İlk Derece Mahkemesi · Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/199 E. 2020/523 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/199
- Karar No
- 2020/523
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2020/199 KARAR NO : 2020/523 DAVA : TAZMİNAT (Sözleşmenin Haksız Feshi) DAVA TARİHİ : 12/09/2014 KARAR TARİHİ : 21/10/2020 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen TAZMİNAT davasının mahkememizde yapılan yargılaması neticesinde verilen ... tarih ve ... K.sayılı kararın temyizi üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... K.sayılı kararı ile bozularak dosyanın iadesinden sonra yeniden yapılan açık yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ... tarihinde imzalanmış olan hizmet alım sözleşmesi uyarınca müvekkili firmanın bir kişinin 45 saat çalışması ve toplam 65 kişi ile yapılacak olan hastane tesisatının bakım ve işletilmesi hizmeti işini üstlendiğini, sözleşme süresinin ... tarihinden ... tarihine kadar olduğunu, davalı tarafın iş bu sözleşmeyi sözleşmenin izinsiz olarak başka bir firmaya devredildiği gerekçesi ile ... tarihi itibari ile haksız olarak feshettiğini, müvekkili firmanın sözleşme kapsamında davalı tarafa ....-TL bedelli ... vadeli ... nolu kesin teminat mektubu verdiğini, davalı tarafın bu teminatı nakde çevirip kendisine gelir elde edeceğini, ileride haklı çıkmaları durumunda ise müvekkili firmanın telafisi imkansız zararlara uğrayacaklarını, nakde çevrilip gelir elde edebileceğini, bu nedenle teminat mektubunun paraya çevrilmemesi ve davalı tarafa ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir talep ettiklerini, davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi izinsiz başka bir firmaya devredildiği gerekçesi ile feshedildiğini, ancak izinsiz yapılan herhangi bir devir işlemi olmadığını, müvekkili firmanın ortaklarının ... Ltd. Şti adında başka bir firmaları daha bulunduğunu, her iki firmanın ofislerinin aynı yerde olduğunu, davalı ile olan sözleşme süresi içerisinde sehven diğer firmadan fatura kesildiğini, bu durumun beş ay kadar sürdüğünü ancak farkedilerek Haziran 2008 tarihinden itibaren doğru firmadan faturaların kesilmeye devam ettiğini ve davalı tarafın isteği üzerine iki firmada noterden geriye dönük hak ve alacakları olmadığına dair ibraname düzenleyerek davalıya verdiklerini bu süre zarfında sözleşme konusu olan tüm işlerin sözleşmenin tarafı olan davacı firma tarafından sürdürüldüğünü, diğer firmanın bu yanlışlık haricinde taraflar arasındaki ilişkiye hiç bir müdahalesi olmadığını çalıştırılan tüm personelin de davacı firmaya dahil olduğunu, Haziran 2008 tarihinde bu yanlışlığın taraflarca da müzakere edilerek çözüldüğünü, ancak davalı tarafın kötü niyetli olarak bu durumu kullandığını ve ... tarihinde izinsiz devir yapıldığı gerekçesi ile sözleşmeyi feshettiğini, ayrıca davalı tarafın bu durumdan hiç bir zararı olmadığını, aynı gerekçe ile 4735 sayılı KİK 26 maddesi uyarınca müvekkili firmanın ihalelere katılmasına yasak konulduğunu bu nedenle müvekkilinin zararının büyüdüğünü beyanla öncelikle ....-TL bedelli ... vadeli ... nolu kesin teminat mektubunun dava sonuna kadar davalı tarafa ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve davalı tarafın haksız işleminden kaynaklanan tüm maddi zararlarının ve yoksun kalınan kar da dahil olmak üzere hesaplanarak dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevabında; sözleşme yapılan davacı şirketin sözleşmenin aksine Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs 2008 aylarına ait faturalarının dava dışı ... Ltd.