İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/379 E. 2025/82 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/379
Karar No
2025/82
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/379 Esas KARAR NO : 2025/82 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/04/2023 KARAR TARİHİ : 21/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ürettiği mallar ve kumaşların piyasada yabancı para üzerinden değer belirlenerek satıldığını, davalının da üretici ve ihracatçı olduğunu, davalı ile müvekkili şirket arasında alım satım sebebiyle kur farklarından kaynaklanan alacağının mevcut olduğunu, Davalının borcunu müvekkiline zamanında ödememiş ve hakkında Bakırköy .... Noterliği 16.01.2023 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarname tebliğ edildiğini, ihtarnameye karşı borçlu tarafın, 20.01.2023 tarihinde olumsuz cevap verdiğini, Bakırköy.... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile 14.02.2023 tarihinde ilamsız takip başlatıldığını, takip dosyasından da anlaşılacağı üzere 981,27 USD doları alacağın ödeme zamanındaki kur üzerinden tahsili ile takibe kadar işlemiş faiz olarak en yüksek USD Doları mevduat faizi olan 13,55 USD Doları ile toplam 994,82 USD Doları alacağın TBK 99. Maddeye göre ödeme zamanındaki kur üzerinden tahsili ve ayrıca Türk lirası olarak talep edilen 1.333,36 TL Noter ihtarname ile toplam alacak talep edildiğini, Müvekkili şirketin, tekstil sektörünün öncü şirketlerinden bağlı olduğu bir holdingin denim kumaşlarını pazarlayan, kumaş alım satımı alanlarında hizmet veren saygın bir şirket olduğunu, davaya konu takibin müvekkili şirket ile davalı arasındaki faturadan kaynaklanan ticari cari hesap alacağına dayandığını, bu hususun ticari kayıtları, faturalar ve cari hesap kayıtları ile de ispatlanacağını, * Davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazda aynen; "Alacaklının icra takibine konu ettiği ve dosyaya ibraz ettiği fatura ve kur farkı borcumuz yoktur. Bu nedenle borca ve ferilerine açıkça itiraz ediyoruz." şeklinde olduğunu, Ancak davalının borca ve feri'lerine itiraz ettiğini, Belirterek; itirazın iptaline takibin devamına, davalı aleyhine Yo 20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça Bakırköy .... Noterliğinin 16.01.2023 tarihli, .... yevmiye numaralı ihtarnamesine 19.01.2023 tarihinde tebellüğ edilmiş ve süresi içerisinde Bakırköy .... Noterliği ... yevmiye ve 23 ocak 2023 tarihinde cevap verdiklerini, Cevaplarında "..aramızdaki ticari ilişki ve cari hesaplar kontrol edilmiş olduğunda söz konusu kur farkı istemli temel faturanın tanzimini gerektirecek bir borcumuzun olmadığı tespit edilmiştir. 09-01-2023 tarihli ve .... seri nolu faturaya (..... seri nolu ve 17-01-2023 tarihli ) itiraz ediyor ve iade ediyoruz." beyanında bulunduklarını, Taraflar arasında ticari ilişki kapsamında kur farkının ödenmesi hususunda herhangi bir mutabakat ya da sözleşmenin olmadığını, Teamül haline gelen bir ödemenin de olmadığını ve bu nedenle kur farkı faturasını kabul etmenin mümkün olmadığını, davacı şirketin esasen davalı müvekkili şirkete borçlu olduğunu, Taraflar arasında herhangi bir mal vs. alışverişi olmadan sadece kur farkına dayalı faturaların içeriğinin kabulü ve ödenmesinin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, aksine mali kayıtlara göre davacı şirketin müvekkilinden alacaklı değil aksine borçlu olduğunun görüldüğünü, Kur farkı alacağının alacaklı şirket açısından gerçekleşmediğini, Çünkü kur farkının istenebilmesi için taraflar arasında bu anlamda yazılı sözleşme veya ticari teamül olmasının gerektiğini, ayrıca alacaklının ödemeyi alırken kur farkından dolayı yükseliş olursa bu zararını talep edeceği yönünde bir ihtirazı kayıt ileri sürmediğini, bu şekilde ödemeyi alarak kur farkı yükselişinden doğacak farkı talep hakkını yitir; Sözleşmenin Türk Lirası cinsinden yapılmış olup, kur farkı ödeneceğine dair bir anlaşma olmadığı gibi bu yönde taraflar arasında bir uygulamada bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, Faturaya döviz cinsinin yazılmadığını ve müvekkilinin kabulünün de söz konusu olmadığını, öte yandan müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki bu yönde bir uygulama bulunduğunun da davacı tarafça yazılı olarak