Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2010/7846 E. 2012/17272 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/7846
- Karar No
- 2012/17272
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı, kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatı, fazla mesai, ücret ve sigorta primlerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin 11.04.2000-11.11.2004 arasında davalı sitede güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, 11.11.2004 tarihinde site yöneticisi tarafından işyerinde nöbet sırasında uyuduğu bahanesiyle iş akdine son verildiğini, herhangi bir ihtarda bulunulmadığı gibi, site disiplin kurulunun görüş ya da onayının alınmadığını, işyerinde uyumak başta olmak üzere, diğer herhangi bir şekilde işi savsaklama durumunun söz konusu olmadığını, buna rağmen, mevcut site yönetimi tarafından işe alınan ... ile davacı arasında çıkan bir tartışma neticesinde, tamamen adam kayırma yoluna gidilerek ...’nun işine devam ettiğini, davacının ise işyerinde uyuduğu gerekçe gösterilerek iş akdine son verildiğini, halbuki, ... tarafından bıçak çekme suretiyle davacının tehdit edildiğini, davacının eşine fiili saldırıda bulunulduğunu, bizzat yönetici ve ... tarafından davacının eşine ve evine saldırıda bulunulup tehditler savrulduğunu, davacının en son 500 TL ücret aldığını, bayramlarda yarım maaş ikramiye verildiğini, davacının site içinde oturduğu dairenin kendisine tahsis edildiğini iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, kıdem, ihbar, kötü niyet tazminatı, fazla mesai, ücret ve sigorta primlerinin ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının davalı sitede değil, sitenin eski yöneticisinin şirketinde işe girdiğini, yöneticinin talimatı ile sitede güvenlik görevlisi olarak değil, apartman görevlisi olarak görevlendirildiğini, bu nedenle husumetin Yalçın Demirel ve sahibi bulunduğu şirkete yöneltilmesi gerektiğini, davacı ile sitenin diğer çalışanı Uğur arasında sürekli tartışma ve sürtüşme yaşanması ve olayın tarafların birbirine bıçak çekmesine kadar varması sonucu her ikisinin de haklı olarak işten çıkartıldığını, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi ...’nun korunması ve kollanmasının söz konusu olmadığını, sitenin yazlık bir site olduğunu, yaz tatili boyunca dört ay faal bulunduğunu, fazla mesai söz konusu olmadığını, fazla mesai talebinin zaman aşımına uğradığını, davacıya asgari ücretten ödeme yapıldığını, davacının görevine son verilmiş olmasına rağmen halen sitede ikamet ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, akdin feshi yönünden davalının kusurunun ispat edilemediği, her ne kadar ...ile tartışması sebep olarak gösterilmiş ise de, bu tartışmada davacının haksızlığı yolunda bir delil sunulmadığından feshin haksız olduğu, ıslah talebine beyan ve itirazda bulunan davalının zamanaşımı defi nedeniyle 22.10.2008 tarihinde ek rapor alındığı gerekçesiyle, fazla mesai alacağından % 30 indirim yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Uyuşmazlık, iş akdinin feshinde kötüniyet tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medenî Kanunun 2nci maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde fesih hakkının kötüye kullanıldığından söz edilir. Fesih hakkını kötüye kullanan işveren, 4857 sayılı İş Kanununun 17nci maddesi uyarınca, bildirim sürelerine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bahsi geçen tazminata uygulamada kötüniyet tazminatı denilmektedir. Kötüniyet tazminatına hak kazanma koşulları ve tazminat miktarının hesaplanması açısından, 4857 sayılı Yasada önemli değişiklikler öngörülmüştür. Yasanın 17nci maddesinin altıncı fıkrasının açık hükmü gereğince, iş güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötü niyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir. 1475 sayılı Yasada, “işçinin sendikaya üye olması, şikâyete başvurması” gibi sebepler ileri sürülerek iş sözleşmesinin sonlandırılması, kötü niyetin varlığı açısından örnekseme biçiminde sayıldığı halde, 4857 sayılı Yasada genel anlamda fesih hakkının kötüye kullanılmasından söz edilmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, işçinin işvereni şikâyet etmesi, aleyhine dava açması veya tanıklık yapması nedenlerine bağlı fesihlerin kötü niyete dayandığı kabul edilmelidir. Tazminat miktarının belirlenmesi de Yasa ile açıklığa kavuşturulmuş, “kötüniyet tazminatının” ihbar önellerine ait ücretin üç katı tutarında olacağı belirtilmiş ve ayrıca ihbar tazminatının da ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Yasanın 17nci maddesinin son fıkrasındaki düzenleme kötüniyet tazminatını da kapsamakta olup, bu tazminatın hesabında da işçiye ücreti dışında sağlanmış para veya para ile ölçülebilir menfaatler dikkate alınmalıdır (Yargıtay 9.HD. 12.06.2008 gün 2007/21422 E, 2008/ 15336 K). Somut olayda; Davacının iş sözleşmesinin kötüniyetle sona erdirildiği davacı tarafça kanıtlanmış değildir. İşverence gerçekleştirilen her feshin kötüniyetli olduğu kabul edilemez. Feshin kötüniyetle gerçekleştirildiği kanıtlanmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.