Şti tarafından kesildiğini, iç denetçisi ... tarafından tespit edildiğini, bunun üzerine inceleme raporu düzenlendiğini ve idareye bildirildiğini, davacının faturaların sehven başka firma üzerinden kesildiğine yönelik iddialarını ispat etmesi gerektiğini, yapılan araştırmada şirket ortaklarının aynı olmadıklarını, farklı ticaret siciline sahip iki ayrı şirket olduklarını, farklı adreslerde ikamet ettiklerinin tespit edildiğini, yapılan izinsiz devir işleminin sadece kesilen faturalardan değil hizmet kabul talepli dilekçelerden de belli olduğunu, yanlış fatura kesme işinin aynı zamanda yine idare ile sözleşme altına alınan başka bir ihale olan bilgisayar veri işlem hizmet alım ihalesinde de gerçekleşmesinin sehven değil davacının idareyi yanıltmaya yönelik bir işlemi olduğunu gösterdiğini, iç denetçinin de hazırlamış olduğu raporda konuyu bu şekilde değerlendirip sözleşmenin devrine ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı dikkate alınarak sözleşmenin feshi ile ihaleden yasaklanma kararı alınması gerektiğinin belirtildiğini, davacının yasak fiil ve davranışlarının idarece tespit edilmesi üzerine taraflar arasında yapılan sözleşmenin 27/b maddesi gereğince sözleşmenin feshedildiğini ve teminat mektubunun nakde çevrilmesi işlemlerinin başlatıldığını, yapılan işlemlerin yasaya uygun olduğunu, davacının maddi zarar ve faiz talebinin hiç bir geçerliliğinin olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Uyuşmazlık; taraflar arasında imzalanan ... - ... dönemine ilişkin hizmet alım sözleşmesinin, dolayısıyla ihalenin davalı tarafça haksız olarak feshi nedeniyle uğranılan zararların ve teminat mektubunun nakde çevrilmesi nedeniyle bedelinin kısmen istirdatı davasıdır. Mahkememizce tarafların tüm delilleri toplanmış, taraflarca ... tarihli hizmet alımları tip sözleşmesi, ihalenin feshine ilişkin yazışmalar, sözleşmenin feshine dair idarenin almış olduğu ... tarihli karar, davacı tarafça keşide edilen fatura suretleri, davalının talebi üzerine düzenlenen ibranameler ibraz edilmiş, davacı şirket ile dava dışı ... Ltd Şti'nin ticaret sicil kayıtları getirtilmiş, davacı vekiline talep sonucu açıklatılmış, taraf tanıkları dinlenmiş, ... Şubesinden ... tarih, ... nolu teminat mektubunun ödeme belgeleri getirtilmiş, vergi dairesinden davacı tarafça yanlış kesildiği iddia edilen faturalar ile ilgili beyannameler getirtilmiş, davacı vekiline 2008 ve 2009 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını ibraz için süre verilmiş, defterler ibraz edilmediği için dosya üzerinden davalı idarenin fesihte haklı olup olmadığı; feshin haksız olması halinde davacı tarafın talep edebileceği maddi zararı bulunup bulunmadığı ve varsa miktarının belirlenmesi hususunda bir hukukçu, bir mali müşavir ve bir makine mühendisinden oluşan heyetten ayrıntılı rapor alınmıştır. Yapılan yargılama sonunda; "...Sözleşme, davalı kurum tarafından davacının hizmet sırasında bir kısım faturaları başka bir şirket adına keşide ettiği gerekçesi ile sözleşmenin izinsiz devredildiği iddiasına dayalı olarak ... tarihinde feshedilmiş ve davacı tarafından sözleşme nedeniyle verilen teminat mektubu da nakde çevrilmiştir. Davacı, sözleşmenin haksız feshedildiğini, faturaların sehven aynı adreste faaliyet gösteren arada organik bağ da bulunan benzer isimli başka bir şirket adına keşide edildiğini ileri sürmüş, davalı ise sözleşmenin izinsiz olarak başka bir şirkete devredildiği gerekçesi ile sözleşme feshedilmiştir. Faturalardaki yanlışlığın fark edilmesi üzerine davacı tarafça her iki şirket adına da davalıya ibraname verilmiştir. Yine, SGK kayıtlarından davacının sözleşme fesih tarihine kadar hizmet için yeterli eleman çalıştırdığı ve başka bir iş yapmadığı açıktır. Fesih tarihine kadar aynı personelin ve yeterli sayıda çalışmaya devam etmesi halinde hizmetin davacı tarafından verilmediği, izinsiz devredildiği, sözleşmeye