Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/7900 E. 2025/3661 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/7900
Karar No
2025/3661
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/439 E., 2014/163 K. SUÇTAN ZARAR GÖREN : Gümrük İdaresi SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak sigaraların ve nakil aracının müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmî ret, kısmî bozma Temyiz istemi süresi içerisinde olmadığından, üst Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, duruşmadan usulüne uygun haberdar edilmeyen suçtan zarar gören Gümrük İdaresi vekilinin gerekçeli kararın tebliği üzerine hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından, suçtan zarar gören kurumun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi uyarınca kanun yollarına başvurma hakkı bulunduğu belirlenmiş, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I-Üst Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden; Üst Cumhuriyet savcısının, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310. maddesi hükmüne göre, kararı “bir ay” içinde temyiz etmesi gerektiği halde, yasal süresinden sonra 18.03.2014 tarihinde temyiz etmesi karşısında üst Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, II- Sanık ile Suçtan Zarar Gören Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden; Suçtan Zarar Gören Gümrük İdaresi vekilinin temyizinin münhasıran vekalet ücretine yönelik olduğu kabul edilmiştir. Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1.Suçtan zarar gören ve davaya katılma hakkı bulunan Gümrük İdaresinin yargılamadan haberdar edilmeksizin yokluğunda hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 233 ve 234. maddelerine aykırı davranılması, 2.Yapılan arama işlemine dayanak olarak gösterilen Malazgirt Sulh Ceza Mahkemesinin 07.06.2013 tarihli ve 2013/229 Değişik İş sayılı önleme araması kararının aslı ya da onaylı örneği denetime olanak verecek şekilde dosyaya getirtilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi, 3.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3.maddesinin 5. ve 10. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. madde ve fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/23 ve 5/2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması, 4.5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 5.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Tarım ve Orman Bakanlığının (kapatılan TAPDK) davaya katılan olarak kabul edilip lehine dilekçe yazım ücretine hükmolunması, 6.Dosya kapsamından suçta kullanılan nakil aracında zula bulunmadığı, kaçak sigaraların aracın doğal boşluğundan ele geçirildiği ve ele geçen dava konusu kaçak sigaranın miktarı itibarıyla aracın yük veya hacim bakımından ağırlıklı bölümünü oluşturmadığı cihetle; nakil aracının iadesi yerine müsaderesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, sanık ile suçtan zarar gören Gümrük İdaresi vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 06.03.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/7900, K. 2025/3661, T. 06.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-7900-e-2025-3661-k-0587c2c429ae