Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2017/33273, 11.12.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2017/33273
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

MEHMET GÜZELOGLU BAŞVURUSU (3)

(Başvuru Numarası: 2017/33273)

Karar Tarihi: 11/12/2019

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, aracı kiraya veren hakkında da idari para cezası

uygulanması nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/8/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Altınözü İlçe Jandarma Komutanlığı Trafik Tescil ve Denetleme

Büro Amirliğince, sürücü belgesi olmaksızın araç kullanan sürücünün aynı

zamanda araç sahibi olmaması nedeniyle aracı kiraya veren firma sahibi olan

başvurucuya da 1.763 TL idari para cezası verilmiştir.

9. Başvurucu, anılan idari para cezasına itiraz etmiş; itiraz

Hatay 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 12/6/2017 tarihli kararıyla kesin olarak

reddedilmiştir.

10. Anılan karar 7/7/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu 1/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

12. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 1/6/2010

tarihinden geçerli olmak üzere 14. Protokol'le değişik 35. maddesinin (3)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Aşağıdaki hallerde Mahkeme, 34. madde

uyarınca sunulan bireysel başvuruları kabul edilemez bulur:

a) Başvurunun konu bakımından Sözleşme veya

Protokollerinin hükümleriyle bağdaşmaması, açıkça dayanaktan yoksun veya

bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılması niteliğinde olması veya;

b) Başvurucunun önemli bir zarar görmemiş

olması; meğer ki Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan insan

haklarına saygı ilkesi başvurunun esastan incelenmesini gerektirsin. Ancak

ulusal bir mahkeme tarafından gereği gibi incelenmemiş hiçbir dava bu gerekçe

ile reddedilemez."

13. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 35.

maddesine 14. Protokol'le eklenerek 1/6/2010 tarihinde yürürlüğe giren önemsiz

zarar kriterine ilişkin içtihadında, bu yeni kriterin Sözleşme ve eki

protokollerle güvence altına alınan hakların Avrupa düzeyinde hukuksal açıdan

korunmasını sağlama yönündeki temel görevine yoğunlaşması için önemsiz

başvuruları ivedilikle inceleme olanağı vermesi amacıyla oluşturulduğunu

belirtmektedir (Stefanescu/Romanya (k.k.),

B. No: 11774/04, 12/4/2011, § 35). Bu kriter, ne denli gerçek olursa olsun bir

hak ihlalinin uluslararası bir mahkeme tarafından incelenebilmesi için asgari

bir ağırlık düzeyine ulaşması gerektiği görüşüne dayanır (Korolev/Rusya (k.k.), B. No: 25551/05,

1/7/2010). Bu kriterin incelenmesinde, ihlal edildiği iddia edilen hakkın

mahiyetini ve ihlal iddiasının ciddiyeti ve/veya ihlalin başvuranın kişisel

durumu üzerinde oluşturacağı olası sonuçları da gözönünde

bulundurmak gerekir (Giusti/İtalya, B. No: 13175/03, 18/10/2011, §

34).

14. AİHM, söz konusu kriteri uygularken Sözleşme ve eki

protokollerin güvence altına aldığı insan haklarına saygının başvurunun esastan

incelenmesini gerektirip gerektirmediği hususunu da incelemektedir. Bu kapsamda

AİHM, önem kriteri getirilmeden önce de, önüne gelmiş olan Sözleşme ile ilgili

hususta açık ve çokça uygulanmış olan bir içtihadın bulunması durumunda bu

incelemenin yapılmasının gerekli olmadığına hükmettiğini (Van Houten/Hollanda

(kayıttan düşürme), B. No: 25149/03, 29/9/2005, §§ 33-38; Kavak/Türkiye (k.k.),

B. No: 34719/04 ve 37472/05, 19/5/2009) hatırlatarak mahkeme içtihatlarını

genişletebilecek veya bunlara katkı sağlayabilecek nitelikte olmayan

başvuruları incelememektedir (Tayfun

Görgün/Türkiye (k.k.), B. No: 42978/06,

16/9/2014).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 11/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu; araç kiralama şirketi sahibi olduğunu, aracını

kiralayan Suriye uyruklu U.C. isimli kişinin ehliyetinin geçersiz olması

nedeniyle ehliyetsiz araç kullandırdığı iddiasıyla

hakkında idari para cezası uygulandığını, idari para cezasına itirazının

reddedildiğini belirterek suç ve cezaların kanuniliği ve şahsiliği ilkelerinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının masumiyet karinesi

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

18. Başvurucunun ileri sürdüğü ihlal iddialarının niteliği

nazara alınarak başvurunun kabul edilebilirlik kriterlerinden olan anayasal ve

kişisel önemden yoksun olma kriteri yönünden incelenmesi gerekir.

