Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2012/12930 E. 2012/15109 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/12930
- Karar No
- 2012/15109
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali ve tahliye Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali ve tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kira alacağının tahsili amacı ile yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, İcra Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, temerrüt sebebiyle davalının tahliyesi ve temerrüt konusu alacağın tahsili için yaptığı ilamsız icra takibine borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ve taşınmazın tahliyesi için iş bu davayı açmıştır. Yapılan yargılama sonunda, mahkeme İİK'nun 269 maddesi gereğince yapılan takiplerde kıyasen uygulanacak olan hükümleri gösteren, İİK.nun 269/d maddesinde İİK'nun 67. maddesinden bahsedilmemesi sebebi ile itirazın iptali davası açılamayacağını belirtmiştir. Öncelikle vurgulamak gerekir ki, İİK. tamamen infaz hukuku ile ilgili hükümleri içermekte olup yine tamamen bu infaz işleri ile görevli infaz daireleri veya bu dairelerin görevlerini inceleyecek İcra Mahkemesine hitap etmektedir. Bu arada ilamsız takiplerle ilgili İİK.nun 3. Bap hükümlerinin 67. maddesinde genel kural olarak takip talebine itiraz edilen ve itirazın kaldırılması için icra mahkemesine müracaat etmek istemeyen alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak umumi hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği kabul edilmiştir. Öte yandan, yine bu Kanunun 10. babında kiralar hakkında hususi hükümleri ve kiralanan taşınmazların tahliyesi ile ilgili değişik 269. maddesinde adi ve hasılat kiralarına ilişkin olmak üzere BK.nun 260 ve 288. maddesinde yazılı ihtarı içeren ödeme emrinin tebliği suretiyle icra takibi yapılabileceği ve 269/b-4 maddesinde de alacaklının takibinin bu maddenin 1. fıkrasında yazılı belgelere istinat etmemesi sebebi ile umumi hükümler dairesinde mecbur kalırsa ihtarlı ödeme emrinin BK.nun 260 ve 288. maddesinde de yazılı ihtar yerine geçeceği açıkça belirtilmiştir. 269/d maddesinde de yasanın özel hükümleri ile düzenlediği bu takipte de kıyasen aynı Kanunun 62, 63, 65, 66, 68, 70 ve 72. maddelerinin uygulanacağı kabul etmiştir. Hiç kuşkusuz bu maddede de sayılan diğer maddeler yine icra takibi ile ilgilidir, icra takibi bırakılıp mahkemeye umumi hükümler dairesinde dava açıldığı takdirde 269/d'nin uygulama olanağı yoktur. 269 ve ardından gelen maddeler tamamen icra daireleri ve İcra mahkemelerinin uygulayacağı hükümleri ilgilendirdiğinden 269. maddede, 67. maddenin sayılmamış olması gayet doğaldır. Genel hükümler arasında yer alan 67. maddeyi bu maddelerden ayrı düşünmek icabeder. Bu maddeyi taşınmaz malların icra yoluyla tahliyesi için düzenlenmiş olan 269 ve sonraki maddelerle bağlantılı düşünmek hatalıdır. Nitekim, Dairemizin 01.10.1990 gün ve 1990-9820-11544 sayılı kararı ve Yargıtay'ın yerleşik uygulaması da bu doğrultudadır. Davalı takibe itiraz etmiş, bunun üzerine davacı İcra İflas Kanununun 67. maddesi uyarınca genel hükümler dairesinde kiralananın tahliyesini ve itirazın iptalini istemiştir. Tahliye isteği bulunduğu için HUMK.nun 8. maddesi gereğince davayı Sulh Hukuk Mahkemesinde açmıştır. Bu durumda davanın esası incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bundan zuhul okunarak İcra Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.