Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/607 E. 2024/1690 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/607
- Karar No
- 2024/1690
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1438 E., 2023/1346 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/904 E., 2020/62 K. KARAR 1-İlk derece mahkemesince, kayıt kabul davasında sıra cetvelinin davacı tarafça tebligat masrafı yatırılmamış olmakla birlikte davacı vekiline E Tebliğ olarak tebliğ edildiği, sıra cetvelinin en son Ticaret Sicil Gazetesinde 03.10.2019 tarihinde ilan edilmesine rağmen davanın 15 günlük hak düşürücü süreden sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 2-İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına; iflas dairesinin tebligat için masraf yatırılmadığını belirtmesi ve dosyada da masraf yatırıldığına dair bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından, davacıya yapılan tebligatın İİK'nın 234/2. madde hükmü uyarınca bilgi verme mahiyetinde olduğu, kayıt kabul davasında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmeyeceği, ne var ki yasanın farklı yorumu neticesinde bu konuda farklı kararlar çıktığı, davanın, 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesinde düzenlenen dava şartı olarak arabuluculuk düzenlemesinden yaklaşık on ay sonra uygulamanın yeni başladığı dönemde açıldığı, farklı uygulamalar neticesinde dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuranlar yönünden mahkemeye erişim hakkının ihlali gibi bir sonuçla karşılaşmamak ve hak kaybının önüne geçilmesi açısından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında sürelerin değerlendirilmesi gerektiği, anılan kanunun 18/A maddesinde "Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez" düzenlemesine yer verildiği, TBK‘nın 158. maddesinde dava veya def’i, mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa alacaklının altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabileceğinin belirtildiği, somut olayın niteliği gereği 6325 sayılı Yasanın öncelikle uygulanacağı, davacının arabuluculuğa başvuru tarihi belirli olmamakla birlikte, 17.10.2019 tarihinde arabulucuk sürecinin başladığı,Yasa gereğince son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar hak düşürücü sürenin işlemeyeceği, buna göre sıra cetvelinin ilanından itibaren on beş günlük hak düşürücü sürenin son gününde, 17.10.2019 tarihinde arabulucuk sürecinin başladığı, arabulucuk süresinin 13.11.2019 tarihinde sona erdiği gözetildiğinde, kayıt kabul davasının kalan bir günlük hak düşürücü süre içinde, 14.11.2019 tarihinde açılması gerekirken, 18.11.2019 tarihinde açıldığından, dava hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, buna göre mahkemece hak düşürücü sürede davanın açılmadığının kabul edilmesi sonucu itibarıyla doğru olmakla birlikte, arabulucukta geçen süre tartışılmadan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddinde isabet görülmediği, yine davanın hak düşürücü süre içinde açılmış olmasına ilişkin özel dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin de doğru olmadığı gerekçeleriyle yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın özel dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. 3-Bu karara karşı süresinde davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; İİK'nın 235. maddesi kapsamında açılan kayıt kabul davalarının, 3. kişileri etkileyen ve taraf iradelerine tabi olmayan, bu kapsamda 6102 sayılı Yasa'nın 5/A ve 6325 sayılı Arabulucuk Kanunu'nun 16/2 ve 18/A-15 maddeleri gereğince arabuluculuğa elverişli olmamasına, bu nedenle sürelerin işlemesinin durmayacağına ve davacı tarafça tebliğ masrafı verdiğinin ispatlanamamış olmasına göre davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi kararına ilişkin davacı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 23.05.2024 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.