Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/3872 E. 2013/11792 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/3872
Karar No
2013/11792
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.

2-Davacı, çalıştığı banka şubesindeki sağlıksız ortam nedeniyle sağlığının bozulduğunu bu nedenle iş akdini feshettiğini beyanla kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, hafta tatili ve fazla çalışma ücreti alacaklarının ödetilmesini istemiştir.

Davalı, davacının feshinin haksız olduğunu iş ortamının sağlığının bozulmasına sebep olmadığını ve alacağı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, yıllık izin alacağı talebinin kabulüne, diğer alacak taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.

4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.

İşçinin işe iade davası açması durumunda, izin ücretinin talep edilip edilemeyeceği davanın sonucuna göre belirlenmelidir. Gerçekten işçinin dava sonucu işe başlatılması durumunda, önceki fesih ortadan kalkmış olmakla ve iş ilişkisi devam ettiğinde 4857 sayılı Yasanın 59 uncu maddesi uyarınca izin ücreti istenemez. İşçinin işe başvurusuna rağmen yasal bir aylık işe başlatma süresi içinde işe alınmaması halinde ise, işe başlatmama anı fesih tarihi olarak kabul edildiğinden, izin alacağı bu tarihte muaccel olur.

Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.

Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.

Kanunda, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmiş değildir. Yasada, sözleşmenin feshi anı yıllık ücretli izin hakkının ücrete dönüşmesi, bir başka anlatımla izin ücretine hak kazanma zamanı olarak kabul edilmiştir. İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel olur, ancak faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir.

Dairemizce, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti, geniş anlamda ücret içinde değerlendirilmemiş ve İş Kanununun 34 üncü maddesinde sözü edilen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilemeyeceği kabul edilmiştir Bu itibarla, izin ücreti için yasal faiz uygulanmalıdır.

Sözleşmenin feshi üzerine ödenmesi gereken izin ücretinden taktiri indirim yapılması doğru değildir.

Somut olayda, davacının yıllık izin alacağı ile ilgili olarak dosyaya sunulan 9.1.2007 tarihli belge, belge tarihinden öncesi dönem için işçinin imzasını taşıması nedeniyle bağlayıcıdır. Davalı, bu tarihten sonra hak edilen izinlerin kullandırıldığını işçinin imzasını taşıyan belge ile ispat etmek zorundadır.

Yapılacak iş; davalı vekiline, belge varsa ibrazı için kesin mehil vermek, belgenin olmaması durumunda ise davalı vekilinin delil dilekçesinde her türlü delile dayandığı, bu durumda yemin deliline de dayandığı anlaşıldığından, yemin teklif etme hakkının bulunduğu hatırlatıldıktan sonra çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.

Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedenidir.

O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde, davalıya iadesine aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, 24.6.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/3872, K. 2013/11792, T. 24.06.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-3872-e-2013-11792-k-796b2e39e5ac