Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/6755 E. 2013/13139 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/6755
- Karar No
- 2013/13139
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma Hüküm : TCK'nın 268. maddesi delaletiyle 267/1, 62/1, 53, 58. maddeleri uyarınca mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanığa atılı “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunun oluşabilmesi için, failin işlemiş olduğu bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla hareket etmesi gerektiği, Somut olayda ise; görevli polis memurlarının durumundan şüphelenmesi üzerine kimliğini ibraz etmesi istenilen sanığın kendisini ... olarak tanıtarak kamu görevlisine kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması şeklinde gerçekleşen eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabahat oluşturduğu ve sanık hakkında idari yaptırım kararı uygulandığının anlaşılması karşısında, yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 31.10.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. Karşı Oy: Sayın çoğunluk ile aramızdaki hukuki uyuşmazlık, sanığın eyleminin TCK'nın 268. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunu mu, yoksa 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesinde yeralan kimliği bildirmeme kabahatini mi oluşturduğuna ilişkindir. Suç tarihinde sanık durumundan şüphelenilmesi üzerine polis ekiplerince durdurulmuş, görevlilere kimlik ibraz edememiş, kendisini gerçek ismi yerine arkadaşı olan ... olarak tanıtmış, parmak izi araştırması sonucu gerçek kimliği ortaya çıkan sanığın yapılan GBT sorgusunda Etimesgut İlçe Emniyet Müdürlüğünce kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak suçundan arandığı tespit edilmiştir. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunda, sanık önce bir suç işlemekte, bu suç nedeniyle yürütülen bir soruşturmadan ya da kovuşturmadan kurtulmak amacıyla gerçekte var olan başka bir şahsın kimliği veya kimlik bilgilerini kamu görevlilerine ibraz veya beyan etmektedir. Sanığın sadece soruşturmadan kurtulmak saikiyle başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması değil, yargılandığı suç nedeniyle aramadan, yakalamadan kurtulmak amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması da TCK'nın 268. maddesinde cezalandırılmaktadır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunun 40. maddesindeki kimliği bildirmeme kabahatinde ise; sanığın bir suç işlemeden, görevle bağlantılı olarak örneğin yol kontrolü sırasında kamu görevlisine kimliğini açıklamaması ya da kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması gerekmektedir. Suç işleyen kişinin kamu görevlisine kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması halinde Kabahatler Kanununun 40. maddesindeki kabahatin oluşması mümkün değildir. Suç işleyenin soruşturma veya kovuşturmadan kurtulmak saikiyle kamu görevlisine kimliği hakkında yalan beyanda bulunması halinde başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçu oluşmaktadır. Somut olayda sanık kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan aranmakta olduğundan, güvenlik kuvvetlerine yakalanmamak için kendisini başka isimle tanıtarak başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçunu işlemiştir. Bu husus sanığın savunmaları ile dosya içinde mevcut yakalama tutanağından açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle sanık hakkında yerel mahkemenin başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçundan kurduğu mahkumiyet hükmü doğru olup onanması gerektiğinden, sayın çoğunluğun eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesi kapsamında kabahat oluşturduğuna ve sanık hakkında idari yaptırım uygulandığından beraat kararı verilmesi yerine mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerektiğine ilişkin görüşlerine katılmıyorum. 31.10.2013