aykırı davranıldığı ileri sürülmediği gibi, davacının bu yanlışlık nedeniyle herhangi bir zarara uğradığı da davalı kurum tarafından iddia ve ispat edilememiştir. Böylelikle, sözleşme davalı tarafça Türk Medeni Kanunun 2. Maddesinde düzenlenen iyi niyet kurallarına aykırı bir şekilde fesih hakkı kötüye kullanılarak ve haksız bir şekilde feshedilmiştir. Sözleşme davalı tarafından haksız feshedilmekle davacı TBK'nda düzenlenen davalının temerrütü hükümlerine dayalı olarak fesih nedeniyle uğramış olduğu müspet zararlarını davalıdan talep edebilecektir. Haksız fesih sonucu davacı tarafından davalıya verilen ....-TL tutarlı teminat mektubunun nakde çevrildiği ve davacının bu nedenle zarara uğradığı açıktır. Yine, davacı tarafından sözleşmenin haksız feshi nedeniyle geri kalan döneme ilişkin mahrum kalınan kar ve başka ihalelere girememesi, ihalelerden yasaklanması nedeniyle uğradığı zarar yönünden de davalıdan talepte bulunmaya hakkı var ise de, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan BK 42. Maddesi gereğince davacının zarara uğradığını ve uğramış olduğu zararın miktarını ispat zorunluluğu bulunmakta olup, davacı tarafça bu zararın ispatına yönelik olarak hiçbir delil ve belge ibraz edilemediği gibi, basiretli bir tacir olarak tutmakla yükümlü olduğu ticari defter ve kayıtlarını ibraz edemediği gibi bu hususta mahkemeden alınmış bir zayi kararı da bulunmayıp, davacı yetkilisinin isticvap beyanında belirttiği gibi, başka hiçbir iş yapmadığı, böylece gelir elde etmeyi de ihmal ettiği açık olup, vergi dairesine vermiş olduğu tüm kısmi beyannamelerde de zarar beyan etmiş olmakla, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğramış olduğu herhangi bir zarar ve zarar miktarını ispat edememiştir. Tüm bu açıklamalar nedeniyle davacı teminat mektubunun nakde çevrilmesi nedeniyle uğramış olduğu zarardan kaynaklanan ve açıklamış olduğu talep dilekçesi ile miktarını ....-TL olarak belirttiği zararın tahsil edebilecek olup, bu zararın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talebin de reddine karar vermek gerektiği..." gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, ....-TL alacağın dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hükmün temyizi üzerine kararımız, Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... K.sayılı kararı ile "... davacının ... TL alacağın davalıdan tahsili istemiyle açtığı dava, “tahsil amaçlı belirsiz alacak davası” olmayıp, niteliği itibariyle “kısmi eda külli tespit amaçlı” bir davadır. Bu dava türünde, talep belirlemeye yönelik “artırım/tamamlama” şeklinde usuli bir işlem söz konusu değildir. Davacının “artırım dilekçesi” adı altında verdiği dilekçe hukuki niteliği itibari ile ıslah dilekçesi niteliğindedir. Nitekim davacı vekilinin, ... tarihli celsede, “öncelikli olarak teminat mektubunun iadesini ve alacak taleplerinin kabulüne karar verilmesini” talep ettiklerine ilişkin beyanda bulunduğu görülmüştür. O halde mahkemece, davacının ... tarihli dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak kabulü ile sonucuna uygun karar verilmesi gerekir..." gerekçesi ile bozularak dosya mahkememize iade edilmiştir. Bozma ilamına uyulduktan sonra yeniden yapılan yargılama sonunda; Davacı vekili ... tarihli dilekçesi ile davada davalıdan mahrum kaldıkları kazanç kaybı olarak ....-TL, ihalenin feshi nedeniyle başka ihalelere giremeyecek olmaları nedeniyle uğramış oldukları zarara karşılık ....-TL ve tek taraflı fesih gereği davalının paraya çevirdiği ... Şubesinden vermiş oldukları ... vadeli, ... nolu ....-TL bedelli teminat mektubu bedelinin de ....