Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/26113 E. 2024/121 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/26113
Karar No
2024/121
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/229 E., 2021/216 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Nizip 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli ve 2015/572 Esas, 2016/358 Karar sayılı kararı ile sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan netice olarak 2 yıl 6 ... hapis cezası ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine, nakil aracının iadesine karar verilmiştir. 2.Anılan kararın sanık ve katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.05.2020 tarihli ve 2016/394937 sayılı kararı ile " 5607 sayılı Kanun'da 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler çerçevesinde yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu" nedenleriyle mahalline iade edilmiştir. 3.Nizip 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.03.2021 tarihli ve 2020/229 Esas, 2021/216 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kaçakçılık suçundan 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci, 52 nci, 51 inci, ve 54 üncü fıkraları uyarınca 10 ... hapis ve 20,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine, kaçak eşyanın müsaderesine ve nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği; sanık hakkında alt sınırdan ceza verilerek hükmedilen hapis cezasının ertelenmesine, nakil aracının iadesi ve re'sen nedenler ile hükmün bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Sanığın sevk ve idaresindeki araç durdurularak yapılan aramada 129 karton gümrük kaçağı sigara ele geçirilmiştir. 2.Sanık; ele geçen sigaraların bir kısmını içip bir kısmını da arkadaşlarına hediye etmek için aldığını, ticari amacının bulunmadığını, araç sahibinin bilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir. 3.23.11.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre; ele geçen sigaraların bandrolsüz ve kaçak olup vergi kaybının 8.032,72 TL, gümrüklenmiş değerinin ise 9.580,72 TL olduğu bildirilmiştir. 4.Dosyada kaçak eşyaya mahsus tespit varakasının bulunduğu ve eşyanın gümrüklenmiş değerinin 10.562,64 TL olduğu görülmüştür. 5.Efe Pet. Nak. Gıda İnş. Turz. San. Ve Dış Tcarete Limited Şirketi adına kayıtlı bulunan 73 SZ 012 plakalı nakil aracının, 2009 model Mercedes-Benz marka çekici olup 02.09.2015 tarihinde sicili üzerine tedbir şerhi konulduğu anlaşılmıştır. 6.28.10.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre, nakil aracında gizli tertibatın bulunmadığını, aracın hacminin ve tutarının dava konusu yakalanan sigaraların hacmine göre ağırlıkta olmadığı bildirilmiştir. 7.Malen sorumlu vekili; nakil aracı üzerindeki şerhin karar kesinleşmesi beklenmeksizin kaldırılmasını talep etmiştir. IV. GEREKÇE A. Nakil Aracı Yönünden Suç konusu 129 karton kaçak sigaranın, suçta kullanılan nakil aracının hacim ve miktar bakımından ağırlıklı bölümünü oluşturmaması, ele geçirilen kaçak eşyanın değeri ile nakil aracının değeri karşılaştırıldığında aracın müsaderesinin 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında aranan, işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğurmama, hakkaniyete aykırılık teşkil etmeme koşullarını sağlamaması karşısında nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmesi hukuka uygun bulunmuştur. B. Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Ele geçen kaçak sigaraların miktar itibarıyla ticari mahiyette olması ve ele geçiriliş şekli karşısında sanığın üzerine atılı kaçakçılık suçunun sübuta erdiği, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak; 1.Gümrük İdaresince suça konu eşyaya ilişkin düzenlenen kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında eşyanın CIF değerinin 2.076,00 TL ve gümrüklenmiş değerin 10.562,64 TL, kovuşturma aşamasında kaçakçılık konusunda uzman olmayan Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir bilirkişi tarafından eşyanın CIF değerinin 1.548,00 TL, gümrüklenmiş değerin ise 9.580,72 TL olarak belirlendiği cihetle; ... varakası ile bilirkişi raporundaki konusunda uzman bilirkişiden yeniden rapor alınmak suretiyle çelişkinin giderilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. 2.7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı, bu cihetle kovuşturma aşamasında sanığa yapılan ödeme ihtaratında tespit edilecek gümrüklenmiş değerin iki katını ödemesi halinde indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken yazılı şekilde bildirim yapılmak suretiyle sanığın yanıltılması ve ödemediğinden bahisle hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Nakil Aracı Yönünden Gerekçe bölümünün (A) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Nizip 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.03.2021 tarihli ve 2020/229 Esas, 2021/216 Karar sayılı kararında katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle nakil aracının iadesine dair hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, B. Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünün (B) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Nizip 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.03.2021 tarihli ve 2020/229 Esas, 2021/216 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.01.2024 tarihinde karar verildi. (K.K.D.) KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Yerel Mahkemenin 25.03.2021 tarihli ve 2021/216 Karar sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkûmiyetine, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkûmiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkûmiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (......, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; ..........,........, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer ......,....,.....,......,..., Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilâmı ile birçok ilâmında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 09.01.2024

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/26113, K. 2024/121, T. 09.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-26113-e-2024-121-k-b208ae1e4466