Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/3308 E. 2024/7380 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2024/3308
Karar No
2024/7380
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/6314 E., 2021/5067 K. SUÇLAR : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet, bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaç ticareti HÜKÜMLER : İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak sanıkların beraatlerine, hükmün düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz İsteminin Esastan Reddi ile Hükmün Onanması Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz nedenleri; sanıklar hakkında ilk derece mahkemesi tarafından verilen mahkûmiyet kararının kaldırılarak beraat kararı verilmesi nedeniyle hükmün bozulması talebine ilişkindir. 2. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri; bölge adliye mahkemesi tarafından hukuka aykırı delil elde edildiği gerekçesi ile bozma kararı verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekirken, beraat kararı verilerek kararın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesine, sanıkların atılı suçtan tutuklanmaları nedeniyle beraat kararı neticesinde tazminat hakları olduğunun bildirilmemesine, istinaf etmeyen sanık yönünden infazın durdurulmasına ve istinaf etmiş gibi karardan yararlanmasına karar verilmesi gerektiğine, duruşma açılmadan karar verilmesine, kararın bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, ihbar üzerine kolluk görevlilerince ihbara konu adrese gidildiğinde, pencereden bakılarak içeride alkol şişelerinin görüldüğü, yoğun alkol kokusunun olduğu ve insan sesleri geldiği tespit edilerek kapının çalındığı, kolluk görevlilerince "komşu açar mısınız" denilmek suretiyle sanıkların kapıyı açmalarının sağlandığı, sanıkların etkisiz hale getirilerek içeride suça konu eşyaların görülerek Cumhuriyet savcına telefon ile haber verilerek talimatları doğrultusunda suça konu alkollü içkilere, etiket ve bandrollere, bir kısım boş şişelere, alkol oranı ölçmede kullanıldığı düşünülen ölçü aletlerine, alkol karıştırmada kullanıldığı düşünülen elektrikli matkaba, paketlemeye yarayan elektrikli ısıtıcıya elkonulduğu anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onaltıncı fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 186 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmıştır. Sanıklar savunmalarında, hamallık yaptıklarını, koli taşıma işi olduğu için bu adreste bulunduklarını, paketlenen eşyanın ne olduğunu bilmediklerini, atılı suçlamaları kabul etmediklerini ifade etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesi tarafından, atılı suçların sübuta erdiği sabit görülerek sanıklar hakkında mahkûmiyet kararları verildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Gümrük İdaresi vekili ve sanık ... müdafiinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan yargılamada; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, usulüne uygun bir arama kararı bulunmaksızın ele geçirilen deliller nedeniyle dosya kapsamında beraat kararı verilmesi, gerektiğinden; mahkûmiyet kararlarına ilişkin hüküm fıkralarının tamamen çıkarılarak sanıklar hakkında beraat kararı verilmiştir. Mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni bulunmaması karşısında, usulsüz arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, bu eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği, Anayasanın 38 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 206 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin ikinci fıkrası, 230 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı belirlendiğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararı yerinde görülmüş, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan Gümrük İdaresi vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan Gümrük İdaresi vekili ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.09.2024 tarihinde karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanıklar ... ve ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, Cumhuriyet Savcısı ile katılan idare vekili tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı “temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına” ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Bölge Adliye Mahkemelerince verilip temyiz edilen kararlarla ilgili temyiz incelemesi yapan Yargıtay Ceza Dairelerinin verebilecekleri kararlar 5271 sayılı CMK.nun 302 ve 303. maddelerinde gösterilmiştir. Kanunun 302. maddesinde “temyiz isteminin esastan reddi” ile “bozma”, 303. maddesinde ise “hukuka aykırılığın düzeltilmesi” verilebilecek kararlar olarak sayılmıştır. Bu iki maddede de “temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması” diye bir tabir kullanılmamıştır. Kaldı ki 5271 sayılı CMK.ndaki temyiz incelemesi mantığına da “onama” tabiri uygun değildir. CMK.nda kural olarak temyiz nedenleriyle bağlılık esastır. CMK.nun 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık halleri dışında, yine Kanunun 301. maddesi uyarınca Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlarda temyiz incelemesi yapabilecektir. Temyize tabi kararda, hukuka kesin aykırılık dışında temyiz başvurusunda belirtilmeyen aykırılıklar olsa bile bozmaya konu edilemeyeceğinden, Kanun Koyucu bilinçli olarak denetime tabi “kararın onanması” tabirine de yer vermemiştir. Bu anlatılanlar nedeniyle “TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ” yerine “TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASI” yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 19.09.2024 KARŞI DÜŞÜNCE Olay tarihinde saat 17:00 civarında Emniyet Elektronik Şube Müdürlüğüne gelen telefon ihbarında; 50. Yıl Mahallesi 2040 Sokakta aşırı alkol kokusu olduğu ve bodrum katta kaçak alkol imal edildiği ihbarı sonucu olay yerine inceleme için giden polis memurlarının, bodrum kattan aşırı derecede alkol kokusunu almaları üzerine görevlilerce polis olduklarını ve kapının açılmasını söylemelerinden sonra kaçmak isteyen sanıkların yakalanmaları ve yoğun alkol kokusunun alınması suçüstü halini oluşturmuş olup, görevlilerin Nöbetçi Cumhuriyet savcısına da derhal bilgi vermeleri üzerine aldıkları talimat gereklerini yerine getirmeleri sonucu kaçak içki imalatının ortaya çıkarılmasında yazılı arama kararına ihtiyaç duyulmadığından sanıklar hakkında mahkûmiyet hükmü verilmesi gerektiğinden, bozma kararı düşüncesinde bulunduğumdan arama kararı yokluğundan beraat hükmünü onayan sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2024/3308, K. 2024/7380, T. 19.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2024-3308-e-2024-7380-k-a6b92175c655