-TL'sini talep ettiklerini beyan etmiştir. ... Şubesinin ... tarihli cevabi yazısında; ... vade tarihli ... nolu teminat mektubunun davalıya ödendiği belirtilmiştir. ... Vergi Dairesi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... tarihli yazı cevabından davacı tarafça yanlış kesildiği iddia edilen faturalar ile ilgili davacı veya başka bir firma tarafından düzeltme talebinde bulunulmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekili ... havale tarihli dilekçesi ile, teminat mektubunun toplam bedeli olan ....-TL'yi sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte talep ettiklerini, böylece toplam dava değerinin ....-TL olduğunu belirtmiş, fakat usulüne uygun bir ıslah dilekçesi ibraz edip, davalıya tebliğ ettirmediği gibi, harcını da yatırmadığı için hükümde esas alınmamıştır. Davacı vekili ... havale tarihli dilekçesi ile, müvekkiline ait ticari defter ve kayıtların bir kısmının çalındığını, bir kısmının ise muhasebecide olup ulaşamadıklarını beyanla mevcut deliller ile bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir. Bilirkişi heyeti ... tarihli raporlarında sonuç olarak; sözleşme konusu işe ilişkin olarak davalı adına düzenlenen aylık hizmet faturalarından 2008 yılı 1,2,3,4,5 ayları için düzenlenmiş olanlarının dava dışı ...'a, 2008 yılı 6,7,8,9 ayları için düzenlenmiş olanların ise davacı şirkete ait olduğu, denetçi raporunda davacının sözleşmeyi izinsiz olarak dava dışı ...'a devrettiğinin tespit edildiğini ve bu nedenle sözleşmenin izinsiz devri nedeniyle davalı tarafça feshedilerek teminat mektubunun paraya çevrildiğini, sözleşmede davacıya düşen edimin bir kişinin haftada 45 saat çalışması ve toplam 65 kişi ile yapılacak olan hastane tesisatının bakım ve işletilmesi hizmetini ifa etme yükümlülüğü olduğunu, davalının ise hizmet sonucu düzenlenen faturaları ödeme yükümlülüğünün olduğunu, faturaların sehven dava dışı şirket adına düzenlendiğinin kabulü halinde davalının hizmetin davacı şirket tarafından yapılmayıp, bu olay nedeniyle zarara uğradığına dair bir tespitte bulunulmadığı, SGK kayıtlarına göre davacının sözleşmenin yürürlükte olduğu süre içerisinde sözleşmede belirtilen sayıda işçi çalıştırdığını, her iki şirketin adreslerinin aynı olduğunu, davacının hatayı davalıya bildirip düzeltme talep ettiği ve her iki şirket adına da faturalara ilişkin ibraname düzenlediği, davalının da faturaları öderken gerekli kontrolleri yapıp gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin ödeme yaptığını, sözleşmenin feshinin ve Medeni Kanunun 2. Maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanımı olup olmadığının mahkemenin takdirinde olduğunu, davalının hizmet alımları tip sözleşmesindeki fesih yetkisini haklı nedenle kullanıp kullanmadığı konusunda davacı iddialarının hukuka uygun olduğu kabul edildiği takdirde fesihte sözleşmenin 13.3, 17.1 ve 27.a maddelerindeki usul ve esaslara bağlı kalınmasına, davalının iddialarının hukuka uygun olduğu kabul edildiği takdirde fesihten sözleşmenin 27.b maddesindeki usul ve esasların uygulanabileceğini, BK 41. Maddesindeki düzenlemeye göre feshin haksız olduğunun kabulü halinde davacının davalıdan maddi zarar talebinde bulunabileceğini buna göre kazanç kaybının hesaplanabilmesi için sözleşme devam etseydi hizmetin ifasına davacıya olacak maliyetinin bilinmesi gerektiğini, ancak dosya kapsamından bu maliyetin hesaplanamadığını, ihalelere katılma yasağı nedeni ile uğradığı zararlarının tam yargı davasının konusu olduğunu belirtmişlerdir. Davacı vekilinin rapora karşı itirazları gözetilerek davacı şirketin 2008-2009 ve 2010 yılları içinde vergi dairesine verdiği tüm beyannameler istenmiş, gelen yazı cevabı ile birlikte itirazlar konusunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. Mahkememizce dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilerek; dosya kapsamı ve