Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/17403 E. 2023/6938 K.
Konu: Sarkıntılık Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/17403
- Karar No
- 2023/6938
- Karar Tarihi
- Konu
- Sarkıntılık Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/437 E., 2016/317 K. SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Gölbaşı (Ankara) 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.05.2016 tarihli ve 2015/437 Esas, 2016/317 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında, sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 11.11.2020 tarihli ve 14-2016/298360 sayılı, temyiz ret görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Mağdur ve Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Soruşturma aşamasında işlediği suçu ikrar etmesine rağmen, katılanın ve tanıkların beyanları hükme esas alınmayarak hakkında mahkûmiyet hükmü yerine beraat kararı verilmesine yöneliktir. III. OLAY VE OLGULAR Suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde yaşı küçük olan mağduru cinsel amaçlı olarak yatak odasına götürdüğü, burada kalçasını sıktığı, eylemini ise yaklaşık 8 yıl kadar önce belirlenemeyen bir tarihte işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yapılan yargılamasında, suça sürüklenen çocuğun mahkemede kollukta verdiği ifadesini kabul etmediği, mağdur beyanı, tanık Melih'in suç ile ilgili görgüye dayalı bilgisinin olmadığı, katılan mağdurun babası katılanın da atılı cinsel istismar suçlaması ile ilgili görgüsünün olmadığı, olayın üzerinden 7-8 yıl geçmesi de gözününe alındığında olay tarihinde on sekiz yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuğun katılana bir defa dokunmasının cinsel amaçlı olup olmadığı konusunda Mahkemede olumlu veya olumsuz bir kanaat oluşamadığı gibi çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE 1. Ulusal yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden yapılan sorgulamada vekilin 18.05.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, Tebliğnamede süreden ret isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. 2. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 2007 yılı yerine intikal tarihi olarak gösterilmesi ile suça sürüklenen çocuğun sanık olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. 3. 06.07.2015 tarihinde başka bir olay üzerine yapılan intikalde, mağdurun alınan ifadesine göre eylemin 2007 yılında gerçekleştiğini ancak tam olarak tarihini hatırlayamadığını beyan etmesi karşısında suça sürüklenen çocuk lehine yapılacak değerlendirme ile eylemin suça sürüklenen çocuğun on sekiz yaşından küçük dönemde gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi gerektiği, ayrıca Mahkeme gerekçesinde de eylemin on sekiz yaşından küçük olduğu dönemde gerçekleştirildiğinin kabul edilmesi karşısında suça sürüklenen çocuğun eyleminin 6545 sayılı Kanun değişikliği sonrası 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasınının ikinci cümlesinde tanımlanan eylemi oluşturduğu, bu madde uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, ikinci fıkrası ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 15 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 4. 2007 tarihli suç tarihinden itibaren 15 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşılmıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gölbaşı (Ankara) 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2016 tarihli ve 2015/437 Esas, 2016/317 Karar sayılı kararına yönelik katılan mağdur ve katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2023 tarihinde karar verildi.