Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/26707 E. 2025/5806 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/26707
- Karar No
- 2025/5806
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/3865 E., 2019/279 K. SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, HÜKÜMLER : Mahkumiyet, istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanık ile katılan mağdurenin cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen herhangi bir neden olmaksızın birden fazla cinsel ilişkiye girdikleri kabul edilerek beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine; eylemle sınırlı süre ile katılan mağdurenin iradesi ile hareket edebilme imkanının ortadan kaldırıldığı, ayrıca hürriyeti kısıtlayan başka bir hareketin bulunmadığı kabul edilerek kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine dair hükümlerin istinaf edilmesi üzerine, istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın katılan mağdureyi birden fazla kez kendi evine götürdüğü, eylemlerin cinsel istismar fiili ile sınırlı olmadığı kabul edilerek kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine; beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hüküm açısından ise yapılan istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle alt sınırdan hüküm kurulması ile takdiri indirim uygulanmasının hatalı olduğuna, teşdit uygulanması talebine ve dilekçesinde yer alan diğer hususlara ilişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle gerekçeli karara göre ilk cinsel birliktelik tarihinin 2014 Şubat olarak ispatlanamayacağına, ilk birlikteliğin 2016 Ocak ayında olduğuna, eylemin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğuna, beraat kararı verilmesi ile hükümlerin bozulması talebine ve dilekçesinde yer alan diğer hususlara ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Olayın intikal şekli ve zamanı, katılan mağdurenin aşamalardaki beyanları, sanığın savunmaları, katılan mağdurenin hamilelik başlangıcı alınan raporlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın 2015 Aralık ayında askerden geldikten sonra cinsel ilişki yaşadıklarını beyan etmesine karşın, katılan mağdurenin aşamalarda eylemlerin gerçekleşme şekli ve sayısına yönelik farklı ifadeler vererek ilk cinsel ilişkinin 2014 yılı Şubat ayında başladığını belirttiği anlaşılmakla; atılı suçlarında bağlantılı olduğu dikkate alınarak, cinsel ilişkilerin başlama tarihi açısından, savunma karşısında katılan mağdurenin beyanlarına neden üstünlük tanındığının kararda tartışılmaması, 2. Kabule göre de; ...................Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 23.06.2017 tarihli raporda katılan mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu belirtilmiş ise de, katılan mağdureye cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen herhangi bir neden olmaksızın nitelikli cinsel istismarda bulunan sanığın, bu eyleminden dolayı kastettiğinden daha farklı ve ağır olan ruh sağlığı bozulması neticesinin meydana geldiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 23. maddesi uyarınca kişinin gerçekleşen fakat kastetmediği bu neticeden sorumlu tutulabilmesi için en azından taksirle hareket etmiş olması gerektiği, somut olayda katılan mağdure ile sanığın dosyaya yansıyan sosyal ve kültürel durumları, eğitim düzeyleri, kişisel özellikleri nazara alındığında ağır netice olarak ortaya çıkan katılan mağdurenin ruh sağlığındaki bozulmanın sanık tarafından öngörülemeyeceği ve taksirle dahi hareket etmesinin söz konusu olmadığı bu durumun ancak aynı Kanun'un 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabileceği gözetilmeden hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103/6. maddesinin uygulanarak eksik gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekirken esastan reddedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2025 tarihinde karar verildi.