Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2011/42455 E. 2013/30761 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/42455
Karar No
2013/30761
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :... MAHKEMESİ DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatil ücreti, genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı isteminin özeti: Davacı vekili, yurt dışı şantiyelerde formen olarak çalışan davacının ... aktinin davalıca haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir. B)Davalı cevabının özeti: Davalı vekili, davacının davalı işverenlikte iki dönem halinde çalıştığını, ilk dönemin sonunda ibraname verdiğini, ikinci çalışma döneminin ise istifa ile sona erdiğini, maaş, bayram çalışması, pazar çalışması, fazla mesai dahil aylık ücreti ile birlikte davacıya birinci dönemde 1201 $, ikinci dönemde 1501 $ ödendiğini, ikinci dönem için de davacının ibraname imzaladığını, hakettiği genel tatillerin kullandırıldığını, taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. C)Yerel Mahkeme kararının özeti: Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, 1. dönem çalışmasının ibraname nedeni ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacakları ödenerek tasfiye edildiğinin kabul edildiği, 1. dönem sonundaki ibranameye davacı tarafça bir itiraz yapmadığı, imzasının da inkar edilmediği, ibraname tarihinden dava tarihine kadar 1 yıldan fazla süre geçtiğinden Borçlar kanunu'na göre itirazın da mümkün olmadığı, 2 . dönem sonundaki ibranamenin ise istifa ile çelişkili olduğu, 2. dönem ibrabamesinde kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ödendiğinin yazılı bulunduğu, dolayısı ile bu ibranamenin geçersiz olduğu, fazla mesai ücretinin ödendiğinin imzalı ücret bordroları ile ispatlandı gerekçesi ile ihbar tazminatı, hafta tatili ücreti ve genel tatil ücreti taleplerinin kabulüne, diğer taleplerin ise reddine karar verilmiştir. D)Temyiz: Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. E)Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm ve davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı ... Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir ... karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir. ... sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. ... sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında ... sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. ... sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, ... sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı ... sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.). Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, ... sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, ... yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, ... sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı ..., işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı ... bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda, emsal ücret olarak 2007 yılı Kasım ayı için ...'de çalışan bir formenin, net ya da brüt olduğu açıklanmadan 1948 TL ücret alacağı bildirilmiştir. Davacı şahitlerinden Osman Altınbaş davacının 1800 ... Doları aylık maaş aldığını beyan etmiş, davalı şahitlerinden Ahmet ... ise " ücretlerin bir kısmının Kazakistan'da elden ödendiğini, kalan kısmının ...'deki bankaya yatırıldığını" belirtmiştir. Bordrolarda görünen ücretin banka hesabına yatırıldığı dosyadan anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle davacının Kazakistan'da çalıştığı da gözetildiğinde, giydirilmiş brüt ücretinin ...'deki bir işçinin emsal ücretinden düşük olamayacağı dikkate alındığında bordrolardaki ücret miktarının gerçeği yansıtmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenler ile, bildirilen emsal ücretin net ya da brüt olduğu saptandıktan sonra sonuca gidilmesi gerekirken, bordrolara itibar edilerek ücret meblağının tespiti hatalıdır. 3- Davalı vekilinin cevap dilekçesinde fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarının toplam ücret olarak bordrolara yansıtılmak sureti ile ödendiği belirtilmiştir. Ancak, bordrolarda genel tatil ve hafta tatili çalışması ücreti tahakkuku bulunmamaktadır. Bu itibarla, genel tatil ücreti talebi ile hafta tatili ücreti talebinin sadece ikinci çalışma dönemi için değil, aynı zamanda birinci çalışma dönemi için de irdelenerek var ise hesabı yoluna gidilerek hüküm altına alınması gerekirken, ilk çalışma döneminin açıklanan gerekçelerle bu alacaklar açısından tasfiye edildiğinin kabulü hatalıdır. 4- Her ne kadar ilk dönem çalışmasının ibraname ile tasfiye edildiği kabul edilmiş ise de, dosyadaki banka kayıtlarında davacıya kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti adı altında ödemeler yapıldığı görülmektedir. Bu nedenle, ilk çalışma dönemi için yapılan bu ödemeler makbuz niteliğinde sayılarak, ilk çalışma dönemi için hesaplanacak miktarlardan mahsubu ile bakiye alacağın kalması halinde hüküm altına alınması gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır. SONUÇ:Açıklanan nedenler ile, temyiz edilen kararın BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/42455, K. 2013/30761, T. 26.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2011-42455-e-2013-30761-k-96cc814efea2