Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/19760 E. 2013/16246 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/19760
- Karar No
- 2013/16246
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, 05.02.2000-28.02.2010 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde sürekli çalıştığını son işverenin şirket olduğunu, daha öncesinde çalıştığı ... ... ile şirket arasında organik bağ olduğunu haksız olarak iş akdinin feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatın ile yıllık izin alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının çalıştığı işverenlerin müvekkil şirketle bağlantısının olup olmadığının araştırılmadığını, şirket ile ... ...’ın ayrı ayrı faaliyet göstermeleri nedeniyle ... ...’ın hala müteahhitlik faaliyetine devam edip etmediğinin, SGK ve ilgili Ticaret Odasından araştırılması gerektiğini, davacı şirketi ibra ettiğinden davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, davacının talep ettiği dönemde davalı işyerinde çalışmaya başlayıncaya kadar davalı şirketin ortakları olan gerçek kişiler yanında çalıştığı, sonrasında bu gerçek kişilerin şirketleşerek davalı işyerini kurmaları üzerine davacının davalı işyerinde çalışmaya devam ettiği, seri halde dava açan davalı işçilerinin aynı tarihlerde aynı işyerlerinde çalışıyor gösterilmelerinin ve aynı tarihlerde işe giriş çıkışlarının bildirilmesinin de davacının sürekli olarak davalıya bağlı bir şekilde çalıştığını gösterdiği, bu haliyle işyeri devrinden söz edilmesi gerektiğinden davalı şirketin davacının önceki çalışmalarından da sorumlu olduğu, davacının davalı yanındaki çalışmaları sırasında kısa süreli kesintiler bulunmakta ise de, 1475 sayılı Kanunun 14/2 maddesinde işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürenin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğinin hükme bağlandığı, aynı işverene ait bir veya değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse bu sürenin aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatının hesaplanması gerektiği, hizmet döküm cetvelinde bildirilen sigorta süresinin esas alındığını, dosyaya sunulan ibranamenin matbu olması, boş yerlerin sonradan doldurulması, ödeme belgelerinin dosyaya ibraz edilmemesi nedeniyle itibar edilmediği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının hizmet süresine ilişkin uyuşmazlık bulunmaktadır. Somut olayda davacı 05.02.2000-28.02.2010 tarihleri arasında tam süreli ve kesintisiz olarak öncesinde şirketin şimdiki ortaklarından ... ...’ın yanında ve onun yaptırdığı inşaatlarda daha sonra ise ... ...’ın işyerinde şirketleşmesi nedeniyle davalı şirket nezdinde çalışmaya devam ettiği belirtmiştir. Davalı ise davacının çalışmasının sadece kendi nezdinde geçen süre olduğunu bunun da 20.01.2007 tarihinden başlayarak 3 dönem halinde 26 ay 2 gün olduğunu savunmuştur. Mahkemece davalı şirket ile davacının daha önce yanında çalıştığı ... ... gerçek kişi işvereni arasında, gerçek kişinin şirketleşmesi nedeniyle işyeri devrinin kabul edilmesi gerektiği ve davacının sadece hizmet döküm cetvelinde bildirilen çalışması esas alınarak davacının 6 yıl 4 ay 23 gün kıdeminin olduğu kabul edilerek alacakların kabulü yoluna gidilmiştir. Yapılan yargılama esnasında beyanına başvurulan davacı tanığı ... ..., ... ... nezdinde 5 veya 6 yıl çalıştığını ve bundan yaklaşık 10 yıl önce işten ayrıldığını, çalıştığı bu dönemde davacının da davalıdan başka bir işverenin yanında çalıştığını hatırlamadığını, diğer davacı tanığı ... ise, 2005 ve 2009 yılları arasında öncesinde ... ... yanında daha sonra ise şirketleşme sonucunda şirket nezdinde davacı ile birlikte kesintisiz çalıştıklarını beyan etmişlerdir. Davalı tanığı ... ... ise, işveren yanında muhasebeci olarak çalıştığını, inşaatlar başladığında işçilerin sigorta girişlerini yaptığını, inşaat bitiminde ise çıkışlarını yaptığını belirtmiştir. Davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde, çalışmasının 05.02.2000 tarihinde ... ... nezdinde başladığı, iş akdinin sona erdiği 28.02.2010 tarihine kadar tam 12 kez, ... ..., ... ... üstlendiği inşaat işleri ve sonunda da davalı şirket nezdinde işe giriş kayıtlarının olduğu tespit edilmiştir. Davacının çalışması bu dönem zarfında mahkemece işyeri devri kabul edilen ... ... ve ... ...’ın yargılama esnasında şirket temsilcisi olarak kendi yaptırdığını kabul ettiği inşaatlar ve şirket nezdinde geçmiş, başka bir işveren nezdinde çalışması olmamıştır. Ayrıca dosyaya sunulan ibranamede davalı şirket, davacının çalışmasının hizmet döküm cetveline göre kesintili olduğunu iddia ettiği 20.01.2007-28.02.2010 tarihi arasında geçen çalışmanın, kesintisiz olduğunu kabul etmiştir. Davalı şirketle aralarında herhangi bir husumet bulunmayan davacı tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde de davacının çalışmasının 2000-2002 ve 2005-2009 tarihleri arasında kesintisiz geçtiğinin kabul edilmesi gerekmektedir. Davalının dosyaya sunmuş olduğu ibranamede her ne kadar davacının çalışmasının hizmet döküm cetveline göre kesintili olarak gösterilmişse de çalışmanın kesintisiz olarak geçtiği davalı tarafça kabul edilmiştir. Hal böyle olunca davacının inşaat işçisi olup, her dönem işverenin talimatı doğrultusunda işe başladığı ve onun emrine amade olarak beklediği ve bu nedenle iddia edilen çalışma döneminde 2003 ve 2004 yılları hariç çalışmanın sürekli olduğunun davacı tarafça ispatlanmış olması nedeniyle, bu dönem için hizmet döküm cetvelinde tespit edilen sürenin kalan yıllarda ise davacının çalışmasının sürekli olduğunun kabul edilmesi gerekecektir. Mahkemece yapılması gereken bu tespitler doğrultusunda davacının hizmet süresini yeniden bir bilirkişi raporu aldırmak suretiyle tespit edip, çıkacak sonuca göre talep edilen alacakları hesaplayıp kabul etmektir. Mahkemece bu husus yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 03.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.