Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/17390 E. 2025/5660 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/17390
- Karar No
- 2025/5660
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/371 E., 2018/1187 K. SUÇ : 5809 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet
Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.09.2018 tarihli ve 2018/371 E., 2018/1187 K. sayılı kararı ile sanığın 5809 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 27.07.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.09.2023 tarihli ve KYB - 2023/90878 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.09.2023 tarihli ve KYB - 2023/90878 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “1-Dosya kapsamına göre, müşteki ...'a ait [TELEFON] numaralı telefon hattına ait 30/07/2011 tarihli ve [TELEFON] numaralı telefon hattına ait 03/08/2011 tarihli abonelik sözleşmelerinin müştekinin bilgisi ve rızası dışında şüphelinin yetkili olduğu "Destan İletişim" isimli işyerinde tanzim edildiğinden bahisle açılan kamu davası sonucunda sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; atılı suçun işlendiği 30/07/2011 ve 03/08/2011 tarihlerinin sanığın askerlik görevini ifa ettiği 14/09/2010-15/12/2011 tarihleri arasında kaldığına ilişkin sanık müdafii tarafından dosyaya ibraz edilen "Milli Savunma Bakanlığı" başlıklı belge ile sanığın bahse konu iş yerini 30/11/2009 tarihinde yani suç tarihinden önce kapattığına ilişkin iddianın ilgili kamu kurumlarından araştırılmasından sonra sanığın hukukî durumunun tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde, 2-Adı geçen sanığın müştekinin bilgisi dışında nüfus cüzdanı fotokopisi ve kimlik bilgilerini kullanıp müşteki adına imza atarak sahte cep telefonu aboneliği sözleşmesi düzenlediğinden bahisle mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 03/03/2016 tarihli ve 2014/21037 esas, 2016/1833 karar sayılı ilâmında yer alan, "...Sanığın, katılanın kimlik bilgilerini kullanarak hat çıkartan kişinin ... olup olmadığı konusunda gerekli araştırma yapmayarak abonelik sözleşmesi yaptığından bahisle özel belgede sahtecilik suçuna iştirak ettiği gerekçesi ile hakkında açılan kamu davasında, aşamalardaki savunmalarında suçlamayı red etmesi, Samsun Kriminal Polis Laboratuvarının 16.07.2012 tarihli raporunda sözleşme altındaki imzaların katılana ait olmadığının tespit edilmesine rağmen; sözleşme ile ekindeki nüfus cüzdan fotokopisi üzerindeki yazı ve rakamlar ile sözleşmedeki katılana atfen bulunan imzaların sanığın eli ürünü olduğu hususunda bir araştırma yapılmadan kararın verilmiş olması karşısında; maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; suça konu sözleşme ile ekindeki belge üzerindeki yazı ve rakamlar ile sözleşmedeki katılana atfen bulunan imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması..." şeklindeki açıklamalar karşısında eksik inceleme sonucu mahkûmiyet kararı verilmesinde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 1. Kanun Yararına Bozma İhbarnamesindeki (2) Numaralı İstem Yönünden Yapılan Değerlendirmede; 5809 sayılı Kanun'un "cezai hükümler" başlıklı 63/10. maddesinde suçun maddi unsurunun "...fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar..." şeklinde belirlendiği, maddede yazılı "...bu işi..." ifadesinin, suçun unsurlarını oluşturan seçimlik hareketleri nitelediği, atıfta bulunulan 5809 sayılı Kanun'un 56/4. maddesinde yazılı seçimlik hareketlerin, kişinin bilgisi ve rızası dışında, abonelik tesisi, abonelik işlemi yapılması, elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılması ve yaptırılması, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenmesi, evrakta değişiklik yapılması ve bunların kullanılması" olduğunun anlaşıldığı, bu düzenlemeler ışığında suçun sübutu bakımından, sanığın adı geçen sözleşmeyi mutlaka kendi el yazısıyla düzenleyip imzalaması şartı aranmadığı, söz konusu evrakta değişiklik yapmak veya gerçek dışı hazırlanan evrakı kullanmak fiillerinden her hangi birini gerçekleştirmesi, abonelik sözleşmesi hazırlamak dışında herhangi bir abonelik tesisi veya işlemi yapması veya yaptırması halinde de suçun maddi unsurlarının oluştuğunun kabul edilebileceği cihetle katılana atfen atılan imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığına yönelik imza incelemesi yaptırılması gerektiğine yönelik kanun yararına bozma istemi yerinde görülmemiştir.
2. Kanun Yararına Bozma İhbarnamesindeki (1) Numaralı İstem Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesindeki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir. III. KARAR A. Kanun Yararına Bozma İhbarnamesindeki (2) Numaralı İstem Yönünden; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
B. Kanun Yararına Bozma İhbarnamesindeki (1) Numaralı İstem Yönünden; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.09.2018 tarihli ve 2018/371 E., 2018/1187 K. sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2025 tarihinde karar verildi.