Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2009/28235 E. 2012/571 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/28235
Karar No
2012/571
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA:Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, izin, fazla çalışma ücreti ve ikramiye alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.01.2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat ... ile karşı taraf adına Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı işçi, 04.03.2005 tarihinde davalı işyerinde kalite kontrol birim sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, iş akdini haklı nedenle feshettiği 02.03.2007 tarihine kadar çalışmasının kesintisiz olarak sürdürdüğünü, davalı işveren ile arasında olan şifahi hizmet akdine göre maaş alacağının dışında her çalışma yılı için bir maaş tutarında ikramiyesinin ödenmesi gerekirken söz konusu ödemenin yapılmadığını, ikramiyelerin ödenmesini talep eden davacının davalı tarafından oyalandığını, davacının bu taleplerinden ısrar etmesi üzerine işveren yetkilisinin bu talepleri karşılayacaklarını söylediğini akabinde davacının pozisyonunun dışında şirkete ait tır parkında çalışmasının söylendiğini, davacının pozisyon dışında zorunlu olarak bir iş günü tır parkında çalıştığını, davalı işverene ihtarname keşide ederek hak edilen ikramiyelerin ödenmemesi ve pozisyonu dışında bir işte çalışmaya zorlanması nedeniyle davacının haklı nedenle iş sözleşmesisin feshettiğini beyanla ikramiye, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık ücretli izin alacağının faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı işveren, davacının iş sözleşmesinin feshine ilişkin somut bir neden ileri sürmediğini, davacının kötü niyetli olarak iş akdini bildirim koşullarına uymadan haksız çıkar elde etmek amacıyla feshettiğini, davacı ile davalı arasında yazılı hizmet sözleşmesi olduğunu, ikramiye konusunda şifahi bir anlaşma olmadığını, şirket uygulamasında ikramiye olmadığı gibi yazılı sözleşmede de böyle bir husus olmadığını, işçinin işverenin gösterdiği yerde çalışmak zorunda olduğunu, hizmet sözleşmesinin 2-a maddesine göre işverenin yönetim ve organizasyon gereği işçiyi, işin yapılabilmesi için işçinin meslek ve sanatı ile ilgili veya yapabileceği bütün işlerde geçici veya devamlı çalıştırabileceğini işçinin işin kendisine uygun olmadığı bahanesiyle işin yapılmasından kaçamayacağını, davacının sözleşmeyi imzalayarak bu maddeyi kabul ettiğini, davalının sözleşmeye aykırı bir görevlendirme yapmadığını, davacının sözleşmeye aykırı davranarak işin kendisine uygun olmadığından bahisle işi yapmaktan kaçındığını, fazla mesai ücretlerinin ödendiğini, davacının 8 günlük izin ücreti alacağının bulunduğunu, bu alacağın da 28.03.2007 tarihinde banka hesabına ödendiğini beyan etmiş, davanın reddini talep etmiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davacıya söz verildiği halde ikramiyenin ödenmemesi ve çalışma koşullarının esaslı şekilde değiştirilmesi sebebiyle iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı olarak feshedildiği gerekçesiyle kıdem tazminatı ile fazla çalışma ve ikramiye isteklerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

E) Gerekçe: 1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.

İşyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı bulunması halinde, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar. O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.

Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden prim ödemelerinin fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır. İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir. İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, yıllık ikiyüzyetmiş saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.

Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir. Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 23.06.2009 gün 2007/40862 E, 2009/17766 K). Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedibuçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesine göre, günde yedibuçuk saat çalışılması gereken işlerde çalışan işçinin, yedibuçuk saati aşan çalışma süreleri ile yedibuçuk saatten az çalışılması gereken işler bakımından Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sözü edilen günlük çalışma sürelerini aşan çalışmalar, doğrudan fazla çalışma niteliğindedir. Sözü edilen çalışmalarda haftalık 45 saat olan yasal sürenin aşılmamış olmasının önemi yoktur.

Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir (Yargıtay 9.HD. 18.11.2008 gün 2007/32717 E, 2008/31210 K.). Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir. Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay, 9.HD. 18.07.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K.). Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.

Davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde işyeri puantaj kayıtlarını sunmuş ve fazla çalışmaların serbest zaman kullandırılarak ödendiğini savunmuştur. Mahkemece davalının anılan savunması üzerinde durulmamıştır. Puantaj kayıtlarının fazla çalışma yönünden değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve hesaba etkisi konularında gerekirse ek rapor da alınarak bir karar verilmelidir. Öte yandan dava dilekçesinde mesai bitim saati olan 18.00’den sonra 21.00’e kadar çalışma yapıldığı açıklandığı halde hükme esas alınan bilirkişi raporunda haftada 3 gün 22.00’ye kadar çalışma olduğundan bahisle hesaplama yapılmıştır. Davacının talebini aşar şekilde hesaplama yapılması 1086 sayılı HUMK.nun 74. (6100 sayılı HMK.nun 26/1.) maddesine aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 900.00 TL.duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.01.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2009/28235, K. 2012/571, T. 17.01.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2009-28235-e-2012-571-k-351f0d2bf61c