İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/839 E. 2024/877 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/839
- Karar No
- 2024/877
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/839 Esas KARAR NO : 2024/877 DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 01/06/2023 KARAR TARİHİ : 02/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2024 Mahkememizin .... Esas sayılı dosyası ile birleştirilen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasının tefriki ile işbu esasa kaydedildiği görüldü. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında İstanbul ili, .... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, .... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılacak taşınmazın yapımı, satışı ve pazarlaması için Bakırköy .... Noterliği'nin 25/06/2020 tarih ve .... yevmiye numarası iş ortaklığı sözleşmesi akdedilerek taraflar arasında ... Yapı - ... İş ortaklığı ilişkisi kurulduğunu, işbu adi ortaklık sözleşmesi ile adi ortaklık kapsamında alınacak bütün kararların adi ortaklığı oluşturan şirketlerin hissedarlarının tamamının oybirliği ile alınacağı, inşaat yapım işinin tüm maliyetinin ilerleyen dönemde paylaşım yapılması şartıyla davacı müvekkili tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin iki ortaklı limited şirketi olduğunu, müvekkili şirketin hissedarları ... ve ... olduğunu, dava konusu edilen taşınmazda taraflarca iş ortaklığı kurmak, mevcut yapıda yapı ruhsatı almak, imar transferi sağlamak ve yapılan tüm kat karşılığı inşaat sözleşmeleri ve vekaletnameleri birleştirmek amacıyla tevhit işlemi gerçekleştirildiğini, adi ortaklık sözleşmesinde iş ortaklığını oluşturan şirketlerde hisse devrinin yapılmaması ve ortaklık yapısının değiştirilmeyeceğine ilişkin hüküm bulunduğunu fakat davalı şirket hissedarı tarafından sorumluluktan kaçınmak ve yükümlülüklerini yerine getirmemek ve şahsi borçlarını ödememek için davalı şirkette ortaklık yapısının muvazaalı bir şekilde değiştirildiğini, muvazaalı yapılan hisse değişikliğinin iptali için Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile dava ikame edilmiş olup davanın halen derdest olduğunu, davalı tarafından yapılan feshin ihbar sözleşme hükümlerine ve TBK'ya aykırı olduğunu, Bakırköy .... Noterliğinin 25/07/2022 tarih ve .... y. Nolu ihtarnamesi ile yapılan fesih işleminin haksız fesih olduğunu beyanla fesih işleminin müvekkili aleyhine uygulanmasının tedbiren durdurulmasını, mahkememizce fesih bildiriminin geçersizliğinin tespiti ile fesih işleminin müvekkili aleyhine uygulanmasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki adi ortaklığın feshinin tespitine ilişkin müvekkilin davacı olduğu Bakırköy ....ATM ... e. dosya derdest olup işbu dosyada davacının hukuki yararı bulunmadığından reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise huzurdaki dosyanın, aralarındaki hukuki bağlantı sebebiyle Bakırköy ... ATM ... e. dosya ile birleştirilmesini talep ettiklerini, davacının dava dilekçesinin konu kısmında talebini, müvekkilce gönderilen adi ortaklık sözleşmesinin feshine ilişkin ihtarnamenin iptaline, fesih bildiriminin geçersizliğinin tespitine karar verilmesi şeklinde ifade ettiğini, ihtarnamenin iptali şeklinde bir dava türü mevcut olmayıp bu talebin somut bir karşılığı da bulunmadığını, müvekkili ile .... Yapı arasındaki ortaklığın kurulması akabinde proje konusu parsellerin tevhit edildiğini, müvekkili ... İnşaat ile davalı ... İnşaat arasında İstanbul İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Semti ... Ada ....... nolu parseller üzerinde yapılacak olan çarşı projesine yönelik Adi Ortaklık Sözleşmesi, .... İnşaat adına yetkilisi ... ve ... İnşaat adına yetkilileri .... ile .... tarafından 27.04.2018 tarihinde imzalandığını, esasen yapılacak olan inşaat konut + ticari imarlı iken yeni yapılacak yapının tamamen ticari imarlı olduğunu, ...... ve ........ nolu parsel paydaşları 6306 sayılı kanun kapsamında kentsel dönüşüm için müvekkili .... İnşaat ile,....nolu Parseldeki paydaşların ise .... Yapı ile anlaşma yaptıklarını, başlangıçta çarşı inşaatına, yalnızca müvekkilin vekalet yetkisi olan .. ve ..... nolu ....... parsel üzerinde başlanacak olmasına karşın ... İnşaat'ın vekalet aldığı bitişikteki ........ nolu parsel de Haziran 2018 de diğer iki parsel ile tevhid edildiğini, yapı işi toplam 3 parsel için söz konusu olduğunu, tevhid sonrası projenin konusunun tek bir 442 nolu parsel haline geldiğini, ..... nolu parselde 2/3 çoğunluğu (26 malik) elinde bulunduran ... Yapı ile müvekkilinin, ortaklık kurduğunu ve parsel tevhidi yapıldığını, söz konusu projenin yapılacağı ....... parsellerde malikler ile sözleşmeler imzalandığını; ancak ... İnşaat'ın ....... nolu parselde 10 hak sahibi ile, ........ nolu parselde ise %100 (36) hak sahibi ile sözleşme imzalandığını; ... Yapı firmasının ise ...... nolu parselde diğer 26 hak sahibi ile sözleşme imzalandığını, anılan tevhid işlemi sonrası verilen emsal ile plan notlarının uyuşmadığını, emsal arsaya bir türlü oturtulamadığını, yaşanan bu sorununun Belediyeye aktarıldığında bu sorunun yalnızca söz konusu parselde değil, tüm bölgelerde yaşandığı ve tüm bölge genelinde plan tadilatı yapılması gerektiği yönünde cevap alındığını, bölge genelinde, tamamen belediyenin gördüğü lüzum üzerine müvekkilin keyfiyetinden bağımsız olarak plan tadilatı gerçekleştirildiğini ve mimari projede değişikliğe gidildiğini, görüldüğü üzere 3 parselin tevhidi öncesi müvekkil ile .... İnşaat firmaları arasında adi ortaklık kurulduğunu, 27.04.2018 tarihli sözleşmenin "Şirketin Temsili ve İlzamı" başlıklı 3. Maddesi uyarınca .... İnşaat yetkilisi .... ortaklıkta % 1/3 oranında hak sahibiyken davalı .... İnşaat yetkililerinden .... % 1/3 oranında ve ... % 1/3 oranında ortak olduklarını, ... yapı, müvekkil ile yapmış olduğu ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini ve bu sebeple taraflar arasındaki ortaklığın haklı gerekçelerle, hem mevzuata hem de sözleşmeye uygun olarak feshedildiğini, ... Yapı firması'nın bilhassa Adi Ortaklık Sözleşmesi'nin 2.3, 5.2, 6.a, 6.j, 6.n maddeleri ile İş Ortaklığı Sözleşmesi'nin 3 ve 4. Maddelerini ihlal suretiyle yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini, adı geçen her iki sözleşmede de yer alan periyodik toplantıların hiçbir zaman düzenli olarak yapılamadığını, ortaklığın son döneminde projeye konu işlerin ve aksayan hususların görüşülmesi talepleri ... firmasınca göz ardı edildiğini, özellikle her iki sözleşmenin de en önemli ortak maddesi olan, projenin başlamasından iskân aşamasına kadar ( iskân alımı dahil anahtar teslimine kadar) ve inşaatı kesintiye uğratmayacak şekilde doğabilecek tüm masrafların ve proje finansmanı için ödenmesi gereken ek sermaye katkı payının .... firması tarafından karşılanması şeklindeki yüküm yerine getirilmediğini, malikler, bahsi geçen sözleşmeler ile vermiş oldukları yetkileri azilnameler ile geri almış, sözleşmeleri feshetmiş ve akabinde müvekkil firmayı yetkilendirdiğini, bu minvalde sözleşmelerin tapudaki şerhleri de kaldırıldığını beyanla huzurdaki davada hem derdestlik hem de davacının hukuki yararının bulunmaması şeklinde iki adet dava şartı noksanlığı bulunduğu aşikâr olduğunu ve anılan sebeple huzurdaki davanın öncelikle usulden reddini talep ettiklerini, mahkemece bu talebimiz yerinde görülmez ve davanın görülmesine karar verilir ise o taktirde HMK 166 gereği huzurdaki davanın Bakırköy .... ATM .... E. Dosyada birleşmesi yönünde hüküm kurulmasını talep etmişlerdir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Bakırköy ... Noterliğinin 25/07/2022 tarih .