taraflar arasındaki sözleşme göz önüne alınarak feshin haksız olduğu kabul edildiği takdirde davacının uğradığı zarar miktarının tespiti hususunda rapor alınmış, bilirkişi heyeti ... havale tarihli raporlarında sonuç olarak; davacının sözleşmeden kaynaklanan kazanç kaybının hesaplanabilmesinde sözleşme devam etseydi, hizmetin ifasının davacıya olacak maliyetinin bilinmesi ve bu maliyetin fesihten sonra geriye kalan aylar için olacak hizmet bedelinden mahsup edildikten sonra elde edebileceği karın hesaplanabileceğini, davacı tarafça dava konusu döneme ilişkin resmi defter kayıt ve belgelerin ibraz edilmediğinden sözleşmenin feshi nedeni ile uğrayabileceği maddi kazanç kaybının hesaplanamadığını, paraya çevrilen teminat mektubunun tutarının ....-TL olduğunu, teminat mektubunun ödendiği tarih belli olmadığından asıl teminat mektubu dışında bir alacak veya maddi zarar talebine yönelik değerlendirme yapılabilmesinin mümkün olmadığını belirtmişlerdir. Davacı vekilinin itirazları ve ek raporun hüküm vermeye yeterli olmaması göz önüne alınarak mahkememizce dosya talimatla Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek, dosyanın resen seçilecek borçlar hukuku kürsüsünden bir, idare hukuku kürsüsünden bir akademik kariyeri olan bilirkişi ve bir mali müşavire tevdi edilerek, dosya kapsamına göre taraflar arasındaki sözleşmenin feshi, kusur , feshin haklı olup olmadığı, sorumluluk, feshin haksız olduğu kabul edildiği takdirde davacının kalan dönem için yapmaktan kurtulduğu masraflar, elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği gelirde göz önüne alınarak uğradığı kazanç kaybı ve buna göre dava tarihi itibariyle varsa talep edebileceği tazminat miktarı konusunda rapor aldırılmış, bilirkişi heyeti ... tarihli raporlarında sonuç olarak; davalı tarafın fesih kararını tamamen işin esasına girmeyen konulara dayandırdığını, davada belirtilen nedenlere dayanarak sözleşmenin feshedilmesinin haklı neden ile fesih niteliğinde görülemeyeceğini, davalı tarafın fesih kararını dayandırdığı sözleşmenin devri iddiasını yeterli delillerle ispatlayamadığını, sözleşmenin haksız feshedildiği, davacının tazminat hakkının doğduğu ve davanın kabulünün gerektiği fakat tazminat miktarının belirlenmesi noktasında dava dosyasında yeterli bilgi ve belge olmadığını belirtmişlerdir. Davacı ... Ltd. Şti. Yetkilisi ... tarihli dilekçesinde davada talep edilen ve daha sonra talep edilebilecek tüm haklarının ...'a devir ve temlik edildiğini beyan etmiştir. Mahkememizce davalı kurumdan sözleşme eki teknik şartname, vergi dairesinden davacının ...-... tarihleri arasına ilişkin tüm vergi beyanname ve kayıtları, SGK'dan davacının ...-... arası döneme ilişkin tüm kayıtları getirtilmiş, davacı şirket yetkilisi meşruhatlı davetiye ile isticvap edilmiştir. Davacı şirket yetkilisi ... tarihli duruşmada isticvaben alınan beyanında şirket merkezinin ...'da olduğunu, Antalya irtibat bürolarının bulunduğunu, fakat sözleşme feshedilince kapandığını, fesihten sonra başka iş yapmadıklarını, ticari defterlerin kayıp olduğunu beyan etmiştir. Mahkememizce dosya yeniden davacı itirazları doğlrultusunda SGK, vergi dairesi cevapları ile birlikte talimatla ... Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilerek mahkemece reesen seçilecek üniversitelerin borçlar hukuku kürsüsünden bir, idare hukuku kürsüsünden seçilecek akademik kariyeri olan bir öğretim üyesi ile bir hesap uzmanına tevdi edilerek, dosya kapsamı ve sözleşmeye göre sözleşmenin feshi, feshin haklılığı, kusur, sorumluluk ve feshin haksız olduğu kabul edildiği takdirde davacının geriye kalan dönem için yapmaktan kurtulduğu masraflar ve elde etmeyi ihmal ettiği müstakbel geliri de göz önüne alınarak uğradığı kazanç kaybı ve buna göre gerekirse 818 sayıl borçlar kanununu 42. Madde de gözetilerek varsa dava tarihi itibariyle talep edebileceği tazminat miktarı konusunda rapor alınmış, bilirkişi heyeti tarihli raporunda sonuç olarak; davacı tarafından dosyaya herhangi bir yasal ticari defter sunulmadığını, bu nedenle usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığı ve sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı konusunda bir tespitte bulunamadıklarını, feshin haksız olduğunun kabulü halinde davacının geriye kalan döneme ilişkin bilirkişi kurulu tarafından hesaplama yapılabilmesi için davacının dava konusu zamana ait ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi gerektiğini, ayrıca 2008 ve 2009 yıllarına ait resmi defterlerin 2008 ve 2009 yıllarına ait kurumlar vergisi beyannamesi ve geçici vergi beyannameleri ile dosyaya ibrazının gerektiğini belirtmişlerdir. Mahkememizce yeniden davacı şirketin 2008-2009 yıllarına ait kurumlar vergisi beyannamesi ve geçici vergi beyannameleri vergi dairesinden istenmiş, ... Vergi Dairesi Başkanlığının ... tarihli yazı cevabında; 2008 ve 2009 yıllarında sadece elektronik ortamda, 2008/1-3, 4-6, 7-9 dönemlerine ait geçici vergi beyannamesi ve tahakkuklarının verildiği bildirilmiş, incelenmelerinde; tamamında zarar beyan edildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme, davalı kurum tarafından davacının hizmet sırasında bir kısım faturaları başka bir şirket adına keşide ettiği gerekçesi ile sözleşmenin izinsiz devredildiği iddiasına dayalı olarak ... tarihinde feshedilmiş ve davacı tarafından sözleşme nedeniyle verilen teminat mektubu da nakde çevrilmiştir. Davacı, sözleşmenin haksız feshedildiğini, faturaların sehven aynı adreste faaliyet gösteren arada organik bağ da bulunan benzer isimli başka bir şirket adına keşide edildiğini ileri sürmüştür. Davalı ise sözleşmenin izinsiz olarak başka bir şirkete devredildiği gerekçesi ile sözleşmeyi feshetmiştir. Faturalardaki yanlışlığın fark edilmesi üzerine davacı tarafça her iki şirket adına da davalıya ibraname verilmiştir. Yine, SGK kayıtlarından davacının sözleşme fesih tarihine kadar hizmet için yeterli eleman çalıştırdığı ve başka bir iş yapmadığı açıktır. Fesih tarihine kadar aynı personelin ve yeterli sayıda çalışmaya devam etmesi halinde hizmetin davacı tarafından verilmediği, izinsiz devredildiği, sözleşmeye aykırı davranıldığı ileri sürülmediği gibi, davacının bu yanlışlık nedeniyle herhangi bir zarara uğradığı da davalı kurum tarafından iddia ve ispat edilememiştir. Böylelikle, sözleşmenin davalı tarafça Türk Medeni Kanunun 2. Maddesinde düzenlenen iyi niyet kurallarına aykırı bir şekilde ve fesih hakkı kötüye kullanılarak haksız bir şekilde feshedildiği sonucuna varılmıştır. Sözleşme davalı tarafından haksız feshedildiğinden, davacı TBK'nda düzenlenen davalının temerrütü hükümlerine dayalı olarak fesih nedeniyle uğramış olduğu müspet zararlarını davalıdan talep edebilir. Haksız fesih sonucu davacı tarafından davalıya verilen ....-TL tutarlı teminat mektubunun nakde çevrildiği ve davacının bu nedenle zarara uğradığı sabittir. Yine, davacı tarafından sözleşmenin haksız feshi nedeniyle geri kalan döneme ilişkin mahrum kalınan kar ve başka ihalelere girememesi, ihalelerden yasaklanması nedeniyle uğradığı zarar yönünden de davalıdan talepte bulunmaya hakkı var ise de, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan BK 42. Maddesi gereğince davacının zarara uğradığını ve uğramış olduğu zararın miktarını ispat zorunluluğu bulunmakta olup, davacı tarafça bu zararın ispatına yönelik olarak hiçbir delil ve belge ibraz edilmemiştir. Basiretli bir tacir olarak tutmakla yükümlü olduğu ticari defter ve kayıtlarını da ibraz etmemiştir. Bu