Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2025/3059 E. 2025/12019 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2025/3059
Karar No
2025/12019
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/273 E., 2024/856 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 26.01.2022 tarihli ve 2021/9081 Esas, 2022/1429 Karar sayılı ilâmıyla nakil aracının iadesi kararının onanmasına karar verilmesine karşın, temyize konu kararda bu konuda yeniden hüküm kurulması hukuken yok hükmünde kabul edildiğinden, katılan vekilinin münhâsıran araç müsaderesine yönelik olduğu anlaşılan temyiz istemi inceleme dışı bırakılmıştır.

01.12.2013 tarihli olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;

1.Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın itirazın reddine karar verilmesi üzerine kesinleşmesinden sonra aynı fiile ilişkin dava açılması hususu 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin altıncı fıkrasında düzenlenmiş olup “İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172’nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.” şeklindeki düzenleme gereği, 5271 sayılı Kanun'un 172. maddesinin ikinci fıkrasında “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.” şeklinde düzenlenmiş olup, Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilip söz konusu kararın kesinleşmesinden sonra, yeni delil ortaya çıkmadıkça ve bu hususta ilgili hakimlikçe bir karar verilmedikçe aynı fiilden dolayı kamu davası açılmasının mümkün olmadığı cihetle, 25.12.2013 tarihli eylemi nedeniyle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen sanık hakkında Mahkemenin 04.12.2014 tarihli suç duyurusu üzerine Sulh Ceza Hâkimliğince bir karar verilmeden sanık hakkında kamu davası açılması,

2.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.11.2014 tarihli ve 2013/830 Esas, 2014/502 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 34... . maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, Cumhuriyet savcısını ve herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine imkan verecek biçimde olması gerekir. Yargıtay’ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapabilmesi için; kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ile mağdur ... tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin denetime imkan verecek şekilde açıklanması, sübutu suç olarak kabul edilen veya edilmeyen eylemlerin belirlenmesi ve yasal öğelerinin gösterilmesi gerektiği gözetildiğinde; zincirleme suç hükümleri uyarınca cezasında artırım yapılan sanık hakkında her ne kadar gerekçeli karar başlığında suç tarihi kısmında birleşen dosyadaki 25.12.2013 tarihli eylemi gösterilmiş ise de hangi eylemin zincirleme suça konu edildiğinin hüküm fıkrasında denetime olanak verecek şekilde gösterilmemesi ve 25.12.2013 tarihli eyleme yönelik atılı suçu kabul etmeyen sanık hakkında değerlendirmelerin ve olayın ne şekilde gerçekleştiğine dair kabulün gerekçeye yansıtılmaması hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle, sanık ...'ın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 08.10.2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE

Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık ile katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun Gümrük İdaresinin temyizinin araç müsaderesiyle sınırlı olduğuna ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki;

Temyiz dilekçesine göre, Gümrük İdaresinin temyizi hükmün tamamını kapsamakta olup, Dairece temyiz incelemesi sanık yönünden kurulan hükmün tamamına yönelik yapılmalıdır. İdarenin temyiz dilekçesinde, sanığın ismi, mahkemenen esas ve karar numarası yazılarak kararın temyizen bozulması talep edilmiştir. Metin kısmında suçta kullanılan aracın müsaderesiyle ilgili açıklamalar yapılmış ise de sonuç ve istem kısmında aynen “Yukarıda izah olunan ve re’sen görülecek hususlarda, Mahkeme kararının BOZULMASINA karar verilmesini arz ve talep ederim.” beyanının yazılması karşısında, katılan ... İdaresi vekilinin iradesinin sanık hakkında kurulan hükmün tamamını temyiz etmek olduğu, dilekçenin sonuç kısmında kısmi temyizin bulunmaması nedenleriyle, sanık hakkında 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hüküm yönünden de suçun esasına ilişkin temyiz incelemesi yapılması yerine, Gümrük İdaresinin temyizinin müsadereye yönelik olduğu kabul edilerek sadece bu yönden hükmün temyiz incelemesine konu edilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 08.10.2025

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2025/3059, K. 2025/12019, T. 08.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2025-3059-e-2025-12019-k-0bd9d35e698e