İlk Derece Mahkemesi · Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/289 E. 2021/248 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/289
Karar No
2021/248
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/289 Esas KARAR NO : 2021/248 DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/04/2016 KARAR TARİHİ : 01/04/2021 Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Serik ... Asliye Hukuk Mahkemesi' nin ... Esas sayılı dosyasına sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Belek-Serik bölgesinde faaliyet gösterdiği işletmeler için davalılardan ... A.Ş.'den ... abone numaraları ile elektrik enerjisi aldığını, fatura bedellerine elektrik kullanım bedeli dışında kayıp-kaçak bedeli, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedelleri ile bu bedeller üzerinden tahsil edilen enerji fonu, ... fonu, KDV gibi haksız tutarların yansıtıldığını beyanla, müvekkili şirketten haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak tahsil edilen fazlaya ilişkin her türlü haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik ... TL'nin tahsilini; elektrik kayıp-kaçak bedeli, sayaç okuma, iletim ve dağıtım bedellerinin ve ilaveten bu bedeller üzerinden tahsil edilen KDV'nin her bir faturanın tahsil tarihinden itibaren işleyecek bankaların uygulamış olduğu en yüksek avans faizi ile birlikte dava tarihinden geriye dönük olarak 10 senelik tespitlerinin yapılarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini; ayrıca perakende satış hizmet bedelinin tamamı ile elektrik kayıp-kaçak bedeli, sayaç okuma, perakende satış hizmet, iletim ve dağıtım sistemi bedelleri üzerinden tahsil edilen enerji fonu, ... fonu ile tüm bu bedeller üzerinden tahsil edilen KDV'nin her bir faturanın tahsil tarihinden itibaren işleyecek bankaların uygulamış olduğu en yüksek avans faizi ile birlikte dava tarihinden geriye dönük olarak 10 senelik tespitlerinin yapılarak davalılardan ... A.Ş.'den tahsilini; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı .... Vekili Serik ... Asliye Hukuk Mahkemesi' nin ... Esas sayılı dosyasına sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen elektrik aboneliklerinin ticari faaliyet amaçlı kullanıldığını ve tarife grubu olarakta ticarethane grubunda yer aldığını, taraflar arasında akdedilen abonelik sözleşmesinde "bu sözleşmenin ve yürürlükteki ilgili mevzuatın uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların giderilmesinde yetkili organ Antalya Mahkemeleri ve İcra Daireleridir" denilmek suretiyle uyuşmazlık halinde tarafların başvuracağı yetkili mahkeme ve icra dairelerinin belirlendiğini beyanla; davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Serik ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamasında; davalı ... Tarafından ibraz edilen abonelik sözleşmesinin incelenmesinde tarafların Antalya Mahkemelerini yetkilendirdiği, tarafların her ikisininde Türk Ticaret Kanunu ve HMK 17 kapsamında tacir oldukları, yetki sözleşmesinin HMK 18'deki yasal koşullara sahip olduğu, yetki itirazının da davalı tarafından HMK 19/2'ye göre süresi içerisinde ilk itiraz olarak cevap dilekçesiyle beraber yetkili mahkeme de seçilmek suretiyle ileri sürüldüğü görülmekle taraflar arasındaki mevcut usule uygun yazılı yetkili sözleşmesi nedeniyle mahkememizin yetkisizliğine karar vermek gerektiğinden, yetkisizlik kararı verilmiş ve mahkememizin yukarıda esas sırasına kaydı yapılmıştır. Dava, elektrik abonelerinden tahsil edilen kayıp-kaçak bedelinin istirdadı istemine ilişkindir. Davalı şirketin, zamanaşımına yönelik itirazı ise, sözleşmeden kaynaklanan alacak davalarında zamanaşımı süresinin 10 yıl olması ve dava konusu faturaların zamanaşımı sürelerinin geçmemesi nedeniyle yerinde görülmemiştir. Derdestlik itirazı fatura dönemleri farklı olduğundan, davalıların tahsil edilen tutarlar yönünden davacıya karşı müteselsilen sorumluluğu bulunduğu, zira husumet iddiasında bulunan davalının tahsilat yapan konumunda olduğu anlaşılmakla itirazlar yerinde görülmemiştir. Dava tarihi itibari ile dava konusu uyuşmazlık ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 E.