Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2195 E. 2025/2840 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2195
Karar No
2025/2840
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/133 E., 2024/57 K. Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA 1. Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/133 esas sayılı dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı yüklenicilerin Anadolu Otoyolu Kazancı - Gümüşova Kesimi yüklenicisi olduklarını, işi sözleşme ve eklerine uygun olarak tamamladıklarını, 15.10.1993 tarihinde geçici kabulün, 15.10.1994 tarihinde kesin kabulün yapıldığını, sözleşme kapsamındaki ortaya çıkan uyuşmazlık nedeniyle 28.02.1996 tarihinde tahkim başvurusunda bulunduklarını, tahkim yargılaması sonucunda 10.09.2004 tarihinde verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçmek suretiyle 27.01.2005 tarihinde kesinleştiğini belirterek hakediş bedellerinin sözleşmede kararlaştırılan para cinsi ile ödenmemesi nedeniyle uğranılan 836.036,00 USD, hakedişlerin gelir ortaklığı senetleri (GOS) ile ödenmesi nedeniyle uğranılan 770.658,20 USD ve bu senetlerle ilgili faiz nedeni ile uğranılan 125.664,00 USD, hakediş bedellerinin geç ödenmesi nedeniyle uğranılan 3.663,748,00 USD, kesin teminat mektuplarının iade edilmemesi nedeniyle uğranılan 146.984,00 USD, ihtiyat kesintileri karşılığı verilen teminat mektuplarının geç iade edilmesi nedeniyle uğranılan 21.821,80 USD olmak üzere toplam 5.567.912,00 USD (Amerikan Doları) zararın faizleri ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/267 Esas sayılı dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının 25.05.2005 tarihinde teminat mektuplarının 4.459.121,05 USD bedele ilişkin kısmını nakde çevirdiğini, tahkim yargılaması sonucuna göre nakde çevrilebilecek bedelin 632.645,12 USD olduğunu belirterek fazladan nakde çevrilen 3.826.475,93 USD (Amerikan Doları) bedelin teminat mektubunun paraya çevrildiği 25.05.2005 tarihiden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; işin geçici ve kesin kabulünün yapıldığını, idareye teslim edilen kesin hesabın yapılan düzeltmeler sonucunda 25.03.1998 tarihinde onaylandığını, tahkim yargılamasında davaya konu taleplerin reddedildiğini, talep edilen zarar kalemlerinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın kesin hüküm nedeniyle, aksi takdirde zamanaşımı nedeniyle, aksi takdirde ise esastan reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.02.2013 tarihli kararı ile davacı yükleniciler ile davalı idare arasında 05.03.1987 tarihli sözleşmenin imzalandığı, 15.10.1993 tarihinde geçici kabulün ve 15.10.1994 tarihinde kesin kabulün yapıldığı, davacı yüklenicilerin 20 numaralı hakediş ve sonrasında düzenlenen hakedişleri itiraz kaydı koyarak imzaladığı ve ödemeleri kabul ettiği, ödemelerin Amerikan Doları üzerinden yapılmasının kararlaştırılmasına rağmen bir kısım ödemelerin Türk lirası ile bir kısım ödemelerin ise gelir ortaklığı senedi ile yapıldığı, davacı yükleniciler tarafından yapılan tahkim başvurusu sonucunda hakediş bedellerinin gelir ortaklığı senetleri ile ödenmesi, iskonto sırasında dikkate alınmayan birikmiş faizin ödenmesi, hakedişlerin geç ödenmesinden dolayı zarar istemi ve teminat mektuplarının iade edilmemesinden doğan zarar istemi ile teminat mektupları nedeni ile bankaya ödenen komisyon masraflarına ilişkin hususların tartışılarak karara bağlandığı, bu hususlara ilişkin taleplerin kesin hüküm nedeniyle dinlenilemeyeceği, sözleşmede bedelin Amerikan Doları ile ödenmesinin kararlaştırıldığı, davalı idarenin Türk Lirası ile yaptığı ödemeler nedeniyle kur farkı sonucunda davacının zararının bulunduğu, davalı idare tarafından paraya çevrilen teminat mektubu nedeniyle fazla yapılan ödemenin iadesinin gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 