Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/17815 E. 2024/9471 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/17815
- Karar No
- 2024/9471
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/32 E., 2021/1072 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği, sanık hakkında alt sınırdan ceza tayin edilmesinin, eşyanın değerinin "pek hafif" olarak kabul edilerek fazla indirim yapılmasının ve nakil aracının müsadere edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, açıklanan ve re'sen göz önünde bulundurulacak sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. II.GEREKÇE Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, 26.08.2014 tarihinde Iğdır Sulh Ceza Hakimliğinin 2014/243 Değişik İş sayılı kararına istinaden yapılan uygulama sırasında sanık ...'in kullandığı .... plaka sayılı motosikletin uygulama noktasını görünce geri dönerek kaçmaya başlaması üzerine yapılan fiziki takipte kaza yapan motosikletin heybesinden etrafa saçılan toplam 98 paket gümrük kaçağı sigara ele geçirilmiştir. Sanık kovuşturma aşamasında, Doğubayazıt'tan aldığı sigaraları geçimini sağlamak amacıyla satmayı düşündüğünü kabul ve ikrar etmiştir. Sanığa 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için gümrüklenmiş değerin iki katı tutarının ihtar edildiği, sanığın kendisine bildirilen tutarı ödediği anlaşılmıştır. Olay tutanakları, sanığın savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre, sanıktan ele geçen eşyanın miktarı ve değeri nazara alındığında ticari mahiyette olduğu gözetilerek, sanığın suça konu kaçak eşyayı ticari amaçla bulundurduğunun kabul edilmesi nedeniyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Sanık hakında kurulan hükümde, suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına yapılan ekleme gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinin "Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" hükmünü içerdiği, sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı, soruşturma aşamasında kamu zararından haberi olmayan ve etkin pişmanlıktan faydalanma imkanı olduğu bildirilmeyen sanığın bozma ilamından sonra suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katını yatırarak etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma iradesini ortaya koyduğu gözetilerek, 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği cezada 1/2 oranında indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde 1/3 oranında indirim yapılmak suretiyle fazla ceza tayini ve sanık hakkında hem hapis hem de adlî para cezasına hükmedilmesi karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58 inci maddesinin uygulanmasında adlî para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olarak bulunmadığı halde hiçbir ayrım yapılmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi isabetli bulunmamış olup, söz konusu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının uygulandığı bendinden ''1/3 oranında indirilerek 8 ay hapis ve 1 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına'' ibaresi çıkarılarak yerine ''1/2 indirim yapılarak 6 ay hapis ve 1 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin eklenmesi, hükmün 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulandığı bendinden ''6 ay 20 gün hapis ve 1 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına'' ibaresi çıkarılarak yerine "5 ay hapis ve 1 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin eklenmesi ve hükmün tekerrür hükümlerinin uygulandığı bendinde yer alan "hükmolunan cezanın" ibaresi çıkarılarak yerine "hükmolunan hapis cezasının" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.10.2024 tarihinde karar verildi.