Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2009/42615 E. 2012/4525 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/42615
- Karar No
- 2012/4525
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA :Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, iş sözleşmesinin işveren tarafından ... Sanayi Şubesinden ... Şubesine nakil olmasına rağmen göreve başlamadığı gerekçesiyle ihbarsız ve önelsiz feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret ve fazla çalışma alacaklarının tahsilini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacının 13/03/2003 tarihinde ... ... Şubesinde göreve başladığını, 23/08/2005 tarihinde ... Sanayi Şubesine nakledildiğini, 02/10/2006 tarihinde ... ... Şubesine nakli çıkan davacının kararın tebliğinden itibaren banka yönetmeliğinin nakil ve atamalar başlıklı 35. Maddesi gereğince şehir dışı yeni nakillerde verilen 15 günlük süre zarfında yeni görevine başlaması gerekirken bu süreyi doldurduğunu ve atandığı banka şubesinde yeni görevine başlamadığını, ilgili yönetmelik gereği bu süreler içinde göreve başlamayanların istifa etmiş sayılacağının belirtildiğini, davacının 17.10.2006 tarihinde Gebze'ye gitmesinin mümkün olmadığını belirten bir dilekçe verdiğini, bu gelişmeler üzerine Banka Yönetim Kurulunun kararı ile iş akdinin 25/II-g maddesine göre sona erdiğini, fazla mesai iddialarının da hiç bir dayanağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- İşçi ücretlerinin ödenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur. Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir. Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir. 4857 sayılı Yasanın 32 nci maddesinde, “Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak ... veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli koşulların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır. Uzun süre ücretlerinin ödenmediği iddiası karşısında, işverence cevap/delil dilekçesinde dayanılmak kaydıyla yemin teklifi hakkının olduğu hatırlatılmalı ve gerekirse bu yönde usulü işlemler tamamlandıktan sonra sonuca gidilmelidir. Dairemizce, çok uzun süre ücret ödenmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek, hakimce resen yemin teklifinde bulunulabileceği de kabul edilmektedir (Yargıtay 9.HD. 18.10.2004 gün 2004/7006 E. 2004/23275 K). 6100 sayılı HMK.nun yürürlüğe girmesinden sonra açılan davalarda re’sen yemin kaldırılmıştır. Somut olayda davacı kasım ayı 22 günlük ücretinin ödenmediğini ileri sürmüştür. Davalı cevap dilekçesinde ise davalı bankanın kurumsal yapısı ve çalışma prensipleri gereği bir personelin kurumda ücret alacağının kalmasının mümkün olmadığını, iş akdinin feshine kadar olan ücret alacağının davacının maaş hesabına geçildiğini savunmuştur. Mahkemece davalı savunması üzerinde durulmamış ve bu yönde her hangi bir araştırma yapılmamıştır. Mahkemece davalı savunması üzerinde durularak davacının maaş hesabına ait banka kayıtları getirtilerek davacının ücretinin ödenip ödenmediği araştırılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda eksik inceleme sonucunda davacının ücret alacağının kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.