766.930,29 USD (Amerikan Doları) bedelin, birleşen davanın kısmen kabulü ile 2.592.220,27 USD (Amerikan Doları) bedelin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 15.02.2013 tarihli kararının süresi içinde asıl ve birleşen davada taraf vekilerince ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nce, sözleşme ve dava tarihlerinde yürürlükte bulunan kanun hükmü uyarınca zamanaşımı süresinin beş yıl olduğu, asıl ve birleşen davada davalı tarafından yasal süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunulmasına rağmen bu hususta mahkemece değerlendirme yapılmadığı belirtilerek asıl ve birleşen davada geçici ve kesin kabul tutanakları ile kesin kabulün onayı ile ilgili ve talep edilen alacakların istenebilir olduğunu gösterir tüm belgeler getirilerek zamanaşımı defi hakkında karar verilmesi, zamanaşımı definin reddine karar verilmesi halinde işin esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin tüm, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin zamanaşımı dışında kalan temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 2.1. Mahkemenin 23.02.2016 tarihli kararı ile kesin kabulün onaylanması ile kesin kabul işleminin tamamlanmış sayılacağı, dosya kapsamındaki belgelere göre 23.05.1998 tarihinde kesin kabul işleminin tamamlanmış sayılmasının gerektiği, alacağın belirtilen tarih itibari ile muaccel hale geldiği, bu hali ile dava tarihi itibari ile 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. 2.2. Mahkemenin 23.02.2016 tarihli kararının süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 15.01.2018 tarihli kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, eser sözleşmelerinde zamanaşımı süresinin 5 yıl olarak öngörüldüğü, sürenin alacağın muaccel olduğu tarihten başlayacağı, idare tarafından 25.03.1998 tarihinde kesin hakediş raporunun onaylandığı, ancak davacıların kesin hakedişi itiraz kaydı ile imzaladıkları, kesin hesap ile kesin kabul tutanağı ve kesin hakediş raporunun onaylanmasından önce 28.02.1996 tahkim davasının açılmış olması nedeniyle hesap işlemlerinin kesinleşmediği, tahkim davasında verilen kararın 27.01.2005 tarihli ilam ile onanması sonucunda tasfiye kesin hesabının kesinleştiği, hakem kararının kesinleştiği tarihten itibaren asıl ve birleşen davanın açıldığı tarih itibari ile 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, zamanaşımı defi reddedilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiş, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin karar düzeltme talebi 28.02.2019 tarihinde reddedilmiştir. 3. Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamındaki tahkim yargılamasında yer alan talepler ile dava konusu taleplerin dayanaklarının farklı olması nedeniyle kesin hüküm koşullarının bulunmadığı, asıl davaya yönelik taraflar arasında imzalanan sözleşmede ödemelerin USD (Amerikan Doları) ve diğer para birimleri cinsinden yapılmasının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 60/8. maddesine göre Türk Lirası cinsinden yapılacak ödemelerde ödemenin yapıldığı tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kurunun esas alınacağının belirlendiği ve davalı idare tarafından da belirlenen usul uygulanarak hakediş ödemelerinin yapıldığı, bu hususun tarafların kabulünde olduğu, davacıların da itiraz kaydı koymadan ödemeleri kabul ettikleri, dövizin serbest piyasadaki kur farklılığı nedeniyle zarar talebinde bulunulmasının mümkün olmadığı; davacıların bir kısım alacaklarının sözleşme hükümlerine uygun şekilde USD alış kuru esas alınarak gelir ortaklığı senedi (GOS) ile ödenmesini kabul ettikleri, gelir ortaklığı senetlerinin nakde çevrilmesi sırsında birikmiş faizlerinin dikkate alınmaması ve yüksek iskonto ile paraya çevrilmesi ile ortaya çıkan zararların davalının eyleminden kaynaklanmadığı, sözleşmeye uygun şekilde