Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/4903 E. 2024/7219 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/4903
Karar No
2024/7219
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/148 E., 2020/168 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği; eksik cezaya hükmedildiğine ve re’sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması taleplerine ilişkindir.

2.Sanığın temyiz isteği; ruhsal sağlık engeli bulunması ve çalışamaması nedeniyle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek usul ve kanuna aykırı olan hükmün bozulması talebine ilişkindir.

II. GEREKÇE Olay tarihinde kolluk görevlilerince yapılan rutin kontrollerde sanığın pazar içerisinde tezgah üzerinde, açık vaziyette, cep telefonu satışı yapmakta olduğu görülerek, mobil cihaz kayıt sistemi sorgularına göre kaçak oldukları belirlenen 17 adet faturasız cep telefonu ele geçirilmiştir.

Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık bozma öncesi savunmalarında; suça konu kaçak cep telefonlarını kağıt toplarken koli halinde yolda bulduğunu, paraya ihtiyacı olduğundan pazarda satmak isterken yakalandığını, bozma sonrasında savunmalarını tekrar ettiğini, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını ödeme gücü bulunmadığını beyan etmiştir.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun cihaz sorgulama raporuna göre ele geçen cep telefonlarının kaçak olduğu anlaşılmıştır. İzmir İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 05.11.2014 tarihli ve 6600 sayılı; sanığın cezai ehliyetinin tam olduğunu gösteren sağlık kurulu raporu dosyada mevcuttur. Sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1.Suç tarihinde yürürlükte bulunan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen suçun üst sınırının iki yılın altında olduğu gözetilerek; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adlî para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde yer alan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte, iptal kararının sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddeleri uyarınca sanığın eyleminin “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması yönüyle hukuka aykırı bulunmuştur. 2.5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamasında kendisine etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan sanığa gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını hüküm verilinceye kadar ödemesi halinde cezada indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken, duruşma gününe kadar ödemesi halinde cezada indirim oranının 1/3 olarak bildirilmesi suretiyle sanığın yanıltılması ve hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması, hukuka aykırı bulunmuştur. 3.Hükümde infazda yetkiyi kısıtlayacak şekilde doğrudan verilen adlî para cezasının ödenmemesi durumunda 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca hapse çevrilmesine ve iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili ile sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 19.09.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/4903, K. 2024/7219, T. 19.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-4903-e-2024-7219-k-d9704f65c48b