ispatlanmasının gerektiğini, bu nedenle tanık dinletilmesini de kabul etmediklerini, Müvekkili şirketin faturada yazılı bedel kadar verdiği çekini süresinde ödediğini ve edimini yerine getirmiş olması nedeni ile ve de davacının da bu ödeme nedeni ile herhangi bir zararının bulunmadığını, Belirterek; davanın reddine, müvekkili lehine alacak değerinin 9620'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmişlerdir. Bilirkişi tarafından mahkememize 16/02/2024 tarihinde sunulan raporda özetle: 1- Davacı tarafça incelemeye 2021 ve 2022 yılları envanter defterlerinin ibraz edilmediği, incelemeye ibraz edilen 2022 /09.10.11.12 aylar ile 2023/01.aylara ait yevmiye ve kebir defterlerinin E-Deftere tabi olduğu, E-Deftere tabi yasal defterlerinin E-Beratlarının yasal süresinde verildiği, 2- Davalı tarafça incelemeye 2022 yılı envanter defterlerinin ibraz edilmediği, incelemeye ibraz edilen yılına ait yevmiye ve kebir defterlerinin E-Deftere tabi olduğu, E-Deftere tabi yasal defterlerinin E-Beratlarının yasal süresinde verildiği, 3- Davacı tarafça incelemeye ibraz edilen yasal defter kayıtları incelendiğinde davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle 20.191,91 TL karşılığı 1.069,98 USD alacaklı olduğu yönde bakiyesinin bulunduğu, 4- Davalı tarafça incelemeye ibraz edilen yasal defter kayıtları incelen davalının davacıya icra takip tarihi itibariyle 1.810,76 TL borçlu olduğu yönde bakiyesinin bulunduğu, 5- Taraflar arasındaki ihtilafın davacı tarafça davalı adına düzenlenen 09.01.2023 tarih ve .... nolu 981,27 USD karşılığı 18.381,15 TL tutarındaki kur farkı faturasından kaynaklandığı, 6- Davacı tarafça davalı adına düzenlenen söz konusu kur farkı faturasının davacı tarafça davalı adına düzenlenen 19.09.2022 tarih ve ...., nolu 40.354,09 USD karşılığı 737.680,76 TL bedelli faturaya istinaden düzenlendiğinin anlaşıldığı, 7- Raporumuzun “4.4-Değerlendirmeler” kısmında detaylı açıklandığı üzere İcra takip tarihi olan 15.02.2023 tarihi itibariyle alacak tutarlarının TL karşılığı; olmak üzere toplamda (88,71 * 0,25-) 88,96 USD karşılığı 1.677,46 TL olarak hesaplandığı, 8- Davacı tarafça icra takibinde talep edilen 1.333,36 TL noter masraf talebi ile ilgili takdirin yüce mahkemeye ait olduğu," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görüldü. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Davacı tarafından sunulan dava dilekçesi incelendiğinde; davalı ile aralarında mal alım satımına ilişkin sözleşme bulunduğunu, davalıya teslim edilen ürünlerin döviz ile değerlenerek satıldığını, davalının zamanında ödeme yapmadığını, bu sebeple kur farkından kaynaklı alacaklarının doğduğunu, buna ilişkin ihtarname çekildiğini, davalının borcunu ödemediğini, icra takibine de itiraz ettiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; taraflar arasında kur farkı ödeneceğine dair herhangi bir anlaşmanın bulunmadığını, bu yönde bir mutabakatın ya da yazılı sözleşmenin bulunmadığı, ödemeye istinaden davalıya çek verildiğini ve kabul edildiğini kur farkı istenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, ödemeler ve kesilen faturalar hususunda tarafların defter ve kayıtları yönünden uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasındaki temel uyuşmazlığın ve kur farkı talebinin davalı tarafından çek ile yapılan ödemelerin hangi tarihteki kur üzerinden mahsubu gerektiği üzerinde toplandığı anlaşılmaktadır. Taraf kayıt ve talepleri arasındaki uyuşmazlık davalı tarafından davacıya verilen çekin davalı tarafından çek tevdi tarihindeki kur esas alınarak borçtan düşülmesi, davacı tarafından ise çeklerin ödeme tarihindeki kur esas alınarak borçtan düşülmesi sebebiyle oluştuğu her iki bilirkişi raporundan da anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Kanun'un ödemeye ilişkin 99. Maddesi şu şekildedir: "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." İlgili hükümden görülebileceği üzere döviz borçlarının ödenmesi hususunda alacaklının seçimlik hakkı bulunmakta olup, alacaklı tarafından ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı, döviz borcunun aynen ödenmesi, temerrüt tarihindeki kur karşılığı TL bedelin ödenmesi yönünde seçimlik hak kullanılabilecektir. Seçim hakkı, hukuki niteliği itibariyle, tek taraflı, varması