Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/15693 E. 2025/5894 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/15693
- Karar No
- 2025/5894
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/260 E., 2022/11 K. SUÇ : 5809 sayılı Kanun'a muhalefet
İstanbul Anadolu 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.01.2022 tarihli ve 2020/260 E., 2022/11 K. sayılı kararıyla sanığın 5809 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 13.05.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve KYB - 2023/63262 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.07.2023 tarihli ve KYB - 2023/63262 sayılı kanun yararına bozma isteminin;“Dosya kapsamına göre, katılanın bilgisi dışında nüfus cüzdanı fotokopisi ve kimlik bilgilerini kullanılarak sahte cep telefonu hattı aboneliği sözleşmesinin sanığın yetkili olduğu "..." isimli işyerinde tanzim edildiğinden bahisle açılan kamu davası sonucunda sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; sanığın İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesince talimatla alınan 27/10/2021 tarihli savunmasında, suça konu abonelik sözleşmesini düzenleyen... Pazarlama ve Dağıtım Ticaret Limited Şirketi'nin küçük hissedarı olduğunu beyan etmesi, sanık müdafiinin kanun yararına bozma dilekçesine ek olarak sanığın şirket yetkilisi olmadığına ilişkin İstanbul Ticaret Odasına ait firma detay bilgilerini içerir yazıyı dosyaya sunması karşısında; benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 26/05/2022 tarihli ve 2022/2261 esas, 2022/10266 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, sanığın suç tarihinde... Tic. Ltd. Şti.'nin sermaye ortağı olduğu, şirketi temsile yetkili kılınmadığı ve sorumlu müdürü olmadığı hususu nazara alındığında, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 5809 sayılı Kanun'un "cezai hükümler" başlıklı 63/10. maddesinde suçun maddi unsurunun "...fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar..." şeklinde belirlendiği, maddede yazılı "...bu işi..." ifadesinin, suçun unsurlarını oluşturan seçimlik hareketleri nitelediği, atıfta bulunulan 5809 sayılı Kanun'un 56/4. maddesinde yazılı seçimlik hareketlerin, kişinin bilgisi ve rızası dışında, abonelik tesisi, abonelik işlemi yapılması, elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılması ve yaptırılması, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenmesi, evrakta değişiklik yapılması ve bunların kullanılması" olduğunun anlaşıldığı, bu düzenlemeler ışığında suçun sübutu bakımından, sanığın adı geçen sözleşmeyi mutlaka kendi el yazısıyla düzenleyip imzalaması şartı aranmadığı, söz konusu evrakta değişiklik yapmak veya gerçek dışı hazırlanan evrakı kullanmak fiillerinden her hangi birini gerçekleştirmesi, abonelik sözleşmesi hazırlamak dışında herhangi bir abonelik tesisi veya işlemi yapması veya yaptırması halinde de suçun maddi unsurlarının oluştuğunun kabul edilebileceği, öte yandan, yine Dairemizin istikrarlı uygulamasına göre suçun failinin işlemin yapıldığı işyerinin yetkilisi olduğu, dosyanın tetkikinde soruşturma ve kovuşturma aşamasında gerekli tahkikatın yapıldığı, işlemin tesis edildiği operatör tarafından işlemin yapıldığı bayi ile yetkilisinin sanık olduğunun bildirildiği, cihetle Mahkemece sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2025 tarihinde karar verildi.