İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/645 E. 2019/576 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/645
Karar No
2019/576
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/645 Esas KARAR NO : 2019/576 DAVA : Zayi Belgesi Verilmesi DAVA TARİHİ : 01/10/2018 KARAR TARİHİ : 10/09/2019 Mahkememizde görülmekte olan Zayi Belgesi Verilmesi davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin fatura ve belgelerini sakladığı depoda ... tarihinde su borusunun patlaması sonucu 2013 yılına ait alım ve satış faturalarının önemli ölçüde zarar gördüğünü, söz konusu durumun İtfaiye Dairesi Başkanlığınca ... tarihinde tespit edildiğini, TTK' nın 82. Maddesi uyarınca müvekkili şirketin 2013 yılına ait faturaların zayi olduğuna dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava; TTK 82/7 mad. Uyarınca açılan zayii belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Dosya içerisine, davacı vekili tarafından muhtasar beyanname suretleri ibraz edilmiş, İtfaiye Daire Başkanlığından davacı iyerine ait su baskını ile ilgili kayıtlar celp edilmiş, Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünden davacı şirketin şirket merkezlerinin bulunduğu yerler celp edilmiş, veri Dairesinden davacı şirketin 2013 yılı faturaları üzerinde vergi denetimi yapılıp yapılmadığı sorulmuş, ayrıca mahallinde keşif yapılarak bilirkişiden rapor aldırılmıştır. Antalya Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... tarihli yazısında, davacı şirketin 2013 hesap dönemine ait kanuni defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların doğru bir vergi incelemesi yapılmasına imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olduğu hususlarının belirtildiği anlaşılmıştır. Makina Mühendisi bilirkişi ... ... ve Mali Müşavir bilirkişi ... ... tarafından ibraz edilen ... havale tarihli raporda sonuç olarak; davacı şirketin " ... Mah. ... Sok. No: ... .../... " adresindeki deposunda ... tarihinin gecesinde meydana gelen pis su borusunun patlaması sonucu ... günü İtfaiye Dairesince ... kayıt numaralı rapor tutulduğunu, raporda apartmanın bodrum katında raflarda yer alan klasörlerin içerisinde bulunan muhtelif evraklar ve bodrumda bulunan malzemelerin ıslanmaktan zarar gördüğünün belirtildiğini, ... tarihinde mali müşavir bilirkişi tarafından yerinde incelemeye gidilmiş olup okunmayan faturaların tespitinin yapıldığını, şirketin kayıtlı adresinin "... mah. ... Cad. No: ... .../..." olduğu, şirket şubesinin adresinin " ... mah. ... Bulv. ... Sok. No: ... .../... " olduğu, ... tarihinde ticaret siciline kayıt olduğunu ve ... tarihinde terkin edilerek kaydının silindiğinin anlaşıldığı, dava konusu evrakların saklanma yerinin şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı adresi olmadığının anlaşıldığı, 2013 yılı kullanılmamış gelir fatura koçanlarının bilirkişiye verilen keşif tarihinden sonraki yetki ile ... tarihinde bilirkişinin yerinde incelemesinde şirket yetkilisi tarafından ibraz edilmediğinden tespit edilmediği, ıslanılan bölüm ve yandaki raf karşılaştırıldığında raf başına yaklaşık 11 klasör sığdığı, üç raftan biraz fazlanın ıslandığı varsayılarak yaklaşık 40 klasör dosyanın zarar görmüş olabileceği, Olay mahallinde yapılan incelemede "... Mah. ... Sok. No: ... .../... " adresindeki binanın harice girişli bodrum katında binanın pis su tesisatının davanda birleşerek bina harici rögara geçiş yaptığının görüldüğü, tesisat boruları üzerinde gözle yapılan incelemede yatay döşenmiş borular üzerinde yeterli sayıda kelepçe olmadığı, olay gerçekleştikten sonra gelen tesisatçının metal kelepçeler ile boru tavan arası bağlantıların sağlamlaştırıldığının anlaşıldığı, olay öncesi tesisat hattı üzerinde duran duvardan ayrılmış plastik kelepçe olduğunun görüldüğü, tesisat birleşme noktası olan "..." borunun olduğu duvarda ve altındaki dolapta su akıntısı sebebiyle gerçekleşmiş lekelerin olduğu, bodrum kattan geçen pis su borularında bir tıkanıklık sebebiyle borularda biriken sıvının oluşturduğu ağırlığı taşıyacak sayıda kelepçe olmaması nedeniyle sıvı akıntısının meydana gelmiş olduğu sonuç ve kanaatini bildirdikleri anlaşılmıştır. Yargılama devam ederken davacı vekili ıslah dilekçesi