Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/12440 E. 2023/8248 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/12440
- Karar No
- 2023/8248
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/144 E., 2016/37 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.02.2016 tarihli ve 2015/144 Esas, 2016/37 Karar sayılı kararı ile, suça sürüklenen çocuğun, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ve 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.03.2020 tarih ve 14-2016/75224 sayılı onama görüşlü Tebliğnamesi ile daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ve bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince ''İddia, sanık savunması, mağdur anlatımları, raporlar, tutanaklar, cevabi yazılar ve dosya kapsamına göre; Sanık ile mağdure ...'ün anne baba bir öz kardeş oldukları, mağdurenin 02/11/2006 tarihinde Hadim Devlet Hastanesi'nde yapılan muayenesinde 6 aylık hamile olduğunun tespit edildiği, bunun üzerine mağdure yasal temsilcilerinin mağdurenin ifadelerine dayalı olarak şikayetçi oldukları, Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kesinleşen 2007/55-222 e.k sayılı dosyasında Ramazan oğlu 1991 doğumlu ... ...'ün sanık olarak yargılandığı, 04/09/2007 tarihli adli tıp raporu ile DNA incelemesi sonucu mağdurenin doğurduğu çocuğun ... ...'ten olmadığının tespit edilmesi üzerine delil yetersizliği gerekçesiyle beraat kararı verildiği ve yeniden suç duyurusunda bulunulması üzerine yapılan soruşturma sırasında mağdurenin kardeşi SSÇ ... ile cinsel ilişkiye girdiğini belirtmesi üzerine SSÇ'den kan, kıl ve tükürük numuneleri alınıp Ankara ATK Grup Başkanlığı'na gönderildiğinde 17/02/2015 tarihli rapor ile SSÇ'nin mağdurenin doğurduğu çocuğun %99.99 ihtimalle babası olduğunun tespit edildiği, 2012 yılının kış aylarından itibaren tüm araştırmalara rağmen mağdurenin nerede olduğu hususunun tespit edilemediği, bu nedenle beyanının alınmasının mümkün olmadığı, dosya kapsamındaki doktor raporlarına göre suç tarihinin 01/06/2006-15/06/2006 tarih aralığında olabileceğinin tespit edildiği, Konya 1.ACM'nin yukarıda belirtilen dosyasının yargılaması sırasında alınan Konya Numune Hastanesi'nin 14/11/2006 tarih 6110/1480 sayılı raporu ile mağdurun kendisine karşı işlenen fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamadığının tespit edildiği, yine S.Ü Meram Tıp Fakültesi Hastanesi'nin 17/05/2007 tarihli 2097 sayılı raporunda da mağdurenin kendisine karşı işlenen ırza geçme suçunun anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin olmadığı ve ruhsal yönden de sağlığının bozulduğunun rapor edildiği, sağlık kuruluşları ile yapılan yazışmalar ve kolluk ile yapılan yazışmalar sonucu mağdurenin adresine ulaşılamadığı, bu nedenle mağdurenin içinde çocuk psikiyatristi bulunan tıp fakültesi adli tıp ana bilim dalı uzmanlarından oluşan heyetten raporunun alınmasının mümkün olmadığı, olay tarihinde SSÇ ile mağdurenin anne ve babalarıyla birlikte aynı konutta yaşadıkları hususları sabit olmuştur. SSÇ ile mağdurenin aynı konutta kalmaları, mağdurenin olaydan uzun süre sonra SSÇ'nin ismini vermiş olması, birlikte kaldıkları konutta kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluşmaması, bu hususta somut herhangi bir maddi delil elde edilememesi nedeniyle suçun unsurları oluşmadığından SSÇ'nin beraatine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar mağdure olay tarihi itibariyle 15-18 yaş grubunda yer alıyor ise de, Konya Numune Hastanesi ve Meram Tıp Fakültesi Hastanesi raporları ile kendisine karşı işlenen ırza geçme suçunun anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin olmadığı belirtilmiş olması nedeniyle mağdurenin 6545 sayılı kanun değişikliği öncesi haliyle TCK 103/1-a maddesi kapsamında çocuk olarak değerlendirilmiştir. SSÇ'nin organ sokmak suretiyle cinsel istismar eyleminin lehine olan 6545 sayılı kanun değişikliği öncesi TCK 103/2 maddesine uygun düştüğü SSÇ'nin eyleminin kız kardeşine işlemesi nedeniyle TCK 103/3-c bendi düzenlemesi karşısında 103/3 maddesi uyarınca cezasında artırım gerektiği kabul edilmiştir. Mağdurenin tüm aramalara rağmen bulunup yöntemine uygun rapor ile ruh sağlığının bozulup bozulmadığı, bozulmuş ise SSÇ'nin eylemi ile arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığı hususunda rapor alınamamış bu hususta şüphe SSÇ lehine düşünülerek TCK 103/6 maddesi uygulanmamıştır. SSÇ'nin olay tarihinde 15-18 yaş grubunda yer alması nedeniyle TCK 31/3 maddesi uygulanmıştır. Suça sürüklenen çocuğun yargılama sürecindeki hal ve tavırları ile olayları ifade ve değerlendirme hususundaki yeteneği dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiili ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin oluştuğu kanaatine varılmakla uygulanan müeyyidenin tür ve miktarı da gözetilerek suça sürüklenen çocuk hakkında takdiren sosyal inceleme raporu alınmamıştır. SSÇ hakkında karar tarihinde yürürlükte bulunan ancak Anayasa Mahkemesi'nin 11/12/2015 tarihli 29559 sayılı resmi gazetede yayınlanan 2015/26-100 e.k sayılı kararı ile iptal edilen 6545 sayılı kanunla değişik TCK 103/2 maddesi uygulandığı takdirde 16 yıl hapis cezası verilmesi gerektiği, TCK 103/3 maddesi uyarınca 1/2 oranında artırım yapıldığında 24 yıl hapis cezası, TCK 31/3 maddesi uyarınca 1/3 oranında artırım yapıldığında 16 yal hapis cezası verilmesi gerekeceği bu nedenle suç tarihinde yürürlükte bulunan hükümlerin SSÇ lehine olduğu kabul edilmiştir. SSÇ'nin toplumsal ahlak bakımından hoş görülmeyecek şekilde eylemini gerçekleştirmiş olması, uzunca süre eylemini gizlemesi, soruşturma aşamasında adli tıp raporu ile biyolojik baba olduğu tespit edilinceye kadar suçlamayı kabul etmeyerek maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olmaması duruşmada gözlenen tutum ve davranışları ile eylemden pişmanlık duyduğuna dair mahkememizce bir gözlemde bulunulamaması hususları birlikte değerlendirilerek TCK 62 maddesinin uygulanmaması yönünde kanaate varılmış mahkememizin vicdani kanaati de bu yönde oluşarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.'' gerekçesiyle suça sürüklenen çocuğun mahkûmiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Olayın intikal şekli ve süresi, mağdurenin kardeşi olan suça sürüklenen çocuk ile rızası dışında ilişkiye girdiğine dair beyanının olmaması, suça sürüklenen çocuğun alınan savunmasında eylemin rıza ile gerçekleştiğine dair beyanı, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın, mağdureye yönelik eylemlerini zora dayalı gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle eylemin 5237 sayılı Kanun'un 104 üncü maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gözetilmeden suçun vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Bozma kapsam ve gerekçesine göre Tebliğnamedeki onama istemli görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.02.2016 tarihli ve 2015/144 Esas, 2016/37 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuğun temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2023 tarihinde karar verildi.