Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5993 E. 2025/7565 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5993
Karar No
2025/7565
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/794 E., 2025/813 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/274 E., 2020/233 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 29.04.1988 tarihinde işyerinde çalışmaya başladığını, en son maliyet muhasebesi ve raporlama müdürü olarak çalıştığını, 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu'nun 22. maddesine göre nakle tâbi personel statüsü aldığını, davacı ve diğer bir kısım personele yeni bir iş sözleşmesi teklif edildiğini, 19.10.2000 tarihli yeni sözleşmeyi imzalayarak başka bir kamu kurumuna nakil hakkından vazgeçtiğini, davalı Şirketin 2000 yılının Temmuz ayında özelleştirildiğini, Temmuz/2001 ayında davacının naklen İstanbul’da görevlendirildiğini, 19.10.2000 tarihli iş sözleşmesinin 1. maddesinde “personelin 31.10.2000 tarihinde almakta olduğu ücret baz alınmak suretiyle a) 01.11.2000 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere almakta olduğu ücret %50 oranında arttırılacak b) 01.01.2001 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, baz alınan ücret üzerinden hesaplanacak en son 6 aylık TÜFE oranında ücret artışı yapılacak c) personelin görev yaptığı birimin İstanbul ’a taşındığı tarihi izleyen ilk aydan itibaren geçerli olmak üzere aylık ücreti baz maaş üzerinden hesaplanmak üzere %50 oranında arttırılacak d) 01.07.2001 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 30.06.2001 tarihinde almakta olduğu ücret üzerinden hesaplanacak en son 6 aylık TÜFE oranında ücret artışı yapılacak e) bu tarihten itibaren her yıl 1 Ocak ve 1 Temmuz tarihleri itibariyle personelin almakta olduğu ücret son 6 aylık TÜFE oranında arttırılacak” denildiğini, davalı işverenin 2003 yılının Kasım ayında yeni bir iş sözleşmesi imzalattığını, bu sözleşmede ücret artışlarının Şirket yönetiminin belirleyeceği oranlara göre yapılacağının düzenlendiğini, davalı işverenin 19.10.2000 tarihli sözleşmede belirtilen artışları yapmayarak yıllar boyunca çok büyük kayıplara sebep olduğunu, bu zamlar yapılmadığından ücret artışlarının ve ikramiye alacaklarının da düşük olduğunu ileri sürerek ücret farkı, ikramiye farkı, fazla çalışma, fazla sürelerle çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunulduğunu, davacının 2000 yılında imzalamış olduğu sözleşmeden kaynaklı haklarını aradan geçen 18 yıldan sonra talep etmesinin hakkaniyetle bağdaşmadığını, müvekkili Şirket ile davacı arasında 14.11.2003 tarihinde yeni bir iş sözleşmesi imzalanarak ücret artışlarının müvekkili Şirketçe belirlenecek dönem ve oranlarda yapılacağının hüküm altına alındığını, yeni sözleşme imzalanırken ihtirazı kayıt koymadığını, ücretini bunca yıl itirazsız bir şekilde aldığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taleplerinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya ait 19.10.2000 tarihli iş sözleşmesinde ücrete uygulanması gereken zam oranlarının belirlendiği, 17.11.2013 tarihli iş sözleşmesinde ise ücret artışlarının Şirket tarafından belirlenecek dönem ve oranlarda uygulanacağının hüküm altına alındığı, haftalık çalışma süresinin 40 saat olarak belirlendiği, bilirkişi raporunda dosya kapsamına uygun olarak hesaplamaların yapıldığı, davacının ödenmeyen alacaklarının bulunduğu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan 19.10.2000 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacı işçiye 01.11.2000 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aldığı ücretin %50 oranında, 01.01.2001 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere baz alınan ücret üzerinden hesaplanacak en son 6 aylık TÜFE oranında, personelin görev yaptığı birimin ...'a taşındığı tarihi izleyen ilk aydan itibaren geçerli olmak üzere %50 oranında, diğer dönemlerde ise en son 6 aylık TÜFE oranında artırılacağının düzenlendiği, 17.11.2003 tarihli iş sözleşmesinde ise ücret artışlarının Şirket yönetimi tarafından belirlenecek dönem ve oranlarda uygulanacağının kararlaştırıldığı, haftalık çalışma süresinin 40 saat olarak belirlendiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler dikkate alındığında davacının ücretinin sözleşme hükümleri uyarınca tam olarak ödenmediği, dolayısıyla ücret farkı alacağının mevcut olduğunun ortaya çıktığı, bilirkişi raporunda alacakların hesaplandığı, İlk Derece Mahkemesince alacakların hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilince davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı itirazında bulunulmuş ise de Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin önceki görüşüne güvenilerek açılan bir dava bulunduğundan davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, davacının fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma ücreti alacaklarının dosya kapsamındaki diğer delillerin yanında davalı işverenliğe karşı davası bulunmayan davacı tanık beyanıyla ispatlandığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesinin kabul edilemez olduğunu, 2. Davacının ücret ve ikramiye fark alacaklarının reddine karar verilmesi gerektiğini, 3. İşverene karşı davası bulunan tanık beyanlarına göre yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına, taraflar arasında 2000 yılında imzalanan iş sözleşmesinde düzenlenen ücret artışlarının tam olarak uygulanıp uygulanmadığına, buna göre davacının fark alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ile fazla çalışma ücreti alacaklarının ispat ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5993, K. 2025/7565, T. 08.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-5993-e-2025-7565-k-0bd1d3eb80ca