ve çekince koymaksızın USD alacağın gelir ortaklığı senedi ile ödenmesi sonrasında oluştuğu öne sürülen zararların davalıdan tahsilinin mümkün olmadığı; hakediş ödemelerinin geç yapıldığı ileri sürülen tarihlerde davacıların kullandıkları kredilerin hangi tarihlerde, hangi tutarlarda, hangi faiz oranları ve vadede kullanıldığına ilişkin bilgi ve belgenin dosyada bulunmadığı gibi davacılara avans niteliğinde hakediş ödemesinin yapılmış olması nedeniyle de kullanılan kredilerin hakedişlerin geç ödenmesinden kaynakladığı hususu ile varsa zarar miktarının belirlenemediği, kredi kullanılmasının hakedişlerin geç ödenmesinden kaynaklandığı hususunun da ispat edilemediği; davacılar tarafından dosya kapsamında talep edilen teminat mektuplarının ve ihtiyat kesintilerinin iadesindeki gecikmeler nedeniyle doğan zararın hesaplanmasına esas olacak şekilde teminat mektuplarının miktarı, idareye teslim ediliş tarihleri, idarenin iade tarihleri ve bu teminat mektupları için banka yazıları ile komisyon oran ve tutarlarına ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmadığı, mevcut hali ile teminat mektuplarının sözleşmeye aykırı olarak geç iade edilmemeleri nedeniyle oluşan zararın banka komisyon ödemeleri olabileceği, ancak dosya kapsamına zararın oluşmasına davalının eyleminin neden olduğuna ve hesaplanmasına ilişkin belgelerin dosyaya sunulmadığı, davacılar tarafından teminat mektuplarının iade edilmemesinden kaynaklanan zararın ispat edilemediği; birleşen davaya yönelik talebin teminat mektuplarının idare alacağı bulunmamasına rağmen nakde çevrilmesi nedeniyle oluşan zarara ilişkin olduğu, kesin hakedişe göre fazla ödeme tutarının 5.266.599,50 USD olduğu, davalı idarenin 807.477,05 USD bedel yönünden alacağının bulunmadığı, fazladan paraya çevrilen miktarın 4.459.122,45 USD olduğu, bu hali ile talep edilebilecek zarar miktarının 2.194.780,06 USD olduğu, tespit edilen alacağa teminat mektuplarının paraya çevrildiği 20.05.2005 tarihinden itibaren faiz uygulanmasının gerektiği gerekçeleriyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 2.194.780,06 USD bedelin davalıdan alınmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde; asıl davada, hakedişlerin sözleşmede kararlaştırılan para cinsinden ödenmemesi nedeniyle uğranılan zarara ilişkin olarak taraflar arasındaki sözleşmenin 60/8. maddesinde Türk Lirası cinsinden ödemede ödemenin yapıldığı tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kurunun esas alınacağının belirlendiğini, ancak resmi kur ile sözleşme tarihinden sonra oluşan serbest piyasadaki kur arasında büyük bir farkın bulunduğunu, serbest piyasada geçerliliği bulunmayan kur üzerinden ödeme yapılmasının hakkın kötüye kullanılmasından ibaret olduğunu, bilirkişi raporları ile zararın hesaplandığını, talebin reddinin yerinde olmadığını, hakedişlerin kamu ortaklığı fonu tarafından ihraç olunan gelir ortaklığı senetleri ile ödenmesinden doğan zararlara ilişkin olarak sözleşmede gelir ortaklığı senedi ile ödeme yapılmasına ilişkin hüküm bulunmadığını, idarenin davacıların zor durumda olmasından faydalanarak bu şekilde ödeme yaptığını, ödemelerin iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, gelir ortaklığı senedinin ödenmesi sırasında yapılan iskonto ve iskonto nedeniyle alınmayan faizlerden doğan zararlarının bulunduğunu, bilirkişiler tarafından zarar miktarının hesaplandığını, talebin reddinin yerinde olmadığını, hakedişlerin geç ödenmesinden doğan zararlara (geç ödeme nedeniyle finansman maliyetinden kaynaklanan zararlar) ilişkin olarak bilirkişilerin talebe ilişkin olarak sunulan belgeler kapsamında zarar miktarını hesapladıklarını, zararın ispatlanamadığına ilişkin gerekçenin hukuka uygun olmadığını, hakedişlerin geç ödenmesinin işin devamı açısından davacıları zor durumda bıraktığını, işin devamı için