Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2012/21506 E. 2013/12431 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/21506
- Karar No
- 2013/12431
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 4926 Sayılı kanuna muhalefet HÜKÜM : Hükümlülük Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 4926 sayılı yasanın 34.maddesinin son fıkrasında öngörülen "bu maddenin uygulanmasında para cezasına esas alınacak değer, gümrük idaresincebelirlenen değerdir." düzenlemesindeki "gümrük idaresince" ibaresinin 30.12.2008 gün ve 27096 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 18.09.2008 gün ve2006/47 Esas, 2008/144 karar sayılı kararı ile Anayasaya aykırı görülerekiptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, açılan kamu davasının yargılaması sonucunda kurulacak hüküm bakımından maddi gerçeğin belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilerek, dava konusu eşya, konusunda uzman bilirkişiye incelettirilip, CİF değerinin belirlenmesi ve bu miktar üzerinden gümrük idaresine hesaplattırılacak gümrüklenmiş değerin 3 katı üzerinden sanığa ön ödeme önerisinde bulunulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken doğrudan gümrük idaresince belirlenen gümrüklenmiş değer esas alınarak yapılan usulsüz ön ödeme önerisinin yerine getirilmediğinden bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi, kabule göre de; 1) Sanığın savunması alınmadan ya da 5271 sayılı CMK'nun 195.maddesi uyarınca usulüne uygun meşruhatlı davetiye tebliğ edilmeden yokluğunda duruşma yapılarak davanın sonuçlandırılması ile 5271 sayılı CMK'nun 191.maddesine aykırı davranılması, 2) 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda atılı eylemin müeyyidesi adli para cezasını, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda ise hürriyeti bağlayıcı cezanın yanında adli para cezasını da içermekte olduğu; kısa süreli hürriyeti bağlayıcı ceza takdir edilmesi halinde kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı TCK'nun 50.maddesi gereğince adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesi halinde verilen sonuç ceza itibariyle 5607 sayılı yasanın sanık lehine olabileceği gözetilerek; Olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan 4926 Sayılı Kaçakçılıkla Maücedele Kanunu ile suç tarihinden sonra 31.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücedele Kanununun ilgili bütün hükümleri uygulanarak elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması ve karar yerinde tartışılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 3) 4926 sayılı yasanın 8/1.madde fıkrasında " meslek, sanat ve görevlerinin verdiği kolaylıktan yararlanmak suretiyle bu kanunda suç sayılan fiilleri kendi namına işleyenler hakkında, ilgili maddelerde belirtilen ağır para cezası ile üst sınırı geçmemek üzere hürriyeti bağlayıcı cezaya yarısı miktarında artırılarak " hükmolunacağının öngörüldüğü ve maddede adli para cezaları ile hürriyet bağlayıcı ceza arasında bir ayrım getirilmediği gözetilmeden, hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmolunmadığından bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi, 4) Trafik kaydında nakil aracınınsahibi görünen Cemil Sezan'ın duruşmadan haberdar edilerek beyanının alınmasından sonra dava konusu aracın müsaderesi veya iadesi hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık müdafii ve müdahil temsilcisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA 22.05.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.