hususta mahkemeden alınmış bir zayi kararı da yoktur. Davacı yetkilisinin isticvap beyanında belirttiği üzere, başka hiçbir iş yapmadığı, böylece gelir elde etmeyi de ihmal ettiği açıktır. Vergi dairesine vermiş olduğu tüm kısmi beyannamelerde de zarar beyan etmiştir. Sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zarar ispat edilememiştir. Öncelikle; Yargıtay bozma ilamında da işaret edildiği gibi davacının açtığı dava, “tahsil amaçlı belirsiz alacak davası” olmayıp, niteliği itibariyle “kısmi eda külli tespit amaçlı” bir davadır. Bu dava türünde, talep belirlemeye yönelik “artırım/tamamlama” şeklinde usuli bir işlem söz konusu değildir. Davacının “artırım dilekçesi” adı altında verdiği ... tarihli dilekçe hukuki niteliği itibari ile ıslah dilekçesi olarak kabul edilmiştir. Eksik harç aynı tarihte yatırılmıştır. Davacı vekili ... tarihli dilekçesi ile taleplerini açıklayarak, şimdilik kaydıyla kazanç kaybının ....-TL, ihalelere katılma yasağı nedeniyle uğradığı zararı ....-TL, teminat mektubunun (....-TL) paraya çevrilmesi nedeniyle de ....-TL talep ettiklerini belirtmiştir. Dava değeri de ....-TL olup, bu miktar üzerinden harç yatırılmıştır. Davacı vekili ıslah dilekçesi olarak kabul edilen ... havale tarihli dilekçesinde, şimdilik kaydıyla kazanç kaybını ....-TL, ihalelere katılma yasağı nedeniyle uğradığı zararı ....-TL, teminat mektubunun ise (....-TL) tamamının paraya çevrilmesi nedeniyle de bu miktarı talep ettiklerini beyan etmiştir. Böylelikle dava değeri ....-TL'ye çıkartıldığından arttırılan kısım olan ....-TL (Davacı vekili ....-TL kabul ederek) üzerinden harç harç yatırılmıştır. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, davacının sadece teminat mektubunun nakde çevrilmesi nedeniyle uğramış olduğu zararını talep edebileceği kabul edilmiştir. Dava edilen miktar ....-TL'dir. ....-TL'si davanın açıldığı ... tarihinde talep edilmiş, bu miktar daha sonra ... tarihli ıslah dilekçesi ile ....-TL'ye çıkartılmıştır. Bu nedenli söz konusu zararın ....-TL'sinin davanın açıldığı ... tarihinden, kalan ....-TL'nin ıslah tarihi olan ... tarihinden geçerli ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair taleplerin reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçeler ışığında; Davanın KISMEN KABULÜNE, ....-TL tazminatın davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, Bu miktarın ....-TL'si için davanın tarihi olan ... tarihinden, kalan ....-TL için ıslah tarihi olan ... tarihinden itibaren ticari avans faizi UYGULANMASINA, Fazlaya dair taleplerin REDDİNE, Davalı harçtan muaf olduğundan harca hükmedilmesine yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan ....-TL peşin harç ve ....-TL ıslah harcı olmak üzere otplam ....-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafça bozmadan önce yapılan dava ilk masrafı ....-TL, tebligat gideri ....-TL, bilirkişi ücreti ....-TL, talimat gideri ....-TL ve bozmadan sonra yapılan ....-TL tebligat ücreti olmak üzere toplam ....-TL yargılama giderlerinin davada kabul ve reddedilen miktar dikkate alınarak hesaplanan ....-TL'nin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlasının davacı üzerinde BIRAKILMASINA, Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalanının karar kesinleştiğinde talebi halinde DAVACIYA İADE EDİLMESİNE, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca davada kabul edilen miktar dikkate alınarak hesap edilen ....-TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca davada kabul edilen miktar dikkate alınarak hesap edilen ....-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nun 345 maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı.21/10/2020 KATİP ... (E-imzalıdır) HAKİM ... (E-imzalıdır)