Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6067 E. 2025/5964 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6067
Karar No
2025/5964
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/873 E., 2025/889 K. DAVA TARİHİ : 14.11.2018 İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/1052 E., 2020/196 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı Şirkette 01.09.2011-31.08.2018 tarihleri arasında sınıf öğretmeni olarak çalıştığını, işyerinde kanuni çalışma sürelerinin üzerinde çalıştırıldığını, ücretine ilaveten yol ve yemek yardımından faydalandığını, iş sözleşmesinin davalı tarafça haksız ve bildirimsiz feshedildiğini ancak işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, ödenmeyen ücret alacakları ile fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, belirli süreli iş sözleşmesi ile öğretmen olarak çalışan davacının öngörülen iş süresinin sona ermesi ve teklifte bulunulmasına rağmen iş sözleşmesini yenilemek istememesi üzerine iş sözleşmesinin sonlandığını, davaya konu edilen hak ve alacağı olmadığını savunarak haksız ve mesnetsiz davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işveren nezdinde 15.09.2011-31.08.2018 tarihleri arasında matematik öğretmeni olarak çalıştığı, dava dilekçesine ekli arabuluculuk son tutanağı ve arabulucuya yazılan müzekkere cevabından arabuluculuk faaliyetinin sadece kıdem tazminatına ilişkin yapıldığı, dava konusu yapılan diğer alacak kalemleri ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti ve ücret alacağının arabuluculuk faaliyetine konu yapılmadığı, bu hâli ile dava şartı yokluğundan bu alacak kalemlerine ilişkin davanın usulden reddi gerektiği, kıdem tazminatı bakımından ise dosya içeriğine göre yeni eğitim öğretim yılı için davacı öğretmene teklif sunulduğu, davacının kendisinin sözleşmeyi yenilemek istemediği, davalı yanca keşide edilen cevabi noter ihtarnamesi içerikleri nazara alındığında sözleşmenin davacı tarafından yenilenmemek suretiyle feshedildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine 30.03.2022 tarihli ek karar ile; gerekçeli kararın davacı vekiline 11.04.2020 tarihinde elektronik tebligat yoluyla tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından istinaf dilekçesinin yasal süresinden sonra 29.03.2022 tarihinde verildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 346. maddesi gereğince süreden reddine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekiline 11.04.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 06.04.2020 tarihinde istinaf harçlarını ödediği ancak istinaf dilekçesini 31.03.2022 e-imza tarihli dilekçesi ile UYAP ortamından gönderdiği, 6100 sayılı Kanun'un 343. maddesinde yer alan düzenleme çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucu her ne kadar istinaf yoluna başvuran davacı taraf istinaf harçlarını 06.04.2020 tarihinde dosyaya yatırmışsa da istinafın yapıldığı tarihin istinaf dilekçesinin kaydedildiği tarih olarak kabulü gerektiği, UYAP ile oluşturulan elektronik ortamda yer alan Evrak İşlem Kütüğü kayıtlarına göre davacının istinaf dilekçesini oluşturduğu tarihin 28.03.2022 tarihi olduğu, dilekçenin kayıt tarihinin de bu tarih olduğu, istinaf başvuru dilekçesinin, pandemi nedeni ile sürelerin durduğu tarihten sonra sürelerin işlemeye başlamasından itibaren iki haftalık istinaf süresi geçtikten sonra sunulduğunun anlaşıldığı, yasal süreden sonra sunulan istinaf dilekçesinin dikkate alınamayacağı ve bu nedenle istinaf dilekçesinin süre nedeni ile reddine ilişkin 30.03.2022 tarihli ek kararın isabetli bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1.Davacının 06.04.2020 tarihli istinaf harç makbuzu ile istinaf talebi için harç ödeyerek istinaf talebinde bulunduğunu, istinaf dilekçesinin de "pandemi döneminin önlemleri ve yoğunluğu kapsamında" muhtemelen sistemsel veri hatası veya ilgili dilekçenin bir başka dosya içine girmesi gibi arızı nedenlerden dolayı dosyada görülemediğini, 2. İstinaf harcının süresi içinde dosyaya yatırıldığı dikkate alınarak istinaf dilekçesinin sisteme yeniden yüklenerek gönderilmesi gerekirken ret kararı verilmesinin mesi hukuka aykırı olduğunu, 3. İş sözleşmesinin feshi konusunda ispat külfetinin davalı Kurum üzerinde olduğunu, davalı tarafın “belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi” olarak bildirerek ayrılış kodunun savunmalarını yalanladığını, müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı tarafça haksız ve bildiirmsiz olarak feshedildiğini ve kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerektiğini, 4. Davacı müvekkilinin fazla çalışma yaptığının ispat edildiğini, buna rağmen karşılığı ücretinin ödendiği ispat edilemediğinden bu husustaki alacak talebi reddinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı vekilinin istinaf başvurusunun süreden reddine dair kararın yerinde olup olmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6067, K. 2025/5964, T. 03.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-6067-e-2025-5964-k-ebe072fdf332