gerekli irade beyanıyla kullanılan yenilik doğuran bir haktır. İrade beyanı, karşı tarafa varmakla kendiliğinden sonuçlarını doğurur; borcun konusu, tek bir edim hâlinde kesin olarak belli olur. Böylece edim, sanki başlangıçtan beri borçlanılmış kesin ve belirli bir edim hâlini alır. Seçim beyanı, geçmişe etkili sonuçlar doğurur. Bu niteliği ve özelliğiyle seçim hakkı, yenilik doğuran bir hak olup, değiştirici yenilik doğuran haklar grubuna girer. Bunun sonucu olarak, seçim hakkının kullanılması ile mevcut hukukî (durum) ilişki değişir. Seçim hakkı, yenilik doğuran hak olduğu için kullanılmakla sona erer. Bu nedenle seçim beyanından dönülemez (Eren, s. 986-987). Bu sebeple seçimlik hak niteliği gereği yenilik doğuran hak olup, kullanılmakla tükenecek ve taraflar arasındaki döviz kaynaklı alacak borç ilişkisinin tasfiyesi alacaklının seçimlik hakkını kullanması sonucunda kullandığı seçimlik hakka göre tasfiye edilecektir. 6102 sayılı Kanun uyarınca çek bir ödeme aracı olup, çekin döviz alacağı için döviz hesabına bağlı olarak döviz üzerinden düzenlenmesi mümkündür. Bu bağlamda davacı alacaklının davalı tarafından TL olarak düzenlenerek teslim edilen çeki 6098 sayılı Kanun'un 99. Maddesi gereğince TL karşılığı olarak kabul ettiği gözetildiğinde söz konusu çekin tevdi tarihi itibariyle ödeme olarak gözetilmesi ve tevdi tarihindeki kurlar esas alınarak döviz borcundan mahsubu gerekmektedir. Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi .... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dava, cari hesap ve kur farkı alacağından kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya içerisinde bulunan 25.01.2018 tarihli bilirkişi ek raporu incelendiğinde cari hesaba yönelik yapılan ve hesaplamaya esas alınan 342.430,00 TL davalı ödemelerinin çeklerle yapıldığı görülmektedir. Çeklerle yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceği Dairemizce istikrar kazanmış uygulamalardandır. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir." Nitekim Yargıtay ... Hukuk Dairesi .... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dava, kur farkı alacağından kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davacı alacağının tahsili için davalı tarafından verilen çekleri teslim almıştır. Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekirken, mahkemece delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." Bu kapsamda davacının davalı tarafından teslim edilen çeki tevdi ettiği tarihteki kur üzerinden ödemeyi kabul ettiği, çekin ödeme aracı olması sebebiyle çekle yapılan ödemelerden tekrar kur farkı talep edilemeyeceği, nitekim yerleşik Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporlarında ilgili çekin davalı tarafından davacıya tevdi edildiği tarih itibariyle döviz kuru üzerinden ödeme olarak kabulü sonucunda davalının ilgili faturadan kaynaklı olarak 88 USD civarında borcunun kaldığı tespit edilmiş olmakla birlikte bilindiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı nitelikte olup, icra takibinde talep edilen alacak ve dayanak belgeler üzerinden yargılama yapılmakta, icra takibinde takibe konu edilmeyen alacaklar inceleme konusu yapılmamaktadır. Bu kapsamda davacının icra takibine konu ettiği fatura ve faturaya konu bedel ile dava dilekçesinde itirazın iptali talebinde bulunduğu bedel ve faturanın tamamının kur farkı alacağından kaynaklandığı, davacı tarafından davalıya düzenlenen ilk faturanın alacak talebine konu edilmediği gibi işbu davaya ilişkin dava dilekçesinde de ilk satış faturasından kaynaklı bir alacağın talep edilmediği, dolayısıyla ilk faturadan kaynaklı olarak tespit edilen bu alacak yönünden de yargılama yapılamayacağı anlaşılmakla davacının dava dilekçesindeki ve icra takibindeki alacak talebine konu talebi gözetilerek davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından tazminat talep edilmiş ise de kötüniyetin ispatlanamadığı anlaşılmakla davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 435,5‬-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 20.678,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/01/2025 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/379, K. 2025/82, T. 21.01.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-379-e-2025-82-k-8fcc19765a04