Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2012/17907 E. 2013/19774 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/17907
- Karar No
- 2013/19774
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : 1163 sayılı yasaya aykırılık HÜKÜM : Hükümlülük Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 1- Y.C.G.K.nun 10/08/2009 Tarih ve 11/41-52 sayılı kararında açıklandığı üzere, objektif koşulların varlığı halinde, seçenek yaptırım, tedbire çevirme veya erteleme hükümlerinden önce mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunun değerlendirilmemesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2- Suç tarihinin gerekçeli karar başlığına 1.7.2008 yerine 1.1.2008 olarak yazılması, 3- Suç tarihinde yürürlükte bulunan, 08.02.2008 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 5728 sayılı Kanunun 340.maddesi ile değişik, 1163 sayılı yasanın Ek-2 maddesini değiştiren hüküm uyarınca adli para cezasına çevrilme yasağı yürürlükten kaldırıldığından ve gün adli para cezası sistemi getirildiği halde 5728 sayılı yasa değişikliği öncesi yürürlükte bulunan 1163 sayılı yasanın ek 2/2 maddesi uyarınca hüküm kurulması, 4- 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinde düzenlenen " suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararı aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" ve diğer objektif ve subjektif koşulların varlığı halinde, CMK.nun 231/5 madde ve fıkrası gereğince, sanıklar hakkında aynı yasanın 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği anlaşılmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı kararında; " hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir." denilmektedir. Bu ilkeler çerçevesinde her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi gerekir. Dosya kapsamından 1163 sayılı yasaya muhalefet suçundan dolayı meydana gelen zararın basit bir araştırma ile tespit edilebilecek zarar niteliğinde olmadığı ve dosyaya yansıyan tespit edilmiş bir zararın bulunmadığı ve sanık ...'in önceki mahkumiyetinin taksirli suça ait olduğu, sanık ...'in sabıkasına esas ilamın silinme şartlarının oluştuğu gözetilmeksizin kasıtlı suçtan mahkumiyetleri bulunduğu gerekçesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, 5- 5237 sayılı TCK nun 50/1-d fıkrası uyarınca verilen tedbir kararının sanıkların ekonomik özgürlüğünü kısıtlar nitelikte olduğunun gözetilmemesi, Kabule göre; 1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kısa süreli hapis cezasına "seçenek yaptırımlar" başlıklı 50/1-d maddesinde "Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama süresinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlemesindeki özelliklere göre; mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya, çevrilebilir." hükmünün yer aldığı gözetilmeksizin sanık hakkında 25 gün süreyle tedbir uygulanması gerekirken yazılı şekilde 1 ay süre ile tedbir uygulanmasına karar verilmesi; Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıkların ceza miktarı olarak kazanılmış haklarının saklı tutulmasına 17/09/2013 günü 5 nolu bozma nedeni yönünden oyçokluğuyla, diğer bozma nedenleri yönünden oybirliğiyle karar verildi. KARŞI OY Kooperatif kurucu ortaklarının, yönetim yetkisini kooperatifin kuruluş aşamasında kullanabildikleri dikkate alındığı tedbir kararının mahiyeti itibari ile kısıtlayıcı nitelikte olduğunu düşünmediğinden çoğunluğun 5 nolu bozma kararına katılmıyorum.