19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında anayasal açıdan önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara

uğramadığı başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altına

alınmıştır.

20. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksun

başvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlik

kriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerini

taşısa, hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebilecek

nitelikte olsa bile 6216 sayılı Kanun’da belirtilen nitelikteki bir başvuru

kabul edilemez bulunabilecektir (K.V.

[GK], B. No: 2014/2293,

1/12/2016, § 55).

21. 6216 sayılı Kanun’da anayasal ve kişisel önemden yoksun

başvuruların kabul edilemez bulunabilmesi için iki koşul öngörülmüştür. Anayasal önem olarak adlandırılabilecek

olan birinci koşul başvurunun Anayasa’nın

uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının

belirlenmesi açısından önem taşımaması, kişisel önem olarak adlandırılabilecek olan ikinci koşul ise

başvurucunun önemli bir zarara uğramamasıdır

(K.V. § 57).

22. Anayasa hükümlerinin yorumlanması açısından önem taşıma

unsurunun, başta Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru yoluyla daha önce

yorumlamadığı meseleleri kapsadığında kuşku bulunmamaktadır. Bununla birlikte

Anayasa Mahkemesi, bir meseleyle ilgili olarak daha önce Anayasa’nın ilgili

hükümlerini yorumlamış olsa bile değişen durumları dikkate alarak yeniden

yorumlama ihtiyacı duyabilir. Bu durumda da o meseleye ilişkin başvurunun

anayasal öneminin bulunduğunu kabul etmek gerekir(K.V., § 63).

23. Anayasa hükümlerinin uygulanması açısından başvurunun önem

taşıdığının söylenebilmesi için kamu makamları ve derece mahkemelerinin belli

bir meseleye ilişkin uygulamalarının Anayasa Mahkemesi yorumlarından farklı

olması ve bu farklılığın da önemli olması gerekir (K.V., § 64).

24. Kişisel önemin bulunmaması koşulu ise -başvurucunun içinde

bulunduğu koşullar da dâhil olmak üzere- her olayın kendine özgü koşulları

dikkate alınarak ve objektif verilerden hareket edilerek Anayasa Mahkemesi

tarafından değerlendirilir (K.V.,

§§ 66, 67).

25. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen iddialara ilişkin birçok

başvuruda masumiyet karinesinin kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Bu kapsamda,

somut başvuruda dile getirilen şikâyetlere benzer şekildeki ihlal iddialarına

ilişkin başvurularda (Taner Koyuncu, B.

No: 2015/11678, 24/5/2018, §§ 30-33; Mehmet

Güzeloğlu, B. No: 2014/3134, 7/6/2017, §§ 38-41; Mehmet Şirin

Akın, B. No: 2015/17644, 3/7/2018, §§ 33-36) ilgili Anayasa

kuralları yorumlanmıştır.

26. Buna göre Anayasa Mahkemesinin sıklıkla uygulanmış açık bir

içtihadının bulunduğu masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin

başvurunun, genel bir soruna işaret etmediği gibi Anayasa'nın uygulanması ve

yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi

açısından da önem taşıdığının ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.

27. Başvurucu, maddi zararının 1.763 TL olduğunu ve 5.000 TL

manevi zarara uğradığını ifade etmektedir.

28. Maddi ve manevi zarar olarak belirtilen miktarın araç

kiralama şirketi sahibi olan başvurucunun mali durumuna ciddi anlamda zarar

verdiği ve kendisi için ne denli önemli olduğu hususunda herhangi bir

açıklamasının olmadığı da gözetildiğinde başvuru konusu miktarın başvurucu

açısından önemli bir zarar olduğu kanaatine ulaşılamamıştır.

29. Sonuç olarak somut olayda başvurunun Anayasa'nın

yorumlanması ve uygulanması açısından önem taşımadığı gibi başvurucunun da

önemli bir zarara uğramadığı sonucuna varılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle anayasal ve kişisel önemden yoksun

olduğu anlaşılan başvurunun, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun anayasal ve

kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

11/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M.Emin KUZ

Raportör

:

Cafiye Ece YALIM

Başvurucu

:

Mehmet

GÜZELOGLU

Vekili

:

Av. Korhan

Murat HOCAOĞULLARI

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2017/33273, T. 11.12.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2017-33273-basvuru-11-12-2019-f3ae5875b128