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yapılan fesih işleminin geçersizliğinin tespiti talebinde haklı olup olmadığı hususlarından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Davacı, dava dilekçesinin konu kısmında talebini, müvekkilce gönderilen adi ortaklık sözleşmesinin feshine ilişkin ihtarnamenin iptaline, fesih bildiriminin geçersizliğinin tespitine karar verilmesi şeklinde ifade etmiştir. Öncelikle mahkememizce dava şartları açısından dosyanın incelenmesi gerekmiştir. Davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka, davacının dava açmakta hukuki bir yararının bulunması gerekir; yani dava hakkı, hukuki yarar ile sınırlıdır. Dava açmakta hukuki yararı olmayan kişi Devletin mahkemelerini gereksiz yere uğraştıramaz. Bu, hukuki korunma (himaye) ihtiyacı olarak da adlandırılmaktadır. Yani, davacının mahkemeden hukuki korunma istemesinde, korunmaya değer bir yararı olmalıdır. Dava şartları, medeni usul hukukuna ait bir kurum olup, amacı bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 114/h maddesinde, hukuki yarar açıkça dava şartları içerisinde sayılmıştır. Somut olayda aynı adi ortaklık ilişkisi ile ilgili Mahkememizin ... esas ayıklı dosyasında davalı tarafından aynı davacıya karşı feshin tespit davası açılmıştır ve işbu dosya derdest olup ortaklık tasfiye sürecindedir. Davalının davacısı olduğu işbu tespit dosyasında davacının talebi haklı feshin tespiti iken, davalı .... İnşaat'ın iddiası ise bu feshin geçersizliği yönündedir. Yani davacı firma, adi ortaklığın feshinin geçersizliği, hükümsüzlüğü ve bu yöndeki tespitin reddi şeklindeki talep ve iddialarını daha önce cevap dilekçesiyle .... E. Dosyada dile getirmiştir. Kaldı ki o dosyada verilecek olan tespit hükmü de ... firmasının feshin geçersizliği yönündeki iddialarının da değerlendirilip hükme bağlandığı bir karar olacağı sabittir. Görüldüğü üzere adi ortaklığın feshinin tespitine ilişkin ... firmasının da aksi deliller sunabildiği, derdest görülmekte olan bir dava var iken , bu hususta açılmış olan huzurdaki davada davacının ayrı dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmıştır. HMK 115/2 : "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. "denmiştir. 6100 sayılı HMK'da hukuki yarar dava şartı olarak kabul edilmiş olup, hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar, gerek dava açıldığı sırada ve gerekse de yargılama süresince mevcut olmalıdır düzenlemesi dikkate alınarak 6100 sayılı HMK.nun 114/h maddesinde hukuki yarar dava şartları içerisinde gösterilmiş olup aynı yasanın 115.maddesinde mahkemenin açılan davada hukuki yararın bulunup bulunmadığını davanın her aşamasında re'sen gözeteceği belirtilmiştir. Davanın hukuki yarara ilişkin davanın şartları oluşmaması nedeniyle reddine aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın Hukuki Yarar Yokluğu Sebebiyle Usulden REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL harç peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yatırılan harç ve yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraflarca yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine, 7-HMK'nun uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tensiben oy birliğiyle karar verildi. 02/10/2024 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır