Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2102 E. 2025/3286 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2102
- Karar No
- 2025/3286
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/710 E., 2025/767 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Türkeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/104 E., 2025/8 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ve ... parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmazların tamamına ve komşu ... parselde kayıtlı taşınmaza da hissesi oranında malik olduğunu, müvekkilinin adına kayıtlı olan taşınmazlar üzerine kendi oturacağı bir ev inşa etmek istediğini ve gerekli tüm onay ve izinlerin de Sinop İl Özel İdaresinden alındığını, müvekkilinin inşaatını tamamladıktan sonra ise elektrik bağlatmak amacıyla ilgili İdareye başvurduğunu ve elektrik saati bağlatıldığını, ancak müteakip evin kendisine ait olmayan bir taşınmaz üzerine inşa edildiği gerekçesiyle bu saatin mühürlendiğini, müvekkilinin yaptığı araştırma neticesinde 30 yıldan bu yana hissesi oranında kullanmakta olduğu 45 numaralı arazinin davalı tarafından kadastro geçirilirken kendi üzerine kaydettirildiğini öğrendiğini, üzerine yapı inşa edilen 45 numaralı taşınmazın uzun yıllar önce taraflar arasında yapılan bir anlaşma ile belirlenmiş bir sınır çizgisi ile ayrıldığını, müvekkil davacının bu sınırın kendi tarafında kalan kısma bu evi inşa ettiğini, davalı tarafın müvekkiline ait olan kısmı üzerine kaydettirirken tamamen kötüniyetli hareket ettiğini, köy muhtarı olarak görev yapan davalının bir köyde olan her şeyi bilmesi veya haberdar olması gerektiğinin hayatın olağan akışına uyan bir olgu olduğunu, buradan yola çıkılarak davalının haksız bir şekilde üzerine kaydettirdiği taşınmaz üzerinde bu kadar büyük bir müştemilat yapılırken hiçbir şekilde bu durumdan haberdar olmaması ya da müdahale etmemesinin davalının müvekkiline bilerek ve isteyerek zarar verme ve hatta kendi lehine sebepsiz zenginleşme yaratmak istediğini açıkça gösterdiğini ileri sürerek 109 ada 45 parselde bulunan tarla vasıflı taşınmazın üzerine yapılan yapının değerinin arsa bedelinin fazla olduğundan Mahkemece belirlenecek bedel karşılığında söz konusu arsanın mevcut sınır çizgisinin de dikkate alınarak tapu kaydının iptali ve davacı adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın işbu tapu iptali ve tescil davasını yasal süresi içerisinde açmadığını, hak düşürücü süre itirazında bulunduğunu, davacının dava dışı ... ada .... parsel sayılı taşınmazı tapuda satış yoluyla bir önceki maliki olan ...'tan satın aldıktan sonra bu dava dışı ... parsel taşınmaz üzerine 2019-2020 yıllarında ev inşa ettirdiğini, ancak davacının inşa ettirdiği bu evi kendisine ait ve dava konusu olan ... parsel üzerine haksız ve hukuka aykırı biçimde kısmen tecavüzlü olarak inşa ettirildiğini, davacının dava konusu ... parsel sayılı taşınmazda haklı ve hukuka uygun hiçbir hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...somut olayda ... Yeri ..., ... ada ... parsel no'lu taşınmazların davacı adına,45 no'lu parselin davalı adına kayıtlı olduğu,davacının davalı parseli üzerinde bina inşa ettiği görülmekle, Mahkememizce dosya arasına alınan uydu fotoğraflarından da anlaşılacağı üzere sınırların sabit bir çizgi üzerinde olduğu, davacının davalı parsele yaptığı binanın taşınmaz değerinden açıkça fazla olduğu, davacının el attığı mülkün tamamının davalıya ait olduğunu bilmediği, bilebilecek durumda olmadığı ve yapmakta haklı olduğu bu yönüyle iyiniyetli kabul edildiği..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asil tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Somut olayda, dava değeri 824,08 TL olup karar tarihi olan 08.01.2025 tarihi itibariyle istinaf kesinlik sınırı olan 40.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmaktadır." gerekçesiyle istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı asil temyiz başvuru dilekçesinde özetle; konu değerin istinaf sınırı üstünde olduğunu, mülkiyet hakkının ve hak arama özgürlüğünün kısıtlandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 724. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı asil tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.