İlk Derece Mahkemesi · Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/346 E. 2024/450 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/346
- Karar No
- 2024/450
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/346 Esas KARAR NO : 2024/450 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... ... VEKİLLERİ : Av. ... -... Av. ... - ... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak) DAVA TARİHİ : 28/05/2022 KARAR TARİHİ : 03/07/2024 KARAR Y.TARİHİ : 11/07/2024 Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak) davanın yapılan açık yargılaması sonunda, İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirkete ait davalı ... Şubesi müdürlüğünden bulunan kurumsal hesaptan 18/04/2022 tarihinde davacının haberi olmaksızın tanımadığı dava dışı şahıs adına 26.100,00 TL ve 26.100,00 TL olmak üzere ve ardından yine dava dışı ... isimli şahıs adına 49.500,00 TL ve 14.000,00 TL tutarlarında para transferi yapıldığını, davacı şirket yetkilisi tarafından durumun farkedilmesi üzerine banka ile iletişime geçilerek bir kısım paranın kurtarılarak hesaba geri döndüğünü, ancak 26.100,00 TL'nin geri dönüşünün sağlanılamadığını, bu tutar yönünden davalı bankaya ihtarname gönderildiğini, ancak davacı banka tarafından işlemlerin şifre ile yapıldığı gerekçesi ile talebin reddedildiğini, davacının kullanıcı kodunu ve şifresini üçüncü kişilerle paylaşmadığını, meydana gelen zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu belirterek, 26.100,00 TL'nin olay tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu işlemlerin şifre ile gerçekleştirilmiş olduğundan davacının sorumluluğunda olduğunu, davalı bankanın hiç bir dahlinin bulunmadığı olay nedeniyle kendisine husumet yönetilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı bankanın hiçbir güvenlik açığının bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE : Dava, davacı şirketin davalı banka nezdindeki hesabından talimatı olmaksızın 3. kişiye para aktarıldığı iddiasına dayalı olarak haksız ödenen tutarın sorumlu olduğu ileri sürülen davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Log kayıtları, İhtarname örnekleri, Banka hesap kayıtları, Mesaj kayıtları, Davalı banka tarafından gönderilen yazı cevapları, bilirkişi rapor ve ek raporları dosyada mevcuttur. .... tarafından 14.09.2007 tarih 26643 sayılı Resmi Gazete'de “Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönetiminde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliğ yayımlanmıştır. Bu tebliğin, "bu bölümde yer alan hükümler müşteriye ait finansal veya kişisel bilgilerin görülmesine, değiştirmesine veya finansal Sorumluluk yaratacak işlemlerin gerçekleştirlmesine imkân tanıyacak intemet bankacılığı hizmetleri için geçerlidir. İnternet bankacılığına ilişkin her türü altyapı bankanın bilgi sistemlerinin bir parçası olarak değerlendirilir. Bu bakımdan Tebliğin diğer bölümlerinde yer alan hükümler internet bankacılığı kapsamında yapılan çalışmalar için de geçerlidir. Bu bölüm altında yer alan maddelerin içerdiği hükümler, Tebliğin İkinci Kısım Birinci Bölümü altında yer alan aynı başlıklı maddelerin içerdiği hükümlere ilave olacak şekilde değerlendirilir. "şeklinde düzenlenen 24. maddesinin (1) fıkrasında “İnteret bankacılığında uygulanacak hükümler”e yer verilmiş olup, “Kimlik doğrulama “ başlıklı 27. Maddesinin; 1. Firkasında, "Banka, sunmakta olduğu internet bankacılığı hizmetleri için, bu hizmetlerin arz ettiği risk seviyelerine uygun ve güvenilir bir kimlik doğrulama mekanizması tesis eder. Müşterilerin, kurulan kimlik doğrulama mekanizmasından geçmeden hizmetlerden yararlanmasına müsaade etmeyecek bir yapı banka tarafından kurulur." şeklinde düzenlendiği, 4. fıkrasında, “ Müşterilere uygulanan kimlik doğrulama mekanizması birbirinden bağımsız en az iki bileşenden oluşur. Bu iki bileşen; müşterinin "bildiği, müşterinin "sahip olduğu” veya müşterinin "biyometrik bir karakteristiği olan” unsur sınıflarından farklı ikisine ait olmak üzere seçilir. Müşterinin “bildiği” unsur olarak parola/değişken parola bilgisi gibi bileşenler, "sahip olduğu” unsur olarak tek kullanımlık parola üretim cihazı, kısa mesaj servisi ile sağlanan tek kullanımlık parola gibi bileşenler kullanılabilir. Bileşenler tamamen müşterinin şahsına özgü olmalı ve bunlar sunulmadan kimlik doğrulama gerçekleştirilememeli, hizmetlere erişim sağlanamamalıdır." şeklinde düzenlemeler yapıldığı, anılan Tebliğin Geçici 1. maddesinde yer alan "Banka, bu Tebliğ hükümleri ile ilgili mevcut faaliyet ve sistemlerini, yürürlük tarihinden itibaren azami iki yıl içerisinde Tebliğ hükümlerine uygun hale getirir.” şeklindeki hükümlerle yürürlük tarihinden itibaren 2 yıllık bir geçiş süreci öngörülmüş ve 35. maddesinde ise Tebliğin 01.01.2008 tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır. Anılan Tebliğ ile, öngörülen 2 yıllık geçiş sürecinin bittiği 01.01.2010 tarihinden itibaren Bankaların internet bankacılığı işlemlerine giriş yöntemi kullanıcı adı, parola ve tek kullanımlık şifre olmak üzere 2 faktörlü hale getirilmiştir. 