından kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme gününde ki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir." hükmünü haizdir. Anılan yasa hükmüne göre taraflar aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır. Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder. Vadede ödeme yapılmaması halinde seçim hakkı TBK nın 99/2.maddesi uyarınca yine alacaklıya geçmektedir. Öncelikle kur farkının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır.Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19 HD'nin 05/12/2019 tarihli 2018/965 E, 2019/5447 K. sayılı kararı). Kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair bir yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamül bulunması gerekmektedir. Kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlenmesine de bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Yine kur farkının dayanağı olan fatura bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir. Zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir (örn,Yargıtay 19 HD’nin 20/04/2016 tarihli 2015/16900 E, 2016/6896 K. Sayılı ilamı ). Somut olayda; davacı taraf, davalı ile araların yer alan cari hesap ilişkisi gereği kur farkından kaynaklı faturalar nedeni ile alacaklı olduğunu iddia etmiş olup davalı ise davacı il araların pamuklu ve polyester olmak üzere kumaş alım satımına dayalı ticari ilişki bulunduğunu, pamuk içerikli kumaşların TL olarak aldığını, buna rağmen davacı tarafın bu kumaşları da dolar üzerinden satmak istediğini, düzenlenen kur farkı faturalarının davacı taraf iade edildiğini ve davalı tarafa borçlarının bulunmadığı savunmasında bulunmuştur. Kur farkı alacağı yabancı para alacağı (döviz) üzerinden düzenlenen faturanın düzenlediği tarihin kuru ile faturanın tahsil edildiği tarihin kuru arasındaki farktan kaynaklanan ve TL olarak doğan bir alacaktır. Kur farkı düzenlenen temel ilişkide asıl alacak miktarı döviz olarak aynı kalmaktadır. Kur farkı alacağı ise döviz olarak istenmesi mümkün olmayıp, TL olarak talep edilebilecek bir alacaktır. Türk Kanunları’na göre döviz alacağının TL olarak istenmesi mümkün ise de, TL olarak doğan alacağın dövize çevrilerek istenmesi mümkün değildir. (Yargıtay 11 HD'nin 26/05/2022 tarih ve esas 2020/6941 -karar 2022/4076 sayılı ilamı ). Davacının takipte yer alan 32.870,33 USD alacağının davalı hakkında düzenlenen iki ayrı kur farkı faturasından kaynaklandığı, düzenlenen faturaların TL karşılığı gösterilmek sureti ile yabancı para cinsinden düzenlendiği, ne var ki TL olarak doğan borcun yabancı para olarak istenilmesi mümkün olmadığı, kural olarak kur farkı alacağı varsa ancak TL cinsinden istenebileceği sonucuna varıldığından davacının davalı hakkında başlatmış olduğu takibin usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla açılan davanın usulüne uygun takip dava şartı yokluğu nedeni ile reddine, davalı hakkında başlatılan takibin açıkça kötü niyetli başlatılmış olduğu ispatlanamadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin şartlar oluşmadığından reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN USULÜNE UYGUN TAKİP DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE; 1-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin şartlar oluşmadığından REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 15.163,96 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 14.548,56 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 4-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davalı vekiline e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/01/2025 Katip ... ¸ Hakim ... ¸