ile 2013 yılı faturaların bilirkişi tarafından incelenirken 2014 ve 2015 yılına ait bir kısım faturaların da zayi olduğunu farkettiklerini, bu nedenle 2014 ve 2015 yılına ait bir kısım faturalara da zayi belgesi verilmesini talep etmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesinde; "Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren onbeş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.” şeklinde düzenleme yapılmakla tacirlere ticari defter ve kayıtlarını saklama ve ibraz hususunda zorunluluk getirilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının ... tarihinde gece şirkete ait faturaların bulunduğu depoda su borusunun patladığını ve buna ilişkin itfaiyenin ... tarihli tutanağının olduğunu bildirmesi karşısında davanın 15 günlük hak düşürücü sürede açıldığı ve mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda açıklandığı gibi 6102 sayılı TTK'nın 82/7. Maddesinde zayi sayılabilecek durumlar açıklanmıştır. Ancak, hangi olaya dayandırılırsa dayandırılsın zayi iddiasının samimi ve inandırıcı olması, hayatın olağan akışına açıkça aykırı düşmemesi gerekir.(Yargıtay 11. HD'nin 2016/6084 E, 2018/155 K). Yine tacirin defterlerini gerekli özen ve dikkatle saklaması gerekmektedir. Zayi belgesi verilmesi davaları sonuçları itibariyle sadece davacı taraf yönünden değil, davada taraf olmayan kimseler bakımından da sonuç doğuran dava türlerindendir. Mahkemece bu tür davalarda yapılacak incelemeler, sadece davacı tarafın iddia ve delilleri ile sınırlandırılmamalı, zayi belgesi verilmesi istenilen belgelerin, bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu belgelerden olup olmadığı, TTK'nın 68. maddesinde yazılı afet kavramına davacıya kusur izafe edilemeyecek olan ve irade dışında meydana gelen olayların girebileceği gözetilerek tacirin belgelerini muhafazada gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediği, tasdike tabi defterlerin tasdik edilip edilmediği, davacıya ait defterler hakkında soruşturma bulunup bulunmadığı ve iddia edilen olayın meydana geldiği yerin tacirin faaliyette bulunduğu yerlerden olup olmadığı hususlarının araştırılarak, ticaret sicil kayıtları getirtilmek suretiyle olayın şüpheden uzak bir şekilde meydana gelip gelmediğinin tespiti gerekir (YHGK., 16.03.2016 tarih, 2014/827 Esas, 2016/311 Karar). Somut uyuşmazlıkta davacının zayii olan faturalarını şirket merkezinde değil depo olarak kullanılan bir apartmanın bodrum katında evrak saklamaya uygun olmayan yerde, açıkta bırakılmış gider borularının altında sakladığı ve boruların patlaması nedeni ile ziyaa uğradığını iddia ettiği, bu durumda tacirin saklamakla mükellef olduğu ticari defter ve kayıtlarını özenle muhafaza etme, gerekli dikkat ve özeni gösterme yükümlülüklerini yerine getirmediği, tacirin basiretli bir tacir olarak ticari defter ve belgelerini şirket merkezinde muhafaza etmesi ve korunması için gerekli tedbirleri alması gerektiği halde buna uymadığı ayrıca davacı şirket hakkında Gelirler İdaresi Başkanlığınca 2013 yılına ilişkin 6 adet vergi inceleme raporu ile 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin de vergi inceleme raporları hazırlandığı, tarhiyatların yapılandırılmasına rağmen davacı ödevli tarafından ödenmediği, yine ... tarihli vergi inceleme raporuna göre dava konusu 2013 yılına ilişkin kayıtların vergi incelemesi yapılmasına imkan vermeyecek şekilde noksan, usulsüz ve karışık tutulduğunun belirtildiği, 2016 tarihli bu rapor ile dava arasındaki süre de dikkate alındığında davacının samimiyeti hususunda mahkememizde olumsuz kanaatin hasıl olduğu anlaşıldığından mahkememizce ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli ...-TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan ...-TL harcın mahsubu ile bakiye ...-TL harcın davacıdan TAHSİLİ ile hazineye gelir KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesine müteakip davacı tarafa İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/09/2019 Katip ... E-imzalı Hakim ... E-imzalı

Atıf: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/645, K. 2019/576, T. 10.09.2019, www.arakarar.com/karar/antalya-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-645-e-2019-576-k-39fa6a62f157