kredi kullanılmasının ve faiz ödenilmesinin gerektiğini, bilirkişi raporu ile hesaplamaların yapıldığını, talebin reddinin yerinde olmadığını, kesin teminat mektuplarının sözleşme hükümlerine göre sözleşme şartlarında iade edilmemesinden, geç iade edilmesinden ve ödenen masraf ile komisyonlardan kaynaklanan zarara ilişkin olarak 09.03.2009 tarihli raporda bilirkişilerin teminat mektuplarının geç iade edilmesi nedeniyle oluşan zararı hesapladıklarını, talebin reddinin yerinde olmadığını, ihtiyat kesintileri ile ilgili teminat mektuplarının iadesindeki gecikmeden doğan zararlara ilişkin olarak (ödenen banka komisyonları) asıl raporda zararın Türk Lirası karşılığının tespit edildiğini, 09.03.2009 tarihli raporda ise USD olarak zararın tespit edildiğini, zarara ilişkin tüm belgelerin dosyaya sunulduğunu, davalının TBK'nın 114. maddesi ve 50. maddesi hükümleri uyarınca sorumluluğunun bulunduğunu, zararın ispat edildiğini, hakim tarafından hakkaniyete uygun olarak belirlenmesinin mümkün olduğunu, talebin reddinin yerinde olmadığını, birleşen davada hükme esas alınan bilirkişi raporunda teminat mektubunun haksız olarak paraya çevrilen kısmına ilişkin hesaplamanın hatalı olduğunu, önceki raporlarda yapılan hesaplamanın yerinde olduğunu, önceki hesaplamalara göre değerlendirme yapılmasının gerektiğini, talebin kısmen reddinin yerinde olmadığını, asıl ve birleşen davada davanın ortaklar tarafından birlikte açıldığını, ancak yargılama aşamasında ortaklardan ... ... 'nun alacaklarını ortak ... Tesisleri İmalat ve Montaj Taahhüt Anonim Şirketine temlik etmesine rağmen hükmün davacılar şeklinde kurulmasının hatalı olduğunu beyan etmektedir. 2. Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; yükleniciler tarafından sözleşme kapsamında hakeme başvuruda bulunulduğunu, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen tahkim kararı ile yüklenicilerin 807.477,05 USD (Amerikan Doları) alacağının bulunduğunun tespit edildiğini, birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin gerekçenin bulunmadığını, teminat mektuplarının kesin hesap sonucu yüklenicilerin borcu nedeniyle nakde çevrildiğini, sözleşmenin 62.5 maddesi kapsamında iade edilmediğini, talep yönünden kesin hüküm bulunduğunu, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, asıl davaya ilişkin hesaplanan davalı vekalet ücretinin eksik, birleşen davaya ilişkin davacı vekalet ücretinin yüksek hesaplandığını, harçtan muaf olduklarını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl davada taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen hakediş bedellerinin sözleşmede kararlaştırılan para birimi üzerinden ödenmemesi, Türk Lirası veya gelir ortaklığı senedi ile ödenmesi, geç ödenmesi, teminat mektuplarının ve ihtiyat kesintilerinin geç iade edilmesinden kaynaklanan zarara yönelik alacak; birleşen dava haksız olarak fazladan nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin ve faizinin iadesine ilişkin alacak istemine yöneliktir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2. maddesinin atfı ile uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. ile 439/2. maddelerinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 1. Asıl dava yönünden, Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân olmadığı anlaşılmakla davacı yüklenici vekili ile davalı iş sahibi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Birleşen dava yönünden, i. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân olmadığı anlaşılmakla davacı yüklenici vekilinin tüm ve davalı iş sahibi vekilinin aşağıda (ii) bölümünde yazılı hususlar dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. ii. Davacı yüklenici ile davalı iş sahibi idare arasında Anadolu Otoyolu Kazancı - Gümüşova Otoyolunun (bağlantı yolları dahil) proje, yapımı ve 1 yıllık bakımına ilişkin 05.03.1987 tarihinde sözleşme imzalanmış, 15.10.1993 tarihinde geçici kabul ile 15.10.1994 tarihinde kesin kabul yapılmıştır. Davacı yüklenici sözleşme kapsamında yaptığı 28.02.1996 tarihli tahkim başvurusunda 32 kalem halinde sayılan toplam 42.777.397,80 USD bedelin aynen veya fiili ödeme günündeki kur karşılığı ile idareden alınmasını, idarenin 5.020.000,00 USD bedele ilişkin talebinin yerinde olmadığının tespitini istemiş, birinci ve ikinci hakem heyeti tarafından verilen kararlar Yargıtay tarafından bozulmuş, üçüncü hakem heyeti tarafından verilen 807.477,05 USD bedelin davalıdan alınarak davacılara verilmesine dair 10.09.2004 tarihli karar Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2004/7593 Esas, 2005/323 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Sözleşmenin yerine getirilmesi sırasında davalı idare tarafından davacı yükleniciye 5.266.599,50 USD ödeme yapılmış ve ödemelere ilişkin davacı yüklenici tarafından ilgili vergi dairesine beyanname verilmek suretiyle TL üzerinden % 46 oranında kurumlar vergisi ve % 7 oranında fon ödemesi yapılmıştır. Sözleşmenin kesin hakediş raporu ve hesap kesilmesi başlıklı 62.4 maddesinde hesap kesme işlemi sonucunda yüklenicinin idareye borçlu kalması halinde borcunun genel hükümlere göre tasfiye edileceği düzenlenmiştir. Tahkim yargılaması sonucunda davacı yüklenicinin alacak miktarı 807.477,05 USD olarak belirlenmiş ve davalı idare tarafından fazladan yapılan ödemeden alacak miktarı düşülmek suretiyle kalan kısmına ilişkin teminat mektubu nakde çevrilerek ödeme alınmıştır. Devam eden işlerde iş sahibi tarafından yükleniciye yapılan ödemeler avans ödemesi niteliğindedir. İş sahibinin fazla ödeme yapması halinde kendisine kusur yüklenemez. Ayrıca yüklenicinin düzeltme beyannamesi vermek suretiyle fazla ödediği kurumlar vergisi ile fon ödemesini ilgili vergi dairesinden talep etme hakkı da bulunmaktadır. İlgili vergi dairesine başvuru yapılmaması ödenen vergi ve fonun davalı iş sahibi idareden istenilmesi hususunda yükleniciye hak oluşturmaz. Açıklanan nedenlerle kusuru bulunmayan davalı idareden ödenen kurumlar vergisi ve fon payının iadesi talep edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiş, davalı iş sahibi yararına bozulmuştur. Kabule göre de, davalı iş sahibi idare harçtan muaf olmasına rağmen aleyhine harca hükmedilmesi de yerinde olmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Asıl dava yönünden, Davacı yüklenici vekili ile davalı iş sahibi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Fazla yatırılan temyiz peşin harcının istek halinde davacıya iadesine, davalı iş sahibi harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 2. Birleşen dava yönünden, Davacı yüklenici vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, Davalı iş sahibi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Birleşen davada uyuşmazlık konusu fazla ödenen bedele ilişkin vergi dairesine ödenen kurumlar vergisinin ve fon payının tahsiline ilişkindir. Taraflar arasında daha önce tahkim yargılamasında iş sahibinin fazla ödeme yaptığı ortaya çıkmıştır. Ancak dosyada ortaya çıkan bu fazla ödemenin iade edilip edilmediği, bu fazlalığa ilişkin davacının kurumlar vergisi ve fon payını ödeyip ödemediği, ödemiş ise bunun ilgili kurumlardan düzeltme beyannamesi ile iadesinin talep edilip edilmediği, edilmedi ise yüklenicinin bir ihmal veya kusurunun bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Mahkemece yapılması gereken iş; bu hususlar araştırılarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Belirtilen hususlarda sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşlerine katılmamaktayız.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/2195, K. 2025/2840, T. 10.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-2195-e-2025-2840-k-df8b2d95e8cf