2 faktörlü kimlik doğrulaması, asgari şekliyle kullanıcının "bildiği bir bileşen" ve "sahip olduğu bir bileşenin" birlikte kullanılması ile yapılan kimlik doğrulaması olup, ömeklemek gerekirse, bilinen faktör şifre ve/veya parola"sahip olunan faktör ise kullanımlık şifre üreten güvenlik cihazları” ya da “ SMS gönderilen cep telefonu numarası “ olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce dosya üzerinde bankacılık alanında uzman bilirkişiden alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında özetle; davalı bankanın kayıtlarındaki SMS tablosu ile davacı tarafın kullandığı ... operatörüne ait .... cep telefon numarasına gönderilen SMS lerin kayıtlarının örtüştüğü, yapılan işlemlere ait SMS gönderiminin sağlandığı, yapılan EFT işlemlerine ait SMS bilgilendirmelerinin sağlandığı, bu bağlamda davalı bankaya yüklenecek bir kusur bulunmadığı, İşlemlerin bir Sosyal Mühendislik Yöntemi olan Oltalama (....) ile gerçekleştirildiği, davaya konu olayda da, davalı Bankaca gönderilen “tek kullanımlık şifre” bilgisinin usulsüz işlemleri yapan şahıslara ulaştığı; buna göre, ya işlemler sırasında bankadan arıyorlarmış gibi bankanın iletişim numarasına benzer bir numara ile kullanıcının kandırılarak SMS 3D şifresinin paylaşılmasının sağlandığı, yada dolandırıcılık amaçlı gönderilmiş oltalama SMS veya E-posta ile sim kartın kopyalanmış olabileceği, telefona bilgileri çalan veyahut dolandırıcılara usulsüzce gönderen bir virüs yazılımı gibi bir yazılım sayesinde gerekli bilgilerin alınmış olabileceği, bu kişisel gizli bilgilerin ve 3D secure SMS şifresinin kimseyle paylaşılmaması gerektiği, bu bilgilerin sorumluluğun davacıda olduğu, bu bilgiler olmadan işlemlerin gerçekleştirilemeyeceği, olayın gerçekleştiği 18.04.2022 tarihinde davacı ile banka yetkilileri arasında yapılan görüşmeye ilişkin ses kayıtlarını içeren CD nin boş olduğu, diğer gönderilen ses kayıtlarının olay gününe ve olaya ait olmadığı, davaya konu usulsüz işlemin yapıldığı ... nolu IP adresinin kime ait olduğu, nereden bağlanıldığının tespitinin yapılamadığı, davaya konu işlemlerin yapıldığı kısa zaman aralığında çok fazla IP ve Port değişikliği olduğu, bunun da şüpheli işlem olduğu, neticesinde fark edilip ilk işlem olan aktivasyon ve EFT işleminden sonraki işlemlerin iadesinin sağlandığı tespit ve rapor edilmiştir. Dosya kapsamı, sunulan kanıtlar, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu olayda yapılan EFT işlemlerine ait SMS bilgilendirmelerinin sağlandığı, bu bağlamda davalı bankaya yüklenecek bir kusur bulunmadığı, işlemlerin bir Sosyal Mühendislik Yöntemi olan oltalama ile gerçekleştirildiği, davaya konu olayda da, davalı Bankaca gönderilen “tek kullanımlık şifre” bilgisinin usulsüz işlemleri yapan şahıslara ulaştığı, kişisel gizli bilgilerin ve 3D secure SMS şifresinin kimseyle paylaşılmaması gerektiği, bu bilgilerin sorumluluğun davacıda olduğu, davaya konu işlemlerin yapıldığı kısa zaman aralığında çok fazla IP ve Port değişikliği olduğu, bunun da şüpheli işlemin fark edilip ilk işlem olan aktivasyon ve EFT işleminden sonraki işlemlerin iadesinin sağlandığı, sonuç olarak dava konusu olayda davalı bankanın herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan peşin harcın karar harcı sayılmasına, eksik kalan ve terkin sınırında kalan harcın Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmelik m. 206/1 gereğince tahsiline yer olmadığına, 3-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafdan alınarak davalı tarafa ödenmesine, 4-Masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflar anlaşamadıklarından, Arabuluculuk Yönetmeliği 26/2 maddesi uyarınca .... bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin, davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 03/07/2024 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı