İlk Derece Mahkemesi · Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/274 E. 2025/303 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/274
- Karar No
- 2025/303
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/274 Esas - 2025/303 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/274 Esas KARAR NO : 2025/303 HAKİM : .... KATİP : .... DAVACI : .... VEKİLLERİ : Av. .... Av. .... DAVALILAR : 1- .... 2- .... DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/04/2023 KARAR TARİHİ : 18/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 24/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket uhdesinde bulunan “... il Sınırları ve Sorumluluk Alanları İçerisinde Bulunan Yeşil Alanlar Parklar, Refüjler, Yan Bantlar, Mezarlıklar, Piknik Alanları, Barajları, Gölleri Rekreasyon Alanları ve Tesislerin Bakım- Onarım ve Tadilat İşi” kapsamında, geçmiş dönemlerde yukarıda yazılı taşeron firmalarda çalışan ve ... karşı Arabuluculuk Başvurusu sonucunda anlaşma ile neticelenen ... (TC: .... ) lehine hükmedilen ilamın icrası sonucu müvekkilince ödenen kıdem, ihbar, fazla mesai, haftalık tatil, yıllık izin ve arabuluculuk ücreti için toplam 9.358,58TL'nin ödeme tarihinden itibaren davalı taşeron şirketlerden rücuen tazmini talep ve dava etmiştir. Davalılar usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermemişlerdir. Dava, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine dayalı olarak rücuen tahsiline ilişkindir. Delillerden ...'nin tahsilat ve hakediş kesintisine ilişkin evrakları, davacının ... kayıtları, davacı ile davalılar arasında akdedilen sözleşme ve teknik şartnameler dosyaya kazandırılmış, bilirkişi kök ve ek raporu alınmıştır. Davacı vekilince mahkememize sunduğu 17/03/2025 tarihli dilekçesinde dava değerinin sehven 1000 TL olarak yazıldığını ,dava değerinin 9.3558,58 TL olduğunu beyan etmiştir. Dosya kapsamı bilirkişiye tevdii edilmiş, 06/05/2024 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; dava dosyasına konu rücu taleplerine ilişkin hesaplama yapılırken; her bir işverenin işçiyi çalıştırdıkları sürenin toplam çalışma süresi içerisindeki oranının esas alınmasının söz konusu olduğu, davalıların işyeri sicil numarasının aynı olması kapsamında ve davalıların sözleşme sürelerinin de dava dışı işçinin çalışma süresini ihtiva etmesinden dolayı her iki davalı bakımından tek bir oran esas alınacak olup; davalıların müşterek-müteselsil sorumlu olup olmadığının takdirinin mahkememizde olduğu, buna göre işçinin, davalılar nezdindeki çalışma süresinin yukarıda detayına yer verilen terdit uyarınca (03.05.2017-12.09.2018 tarihleri arasındaki toplam çalışma süresi 497 gün; kaydi sigortalılığına göre toplam çalışma süresi 275 gün) yapılan oranlanma neticesindeki katsayılarının; 03.05.2017-12.09.2018 tarihleri arasındaki toplam çalışma süresine göre: 110:497- 0,2213, kaydi sigortalılığına göre: 110:275- 0,40 İhbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağından son işveren olarak davalıların sorumlu oldukları, her bir alacak kaleminden davalıların sorumlu oldukları dönemler tespit edilerek, toplam kaydi sigortalılık katsayısının 2.835,03 TL, toplam süre katsayısının 1.568,48 TL olduğu rapor edilmiştir. Dosya kapsamı bilirkişi kök raporuna itirazlar değerlendirilmek üzere kök raporu düzenleyen bilirkişiye tevdii edilmiş,11/03/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davalıların bünyesinde sigortalı iken 12.09.2018 tarihinde iş akdinin sona erdiğinin belirlendiği, işçinin işten çıkış nedeni kod 5 “Belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi” ile gösterildiği, dava dışı işçinin çalışması kesintisiz olmamakla birlikte davacı vekili tarafından 03.05.2017-12.09.2018 tarihleri arasındaki çalışmasına istinaden ödeme yapıldığının bildirilmesi ve dosyaya sunulan arabuluculuk evraklarından da çalışma süresinin bu şekilde esas alındığının tespit edildiği, davacının çalışmasının kesintisiz olmaması nedeniyle işe giriş ve çıkış tarihi arasındaki toplam çalışma süresine ve yukarıdaki tablodaki çalışma süresine göre terditli hesaplama yapılacağı, 03.05.2017-12.09.2018 tarihleri arasındaki toplam çalışma süresi 494 gün; toplam çalışma süresi 162+74+33=269 gün olduğu, dava dışı işçinin davalılar bünyesindeki toplam çalışma süresi 74+33=107 gün olduğu, rücu talebinin dayanağını oluşturan dava dışı işçi ile ... arasındaki arabuluculuk sürecinde yapılan ödemelerin: kıdem tazminatının 2.743,00 TL, ihbar tazminatının 1,596,00 TL, fazla mesai ücretinin 2.072,00 TL, ubgt ücretinin 500,00 TL, hafta tatili ücretinin 1.500,00 TL, yıllık izin ücretinin 675,00 TL, arabuluculuk ücreti 272,58 TL şeklinde olduğu, buna göre dava dışı işçinin, davalılar nezdindeki çalışma süresinin terdit uyarınca (03.05.2017-12.09.2018 tarihleri arasındaki toplam çalışma süresi 494 gün; kaydi sigortalılığına göre toplam çalışma süresi 269 gün) davalılar nezdindeki toplam çalışma süresi olan 74+33=109 gün esas alınarak yapılan oranlanma neticesindeki katsayıların; 03.05.2017-12.09.2018 tarihleri arasındaki toplam çalışma süresine göre: 107:494= 0,2166, kaydi sigortalılığına göre: 107:269= 0,3977 şeklinde olduğu, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağından son işveren olarak davalıların sorumlu olduğu, kök raporda bu miktarların sehven hesaplamaya dahil edilmemiş olduğu, ek rapor ile bu hatanın düzeltildiği, davalıların sorumlu oldukları dönemler tespit edilmiş olup, kaydi sigortalılık katsayısı toplamının 5.089,73 TL, toplam süre katsayısının 3.806,17 TL olduğu rapor edilmiştir. Davacı taleplerine göre hesaplamaların yapılması ile ilgili Yargı kararları; “Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. ... kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin İşçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.” ( .... ) “Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü göz önüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Ayrıca yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde son yüklenicinin ihbar tazminatının ve yıllık izin ücretinin tamamından, kıdem tazminatı da dahil olmak üzere diğer işçilik alacaklarından ise tüm yüklenicilerin kendi dönemine isabet eden miktarlar üzerinden sorumlu olduğu kabul edilerek, bu hususta yeniden bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile ödenen bedelin tamamından son işverenin sorumlu tutulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” ( .... ) .... nolu ilamında; "İşçilik alacağı davasında idarenin sorumlu tutulması iş kanunundan kaynaklanan bir zorunluluktur.Davacı tarafından ödenen kısmın rücuuna ilişkin davada ise taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakmak gerekir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 23.maddesi hizmet işleri genel şartnamesine atıf yapmakta olup ,şartnamenin ,6.bölüm 38.maddesi hükmüne göre ,çalıştırılan işçilerin ücret ve yan ödemelerinden davacı yüklenici çalıştırdığı dönem ile sınırlı olarak sorumludur.Müteselsil borçlulukta borçlular arsındaki iç ilişkiyi düzenleyen TBK 167 .maddenin dava konusu olayda uygulanması mümkün değildir.Zira sözleşme ve ihale dökümanında sorumluluk belirlenmiştir...." .... nolu ilamında; "dava dışı işçinin davalı ve dava dışı diğer altverenler işçisi olarak çalıştığı süre olarak çalıştığı süre bir yıldan az olsa bile işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak kıdem tazminatının bu alt veren işverenlerden tahsiline karar verilmesi gerektiği......."hüküm altına alınmıştır. .... nolu ilamında ;" işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri ,faiz ve vekalet ücreti açısından da davalılar aleyhine hükmedilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının davalılara bu alacağını da rücu edebileceği......" hükmü kararlaştırılmıştır. Ayrıca .... 14/02/2018 tarih ve .... sayılı kararında “Davalıya Ait Borcu Ödemek Zorunda Kalan Davacının Zararı Ödeme Tarihinde Doğduğundan Ödeme Tarihinden İtibaren Faiz Talep Edebilmesi İçin Karşı Tarafı İhtar ile Temerrüde Düşürmesine Gerek Olmadığını” kabul etmiştir. Söz konusu kararda “ Bilindiği üzere rücu hakkı, nihai olarak başkasının ödemesi gereken bir borcu tamamen veya kısmen ifa eden kişinin, yapmış olduğu ifayı asıl borçluya dönerek isteme hakkıdır. Söz konusu hak, başkasına ait bir borcu ifa ettiği için mal varlığında kayba uğrayan kişiye tanınan ve mal varlığındaki bu eksilmeyi gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Rücu hakkı, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki asıl borç ilişkisinden bağımsız, rücu eden ile edilen arasındaki hukuki ilişkiden doğan tamamen yeni bir haktır. Diğer bir anlatımla asıl alacağı ödeyen kişi, bu alacaktan bağımsız olarak kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel hale gelmektedir. Keza ödeyenin malvarlığındaki zarar, ödeme anında doğmaktadır. Bu durumda, davalıya ait borcu mahkeme ilamı uyarınca ödemek zorunda kalan davacının zararı ödeme tarihinde doğduğundan, açtığı rücu davasında ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebilmesi için karşı tarafı ayrıca bir ihtar ile temerrüde düşürmesine gerek olmadığı Hukuk Genel Kurulunca kabul edilmiştir.” denilmektedir. Buna göre İşçilik alacaklarının rücu edilmesine dair davalarda davacı alacaklının ödeme tarihi itibari ile borçlunun ödeme miktarı kadar sebepsiz zenginleşeceğinden ,davalı yanın dava tarihinden önceki faiz talebi için davadan önce ayrıca temmerrüde düşürülmesine gerek yoktur. Tüm dosya kapsamı, mahkememizce aldırılan hükme esas alınan bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı işçi ... 'ın alt işveren olan davalı şirketler bünyesinde çalıştığı, işçinin hak kazandığı işçilik alacaklarının asıl işveren olan davacı ile yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda ödendiği, bununla birlikte dava dışı işçinin hak kazandığı ve işçiye ödenen işçilik alacaklarının asıl işveren ve alt işverenlerden talep hakkı bulunduğu, davacı asıl işverenin ise ödemiş olduğu işçilik alacakları ve ferilerinin tamamını, bilirkişi ek raporunda belirttiği üzere kaydi sigortalılık süresine göre işçiyi çalıştıran alt işverenlerden işçi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak talep hakkı bulunduğu anlaşılmakla, davacı tarafça dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarına yönelik davanın kabulü ile işçilik alacaklarından oluşan 5.089,73 TL'nin, davacı yanın hak edişinden kesinti tarihi olan ödeme tarihi olan 25/08/2022 tarihinden itibaren ,davalıların iş yeri sicil numaralarının aynı olması ,davalıların sözleşme sürelerinin de dava dışı işçinin çalışma süresini ihtiva etmesi nedeni ile iş bu alacak kaleminden davalıların müştereken ve müteselsillen sorumlu olması gerektiğinden ,5.089,73 TL'nin , 25/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, 2-5.089,73 TL'nin 25/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının 179,90 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 435,5 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan 862,65TL tebligat-müzekkere-başvurma harcı gideri ve 2.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.362,35 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul ve red oranları dikkate alınarak takdiren, 1.825,75 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu yönde karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davacı vekille temsil olunduğundan kabul edilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 5.089,73 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Davalılar vekille temsil olunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince .... bütçesinden karşılanacak olan 3.200,00 TL arabuluculuk giderinin kabul-ret oranına göre hesaplanan 1.462,4 TL'sinin davacıdan, 1.737,6 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 11-HMK'nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/04/2025 Katip .... e-imzalıdır Hakim .... e-imzalıdır