Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/2113 E. 2025/4957 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2113
Karar No
2025/4957
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/323 E., 2024/3629 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Dinar 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2019/36 E., 2022/343 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu kredilerin, davalılar tarafından ... Bankası AŞ'nin (Banka) kredi ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olarak kullandırıldığını, davacı Bankanın davalıların kusurlu davranışları nedeniyle çok büyük miktarda zarara uğradığının soruşturma raporları, Yetkili Kurul Kararları, Disiplin Komitesi kararı ile sabit olduğunu, Bankanın kredi kullandırma yetkisi olan çalışanlarının, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na ve Bankanın kredi ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olarak kredi kullandırdığında, bu kredilerin usulsüz kredi olarak kabul edileceğini, çalışanların usulsüz kredilerden dolayı mali sorumluluklarının doğacağını, bu nedenle davalıların Banka zararından kredi borçluları ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürerek banka zararının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işçinin kredi verme işleminin, üçüncü kişilerle ortak hareket etmek suretiyle menfaat teminine yönelik olarak haksız fiil icrası şeklinde olması hâlinde aciz vesikası aranmaksızın kredi borçluları ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.07.2019 tarihli ve 2018/386 Esas, 2019/370 Karar sayılı kararı ile davalı ...'ın üzerine atılı nitelikli zimmet suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, 01.11.2021 tarihli Bilirkişi Kurulu Raporunda davacı Bankanın davalılardan alacağı bulunduğunun tespit edildiğini, bilirkişi kurulu raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Banka vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Banka vekili temyiz dilekçesinde; 1.Davalıların, usulsüz kredi kullandırma işlemleri ile bankayı zarara uğrattıklarını, bu eylemlerinden dolayı davalılardan ...'ın yargılanıp ceza aldığını, 2. Davalıların sorumluluğunun tespit edilmesine rağmen bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan 22.12.2021 tarihli ıslah dilekçesinin dikkate alınmadığını, Mahkemece ıslah dilekçesi tartışılmadan ve olumlu olumsuz bir karar verilmeden, salt bilirkişi raporuna atıf yapılarak gerekçesiz karar verildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Taraflar arasında, davacı Banka zararının hesaplanması, davanın ıslahı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141/3 hükmünde, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” düzenlemesi bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297/1-(c) hükmüne göre mahkeme kararı; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde içermelidir. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Somut olayda, davacı Banka dava dilekçesinde; davalı ... yönünden 17.775,00 TL, davalı ... yönünden ise 473.209,71 TL Banka zararının ilgili kredi dosyalarının icra takip hesaplarındaki ana para alacaklarının (205.182,27TL'nin) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, BSMV, masraf ve diğer borç fer'ileri ile birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve tahsilde tekerrüre sebebiyet vermeyecek şekilde davalılardan tahsilini talep etmiştir. Dosya içeriğine göre, yargılama sırasında alınan 08.06.2020 tarihli Bilirkişi Kurulu Raporunda banka zararının tazmininden sorumlu olan banka personelinin gerçek kişi olması nedeniyle uygulanacak faizin yasal faiz olması gerektiği ve dava konusu kredilerden dolayı sorumlu personel ile banka arasında akdi ilişki bulunmadığı gerekçsiyle uygulanacak faize BSMV uygulanmaması gerektiği belirtilerek yapılan hesaplamada davalı ...'in 17.775,00 TL'den ve bu alacağa 11.02.2019 dava tarihinden itibaren tahsil edilinceye kadar %9 yasal faiziyle birlikte sorumlu olduğu, icra dosyalarından 5.566,32 TL tahsilat yapıldığı, davalı ...'ın 11.02.2019 dava tarihi itibarıyla 200.213,92 TL anapara, 160.788,01 TL yasal faiz olmak üzere toplam 361.001,93 TL'den ve 200.213,92 TL ana paraya 11.02.2019 dava tarihinden itibaren tahsil edilinceye kadar %9 yasal faiziyle birlikte sorumlu olduğu, icra dosyalarından 5.566,32 TL tahsilat yapıldığı tespit edilmiş, davacı Bankanın itirazı üzerine Bilirkişi Kurulu 20.02.2021 tarihli Ek Raporda bu kez icra dosyalarında takip tarihinden 11.02.2019 dava tarihine kadar anaparaya akdi faiz işletilerek ve BSMV eklenmek suretiyle davacı Bankanın toplam 821.724,18 TL alacağı olduğu hesaplanmış olup taleple bağlı kalınacağı bu nedenle davacı talebinin hesaplamadan az olması hâlinde davacı talebi, davacı talebi hesaplamadan fazla olması hâlinde hesaplamanın esas alınacağı belirtilerek davalı ...'in 17.775,00 TL davalı ...'ın 205.058,41 TL anapara, 247.590,14 TL faiz, 12.379,51 TL BSMV olmak üzere toplam 465.028,06 TL, anapara tutarını 11.02.2019 dava tarihinden tahsil edilinceye kadar yıllık %9 yasal faiziyle sorumlu olduğuna dair tespit yapıldığı, davacı Bankanın itirazı üzerine düzenlenen 01.11.2021 tarihli Bilirkişi Kurulu 2.Ek Raporunda ise miktarların tekrar edildiği, 8.087,79 TL masraf da eklenerek davalı ...'ın sorumlu olduğu miktarın toplam 473.115,85 TL olarak belirlendiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, 08.12.2021 tarihli celsede ıslah dilekçesi sunulması ve ıslah harcının yatırılması için davacıya süre verilmiş, bu süre içinde davacı Banka tarafından 22.12.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle, 20.02.2021 tarihli Bilirkişi Kurulu Ek Raporunda yapılan tespite göre davalı ... yönünden dava değeri artırılmıştır. Hükme esas alınan 01.11.2021 tarihli ek rapor davacı Bankanın ıslah dilekçesine esas aldığı 20.02.2021 tarihli ek raporun tekrarı niteliğinde olup sadece masraf alacağı hesaplamaya dâhil edilmiştir. Mahkemece kararda; 01.11.2021 tarihli ek rapora dayanıldığı ve davacı Bankanın ıslah dilekçesi verdiği belirtilmesine rağmen ıslah dilekçesine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamış, kabul edilip edilmediğine ilişkin bir gerekçe oluşturulmadan hüküm kurulmuştur. Bu hâliyle İlk Derece Mahkemesi kararı, 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesine aykırı olup bu husus bozma sebebidir. Mahkemece yapılacak iş, kazanılmış haklar gözetilerek dosya içeriğindeki bilirkişi raporları ve davacı Bankanın ıslah dilekçesi değerlendirilmek suretiyle denetime elverişli gerekçe oluşturarak karar vermektir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/2113, K. 2025/4957, T. 29.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-2113-e-2025-4957-k-e1ae9cc619b4