Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/17677 E. 2013/14837 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/17677
- Karar No
- 2013/14837
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı Bakanlık vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili davacının davalı bakanlığa bağlı hastanesinin güvenlik işini yapan alt işverenler nezdinde çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, fazla mesai yaptığını, milli ... ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izin kullanmadığını iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalılardan tahsilini istemiştir. Davalı Bakanlık vekili asıl işveren değil ihale makamı olduğunu, husumet yöneltilemeyeceğini, davalı ... Lt. Şti. vekili de davanın reddini talep etmişlerdir. Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir. Mahkemece toplanan delillere göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı Bakanlık vekilinin temyizi üzerine 9. Hukuk Dairesi'nin 28/05/2012 tarihli ilamı ile kısa kararın yasaya uygun olmaması nedeni ile sair temyiz itirazları incelenmeden bozulmuştur. Mahkeme bozma kararına uymuş, bozma öncesi topladığı delillere göre yeniden davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurmuştur. Davacı vekili davacının davalı bakanlığa bağlı Osmaniye Devlet Hastanesinin güvenlik işini ihale ile alan şirketler nezdinde 2002-2008 yılları arasında çalıştığını iddia etmiştir. Dinlenen davacı tanıkları davacının iddiasını doğrular şekilde beyanda bulunmuşlardır. Mahkemece davacının 16/11/2002-31/3/2008 tarihleri arasında davalılar yannıda çalıştığı kabul edilmiş ise de, dosya içindeki delillerden davacının 17/10/2005 tarihinden önceki dönemde çalıştığı işverenlerin kimler olduğu, davalı bakanlık ile bağlantılı olup olmadığı tespit edilmemiştir. Sadece tanık anlatımları ile sonuca gidilmesi doğru değildir. Bu nedenle davacının istek dönemi içinde çalıştığı işverenlerin kimler olduğu, davalı bakanlığa bağlı hastaneden ihale ile iş alan alt işverenler olup olmadığı tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmeli ve çıkacak sonuca göre hizmet süresi tespit edilip işçilik alacakları hesap edilerek karar verilmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır. 3-Davacı davalı alt işverenler nezdinde işyeri devri kurallarına göre çalışmıştır. İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Yasanın 14. maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Yasanın 6. maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir. Bu nedenle davalılar ... Ltd Şirketi ile ... Ltd Şirketi de alt işveren ve işyerini devreden işverenler olarak davacı işçinin kıdem tazminatından işçiyi çalıştırdıkları süre ve devir tarihindeki son ücret üzerinden hesap edilecek miktarla sınırlı olmak üzere diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmalıdır.Bu durum asıl işveren olan davalı bakanlığın rücu hakkı kapsamında önem arzetmektedir. Mahkemenin bu iki davalı hakkındaki davayı gerekçesiz bir şekilde reddetmesi hatalıdır. 4-Davacı yararına çalışma süresi içinde hiç yıllık izin kullanmadığı kabul edilerek hizmet süresine göre 70 gün yıllık izin ücreti hüküm altına alınmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde davacının 10 gün dışında yıllık izin kullanmadığını beyan ve kabul etmiştir. O halde davacının kabulünde olan 10 günün toplam yıllık izin süresinden mahsubu ile bakiye yıllık izin süresine ait ücrete karar verilmelidir. 5-Davacı vekili bilirkişi raporunun ibrazından sonra ıslah dilekçesi vererek dava konusu ettiği kimi alacakların miktarını arttırmıştır. Ne varki ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunmamıştır. Bu nedenle kıdem tazminatının ıslah ile arttırılan kısmına faiz işletilmemesi gerekirken 6100 sayılı HMK'nun 26.maddesine aykırı biçimde faiz yürütülmesi doğru olmamıştır. Yapılacak iş yukarıda 2 nolu bentte yazılı bozma sebebi ile ilgili gerekli bilgi ve belgelerin getirtilmesinden sonra gerekli görülmesi halinde ek hesap raporu alınıp değerlendirmeye tabi tutarak çıkacak sonuca göre karar vermek olmalıdır. O halde davalı Bakanlık vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, 17.09.2013 gününde oybirliliği ile karar verildi.