İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/509 E. 2020/45 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/509
Karar No
2020/45
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/509 Esas KARAR NO : 2020/45 DAVA : İstirdat (Kayıp/Kaçak Bedelinin İadesi) DAVA TARİHİ : 31/03/2016 KARAR TARİHİ : 20/01/2020 Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Kayıp/Kaçak Bedelinin İadesi) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davalı şirket tarafından sunulan hizmetin her ay tahakkuk ettirilen fatura bedeli içerisinde haksız bazı ücret kalemlerinin bulunduğu bu nedenle haksız alınan bu ücret kalemlerinin yasal faizi ile birlikte tüketiciye iade edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı şirketten 10 yılı aşkındır hizmet satın aldığından ve kendisinden her ay farklı miktarlarda farklı adlar altında haksız kesintiler yapıldığından abone no: ..., ..., ... iş bu kesintilerin tahsili maksadıyla talepte bulunduğunu, davalı şirket tarafından son 10 yıl içerisinde her ay tanzim edilen elektrik fatura bedellerine yansıtılarak haksız ve hukuka aykırı olarak tahsil edilen .../... bedeli, dağıtım bedeli, enerji fonu, iletim bedeli, ... bedeli ... sayaç bedelleri, ... payı, ... ... payı adı altında abonelik başlangıç tarihinden ... tarihine kadar geriye dönük 10 yıl içerisinde tahsil olunan bedellerin tespiti ile HMK' nın 107. Maddesine göre bilirkişi raporu alındıktan sonra ortaya çıkacak net miktarın belirlenmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere asgari ... TL nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep edilmiştir. Davacı vekili duruşma sırasında alınan beyanında, dava dilekçesini tekrarla dava tarihinden sonra yasal değişiklikten dolayı davanın konusuz kaldığını, ancak dava tarihi itibari ile davanın açılmasında haklı olduklarından dolayı davalı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi ile yargılama giderinin de davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Talebin zaman aşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, yetki ilk itirazında, görev itirazında, husumet, hukuki yarar, derdestli, kesin hüküm ve yargı yolu itirazında bulunduğu, faturalandırmanın EPDK'nın kanuna dayanarak çıkardığı tarife uyarınca yapıldığını, bu bedellerinin belirlenmesinde gerekse uygulamasında davalının hiçbir insiyatifinin bulunmadığını, davacı tarafın EPDK' nın tarife uygulamasının iptali için idari yargıda dava açması gerektiğini, davacı ile müvekkili şirketin karşılıklı olarak bu şartları kabul ederek sözleşme akdettiklerinin, bu sözleşmeye davacının uyması gerektiğini, hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. ... ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih, .../... esas, .../... karar sayılı yetkisizlik kararı üzerine dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştır. Dosya içerisine; elektrik faturaları, ödeme belgeleri ibraz edilmiştir. Dava; taraflar arasındaki elektrik abone sözleşmeleri uyarınca davacı aboneden kayıp kaçak bedeli, psh sayaç okuma bedeli, iletim sistemi kullanım bedeli ve dağıtım bedelleri ile kayıp kaçak bedelleri üzerinden alınan ..., ... payı, enerji fon bedeli adı altında alınan bedellerin haksız ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla istirdadı istemine ilişkindir. Ayrıntıları Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 02/07/2019 tarih, 2018/7485 Esas, 2019/6043 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21/05/2014 tarihli ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 K. Sayılı kararı ve Dairemiz kararları ile Anayasanın "Vergi Ödevi" başlıklı 73. maddesindeki “... Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır..." şeklindeki düzenlemeye göre; kayıp-kaçak, iletim, dağıtım, sayaç okuma ve perakende satış hizmet bedeli uygulamasının Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ( EPDK ) Kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığı, bu tarihteki mevcut hukuki düzenlemenin EPDK'na sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödendiğinin bilinmesininde şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğu, EPDK kararları ile bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınmasının hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir. Ne var ki, 17/06/2016 tarih ve 29745 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 Sayılı kanunun 21. maddesiyle 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Kanunu'nun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının ( a ), ( ç ), ( d ) ve ( f ) bentleri değiştirilmiş ve bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde EPDK'nın Kanundaki yetkileri genişletilerek, yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir. Yine, 6719 Sayılı kanunun 26. maddesiyle 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen; Geçici madde 19; "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmünü, Geçici madde 20; "Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17. madde hükümleri uygulanır." hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere, 6719 Sayılı kanunun 21. maddesiyle 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17. maddesinde yapılan değişiklikler ile dava konusu uyuşmazlığın da özünü oluşturan bedel konusunda, davanın açıldığı tarihteki içtihat durumundan farklı ve yeni bir düzenleme getirilmiş; hem de, geçici 20. maddeyle, anılan düzenleme devam etmekte olan davalarda da uygulanacak şekilde geçmişe yürütülmüştür. Bu aşamada, davanın konusuz kalması hakkında genel açıklama yapılmasında yarar görülmüştür. İlke olarak her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre hükme bağlanır ( 28/11/1956 tarih ve 15/15 Sayılı İ.B.K ). Ne var ki, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir nedenle dava konusunun ortadan kalkması halinde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır. Dava konusu hakkın davacıya ödenmesi, verilmesi ya da müdahalenin kaldırılması, davacı ve davalı sıfatının birleşmesi, yeni çıkan bir kanun ya da Anayasa Mahkemesi kararı ile ya da kişiye sıkı sıkıya bağlı ve mirasçılara geçmeyen bir hakka ilişkin davalarda taraflardan birinin ölümü gibi nedenlerle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir. Bu durumda, mahkemenin, bir tespit hükmü niteliğinde olmak üzere esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmesi gerekmektedir. Yapılan bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık değerlendirildiğinde; yargılama sırasında yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliklerinin, dava konusu hakkın özünü ortadan kaldırdığı açıktır. Diğer bir anlatımla, geçmişe etkili yeni yasa nedeniyle dava konusuz kalmıştır. Bu noktada, mahkemece; HMK'nın 331/1. maddesi uyarınca, konusuz kalan dava hakkında yargılamaya devam edilerek, dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğu tesbit edilmeli ve o tarafın yargılama giderlerine ( bu bağlamda vekalet ücretine de ) mahkum edilmesi gerekir. Somut olayda; davacı, davanın açıldığı andaki mevzuat ve içtihat durumuna göre dava açmakta haklıdır. Eş söyleyişle, davaya konu bedelleri tahsil eden davalı, davanın açılmasına sebebiyet vermiştir. Yargılama sırasında yürürlüğe giren yasa değişiklikleri nedeniyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, başvurma harcı yargılama gideri olarak yasada yer almadığından ... TL başvurma harcı dışında kalan ve davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin ve bu giderlere dahil olan maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dava konusuz kaldığından davanın ESASI HAKKINDA BİR KARAR VERİLMEİNE YER OLMADIĞINA, 2-Alınması gerekli ...-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan ...-TL harçtan mahsubu ile bakiye ...-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan ... TL davetiye ve müzekkere masrafı, ... TL peşin harç olmak üzere toplam ...-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan ...-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, 5-Gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesine müteakip davacı tarafa İADESİNE, Dair,davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 20/01/2020 Katip ... ¸(e-imzalı) Hakim ... ¸(e-imzalı)

Atıf: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/509, K. 2020/45, T. 20.01.2020, www.arakarar.com/karar/antalya-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-509-e-2020-45-k-a0d9d9cca06b