- 2014/679 K. sayılı kararı ile Anayasa'nın "Vergi Ödevi" başlıklı 73.maddesinde "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir" şeklindeki düzenlemeye göre kayıp-kaçak, sayaç okuma, dağıtım, perakende hizmet ve iletim bedeli uygulamasının EPDK kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığından bu tarihteki mevcut hukuki düzenlemenin EPDK'na sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak elektrik bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne kadar bedel ödendiğinin bilinmesinin de şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğundan EPDK kararları ile bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınması doğru bulunmayarak hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra, 17.06.2016 tarihinde 29745 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun'un 21.maddesi ile 6446 sayılı Kanun'un 17.maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bent ile; "Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; Tüketici Hakem Heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır" hükmü getirilmiştir. Ayrıca, 6719 sayılı Kanun'un 26.maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen Geçici 19.madde de; "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur" ve Geçici 20.madde de ise, "Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17.madde hükümleri uygulanır" hükmü düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre Tüketici Hakem Heyetleri'nin ve mahkemelerin bu konuda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri geçmişe de etkili olarak sadece dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmıştır. Diğer bir ifade ile yerindelik denetimi yapılamayacağı kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin Kanunun 17.06.2016 yürürlük tarihinden önceki dönemde geçerli olan EPDK kararlarına dayanılarak tahsil edilmiş dava konusu kayıp kaçak ve sayaç okuma bedelleri ile ilgili olarak açılan ve halen devam eden alacak davalarında da geçmişe etkili olacak şekilde uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Bundan başka, davanın devamı sırasında, dava konusu alacağın ödenmesi, menkul malın davacıya teslim edilmesi, gayri menkulün tahliye edilmesi gibi nedenlerle veya davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun yada Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı nedeniyle davanın konusuz kalması mümkündür. Davanın konusuz kaldığının tespit edilmesi halinde, mahkemece; esas (asıl talep) hakkında "Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Bu tür kararlar, hükümler gibi (eda, tespit, inşai) nihai kararlardandır. Mahkeme kararı, aynı zamanda dava konusu hakkın mevcut olmadığını da tespit ettiği için tespit hükmü niteliğindedir. Davanın konusuz kalması halinde, mahkemece; yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haklı olduğunun tespit edilmesi, o taraf lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekir. Başka bir deyişle, yürürlüğe giren yeni yasa nedeniyle konusuz kalan davada, yeni yasanın yürürlüğe girmemiş olması halinde, davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olan ve davasını avukat ile takip eden taraf lehine "maktu vekalet" ücretine hükmedilmesi, yargılama giderlerinin ise karşı taraftan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 tarih, 2009/18-421 E.-2009/526 K. sayılı ilamında "Dava tarihinde davasında haklı bulunan davacının, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle haksız duruma düşmesi söz konusu olmadığından, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği" belirtilmiştir. Somut olayda, davacı tarafın davanın açıldığı tarihteki mevzuata, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 karar sayılı kararı ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin emsal içtihatlarına göre davayı açmakta haklı olduğu, bu kapsamda kayıp kaçak bedelinin tahsilini talep edebileceği dikkate alındığında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren geçmişe etkili 6719 Sayılı Kanun ile getirilen Yasa değişikliği nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olan ve davasını avukat ile takip eden davacı lehine "maktu vekalet ücretine" hükmedilmesine ve yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla; KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Alınması gerekli 59,30 TL harcın, peşin alınan 85,39 TL harçtan mahsubu ile bakiye 26,09 TL harcın karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya iadesine, 3-davacı yanca yatırılan 29,20 başvuru harcı, 59,30 karar ve ilam harcı ve 519,00 TL yargılama gideri toplamı 607,50 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı kendini vekille temsil ettirmiş olmakla karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 4080,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine 4-Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 01/04/2021 Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/289, K. 2021/248, T. 01.04.2021, www.arakarar.com/karar/antalya-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-289-e-2021-248-k-7cdf0ae7b5a7