İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/750 E. 2019/574 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/750
- Karar No
- 2019/574
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/750 KARAR NO : 2019/574 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 28/11/2018 KARAR TARİHİ : 23/09/2019 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ... tarihli dava dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı kamyonetin, davacı yönetimindeki ... plaka sayılı motosiklete arkadan çarpması neticesinde ... tarihinde trafik kazası meydana geldiğini, kaza nedeniyle davacının köprücük kemiğinde kırıklar meydana geldiğini, davacının geçici ve kalıcı iş göremezliğine ilişkin Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyada maddi tazminat davası açıldığını, Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası kapsamında alınan, ... tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda davacının kalıcı maluliyet oranının %3, geçici iş göremezliği ise 1 ay olarak belirlendiğini, kazaya ilişkin Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporuna göre davalı ...'ın %100 kusurlu, davacının ise kusursuz bulunduğunu, kusurlu sürücünün kullandığı aracın ... numaralı kasko poliçesi dahilinde davalı .... Tarafından ek kaskolu bulunduğunu, ... tarihinde manevi tazminat talebine ilişkin olarak ....'ye başvurulduğunu, ancak bir cevap alamadıklarını ileri sürerek, davalı araç sürücüsü ve kusursuz sorumlu araç işleteni aleyhine kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile; kasko şirketi .... Aleyhine poliçe limitleri dahilinde kasko başvuru tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ... TL manevi tazminat taleplerinin müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekli ... havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı, öncelikle davacı şirketin adresinin "... Cad. No:.. .../..." olduğundan yetki itirazında bulunduklarını, dosyanın yetkili ... Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davacı şirkete ait ... plaka sayılı aracın ... tarihli araç kiralama sözleşmesi ile ...ne kiraya verildiğini, aracın kaza tarihinde ...'un sevk ve idaresinde olduğunu, kira sözleşmesini, hak ediş raporunu ve araç teslim tutanağını cevap dilekçeleri ekinde ibraz ettiklerini, davacı şirketin maliki olduğu kazaya karışan aracın ...ne ... tarihinde uzun süreli kiralandığını ve bahse konu kazanın ... tarihinde gerçekleştiğini, aracın halen uzun süreli kira sözleşmesi gereği 3.kişide olup, davalı şirket tarafından teslim alınmadığını, uzun süreli kira sözleşmesi sebebiyle davalı şirketin işleten sıfatının ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddini istemiştir. Davalı sigorta şirketi vekili ... havale tarihli dilekçesinde özetle; Davaya konu kazaya sebep olduğu ileri sürülen; ... plakalı aracın müvekkil şirket tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile ...-... tarihleri arası sigortalı bulunduğunu, kasko poliçeleri gereğince manevi tazminat için teminat verildiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, poliçe nedeni ile sorumlulukların, davacının alacağını ispat etmesi kaydıyla poliçe limiti ile sınırlı olup sigortalı araç sürücüsünün kusuruna bağlı ve orantılı olduğunu, Antalya ...Asliye Ticaret Mahkemesi .../... Esas sayılı dosyada alınan kusur raporunu kabul etmediklerini, davalı sigorta şirketinin sigortalısının kaza tarihi itibari ile işleten sıfatı bulunmadığını, aracın uzun süreli kiralama ile fiilen 3. Kişiye teslim edildiği için işleten sıfatının bittiğini, bu sebeple müvekkili şirketin sorumluluğunun da sona erdiğini belirterek davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini istemiştir. Yargılama sırasında davalı ... Tarafından uzun süreli kira sözleşmesi gereği aracın ...'a kiraya verildiği beyan edilmekle kira sözleşmesi gereği aracın teslim edilip edilmediği, kira bedellerinin ödenip ödenmediği, kira sözleşmesinin Maliye ve Vergi Dairesine bildirilip bildirilmediği hususlarında ...'a müzekkere yazılmış, ... nün ... tarihli cevabi yazısı dosyamız arasına alınmış, incelenmesinde; aracın uzun süreli kira sözleşmesiyle davalı/işleten ... tarafından ...'a kiralandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce dava tarihinden sonra ... tarihinde vefat ettiği anlaşılan davalı/sürücü ...'un mirasçılarını gösterir nüfus aile kayıt tablosu dosyamız arasına alınmış, mirasçısı olan kişi/kişilere dava dilekçesi gönderilmiş, ... mirasçıları ..., ..., ... tarafından