Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/393 E. 2024/8643 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/393
- Karar No
- 2024/8643
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/184 E., 2023/98 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanığın cezasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesi uyarınca artırım yapılırken ve bu hata sonucu olarak da müteakip maddelerde hesap hatası yapılarak sanık hakkında fazla ceza tayininin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tutanakları ve dosya kapsamına göre; 30.05.2014 tarihinde, önleme araması kararına istinaden oluşturulan kontrol noktasında durdurulan sanığın kontrolündeki otomobilde yapılan aramada, gümrüklenmiş değeri 15.863,46 TL olan 600 karton kaçak sigara ele geçirilmiş, 18.11.2014 tarihinde ise yine önleme araması kararına istinaden oluşturulan kontrol noktasında durdurulmak istenen sanığın kontrolündeki aracın dur ihtarına uymaması nedeniyle yaşanan kovalamaca sonucunda durdurulmuş, araçta yapılan aramada gümrüklenmiş değeri 58.917,58 TL olan 775 karton kaçak sigara ele geçirilmiş, Her iki olayla ilgili yürütülen soruşturmalar neticesinde sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle iki ayrı kamu davası açılmış, 30.05.2014 tarihli olayla ilgili yargılama neticesinde verilen mahkûmiyet kararının Yargıtay 19. Ceza Dairesi tarafından bozulması, 18.11.2014 tarihli olayla ilgili verilen mahkûmiyet kararının ise temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından lehe kanun değişikliği nedeniyle yeniden değerlendirme yapılmak üzere iade edilmesini müteakip her iki dosya birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir. Sanık savunmalarında; 30.05.2014 tarihli olayla ilgili olarak üzerine atılı suçlamayı kabul ederek suça konu eşyaları ticari amaçla bulundurduğunu ikrar etmiş, 18.11.2014 tarihli olayla ilgili olarak ise sigaraları kişisel kullanımı için aldığını beyan etmiştir. 18.11.2014 tairhli olaya ilişkin kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "normal değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamına göre, her iki olayda da sanığın sürücülüğünü yaptığı araç içinde ticari miktar ve mahiyette sigaraların ele geçirilmesi ve sanığın ikrarı karşısında, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak; 1. 30.05.2014 tarihli olayla ilgili olarak düzenlenen 27.06.2014 tarihli iddianame ile hukuki kesinti oluşması nedeniyle bu iki eylem yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulama şartlarının oluşmadığı ve fakat Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 E., 2014/171 K. ve 16.05.2017 tarihli ve 2015/398 E., 2017/272 K. sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerinin bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi gerekmekte olup, Temyiz incelenmesine konu dosyadaki olaylardan 30.05.2014 tarihli suçla ilgili iddianamenin 27.06.2014 tarihinde düzenlendiği, Dairemizce aynı gün incelenerek bozulmasına karar verilen İskenderun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/427 Esas, 2021/130 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 29.04.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 14.01.2015 olduğu, Yine temyiz incelemesine konu dosyadaki olaylardan 18.11.2014 tarihli olayla ilgili iddianamenin 26.12.2014 tarihinde düzenlendiği, Ulukışla Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/46 Esas, 2017/73 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 08.12.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 30.01.2015 olduğu, Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi, kesinleşen cezanın mahsubu gerektiği gözetilmeden, 30.05.2014 ve 18.11.2014 tarihli olaylar yönünden şartları oluşmadığı halde zincirleme suç hükümleri uygulanması kanuna aykırı bulunmuştur. 2. 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine; a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında, b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet Savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." hükmünü içermesi ve sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmaması karşısında; kovuşturma aşamasında sanığa yapılacak ödeme ihtaratında indirim oranını 1/2 olarak gösterilmesi gerektiği de dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamındaki suçlar yönünden suça konu eşyaların toplam gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarları hesaplanıp, hukukî sonuçları ile sanığa bildirilmesi ve sonucuna göre sanığın 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca, hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı görülmüştür. 3. Sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi yollamasıyla 3/5. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, alt sınırdan hüküm kurulduğu belirtilmesine rağmen, teşdit uygulanarak temel cezanın 1 yıl 9 ay hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması hukuka aykırı bulunmuştur. 4. Sanık hakkında önceki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca 1/4 oranında artırım yapılırken sonuç cezanın "3 yıl 9 ay hapis ve 750 gün adli para cezası" yerine hesap hatası sonucu "5 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 1125 gün adli para cezası" bulunarak ve müteakip maddelerde de bu miktar üzerinden hesap yapılmak suretiyle fazla ceza tayini kanuna aykırı görülmüştür. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sanığın cezada kazanılmış hakkının korunmasına; Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.10.2024 tarihinde karar verildi.