Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/5046 E. 2025/3327 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5046
- Karar No
- 2025/3327
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/205 E., 2024/1357 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/311 E., 2021/594 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili tarafından; önce asli müdahillik talebinde bulunulmuş, ancak müdahale talebinin ayrı bir davanın konusunu teşkil ediyor olması, davaların başka hukuki sebeplerden kaynaklanıyor olmaları sebepleriyle eldeki "inançlı işlemden kaynaklanan tapu iptal ve tescil" istemli davanın verilen tefrik kararı ile ayrı bir esasa (2021/311 E.) kaydına karar verilmiştir. Davacı ... vekili; davacı ile davalı Şirket arasındaki inanç sözleşmesine göre Eskişehir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parselde (yeni ... ada, ...) kayıtlı 8.474,40 m² yüzölçümlü taşınmazın tamamının %2'si üzerinde müvekkilinin payının mevcut olup hissesi bugüne kadar davalı Şirket üzerinde kalmışsa da gelinen bu aşamada müvekkiline ait hissenin talep edilmesi gereğinin hasıl olduğunu ileri sürerek %2'lik payın tapusunun iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı .... San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde ve 21.01.2020 tarihli muhabere yoluyla gönderdiği dilekçesinde; müvekkilinden aldığı talimat doğrultusunda, asli müdahil ...'un müdahale dilekçesine herhangi bir itirazlarının olmadığını, dava konusu taşınmaz üzerinde ...'un % 2 hissesi olduğunu kabul ettiklerini belirtmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"...6100 sayılı HMK'nın 308. maddesinin; “Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur.” hükmünü içerdiği, davayı kabul, açılmış olan bir davanın kabulü anlamına geldiği için davalı tarafından, mahkemeye yapılacak tek taraflı bir irade beyanı ile duruşma sırasında sözlü yapılabileceği gibi dilekçe ile de yapılabileceği, bu kabul beyanının davacıya ulaşmasının kabulün geçerliliği için şart olmadığı, davayı kabul ile uyuşmazlığın sona erdiği, davalının ön inceleme aşamasında davayı kabul ettiğini bildirdiği, kabul nedeniyle davanın kabulüne ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünden aşağıdaki gibi karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle; davanın "kabul" nedeniyle kabulüyle, Eskişehir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın %2'lik kısmının davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tesciline..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davacı ... ile davalı .... San. A.Ş. arasında düzenlenen 17.03.2017 tarihli adi yazılı sözleşme uyarınca ... ada ... parsel sayılı taşınmazın %2 payının ...’a ait olduğunun belirtildiği, bunun yanında, davalı vekilinin "kabul" beyanının da bulunduğu, dava kanıtlanmış olmakla davalı adına olan tapu kaydından payın iptali ile davacı adına tescile karar verilmesinin doğru görüldüğü, 17.08.2013 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Tapu Sicil Tüzüğü’nün “Mülkiyet hakkının tescili” başlıklı 28. maddenin 3. bendinde “Paylı mülkiyette pay miktarı; paydaşların adı, soyadı ve baba adından sonraki kısımda, kesirli olarak gösterilir.” hükmüne yer verildiği, ancak ilk derece mahkemesince davacı adına tescil edilecek pay % olarak hüküm altına alınmış olduğundan, ilk derece mahkemesince verilen kararın Tapu Sicil Tüzüğünün 28. maddesine uygun olmadığı, hal böyle olunca, davada kesirli pay tescili gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle payın % ile gösterilmesi suretiyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği, bu durumda davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararın kaldırılarak aşağıdaki şekilde yeniden karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle; "...A-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.10.2021 günlü ve 2021/311 E. - 2021/594 K. sayılı kararının kaldırılmasına, B-HMK’nın 353. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin 2. maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; davanın kabulüne; Eskişehir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın .... Sanayi Anonim Şirketi adına olan kaydının iptali ile .... vatandaşlık numaralı davacı ... adına 1/50 payın tesciline, bakiye 49/50 payın davalı üzerinde bırakılmasına, " karar verilmiştir. V. TEMYİZ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; müvekkili Şirketten alınan talimat doğrultusunda verdikleri 21.01.2020 havale tarihli dilekçede, davacı (asli müdahil) ...'un müdahale dilekçesine herhangi bir itirazlarının olmadığını ve dava konusu taşınmaz üzerinde ...'un % 2 hissesi olduğunu kabul ettiklerini bildirdiklerini, yerel mahkemece verilen kararın yerinde olmadığını, şöyle ki; davacı aleyhinde şikayette bulunarak davaya dayanak yapılan sözleşme ve sözleşmedeki imzalarla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını, soruşturma dosyasının celbedildiğini fakat bekletici mesele talebinin değerlendirilmediğini, inanç sözleşmesini müvekkilinin rızaen imzalamadığını, davacının kandırmak suretiyle sözleşmeye imza aldığını, inanç sözleşmesinin sonradan doldurulduğunu, müvekkilinin yanıltılıp ayrıca sözleşmeye imza atması için de müvekkiline baskı yapıldığını, özetle irade bozukluğu hâlinin söz konusu olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 311. maddesi uyarınca irade bozukluğu hâllerinde kabul ve feragatın iptalinin istenebileceğini, davaya müdahil olma veya kabul beyanı esnasında ortada bulunmayan inanç sözleşmesinin yargılama sırasında sonradan ibraz edilmiş olmasının dahi sözleşmenin sonradan sahte olarak üretildiğini gösterdiğini, müvekkilinin iradesi sakatlanmış olduğundan kabul beyanına göre verilen kararın da hatalı olduğunu, Mahkemece itirazları değerlendirilmeden iradenin sakatlanıp sakatlanmadığı araştırılmadan karar verilmiş olmasının bozmayı gerektirdiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.