mirasın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde kayıtsız şartsız reddine ilişkin mahkeme ilamları dosyamıza ibraz edilmiş, mirasçıların beyanları yargılama sırasında alınmıştır. Davacı vekili tarafından ... tarihli oturumda ... tarihli beyan dilekçesi doğrultusunda davalı ... mirasçıları yönünden davanın takip edilmediği bildirilmiş, mahkememizce aynı celsede davalı ... yönünden dosya tefrik edilerek Mahkememizin son esas sırasına (.../...) kaydının yapılmasına karar verilmiş, diğer davalılar yönünden bu dava dosyamız üzerinden yargılamaya devam edilmiştir. Mahkememizin .../... Esas sayılı maddi tazminata ilişkin dava dosyasında kusur raporunun alınmış olması sebebiyle bu dava dosyasında usul ekonomisi ve yargılamanın sürüncemede kalmaması ilkeleri de dikkate alınarak yeniden rapor alınması yoluna gidilmemiş, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin ... tarihli raporunda " davalı ...'ın kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu, davacı ...'ın ise kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı" belirtilmiş olmakla mahkememizce bu dava dosyasında alınan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeni ile zarar gören tarafından kazaya karışan aracın işleten sürücü ve manevi tazminat klozu olan kasko sigortasına açılan manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı ...'nin davada işleten sıfatının bulunup bulunmadığı, buna göre davada pasif husumet ehliyetinin olup olmadığı hususunda yapılan değerlendirmede: Dosyada bulunan davalı şirket tarafından ibraz edilen kira sözleşmesi, faturalar ve ... tarafından yapılan ödemelere ilişkin kayıtlar ile ...nün ... tarihli yazı cevaplarının incelenmesinde: ... plakalı kamyonetin ... tarihinden ... tarihine kadar araç kiralaması işi hizmet alımı kapsamında ve ... tarihinden ... tarihine kadar yine araç kiralanması işi kapsamında davalı şirket tarafından kiralandığı ve bedellerinin ilgili şirkete ödendiği belirtilmiştir. Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 01/06/2016 gün, 2016/4042 Esas, 2016/6675 Karar sayılı emsal içtihadında; "...2918 sayılı KTK'nin hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı Yasa'nın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere İşlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar" hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hâkimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması şarttır. ... Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler de gözönünde bulundurularak, öncelikle kira sözleşmesinin bir suretinin davalı taraftan istenmesi, daha sonra taraflar arasında tanzim edilen kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanmanın davalı ...’ye devredilip devredilmediği, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, buna göre davalı şirketin işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi..."şeklinde belirtilmiştir. Mahkememizce davalı şirketin işleten sıfatının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkin yapılan araştırmada; davalı şirket tarafından sunulan kira sözleşmesi ile aracın dava dışı üçüncü kişi ...'a uzun süreli kira sözleşmesi ile kiralandığı görülmekle işleten sıfatının bulunmadığı görülmüş ve davalı ... Yönünden açılan davanın pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Uzun süreli kira sözleşmesinin trafik tescilde kayıtlı olmaması ve bu hususun dava tarihinden önce davacı tarafça bilinmesinin mümkün olmaması, davacı tarafça bilindiğine ilişkin de bir delilin dosyada bulunmaması dikkate alınarak davalı ... lehine, davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Davanın esasına yönelik yapılan değerlendirmede: Dava dosyası içinde bulunan ... plakalı araca ait ... başlangıç, ... bitiş tarihli kasko sigorta poliçesinin incelenmesinde: (İMM Teminatına manevi tazminat talepleri dahil edilmiş olup; manevi tazminat teminatı poliçede belirtilen İMM Teminatı ile sınırlıdır.) düzenlemesinin bulunduğu görülmüştür. Poliçede İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası Poliçe limitinin de ... TL olduğu görülmüştür. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/03/2019 gün ve 2016/7582 Esas, 2019/3812 Karar sayılı emsal içtihadında"...ihtiyari mali mesuliyet sigortası ile sigortalıdır. Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının “sigorta teminatının kapsamı” başlıklı 1. maddesine göre sigortacı aracın işletenine yükletilebilecek hukuki sorumluluğu poliçe teminatı kapsamında olmak şartıyla zorunlu mali sorumluluk sigortası haddi üstünde kalan kısmını poliçede yazılı azami miktara kadar temin eder. Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortasının hukuki dayanağı KTK 100. maddesi ile Türk Ticaret Kanunundaki genel hükümlerdir. Kapsamı ise Hazine Müsteşarlığı tarafından hazırlanan Sigorta Genel Şartlarında düzenlenmiştir. Davalılardan ... ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olup, olay tarihi itibariyle bu davalının, ZMSS limitini aşan kısımdan (ve temin ettiği İMSS poliçe limiti dahilinde sınırlı olarak) sigortalısının kusuru oranında sorumlu olacağı açıktır..." şeklinde belirtilmiştir. Davacının manevi tazminat istemine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede, 6098 sayılı TBK'nun 56/1. maddesine göre ''Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini gözönünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Davalı sigorta şirketi tarafından davacının müterafik kusuru ile kazanın neticesinin ağırlaşmasına sebep olduğu kask, vs. koruyucu ekipmanları takmadığı belirtilmiş ise de; davacının köprücük kemiğinden yaralandığı dikkate alındığında mahkememizce davacının müterafik kusurunun bulunmadığının kabul edilmiştir. Bu açıklamalardan sonra uyuşmazlığın talep edilebilecek manevi tazminat miktarı hususunda toplandığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce " Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranlarını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal, ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere manevi tazminat ne bir ceza ve ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Davanın bu alanda gördüğü iş cismani zarara uğrayan kişinin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatmaktan, bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekten, bir teselli, bir avunma ve ruhu tatmin aracı olmaktan ibarettir. Takdir hakkının söz konusu olduğu bütün hallerde hakim hak ve nesafetle hüküm vermek zorunluluğundadır. Hakimin hak ve nesafetle hüküm vermesi de genel olarak Türk toplumunun sosyal ekonomik ve moral yapısının ve özellikle de tarafların gerçek durumlarının gerektirdiği hak ve adalete uygun sonucu bulması demektir. Bu bakımdan takdir edilecek manevi tazminatın miktarı haksız eylemi özlenir hale getirecek özellikle mağdur için haksız zenginleşecek miktarda olmamalıdır. Manevi tazminat; zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır." ilkeleri doğrultusunda yapılan değerlendirmede olayın oluş şekli, tararfların sosyal ve ekonomik durumları ile tefrik edilen dosyada davalı müteveffa ...'ın kusur oranı, davacının olay nedeniyle yaşadığı elem ve ızdırap dikkate alınarak hak ve nesafete göre davacı lehine ... TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketinden tahsiline karar vermek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Ayrıntısı gerekçeli kararda anlaşılacağı üzere; 1-Davacının davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, buna göre; ... TL manevi tazminatın sigorta şirketine başvuru tarihinden 8 gün sonrası olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Davalı ... Yönünden açılan davanın PASİF HUSUMET DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE, 3-Alınması gerekli ...-TL nispi harçtan peşin alınan ...-TL harcın mahsubu ile bakiye ...-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan; ... TL. tebligat ücreti ve ... TL. posta masraflarından oluşan ... TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranı gözetilerek ... TL yargılama gideri ve ... TL peşin harç toplamı ... TL'nin davalı ...'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı tarafça dosyaya yatırılan gider avansından dosyada kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, 6-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı lehine takdir edilen ... TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'den tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 7-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davalı ... Şirketi lehine takdir edilen ... TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ....'ye VERİLMESİNE, 8-Davalı ... yönünden uzun süreli kira sözleşmesinin trafik tescilde kayıtlı olmaması ve bu hususun dava tarihinden önce davacı tarafça bilinmesinin mümkün olmaması, davacı tarafça bilindiğine ilişkin de bir delilin dosyada bulunmaması dikkate alınarak davalı ... lehine, davacı aleyhine vekalet ücreti tayinine YER OLMADIĞINA, Dair; davacı vekili ve davalı ... ... vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/09/2019 Katip ... ¸E- İmzalı Hakim ... ¸E- İmzalı