İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/163 E. 2024/793 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/163
- Karar No
- 2024/793
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/163 Esas KARAR NO : 2024/793 Karar DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/02/2024 KARAR TARİHİ : 10/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12.09.2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından davacı müvekkilleri hakkında başlatılan Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün .... Esassayılı icra dosyasına konu edilen 01.01.2023 tanzim tarihli 01.06.2023 ödeme vadeli82.500 USD tutarındaki bonoda gerek" Keşide Yerinin" idari birim olmaması gerekse de yasaya aykırı olarak senedin"hamilinine" olarakdüzenlenmesinden sonra borçlunun muvafakati olmadan senedeekleme yapılmasısebebiyleicra takibininiptaline ile davalıalacaklının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine veyargılama sonuçlanıncaya kadar icra takibinin durdurulmasını talep ettiklerini, davalı icra alacaklısı tarafından, davacı müvekkilleri hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılıicra takibine konu edilenyukarıda bilgileri verilen senet bilgileri incelendiğinde senedin bono vasfında olmadığı anlaşıldığından süresii çerisinde mahkemeye başvurarak , borcavetümfer’ilerine ayrıca veaçıkçaitirazettiklerini, takibe konu senedin düzenleme tarihi "...." olarak yazılmış olupbu ibare herhangi bir idari birim olarak kabul edilemeyeceğindentakibe konu senedin bono vasfında olmadığını, iş bu sebepten buna dayanarak başlatılan kambiyoicra takibi de yasal olmadığını, kanundasenette düzenleme yerinin yazılmamış olması durumunda senedin düzenleme yerinin,senedi düzenleyeninad-soyadının bulunduğu adres olduğu belirtilmekle birlikte bu ihtiyari T.C. BAKIRKÖY .... İCRA HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas -... 2/4 düzenleme Senette düzenleme tarihinin hiç yazılmamış olması durumu için getirilen ihtiyari bir düzenleme olduğunu, düzenlemeyerinin dava konusu senette olduğu gibi idari birim olmadığı açıkça anlaşılmakta ise artık düzenleyenin adının bulunduğu adrese bakılmadığını, nitekim Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, zira düzenleme yeri olarak belirtilen "...." İbaresinin idari birim olarak kabul edilemeyeceği açık olması sebebiylesenedin bono vasfında olmadığı hususunun da kesinlik kazandığını, buna rağmenbaşlatılan kambiyo takibi yasaya aykırı olduğundan söz konusu icra takibinin iptaline karar verilmesini vekaletentalep ettiklerini,ayrıca düzenleme tarihinde de tahrifat gözüktüğünü, yineher ne kadar davalı tarafından takibe konu bono 17.200 USD üzerinden bakiye alacak olarak icra takibine konu edilmişse de taraflar arasındaki .... yazışmaları, davalının ses kaydı ile tanık beyanları dikkate alındığında davacı müvekkillerinin söz konusu bonodan ötürü herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalının davacılarla yaptığı görüntülütelefon görüşmesinde de bu durumu kabul ettiğini, takibe konu bonoyu yırttığı anlaşılmasına rağmen (bilahare tanıklardan biri ile yaptığı ve kayda alınan telefon konuşmasındayırttığı belgenin farklı bir belge olduğunu ikrar ettiğini, tüm bu deliler savcılık dosyasına ibraz edileceğini,hile ile davacıları kandırdığı ve esasında bedelsiz kalan takip konusu senedi icraya koyaraksuç işlemek kaydıyla iyi niyetli olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, bu hileli ve suç teşkil eden eyleminden ötürü müvekkilleri tarafındanşahıs hakkında ayrıca savcılığa suç duyurusunda bulunulacağını vekaleten beyan ettiklerini davalının kötü niyeti olduğu anlaşıldığından davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesinimahkememizden talep etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili 01/01/2023 düzenleme 01/06/2023 ödeme tarihli 82.500 USD tutarlı bononun 17.200 USD tutarlık kısmının ödenmemesi sebebiyle Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... D.iş ... K. Sayılı dosyasında 17.200 USD tutarlı ihtiyati haciz kararı aldığını akabinde davacıların aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takip dosyası ile kambiyo takibi başlattığını, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü .... E. Sayılı takip dosyasında borçlulara henüz ödeme emri tebliğ edilmediğini, İİK ilgili maddesi gereğince itiraz etmek isteyen borçlu, itirazını ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde yapılması gerektiği,kanunun emredici hükmü karşısında ödeme emri tebliğ edilmeden yapılan itirazlar süresinde yapılmamış sayılacağını, bu sebepten ötürü süresinde açılmayan davanın reddi gerektiğini, Davacıların senedin tamamının ödendiğini İİK m.68'e göre belge ile ispatlaması gerektiğini, icra Hukuk Mahkemeleri dar yetkili mahkemeler olduğunu, davacı tarafınborcun olmadığına yönelik iddiaları genel mahkemede inceleneceğini, davacıların senette yazılı bedelin 17.200 USD'lik kısmını müvekkile ödemediğini, bu bedelin ödendiğine dair belge de sunmadıklarını, ayrıca imzaya da itiraz etmeyerek imzaları ikrar ettiklerini, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... D.iş ... K. sayılı ihtiyati haciz kararı da ilgili senedin kambiyo vasfına haiz olması hasebiyle verildiği göz önüne alındığında senedin kambiyo senedine haiz olduğu izahtan vareste olduğunu, alacağın para alacağı olması, belirli olması ve davacıların haksız olarak borca itiraz etmeleri göz önüne alındığında takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere davacılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davanın ve tedbir talebinin reddine karar verilmesini mahkememizden talep etmiştir Dava dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 6102 sayılı Kanun'un dava şartı zorunlu arabuluculuğa ilişkin 5/a maddesi şu şekildedir: "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." İlgili hükümden görülebileceği üzere istirdat davalarında dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulması gerekmektedir. Davacı tarafından Mahkememize sunulan arabulucuk tutanağı incelendiğinde; ilgili tutanağı 18.10.2023 tarihli olduğu ve menfi tespite ilişkin olduğu görülmektedir. Buna karşılık davacı tarafından Mahkememizde açılan davanın dava tarihinin 19.02.2024 olduğu, davanın istirdat istemine ilişkin olduğu, istirdatı talep edilen paraların 07.11.2023 ve 19.02.2024 tarihlerinde icra dosyasına yatırıldığı dolayısıyla taraflarca arabuluculuk görüşmesinin yapıldığı tarihte istirdat istemine konu edilecek icra dosyasında tahsil edilen bir meblağın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından Mahkememize sunulan dilekçe ile menfi tespit isteminin istirdata dönüştüğü bu sebeple yapılan arabuluculuk görüşmesinin geçerli olduğu ve dava şartının sağlandığı iddia edilmiş ise de; taraflarca arabuluculuk görüşmesi yapıldığı sırada taraflar arasında bir menfi tespit davasının bulunmadığı, işbu davanın doğrudan istirdat davası olarak açıldığı, menfi tespit davasından istirdat davasına dönüşmediği anlaşılmaktadır. Nitekim menfi tespit ve istirdat davaları birbirinin ikamesi veyahut aynı dava niteliğinde olmayıp, menfi tespit davası ve istirdat davasında taraflara düşen ispat yükü de kanun hükmü gereğince birbirinden farklıdır. Nitekim 72. Maddenin son cümlesinde istirdat davasında davacının ispat yükü yalnızca paranın verilmesi lazım gelmediğini ispat iken, menfi tespit davasında borçlu olunmama sebebi ve hukuki dayanakları çok daha farklı olabilecek olup, menfi tespit davasında borçlunun ispat yükü de daha geniş niteliktedir. Bu bağlamda taraflar arasında arabuluculuk görüşmelerinin yapıldığı tarihte davacı tarafından işbu davaya konu edilen ödemelerin yapılmamış olduğu, dolayısıyla söz konusu menfi tespit talebine ilişkin taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin işbu davadaki istirdat talebini karşılamayacağı, davanın istirdata dönüşen menfi tespit davası da olmadığı gözetildiğinde arabuluculuk şartının sağlanmadığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda işbu davaya ilişkin olarak arabuluculuk zorunlu dava şartının yerine getirilmeden davanın açıldığı anlaşılmakla 6102 sayılı TTK.nın 5/A-1, HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usul yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın 6102 sayılı TTK.nın 5/A-1, HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harç peşin alındığından bakiye harç tayinine YER OLMADIĞINA, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan harç ve yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak kendisini vekille temsil eden davalı tarafa VERİLMESİNE, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza